İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

08.08.1997 - Emr-i Maruf Yapmak, Yapmayana Gelen Azap, İslam Dünyasının Genel Değerlendirmesi

08.08.1997 - Emr-i Maruf Yapmak, Yapmayana Gelen Azap, İslam Dünyasının Genel Değerlendirmesi
Günün Sohbeti

08.08.1997 - Emr-i Maruf Yapmak, Yapmayana Gelen Azap, İslam Dünyasının Genel Değerlendirmesi

04.06.2020
10 dk 27 sn

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,

Hepinize kucaklar dolusu dualar, hayır temennileri, selamlar, sevgiler, saygılar...

Tirmizî tarafından rivayet edilmiş, hasen diye de tavsif etmiş; iyi bir rivayet, güzel bir rivayet Huzeyfe hazretlerinden ...

Peygamber Efendimiz yeminle başlamış:

وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَتَأْمُرُنَّ بِالمَعْرُوفِ وَلَتَنْهَوُنَّ عَنِ الْمُنْكَرِ أَوْ لَيُوشِكَنَّ الله أَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عِقَاباً مِنْ عِنْدِهِ ثُمَّ لَتَدعُنَّهُ فَلاَ يَسْتَجِيبُ لَكُمْ

Vellezî nefsî bi-yedihî le-te’murunne bi’l-ma’ruf ve le-tenhevünne ani’l-münkeri ev le-yüşikennallâhu en yeb’ase aleyküm ikâben min indihî sümme le-ted’anhü fe-lâ yestecîbu leküm.

Vellezî nefsî bi-yedihi. “Canım, nefsim kudreti elinde olan Allah’a, âlemlerin Rabbine yemin olsun ki…” le-te’murunne bi’l-ma’ruf ve le-tenhevünne ani’l-münker “Ya emr-i ma’rufu muhakkak yaparsınız ve nehy-i münkeri mutlaka icrâ edersiniz…” ev le-yüşikennallâhu en yeb’ase aleyküm ikâben min indihî sümme le-ted’anhü fe-lâ yestecîbu leküm. “Ya da, Allah’ın size emrettiği bu farz vazifeyi yerine getirirseniz getirirsiniz ya da getirmezseniz, Allahu Teâlâ hazretleri aşağı yukarı böyle bir şey yaptığınız zaman, çok kuvvetle muhtemel ki başınıza bir ikâb, bir azap, bir ceza gönderir. Göndermesi aşağı yukarı tahakkuk eder.”

Nerden?

Min indihî. “Kendi tarafından...”

Bir toplumun başına dünyadayken bir felaket geliyor. Diyelim ki zelzele, sel veya yangın veya kıtlık veya sârî hastalık veya fakr u zarûret veya düşman istilası veya çeşit çeşit, türlü türlü azaplar...

Allahu Teâlâ hazretlerinin azapları çeşitlidir; kimisinin başına yıldırımlar yağdırmıştır, kimisini şiddetli esen kasırgalarla helak etmiştir, kimisini Firavun gibi denize gark etmiştir... Şahsî ve toplu belalar, cezalar. Allah’ın çeşit çeşit azapları, ikâbları, azap melekleri vardır; topluma cezayı gönderir...

İkâben min indihî.

İkâb; takibat sonunda, yapılan bir suçtan dolayı kişiye verilen ceza demek. “Emr-i ma’ruf, nehy-i münker yapmazsanız, Allah kendi yanındaki türlü türlü azaplardan bir azabı, aşağı yukarı size göndereceği kesinleşecektir o zaman.”

Sümme le-ted’anhu. “Sonra siz ‘bu gelen belâ kalksın’ diye, onun aleyhine dua edersiniz.”

“Yâ Rabbî, böyle bir bela geldi, aman bizi koru, bizi kurtar, bu felaketi başımızdan def et, Aman yâ Rabbî!..” dersiniz. Allah duaları kabul edicidir aslında mücibü’d-deavâttır ama dua edersiniz fe-lâ yestecîbu leküm sizin duanıza icabet etmez.”

Neden?

Cezalı durumdasınız, şu anda duanızı kabul etme durumu yok, cezaya uğramışsınız. Allah’ın cezası bu, Allah gönderdi o cezayı, o cezayı hak ettiğiniz için o anda dua edersiniz de duanız kabul olmaz. Allah duanızı kabul etmez, duanıza icabet etmez. Halbuki;

وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ

Ve kâle Rabbükümü’d-ûnî estecib leküm.

Aslında, Allah duaları kabul edicidir ama bu durumda olanları kabul etmeyeceğini bildiriyor. Çünkü cezayı hak etmiş, cezayı gönderen kendisi...

Aziz ve sevgili kardeşlerim!

İslâm âleminin durumuna bakıyorum, İslâm düşmanları var, tarih boyunca da her zaman, her devirde olmuş. Kur’an’ın, İslâm’ın, imanın, doğruluğun, Allah’ın düşmanı insanlar, Allah’ın yarattığı çeşit çeşit mahlûklar olmuş... Hatta şeytan var; o da bir müslümanı doğru yoldan aldatmaya çalışıyor. Hepsi Allah’ın hikmeti...

İslâm düşmanları İslâm için tuzaklar kuruyor ve İslâm’ın aleyhine çalışıyor olabilir, onların vazifesi o... Ateşin vazifesi yakmak. Her varlığın, her yaratığın, her maddenin özellikleri var, vazifeleri var; ateş yakar, su boğar... Ama müslümanların Allah’ın emirlerinden ne kadar uzak olduğunu, Kur’ân-ı Kerîm’i nasıl çiğnediklerini, Allah’ın haramlarını nasıl irtikâb ettiklerini çevremizde görüyoruz.

Bakın, kendi çevrenizi bir mü’min gözüyle inceleyin, sevgili dinleyiciler kendi ailenize, çoluk çocuğunuza, kendinize bakın!..

Allah’ın emirlerine hayatınız, davranışlarnız, yaşantınız yaptığınız işler ne kadar uygun?

Onları bir ölçün, İslâm terazisine koyun, İslâm’ın tartısıyla bir tartın; Allah’ın yasaklarından kaçınıyor musunuz, emirlerini tutuyor musunuz, haramlara bulaşmış mısınız, bulaşmamış mısınız; Allah’ın sevaplı, mübarek işlerini yapıyor musunuz, yapmıyor musunuz?

Büyük ölçüde yapılmıyor.

Mesela ben Mekke-i Mükerreme’de, Medine-i Münevvere’deydim. Oradaki insanları,  oradaki ibadetleri görüyoruz. Orada Kur’ân-ı Kerîm daha çok okunuyor, insanlar Kur’ân-ı Kerîm’in emirlerine daha çok uyacağız diye bir ihtimam gösteriyorlar, görüyorsunuz. Dindar insanların yığıldığı, geldiği, güzel ibadetler yaptıkları, gözyaşlarıyla tavaf ettikleri, Peygamber Efendimiz’in mescidini ziyaret ettikleri, tatlı tatlı ibadet ettikleri yerler... Hâlis, muhlis, Allah’ın rızasına uygun İslâm bu...

Ülkelerimize bakın; bizim Türkiyemiz olsun, Mısır olsun, Hindistan, Pakistan, Malezya, herhangi bir İslâm ülkesini alın, orada İslâmî yaşantının Kur’an’a ve dinimizin ahkâmına ne derece uygun olduğuna bir bakın!

Uyulmuyor. Namaz kılan az, haram yemeyen az, doğru düzgün güzel ahlâklı, olgun, tam, hakîkî müslüman olan az...

Peki ne olur?

O zaman toplum bir cezaya uğrar. Emr-i ma’ruf, nehy-i münker yapılmıyor, zulüm boyu aşmış, zalimler zulmünü icrâ ediyor, mazlumların yardımına koşulmuyor, haksızlıkların karşısında dur denilmiyor... Emr-i ma’ruf yok, nehy-i münker yok.

Ne olur?

O zaman bir Allah’ın cezası gelir, dua da edilse, o ceza kalkmaz.

Çare nedir?

Sevgili kadeşlerim.

Bunu, merhametli olmak gerektiği için söylemek durumundayız. Herkese merhamet ediyoruz, herkesin imana gelmesi, herkesin müslüman olması lazım. Çünkü Allah’ın yarattığı insanlara teklifi; “Müslüman olun, ben İslâm’dan başka bir yaşam tarzını sevmiyorum, kabul etmiyorum, Peygamber gönderdim, emirlerimi, yasaklarımı bildirdim, ona uyun!” diyor Allahu Teâlâ hazretleri .

Kısaca, dobra dobra mânası bu... Allahu Teâlâ hazretleri, “Ben sizin şöyle insanlar olmanızı istiyorum; yalan söylemeyen, haksızlık yapmayan, kimsenin haksız yere malını almayan, çalmayan, çırpmayan, aldatmayan, kandırmayan, tatlı dilli, merhametli, güleç yüzlü, sevimli, herkese iyilik yapan insanlar olmanızı istiyorum!” demiş oluyor. Kimse de onu dinlemiyor, dinlendiği çağlar geçmiş, dinlenmedik bir çağa gelmişiz.

O zaman acaba İslam âleminin her yerindeki bu üzücü olaylar... Nereye baksak kan...

İşte Ortadoğu’daki olaylar, bizim sınırlarımızın çevresinde olan olaylar... Bunların hepsi  tabii bir Allah’ın cezası olabilir diye korkuyorum.

Aziz ve sevgili kardeşlerim.

Çare olarak da, hepimizin Kur’ân-ı Kerîm’e sarılmasını, sarılmayanlara da emr-i ma’ruf, nehy-i münker yaparak, doğruları öğretmemizi Peygamber Efendimiz çare olarak söylüyor, ben de naklediyorum.

Herkes etrafındaki eşine dostuna, akrabasına, yakınlarına, sevdiklerine İslâm’ı anlatacak, tebliğ edecek, sahabe gibi olacak... Kur’ân-ı Kerîm’in ehli olacak, bilecek, Kur’ân-ı Kerîm’i öğretecek, bilmeyene, yanlış bilene doğruyu öğretecek, emr-i ma’ruf, nehy-i münker yapacak ki bu bela kalksın. İslâm âlemi ile ilgilenecek, müslümanlarla ilgilenecek, zalimlerin zulmünü engelleme yollarını düşünecek, mazluma yardımın çârelerini düşünecek, ona iyilik yapacak, ötekisine de iyilik yapacak, zulmünü engelleyerek... Böylece cezadan kurtulacak...

Allahu Teâlâ hazretleri hepimize görevlerimizi güzel yapmayı, sonuç itibariyle sevdiği, râzı olduğu kul durumuna erişmeyi nasip etsin... Sevmediği, razı olmadığı, kızdığı kul olmaktan Allah cümlemizi korusun... -Hafazanallâhu ve iyyâküm derler, Arapça cümlesi bu.- Allah bizi de, sizi de böyle bir duruma, âkıbete dûçar olmaktan korusun... Hem dünyada hem âhirette aziz ve bahtiyar eylesin...

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh…

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA