İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

09.08.2000 - Cenneti Kazanmak, Günahtan Para Kazanmak

09.08.2000 - Cenneti Kazanmak, Günahtan Para Kazanmak
Günün Sohbeti

09.08.2000 - Cenneti Kazanmak, Günahtan Para Kazanmak

11.11.2024
13 dk 37 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesiran tayyiben mübâreken fîh. Alâ külli hâlin ve-fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû ihsânin ilâ yevmi'd-dîn

Emmâ ba'd:

Fe-kâle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

Men iştekâ ile'l-cenneti sâbaka ile'l-hayrâti; ve men eşfeka mine'n-nâri lehâ ani'ş-şehevâti; ve men terakkabe'l-mevte sabara ani'l-lezzâti; ve men zehede fi'd-dünyâ hânet aleyhi'l-musîbâtü.

Hz. Ali radıyallahu anh Efendimiz'den.

Bu rivayete göre Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuşlar ki;

Men iştekâ ile'l-cenneti sâbaka ile'l-hayrâti. "Kim cennete âşıksa, cennete iştiyak, arzu duyuyorsa, cenneti şiddetle arzuluyorsa..." Sâbaka ile'l-hayrâti. "Hayırlara müsabaka eder, koşturur."

Cenneti kazanmak için çalışmak lazım, koşturmak lazım, müsabaka yapmak lazım, yarışmak lazım. Hayırlara yarışır. "Hayırları yapmaya ötekilerden önce varayım" diye hayırlara koştura koştura gider, çeşitli sevaplı, hayırlı işleri yapmaya gayret eder.

Ve men eşfeka mine'n-nâri. "Cehennemden de korkan..."

Şafak atan insan, "Vay, cehennem diye bir yer varmış ha! Eyvah!" diye cehennemden korkan da...

Lehâ ani'ş-şehevâti. "Şehvetlerden uzak durur."

Şehvetlere dönüp bakmaz, önem vermez, aldırmaz.

Şehvetler ne demek?

İştaha duyulan, şiddetli arzu duyulan, keyifli zevkli şeylere "şehvetler" denir. İnsanın böyle şiddetli arzuladığı; "Ay bugün canım o kadar çok yüzmek istiyor ki..." İşte bu bir şehvet. "Bugün canım o kadar çekti ki ah şu bizim memleketteki falanca tip yemek olsa da onu yesem... Canım çok istedi!" İşte böyle şiddetli arzulanan şeylere "şehvet" denilir. Biz tek mânada kadını arzulamayı şehvet diyoruz. Ama öyle değil; yemek arzulamak da şehvettir. Hatta Türkçede "iştah" diyoruz. "İştahın var mı?" yani "Şehvetin var mı?" demek. "İştahım yok ya bugün, yemek kusura bakma, hiç iştahım yok, istemiyorum, canım bir şey istemiyor."

Cehennemden korkan lezzetlere, zevklere, keyiflere bakmaz. Onlara aldırmaz, önem vermez. Çünkü cehennemden korktuğu için "Haram, günahlı, Allah'ın sevmediği işleri yaparsam oraya düşerim!" diye korktuğundan öyle şeylerden uzak durur.

Ve men terakkabe'l-mevte sabara ani'l-lezzâti. "Ölümün insanın etrafında dolaştığını gören, ölümün bir gün kendisine de geleceğini de görüyormuş gibi bilen..."

Çünkü çevresinde birileri -innâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn- âhirete göçüp gidiyor. Hani askerlik yaptığın arkadaşlar? Hani mahallede beraber oynadığın arkadaşlar? Hani okula beraber gittiğin arkadaşlar? Hani daha önce elini öptüğün, tanıdığın büyükler, amcalar, dayılar, halalar...?

"Falanca vefat etti. Filanca vefat etti..."

İşte o ölüm bir gün herkesin başına gelecek, çare yok. Herkesin, senin de başına gelecek.

"Ölümü böyle gören kimse lezzetlere sabreder."

Ölüme hazırlanır, ölümden sonraya, daha sonrasına hazırlanır.

Ve men zehide fi'd-dünyâ hânet aleyhi'l-musîbâtü. "Dünyaya karşı zâhidâne, âbidâne duygular besleyen, dünya hayatına önem vermeyen iyi müslümana da musibetler vız gelir, aldırmaz."

Çünkü dünya ne ki, elbette böyle bir şeyler olacak; asıl benim yerim âhiret, asıl ben Allah'ın rızasını kazanmak istiyorum. Asıl orada cennet var. Elbet bu dünya hayatı böyledir. Musibetlere aldırmaz, musibetler ona vız gelir.

