21.01.1990 - Efendimizin Konuşma Tarzı

21.01.1990 - Efendimizin Konuşma Tarzı
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elhamdülillahi hakka hamdihi. Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ hayri halkihi. seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ecmaîne't-tayyibîne't-tâhirîn.
Emmâ ba'd:
Hz. Âişe anamızdan. Buharî'de, Müslim'de, Ebû Dâvud'da var.
Kâne yühaddisü hadîsen lev addehu'l-âddu le-ahsâhu.
Bu rivayetin mânası, Peygamber Efendimiz'in konuşma şekli nasıldı, ona dair.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz konuştuğu zaman öyle bir şekilde söz söyler, konuşurdu ki saymak isteyen birisi kelimelerini, harflerini saymak istese sayacak kadar açık konuşurdu. Tane tane, berrak konuşurdu. Pırıl pırıl, hiçbir şey gürültüye, gargaraya gitmezdi. Duyulmaz, yanlış duyulur, "Öyle mi dedi, böyle mi dedi?" tereddüt edilir; öyle değil. Gayet âşikâr, tane tane, hiç başka türlü anlaşılmaya mahal bırakmayacak, meydan vermeyecek şekilde tek tek konuşurdu. Sayılabilecek gibi, tatlı fakat yavaş, anlaşılır bir şekilde konuşurdu. Sevimli konuşurdu. Kesik konuşup da insanı sıkacak tarzda değil.
Hızlı konuşmazdı. Biraz hızlıca yürürdü de konuşması hızlı değildi. Sanki yokuştan aşağıya yürüyormuş gibi, biraz öne eğilerek hızlı yürürdü. O da cevvâliyetinden. Ama söz anlaşılmak için söylediğinden, sözü tane taneydi. Sözü gargaraya, gürültüye getirmezdi. Sayılacak gibi net konuşurdu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.
Kâne yahfî şâribehû.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, evinde hizmetiyle meşgul olan Ümmü Ayyâş'tan ve Hasen rahmetullâhi aleyh'ten rivayet edildiğine göre, bıyıklarını çok kısaltırdı. Sakalı uzatırdı, bıyıklarını kısaltırdı. O kadar kısaltırdı ki kılların azlığından burunla dudak arasındaki kısmın derisi belli olacak, sezilecek gibi... Tamamen tıraş değil, kökünden kazımak tarzında değil; ama o kadar azaltırdı ki derisi belli olacak kadar.
Az, gayet aşağıya alınmış, kısa kesilmiş durumda olurdu.
Sakalını uzatırdı. Sakalın uygun olan şekli; bir tutam tutulacak kadar olması. Peygamber Efendimiz'in tavsiyesi [sakalın] hafif olmaması, uzun olması. Çok da aşırı uzun değil, belli bir ölçü içinde uzun olması. Bıyığın da kısaltılması... Kendisi de bıyığı kısaltırdı.
Her şeyimizi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e uydurmamız lazım.
Abdullah b. Ömer radıyallahu anh hacda ne yaptı?
Müzdelife'ye geldiği zaman bir yerde devesinden indi.
"Dur bakalım, bu alim bir kimse, niçin indi?" diye herkes dikkat ediyorlar. Resûlullah'ın zamanını yaşadı, onun maiyyetinde bulundu, bilgisi çok, Hz. Ömer'in oğlu, ebâdile-i erbaa'dan, dört meşhur Abdullah'tan bir tanesi; Abdullah b. Mes'ûd, Abdullah b. Amr b. Âs, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer, bu bahis konusu olan şahıs.
Rıdvanullâhi aleyhim ecmaîn, meşhur kişi.
Devesinden indi. Deveden inmek kolay değil, binmek de kolay değil. İndi, herkes merakla baktı; hiçbir şey yapmadı, tekrar deveye bindi.
Dediler ki;
"Ey Ömer'in oğlu, mübarek, niye indin, sonra niye bindin?"
"Bilmiyorum. Ama Resûlullah Efendimiz tam buraya geldiği sırada hacda böyle yaptı, burada bir indi, bir tekrar bindi. Ben de onun için yapıyorum." dedi.
Peygamber Efendimiz'in ashâbının ona bağlılığı böyleydi.
"Neden? Niçin? Öteki türlü yapsam olmaz mı?"
Olmaz. Resûlullah Efendimiz gibi yapmak, o bizim örneğimiz olduğundan, ona ittibâ etmek farz olduğundan, emrini buyruğunu tutmak vazife olduğundan öyle yapmaya çalışmamız lazım.
Allah her şeyimizi Resûllulah’a uydurmaya hepimizi muvaffak eylesin.
14.02.1997 -
Hanımlara Düşen Sosyal
20.11.1998 -
Kabrinden Maymun ve
