İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek

00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
Günün Sohbeti

00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek

16.07.2026
14 dk 51 sn

Bismillahirrahmanirrahım. Elhamdülillahi Rabbi'l alemin. Ala külli halin ve fi külli hın. Hamden kesiran tayyiben mübareken fih. Hamden kema yenbeğı li-celali ve'chihi ve-li azimi sultanih. Hamden la ahira li-kailihi illa ridaa. Es-selamü ala seyyidina Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.

Emmâ ba'd:

Ve nahnu akrabu ileyhi min habli'l-verîd. "Biz kulumuza onun şah damarından da daha yakınız."

Evet, şimdi muazzam bir soru:

Bu yakınlığa rağmen birçok insanlar Allah'ı niye bilmiyor? Hatta birçok müslümanlar niye bilmiyor?

Buyur, bu kadar yakın, adam da lâ ilâhe illallah demiş; niye Allah'la yakınlığı yok, evliyâlığı yok?

Buradan da anlaşılıyor ki; Allahu Teâlâ hazretleri yaşayan herkese kendisinin bilgisini yine kendisi ilham eder, ihsan eder. Bunun için de Allah'a kulluk vazifesini insanın güzel yapması lazım. Bunun yolu yöntemi var. Yani nasıl olması gerektiği meselesi var.

Nasıl olması gerektiğini sen merak ediyor musun?

"Merak ediyorum."

Bu bir öğreti meselesi mi, öğretme meselesi mi? Öğrenme-öğretme meselesi mi?

Evet, öğrenme ve öğretme.

İşte Allah bilgisini öğreten ilim tasavvuftur. Mârifetullahı elde etmeyi öğreten ilim, ilm-i tasavvuftur, mârifetullah ilmidir.

Tasavvufun çok çeşitli tarifleri var. Tasavvufun tariflerini özetleyecek olursak iki ana noktada iki şey ortaya çıkıyor: Birisi; Allah'ı bilmek, mârifetullah, irfan, âriflik. Birisi bu. Tasavvuf, insanı ârif kul yapma yolu, mârifetullahı ona kazandırma yolu.

İngilizle body building diyorlar, Almanlar ne der bilmiyorum. Yani genç delikanlı spor yapıyor, spor yapıyor, ondan sonra mecmuaların kapaklarında resmini çektirecek kadar bir kondisyon kazanıyor; adaleleri filan gelişiyor, halterler, lobutlar, ağırlıklar vesairelerle... Ama kolay olmuyor bu, bir çalışmayla oluyor. Birden insan tornaya girip tornanın öbür tarafından... Torna da bile birden olmuyor, torna da bile bir zaman geçmesi gerekiyor. Tabii bunun yolu, yöntemi vesairesi var.

Birisi, mârifetullahı elde etmek ilmi.

İkincisi; Allahu Teâlâ hazretleri âsi kullarını sevmiyor.

Kimleri sevmediğini söyleyerek başladık ya... Kendisini doğru tanımayanı sevmiyor. "Git! Abuk sabuk bir inançla benim karşıma gelme! Müşrik olarak, kâfir olarak, münafık olarak, cahil olarak, sapık olarak karşıma gelme!" diyor, sevmiyor, kovuyor. Bu bir.

İkincisi; Allahu Teâlâ hazretleri günahkâr ve kötü huylu kimseyi de sevmiyor. Biz de öyleyiz, yani Allah'ın kulları olarak biz de kötü insanı sevmeyiz. Bir arkadaşla arkadaşlığa başlamışsak... Tamam, başladık. Sonra?

"Ne haber? O arkadaş nasıl?"

"Valla ben onunla artık konuşmuyorum, ahbaplık yapmıyorum."

"Niye?"

"Birkaç kötü şeyini gördüm, arkadaşlığa layık görmedim, ondan vazgeçtim."

"Günahkâr, yalancı, sahtekâr, sözünde durmuyor, vefasız, hırsız, arsız, yüzsüz..." Bir şey diyoruz, yani arkadaşlığı kesebiliyoruz.

Neden?

Huyu güzel değil.

Huyu güzel olmayınca sevmiyoruz.

Buradan anlaşılıyor ki; Allah'ın kulu sevmesi için kulun güzel huylarla mütehâllik olması, güzel huylarla ahlâklanmış olması lazım ve güzel işler yapması lazım.

Onun için, tasavvuf bir bakıma -bu yönüyle de- güzel ahlâk ilmidir. Çünkü Allah çirkin ahlâklı insanı sevmiyor. Şu adam yalancı; sevmiyor. Şu adam zalim, kaç kişinin canını yaktı, kaç kişinin kanını döktü; sevmiyor. Şu adam dönek, sahtekâr, hilekâr, güvenilmez, ayyaş sevilmiyor, hakikaten sevilecek durumu olmadığı için sevmiyor. O halde güzel ahlâk ilmidir.

Peki güzel ahlâk nasıl kazanılacak? Falanca adam güzel huylu, filanca adam çirkin huylu. İkisi arasındaki fark nereden kaynaklanıyor? Bu neden güzel ahlâklı olmuş, bu neden çirkin ahlâklı olmuş?

Güzel ahlâklı olma da bir eğitim meselesi. Biz güzel ahlâklı olma eğitimine "terbiye" diyoruz. Bilgi öğretmeye "tahsil ve talim" diyoruz, Türkçesi'nde "öğretim" diyoruz. Bir insan bilgi öğrenebilir. Haydut olur, eşkiyâ olur, mafya olur; bilgili olur, olabilir.

İlim, "bilmek" demek. Talim, "öğretmek" demek. Tahsil, "ilmi hâsıl etmek" demek, "elde etmek, mahsul olarak ilmi devşirmek" demek.

Tahsil ve talim insanı bilgili yapar.

Bizim fakültemize biraz dobra dobra ve kaba konuşan yaşlı bir hoca gelmişti. Grand tuvalet giyinir... Yaşlı bir adamdı ama barut gibi bir adamdı. Yanında kibrit çaksan patlayacak. O kadar sinirli bir adamdı. Bir sözü vardı. Diyor ki;

"Tahsil ve talim insanda cehaleti izale eder."

Cahil bir çobanı, bir köylüyü, hiçbir şey bilmeyen bir insanı, bedevîyi alırsın; öğretirsin, cahilliği gider.

"Tahsil ve talim cahilliği izale eder." derdi.

Çünkü tahsil insana bilgi kazandırır ama bilgi yetmez.

Bilginin insanın davranışlarına ışık tutarak insanın davranışlarını güzelleştirmesi ve insanı başka insanlara karşı güzel şeyler yapan bir insan hâline getirmesi lazım.

Onun için, bizim İslâm dinimizde çok önemli bir husustur; ilim çok önemlidir, çok sevaplıdır ama ilmiyle amel etmek diye de bir şey vardır. İlmiyle amel etmezse kıymeti yoktur.

Bizim kitaplarımız diyorlar ki;

"Şeytan da alimmiş, cennette meleklere hocalık yaparmış."

Çok alimmiş, bilgiliymiş. Ama şeytan... Bilgi şeytanlığını [gidermemiş], Allah'a karşı getirmiş, edebini takınmamış. Tabii şeytanın neden Allah'ın huzurundan kovulduğu ayrı. Ama misal olarak hep duymuşsunuzdur; şeytan çok bilgiliymiş ama! Olsun, faydası yok, Allah'ın sevmediği bir kimse olmaktan kurtulamamış.

İlmiyle amil olmazsa bir kimse İslâm'da onun da kıymeti yoktur.

"Adamın çok kitapları var, hem de hepsini ezbere biliyor."

Biliyor ama huyu nasıl, hâli nasıl?

"Sorma, berbat, o tarafını hiç karıştırma."

Maalesef memleketimizde darb-ı mesel olmuş, biraz da hocalık olduğu için bende, üzülüyorum:

"Hocanın dediğini yap da gittiği yoldan gitme." diyorlar.

Söylediğini tutmayan hocalar [hocalığa] böyle kara leke de getiriyor.

Ne lazım?

Bildiğini uygulaması lazım.

Bildiğini uygulamak, bir eğitim sonunda insanın hâlinin değişmesi, bu terbiyedir. Talim başkadır, tahsil başkadır, terbiye başkadır. Talim olabilir, terbiye olmazsa adam haydutluğu devam eder ama bilgili haydut olur. Cahilliği gider ama adam olmaz. Vezir olur ama adam olmaz.

Bizim yine meşhur bir hikâye vardır, herkesin darb-ı mesel olarak zikrettiği bir şey:

Adam oğluna; "Sen adam olamazsın." dermiş. O da babasına kızmış; kasabayı, köyü terketmiş, büyük şehre gelmiş, çalışmış, çabalamış, yeniçeri ocağına girmiş, oradan yeniçeri olmuş, kazasker olmuş, bilmem ne olmuş, vezir olmuş... Babasına bir müfreze asker göndermiş;

"Gidin, Anadolu'nun filanca kasabasının filanca köyünde şu isimde bir adam vardır, getirin bana."

Askerler dıgıdık dıgıdık atlarla gitmişler, adamı sormuşlar, bulmuşlar, yakalamışlar, derdest etmişler, apar topar getirmişler.

Tabii adam, saraydan müfreze gelmiş, köyden bunu apar topar aldılar; "Acaba kesecekler mi, asacaklar mı, hapse mi atacaklar?.." ödü patlamış, yol boyunca korkudan ölmüş ölmüş dirilmiş. İstanbul'a gelmiş ki bunu oğlunun karşısına çıkartmışlar. Oğlu kavuklu, kürklü, cübbeli vezir.

"Baba işte sen bana küçükken hep 'adam olamazsın' diyordun, bak işte vezir oldum." demiş.

Adam şöyle bir derin nefes almış, şöyle bir acıyarak esefle bakmış oğlunun yüzüne...

Sen adam olsaydın öyle askerle mi çağırırdın babanı be! Askerle, suçlu gibi apar topar, yaşlı başlı, ak sakallı adamı alıp da ayağına mı getirirdin?!

"Evlâdım ben sana 'vezir olamazsın' demedim ki; ben sana 'adam olamazsın' dedim. İşte adam olmamışsın! Adam olsaydın sen gelirdin, elimi öperdin; 'Baba bak, ben vezir oldum, bir emrin var mı?' derdin. Beni buraya kadar ölüm korkuları içinde titreyerek getirtmezdin!" demiş.

Bu da güzel bir misal.

Tasavvuf, insanın terbiyesi ilmidir.

"Falanca adam çok bilgili, çok iyi konuşuyor." vs. vs.

Hâli nasıl?

"Hâli fena, ahlâkı kötü, muamelesi fena..."

O zaman kıymeti olmuyor. İnsanın bilgisinin güzel olması, sözünün güzel olması yetmiyor. Onun için demişler ki;

"Tasavvuf hâl ilmidir, kâl ilmi değildir."

Kâl, Arapça'da "söz" demek. Kâle-n-nebiyyu sallallahu aleyhi ve sellem. Kâla'llâhu teâlâ fî kitâbihi'l-kerîm... Kâle, "dedi" demek.

Tasavvuf laf ilmi, kâl ilmi değildir; hâl ilmidir.

İnsanın hâli nasıl?

O halde tasavvuf, -bu tariflerle söylenecek olursa- insanı alıp güzel bir şekilde eğitip kâmil, Allah'ın sevdiği, mârifetullah sahibi ârif bir insan hâline getirmek sûretiyle hem dünyada hem de âhirette mutlu olmasını sağlayan bir ilim olduğundan en önde gelen ilim.

"Hocam tefsir ilmi mi önde gelir, tasavvuf ilmi mi önde gelir? Hadis ilmi mi önde gelir, tasavvuf ilmi mi önde gelir?"

Tasavvuf ilmi önde gelir. Çünkü tasavvuf dinin özüdür, gayesidir, amacıdır, sonucudur. Tasavvuf insanın Allah, peygamber tarafından istenen insan hâline gelmesidir. Kur'ân-ı Kerîm'in gösterdiği şekilde bir hâle bürünmüş insan olmasını sağlayan, böylece de Allah'ın rızasını kazanmasını sağlayan bir ilimdir. Binâenaleyh, en önemlidir.

“Kad eflaha men zekkâhâ” buyuruyor,Allahu Teala hazretleri

İnsanların felah bulması, yani âhirette cehenneme düşmeyip cennete gitmesi, iyi bir sonuca ulaşması, kurtulması; tehlikeli durumlardan kurtulup istenen, özlenen noktaya gitmesi... Buna "felah bulmak, iflah olmak" diyoruz.

Kad eflaha men zekkâhâ. "Nefsini kim terbiye ederse o felah bulur."

Nefsini terbiye etmeyen de hâip ve hâsir oldu. Yani "Perişan oldu, pişman oldu, mahvoldu, işi berbat etti, âkıbeti kötü oldu." demek.

O halde, şu bizim içimizin temizlenmesi lazım, terbiye edilmesi lazım.

İslâm güzel bir şekilde anlatıyor, herkesin anlayacağı gibi anlatıyor. İslâm dininin bir özelliği vardır; İslâm dini yeryüzündeki bütün insanlara mutluluğu gösterebilecek bir dindir. Bedevînin birisi gelir; İslâm'dan anladığı kadar anlar, uygularsa cennete gider. Alimin birisi gelir; İslâm'dan derinliğine, hiç kimsenin anlamayacağı kadar derin şeyleri anlar, zevkten mest olur, hayran olur, o da cennete gider. Herkese uyuyor.

Peygamber Efendimiz'e bedevînin birisi geldi, dedi ki;

"Ben fazla teferruâtı aklımda tutamam, bana İslâm'ı kısaca anlat."

Peygamber Efendimiz de kısaca ayaküstü anlattı, sorunun cevabını verdi.

"Tamam, bu kadar yaparım, bundan ne fazla yaparım ne az yaparım. Allah'a ısmarladık." dedi, gitti.

Peygamber Efendimiz diyor ki;

"Dediğini yaparsa cennete girer."

Namaz kılacak, oruç tutacak, zekât verecek, haccedecek, işte böyle yaşayacak; tamam.

Neden?

İslâm'ın bu basit prensiplerinin bile insanı derinleştirici, sonunda iyi bir insan hâline getirici özelliği vardır. Namazın, orucun, zekâtın, haccın öyle bir özelliği vardır. Derinliğinin, dibinin ölçülmesi mümkün değil, o kadar derin... Ama sığ da olsa, adamın kapasitesi az da olsa o da istifade eder.

İslâm['ın] insanı Allah'ın istediği bir insan hâline getirmek için birtakım bilgilerden geçirmesi, çalışması gerekiyor; tasavvuf onları sağlıyor, insanı İslâm'ın istediği noktaya getiriyor. Onun için tasavvuf en önemli ilim olmuş oluyor.

Allahu teala hazretleri her şeyi çok iyi biliyor. İnsanın gönlünü en iyi biliyor. İhlaslı, riyasız, halisane olan ibadeti kabul ediyor. Tasavvuf ihlas yoludur. Öyle olursa insan İslam'a hizmet eder.

Kamil insan olmaya muvaffak eylesin. Kamil insan olupta kemalli, güzel amal-i saliha işlemeye muvaffak eylesin. Bi-hürmeti habibi Muhammedini'l Mustafa ve bi-hürmeti esrası-sureti'l fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
08.08.1997 - Merhamet, Acıma, Topluma Merhamet
21.10.202417 dk 9 sn
AKRA