00.00.1999 - Şaban ve Diğer Aylarda Orucun Önemi, İbadette İtidalli Olmak

00.00.1999 - Şaban ve Diğer Aylarda Orucun Önemi, İbadette İtidalli Olmak
Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Ve's-salâtü ve's-selâmu alâ-seyyidinâ Muhammedin ve alâ âl'ihi ve sahbihi ecma'în ve men tebi'ahû bi-ihsanin ilâ-yevmi'd-dîn.
Emmâ ba'd…
Enne Âişete kâlet: Enne'n-Nebiyye sallallahu aleyhi ve sellem: Lem yekün yesûmu min şehrin mine's-seneti eksera min savmihî min şa'bân fe innehû kâne yesûmu şa'bâne küllehû. Ve fî rivâyetin: Kâne yesûmu şa'bâne illâ kalîlen. Müttefekun aleyh.
Hz. Âişe anamızdan rivayet edildiğine göre; Âişe validemiz şöyle buyurmuş.
"Peygamber sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir senenin aylarından bir ayda, Şaban ayından başka hiçbir ayda Şaban ayı kadar oruç tutmamıştır. -Ramazan hariç- Ondan sonraki ayların hiçbirinde Şaban'dan daha fazla oruç tutmamıştır."
Kâne yesûmu şa'bâne küllehû. "Şaban'ı tamamen tutardı."
Ve fî rivâyetin.
"Bir rivayet de şöyle hadiste."
Kâne yesûmu şa'bâne illâ kalîlen. "Şaban'ı tutardı çok azı müstesna." Yani "ekseriyetle tutardı" demek.
An Ebî Hüreyrete radıyallâhu anh kâle, kâle Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem: Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten şu hadis var;
Efdalu's-sıyâmi ba'de Ramazâne şehru'llâhi'l-muharremu ve efdalu's-salâti ba'de'l-farîzati salâtü'l-leyli.
İmam Müslim radıyallahu anh Sahîh'inde rivayet etmiş Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten ki Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş; "Ramazan'dan sonra oruçların en faziletlisi, Allah'ın ayı olan Muharrem'de tutulan oruçtur. En faziletlisi."
Muharrem haram aylardandır biliyorsunuz. Senenin birinci ayıdır. Zilhicce'den sonra gelir. Hacdan sonra ki ilk aydır. Sene onunla başlıyor. Takvim sonradan çıkmıştır ama hacdan sonra ki ay olarak bilelim. O ayda oruç tutmak çok faziletlidir.
Muharrem'in biliyorsunuz 9'unda 10'unda veya 10'da 11'inde Aşure orucu tutmak var. Başında, ortasında, sonunda da tutmak olabilir. Bunları kendim söylüyorum.
"Ramazan'dan sonra en faziletli oruç Allah'ın ayı olan Muharrem'de tutulan oruçtur." diyor Efendimiz. Sözü bu kadar. Ben izah sadedinde öteki sözleri söylüyorum.
Ve efdalu's-salâti ba'de'l-farîzati salâtü'l-leyli.
"Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da salâtü'l-leyl: Geceleyin kılınan namazdır."
Gece kalkıyorsun, uykunu bölüyorsun, ışık yok, kimse görmüyor. Gösteriş yok. Kendi başına Mevlân ile O'nun huzurunda dertleşiyorsun, yalvarıyorsun, tevbe istiğfar ediyorsun, gözyaşı döküyorsun, namaz kılıyorsun. Geceleyin kılınan bu iki rekât namaz; dünyadan ve dünyanın içinde bulunan her şeyden daha hayırlıdır kıymetini bilene.
Çocuğa çikolatayı mı vereyim, şu zümrütü mü vereyim desen, çikolatayı alır. "Zümrütü ne yapacağım" der. Çünkü çocuk bilmiyor. Kıymetini bilene geceleyin kılınan iki rekât namaz şu dünyadan ve şu dünyanın içindeki her şeyden daha hayırlıdır. Hatta iskeleli evlerden bile. Bunu da ben söylüyorum hadiste yok. Hepimiz beğeniyoruz ya, böyle sahil, deniz kenarı "vay be, aman ya" diye ağzımızın suyu akıyor. Onların hepsinden, Brisbane'nın, Avustralya'nın hepsinden, kıtaların, dünyanın hepsinden, dünyanın içindeki bütün mücevherattan, toprağın altında, üstünden ne varsa kıymetli şeyler, hepsinden daha hayırlıdır geceleyin kılınan iki rekât namaz. Vay be meğerse millet neler kaçırıyormuş!
An Mücîbete'l-Bâhiliyyeti an ebîhâ ev ammihâ ennehû etâ Resûlallâhi sallallahu aleyhi ve sellem sümme'n-taleka fe etâhu ba'de senetin ve kad tağayyerat hâluhû ve hey'etühû.
Bu hadîs-i şerîfte Mücîbe, Bâhiliye kabilesinden...
Geldi sonra gitti sonra bir sene sonra yine geldi. Ama bir sene sonra hâli, görünümü değişmiş olarak geldi.
Fe kâle: Yâ Resûlallâh e mâ ta'rifunî? "Ve Peygamber Efendimiz'e dedi ki: Yâ Resûlallah! Beni tanımıyor musun?" Kâle: Ve men ente? "Peygamber Efendimiz de buyurdu ki; sen kimsin?" Çünkü görünümü, heyeti hali çok değişmiş. Kâle: Ene'l-Bâhiliyyü ellezî ci'tüke âme'l-evveli. "Birinci sene sana gelmiş olan Bâhilî nisbeli, oralı kişiyim işte ben." Kâle: Fe mâ gayyereke ve kad künte hasene'l-hey'eti? "Dedi ki; seni böyle perişan hale getiren, değiştiren nedir? Sen güzel görünümlü bir insandın. Ne oldu? Heyetin, görünümün çok değişmiş, bozulmuş."
Kâle: Mâ ekeltü ta'âmen illâ bi leylin. "Senden ayrıldıktan sonra Yâ Resûlallah hiç yemek yemedim. Ancak geceleyin yedim."
Ne demek?
Hep aç durmuş gündüzleri.
Fe kâle Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem. "Ona Peygamber Efendimiz buyurdu ki."Azzebte nefseke? "Kendi kendini, nefsini boşuna azaplandırmışsın. Nefsini azaplandırmışsın sen öyle yaparak." Sümme kâle. "Sonra da buyurdu ki." : Sum şehre's-sabri ve yevmen min külli şehrin. "Sen sabır ayı olan Ramazan'da orucunu tut, bir de her aydan bir gün tut." Yani bütün sene benden ayrıldıktan sonra gündüzleri hiç yemek yememişsin. Ancak geceleri de ne kadar yediğini Allah bilir. Oruç tutmuş anlaşılan.
Ramazan ayını tut. Sabır ayı. Şehrü's-sabr. Ramazan demiyor. Sabır ayında orucunu tut. Bu ay sabır ayıdır. Her şeye sabredeceğiz. Zor geliyor, sabredeceğiz. Burada sabrı öğreniyoruz. Talim, talimgâh... Otur, kalk, yat, diz çök, uyuma, yeme, katık yeme, katıkları azalt… Yine katık yiyoruz biz. Tuz bile katıktır. Tuzu bile bulamayan var. Hurmayı emip de akşama kadar bir hurmayla, suyla idare eden var.
Ve yevme min külli şehrin.
"Ramazan ayınıda tut. Sabır ayında orucunu tut. "Bir de her aydan bir gün oruç tut." Kâle: Zidnî fe inne bî kuvveten. "Yâ Resûlallah! Benim tâkatim var arttır. Emret daha çok tutayım. Her ayda bir tane değil, arttır." Kâle: Sum yevmeyni. "O zaman -Ramazanın dışında- her aydan iki gün oruç tut." Kâle zidnî. "Arttır Yâ Resûlallah! Bana arttır." dedi. Kâle: Sum selâsete eyyâmin. "Her ayda üç gün oruç tut." Kâle zidnî. "Dedi ki bana daha arttır Yâ Resûlallah!" Sum mine'l-hurumi ve'trük, sum mine'l-hurumi ve'trük, sum mine'l-hurumi ve'trük. Ve kâle bi esâbi'ihi's-selâseti fe dammehâ sümme erselehâ. "Parmaklarını, üç parmağını bir araya getirdi. Sonra ayırdı."
Sum ne demek?
"Oruç tut."
Nasıl?
Mine'l-hurumi. "Haram aylarda oruç tut."
Haram aylar hangisiydi?
Muharrem, Zilkâde, Zilhicce, üçü peş peşe. Dördüncüsü Recep. O da uzakta. Zilkâde, Zilhicce haccın olduğu aylar. Muharrem senenin başı. Bunlar haram aylar.
"Hacc mevsiminde tut." diyor. Ondan sonra Muharrem, Safer, Rebiülevvel, Rebiülâhir geçiyor, Cumâdelûlâ, Cumâdelâhir, Recep. Tâ senenin öbür ötesinde Recep ayı.
"Haram aylarda tut, sonrasını bırak. Haram aylarda oruç tut. Sonra bırak. Haram aylarda oruç tut, sonra bırak. Üç defa böyle dedi."
Ütruk, "Terket" yani oruç tutmayı. Tutulacak orucun miktarını da parmaklarıyla göstermiş oluyor. Üç olarak gösterdi.
Revâhu Ebu Dâvûd. "Bu hadîs-i şerîfi Ebû Dâvud rivayet etmiş." Ve şehrü's-sabr "Ramazan" diye de açıklamış.
Demek ki mübarek âşık-ı sâdık bütün sene oruç tutmuş ama Efendimiz bütün sene oruç tutmasını uygun görmemiş.
Neden?
Biraz heyeti bozulmuş. Hâli bozulmuş. Kendi kendisine azap etmiş. Vücudun da insanın üzerinde hakkı var. Oruç şifadır, iyidir hoştur ama onun da ölçülü olması lazım. Vücutta heyet bozulacak, durum perişan olacak kadar olmamalı. Umum görünümü bozulmuş adamın. Onun için o kadar şey yapmasını uygun görmedi ve "Kendi kendine azap etmişsin" dedi. "Sevap kazanmışsın, iyi etmişsin" demedi.
İşte İslâm'da önemli olan noktalardan birisi aziz kardeşlerim; ibadetlerde mutedil, ölçülü, sakin, vakur, dengeli olmak, aşırı olmamak. Çünkü hızlı koşan çabuk şişer, yorulur.
Erişir menzîl-i maksûduna aheste giden
Tîz-i rehtâr olanın pâyine dâmen dolaşır.
Ağır ağır, ölçülü ölçülü giden varacağı yere ulaşır. Menzîl-i maksûduna gider. Hızlı gidenin eteği ayağına dolaşır, düşer. Acele edene etekleri dolaşır düşer. Böyle uzun giyerlerdi. Ama bol giyerlerdi. Fakat bu gömlekler pek iyi değil…
Peygamber Efendimiz şalvar giyenlere dua ediyor. "Şalvar giyenlere Allah rahmetini ihsan eylesin" diye.
Aşırı gitmemek, ibadette itidalli olmak, dengeli hareket etmek… Fazla gevşek de olmamak. Emredilen kadar yapmak -emredilenden fazla ya da az yapmamak-, tam yapmak. Bu dinin özü, esasıdır.
Oruç tutmuyor musun sen!? Herkesin gözü önünde su içti. Ne kadar ayıp oldu. Çok ayıp oldu. Oruçluların karşısında su içilmez.
Nasıl yapacağız?
Resûlullah'ın tavsiye ettiği gibi itidalli, vücudumuza da zulmetmeden, her şeye hakkını vererek sakin, sade, temiz, halis muhlis ibadet etmeye çalışacağız.
Allah muvaffak etsin.
El-Fâtiha.
17.03.1994 -
Ramazan Sonrası, Dünya
09.12.1994 -
Receb Ayında Oruç