Dünyanın boş olduğunu anlayan insan musibetlere de vız gelir tırıs gider, aldırmaz, sabreder. Sevabını kazanır, âhirete hazırlanır. Allah'ın rızasını kazanır, âhirete iyi bir kul olarak gider.

Diğer hadîs-i şerîf:

Men esâbe mâlen min me'semin fe-vasale bihî rahimen ev tesaddaka bi-hî ev enfakahû fî sebîlillâhi cumia zâlike cemîan sümme kuzife bi-hî fî cehennem.

"Bir kimse günahtan bir mal, mülk, para, pul kazandıysa, ele geçirdiyse..."

Nasıl olur öyle günahtan?

İhtiyar bir kadını kafese koyar, aldatır, mirası üstüne geçirtir. Yanlışlıkla parmağını şuraya bastırtır, tapuyu üzerine geçirtir. İşte mal sahibi oldu, tarla onun oldu. Köylerde böyle tarla işi, bağ bahçe işi, mal kaçırma işleri, çok oyunlar oluyor.

Ağabeyimin bilmem kaç dönüm tarlasını birisi gelmiş, haber vermiş; "Ya senin tarlanı birilerine satıyorlar." "Nasıl olur?" Kalkmış gitmiş; tapu müdürlüğünde tapusu bile hazırlanmış öbür tarafa verilecekken yakalanmış. Halbuki kendisinin üzerinde tapusu var. Ne oyunlar çevirdilerse çeviriyorlar. Ağabeyim görmeseydi de mal onun eline geçseydi, işte haramdan bir mal kazanmış olacaktı.

Hırsızlıktan, rüşvetten, gasptan, tazyikten öyle bir mal eline geçmişse bir insanın... Haram, günahtan veya kumardan... Kumar oynadı, kazandı. İşte günah, Allah'ın razı gelmediği bir şekilde bir mala sahip olduysa, mal varlığına sahip olduysa...

Fe-vasale bi-hî rahimen. "Bununla sıla-i rahim yaptıysa, akrabalarına dağıttıysa, hediyeler verdiyse..." Ev tesaddaka bi-hî. "Veyahut fukarâya sadaka verdiyse..." Ev enfakahû fî sebîlillâhi. "Veyahut bunu Allah yoluna sarf ettiyse..."

Cumia zâlike cemîan. "Bütün bunların hepsi derlenir, toparlanır, torbalanır..." Sümme kuzife bihî fî cehennem. "Bu adamla beraber hepsi cehenneme atılır."

Yaptığı hayır da kabul olmaz. Her şey, hepsi derlenir, toparlanır, cehenneme atılır.

"O zaman ne yapacağız hocam?"

Helalden kazanacaksın. Alnının teriyle, Allah'ın gösterdiği, öğrettiği, Peygamber Efendimiz'in tavsiye buyurduğu yollardan, alnının teriyle, namusunla kazanacaksın. Namusunla hayrını hasenâtını kazandığın paradan yapacaksın. Öyle haramdan kazan, öbür tarafa hayır yap. Köroğlu zenginleri işkence ile inlete inlete parasını alırmış, fakirlere dağıtırmış. Olmaz! Falanca kadın yıllarca kötü yolda çalışmış, para kazanmış, ondan sonra cami yaptırmış. Olmaz! Peygamber Efendimiz "Olmaz!" diyor. Sonra gitti camiyi yaptırdı. Olur mu?

Olmaz.

Nereden biliyorsun?

İşte buradan biliyorum. Kim haramdan mal kazanırsa, onunla sıla-i rahim yaparsa, akrabasına dağıtırsa veyahut sadaka verirse veyahut Allah yoluna sarf ederse, hepsi bunların derlenip toparlanıp sahibiyle beraber cehenneme atılır. Bu kadar!

Helalden olacak, haram yolla olmayacak. Allah'ın istemediği yolla kazanılan para vebaldir. Çok büyük vebaldir. Helal yoldan kazanacaksın. Haramdan yenilen lokma insanın vücudunda kalır ve o yanmadan o temizlenmez. Cehenneme atılmadan, yanmadan temizlenmez. Onun için, Ebû Bekr-i Sıddîk kendisine bir yerden -bir müşrik düğününden- haram bir tabak [yemek] getirmişler. Bu da yemiş. Sonra "Nereden getirdiniz?" "Falanca müşrikten." Hemen gitmiş, kusmuş onu. Sonra da böyle söylemiş. "İnsan bir haram yedi mi insan vücudunda bir et hâsıl olur, onu da ancak cehennem paklar." Cehenneme atılır. Haram yememeye çok dikkat etmek lazım.

Üçüncü hadîs-i şerîf:

Men asbaha mahzûnen ale'd-dünyâ asbaha sâhıtan alâ rabbihî; ve men asbaha yeşkû musîbetehû nezelet bihî fe-innemâ yeşkû rabbehû; ve men dehale alâ ğaniyyin fe-teda'daa lehû zehebe sülüsâ dînihî; ve men karaa'l-Kur'âne fe-dehale'n-nâre ve hüve mimmeni't-tehaze âyâtillâhi hüzüvâ.

Abdullah ibn-i Mes'ûd radıyallahu anh'ten rivayet etmiş ki, Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:

Men asbaha mahzûnen ale'd-dünyâ. "Kim sabaha dünyaya mahzun olarak çıkarsa..."

Dünyalıktan bir şeye, "Şunu kaybettim, vay be! Hay Allah!..." üzüntülü olarak çıkarsa...

Asbaha sâhıtan alâ rabbihî. "Rabbine kızgın olarak sabahlamış olur."

Dünya elinden kaçtı diye üzülüyor. Parayı pulu, evi barkı, tarlayı kaybetti, cüzdanı kaybetti diye dünyalık bir şeye mahzun olarak sabahlayan Rabbine kızmış olarak sabahlamış olur. Dünya, ne kıymeti var ya... Mahzun bile olmayı istemiyor Allah.

Ve men asbaha yeşkû musîbetehû nezelet bihî fe-innemâ yeşkû rabbehû. "Kim kendisine gelen bir musibeti şikayet yoluyla söylüyorsa..."

"Ya işte şu oldu da mahvoldum, perişan oldum da birader... Ya kardeşim, aman ya..." Başına gelen bir musibeti böyle şikayet ediyorsa...

Nezelet bihî fe-innemâ yeşkû rabbehû. "O Rabbini şikayet ediyor demektir."

Başka bir mânaya gelmez o. Çünkü musibeti insana gönderen Allah'tır. Rabbini başkasına şikayet ediyor. 'Ahmetçiğim ya..Sorma başıma gelenleri ya, şöyle oldum, perişan oldum, mahvoldum' Rabbini şikayet ediyor demektir.

Ve men dehale alâ ğaniyyin fe-teda'daa lehû. "Kim bir zenginin huzuruna girer de ona dalkavukluk yaparsa, ona tevazu, mahviyetkarâne davranış gösterirse..." Zehebe sülüsâ dînihî. "Dinin üçte ikisi gider."

Yarıdan çoğu... O tevâzuyu, o hürmeti zengin diye yapıyor. "Hürmet ederim. Ellerinizden, ayaklarınızdan öperim." diye.. Ne oluyorsun ya; dik dur bakayım! Sen müslümansın. Zengine böyle zenginliğinden dolayı tevâzu gösteren, tezelzül gösteren, aşağıdan alan, dalkavukluk yapanın dininin üçte ikisi gider... Yarısından çoğu; yüzde 66,6 gider.

Ve men karae'l-Kur'âne fe-dehale'n-nâre ve hüve mimmeni't-tehaze âyâtillâhi hüzüvâ. Eğer bir insan Kur'an okuduğu halde, Kur'an öğrendiği halde, Kur'an ilminin sahibi olduğu halde âhirette cehenneme girmişse bu nedendir?

Ve hüve mimmeni't-tehaze âyâtillâhi hüzüvâ. "Allah'ın âyetlerini dalga geçme, eğlence vasıtası ettiğindendir."

Yoksa Kur'an okuyan cehenneme girmez. Eğer girmişse adam muhakkak Kur'an'la dalga geçti, Allah'ın âyetlerini alay konusu yaptı da [ondan.] Falanca âyette Allah şöyle buyurmuş. "Hah hah hah, kah kah kah..." İşte ondandır, o cehennemdeyse ondandır. Yoksa Allah'ın âyetlerini gözyaşıyla, hürmetle, sevgiyle, saygıyla okuyan insan cehenneme girer mi?

Girmişse demek ki Allah'ın âyetleri ile dalga geçmiş, eğlence yapmış, alay konusu yapmış kimsedir.

Allah cümlemize gerçeği dosdoğru görmeyi nasip etsin. Hakkı, hak olarak görüp ona uymayı nasip etsin. Batılı, bâtıl olarak görüp anlayıp ondan korunmayı nasip etsin. Aldanmamayı nasip etsin. Kör şeytan, mel'un şeytan insanı aldatır. Çok kimseleri aldatır, kandırır, saptırır. Allah bizi şeytana kananlardan etmesin, dünyaya kapılanlardan etmesin. Âhiret için güzel çalışalım, ömrümüzü rızasına uygun geçirelim. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varalım.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA