29.12.2000 - Bayram Ediyoruz, Alışkanlıkların Devam Ettirilmesi ve Şevval Ayında 6 Gün Oruç

29.12.2000 - Bayram Ediyoruz, Alışkanlıkların Devam Ettirilmesi ve Şevval Ayında 6 Gün Oruç
Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
Çok sevinçli, kat kat bereketli, katmerli mübarek bir günde size hitap ediyorum. Hem bayramınız hem Cumanız mübarek olsun. Cenâb-ı Hak dünya ve âhiretin her türlü hayırlarına, lütuflarına erdirsin. Sizleri sevdiği kullar eylesin. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun.
Güzel, mübarek, sevaplı, feyizli, tariflere sığmaz hoşlukta bir mânevî mevsim olan Ramazan geride kaldı. Bir bakıma hüzünlüyüz ama Allah herhalde hüzünlü olmamızı da istemediğinden Ramazan'ın sonunda bayram eylemiş; elhamdülillah bayram ediyoruz.
Tabii Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ hazretleri kullarının hâlini biliyor. İbadetin her an devam etmesi değil de, zaman zaman [bırakılması var]. İşte Ramazan'da bir ay oruç tutuluyor, ondan sonra başka günler [oruç zorunlu olmuyor]. Bütün sene Ramazan olmasını uygun bulmamış, uygun görmemiş; bir aylık bir [süre] iyi. Tabii arada oruç tutulmamış zamanlar da olacak ki orucun zorluğu olsun ve sevabı olsun, alışkanlık olmasın.
Peygamber Efendimiz'in çok sıcak, çok zorlu günlerde oruç tutmak hakkında "çok sevap" diye hadîs-i şerîfleri var. Sahabeden bazı mübarekler yılın en sıcak günlerini arayıp o günlerde oruç tutup o sevabı kazanmaya gayret ederlermiş.
Peygamber Efendimiz işaret etseydi, Allahu Teâlâ hazretleri müsaade buyursaydı, Allah'ın âşık-ı sâdık, her türlü fedakârlığa hazır kulları bütün sene oruç tutardı. Ama bazen olup bazen olmadığı zaman orucun tesiri daha fazla oluyor. Olmadığı zamanların da faydası var, olduğu zamanların da faydası var.
Peygamber Efendimiz Allah'ın en takvâlı, Allah'tan en çok korkan, Allah'a en güzel ibadet eden kulu olduğu halde Ramazan'ın dışındaki hayatında hem oruçlu olduğu zamanlar olurmuş hem oruçsuz geçirdiği günler olurmuş. Oruç tuttuğu zaman sabır sevabını alıyor, oruç tutmadığı nimetleri yediği zaman şükür sevabını alıyor. Gecenin bir bölüğünde uyurmuş. İstirahat ediyor, vücudun hakkı var; bedenin gelişmesi için, verimli çalışması için dinlenmesi lazım. Ama kalkıp da gecenin uzun uzun o mübarek bereketli saatlerinde ibadet edermiş.
Dünyayı terk edip de dünyaya hiç aldırmamak, bakmamak yolunu göstermemiş; dünyaya da âhirete de değer verip dünya için de âhiret için de çalışmayı meşru saymış. Hatta hadîs-i şerîflerde; "Allah'ın en sevdiği kullardan birisi, doğru sözlü güvenilir tüccardır." diye geçiyor. Ticaret mübarek bir meslek; çünkü bir yerlerden mal getiriliyor, halkın istifadesine sunuluyor. Getiren kâr ediyor ama halk da o ticaret dolayısıyla kendi beldesinde olmayan metaa, gıdalara kavuşuyor. Düşünün ki Akdeniz'in güzel yörelerinin hoş meyveleri en soğuk, karlı buzlu günlerde soğuk diyarlara geliyor. Sıcak yerlerde seralarda yetişen taptaze meyveler, sebzeler, domatesler, salatalar soğuk yerlerde yeniliyor. Hep böyle çeşitlilik...
Her şey yerli yerinde, hepsi güzel.
Demek ki çalışmak da iyi, ibadet etmek de iyi. Uyumak da lazım, kalkıp uykusunu bölüp fedakârlık yapıp ibadet etmek de lazım. Oruç tutmak da lazım, bazı günlerde iftar edip şükretmek lazım.
İşte böylece dengeli, mâkul, insan tabiatına fıtratına uygun, yaşamın bütün ihtiyaçlarını karşılamaya bütün yönleriyle hazır, güzel bir dinimiz var. Elhamdülillâh alâ ni'meti'l-İslâm...
İşte böyle bir güzel dinin bozulmamış tertemiz ahkâmı içinde üç aylara başladık; gittikçe miktarı artan derûnî hazlar, zevkler, lezzetler ile ibadetler ettik. Ramazan'a ulaştık. Ramazan'da da daha coşkulu ibadetlerle, daha âşıkâne, daha sâdıkâne, daha muhlisâne ibadetler ettik. Hele hele Ramazan'ın sonunda bazı kardeşlerimiz itikâflara girdiler, artık evden de ayrılıp tamamen camide tamamen kendisini ibadete vererek ibadetin doruğuna ulaşmış oldular. Everest'in zirvesine çıktılar, fütuhât zafer bayrağını diktiler elhamdülillah... Elhamdülillah, bayramı Allah ihsan eyledi. "Ey kullarım! Bu kadar benim için yemenizi içmenizi, arzularınızı engellediniz, size bayramı ihsan eyledim!" diye Cenâb-ı Hakk'ın emri ile bayram ediyoruz. O bakımdan da çok sevinçliyiz.
Allahu Teâlâ hazretleri nice Ramazanlar'a, nice Kadirler'e, nice feyizli gecelere günlere, nice bayramlara hem dünyada erdirsin hem de rızasına vâsıl eyleyip âhirette asıl büyük bayrama ulaşmayı nasip eylesin.
Çeşitli konuşmalarımızda Ramazan'ı çok çeşitli yönlerle sizlere anlatmaya, Peygamber Efendimiz'in talimâtını, hadîs-i şerîflerini nakletmeye çalıştık. Ramazan'ıveciz, kısa, özlü tariflerle iyi anlatalım diye anlatmak istediğimiz zaman çeşitli yönlerden tarif ettik. Mesela;
"Ramazan dervişlik ayıdır." dedik.
"Ramazan bir bakıma Kur'an ayıdır." dedik; çünkü Kur'an'la çok meşgul oluyor.
"Ramazan sabır ayıdır." Hiç şüphe yok, sabrın her çeşitleri uygulanıyor.
Ramazan bir bakıma da bir mâneviyat üniversitesidir, mâneviyat mektebidir; Ramazan içinde insanlar çok yüksek bir mânevî eğitim görüyor, çok güzel alışkanlıkları bir ay boyunca uyguluyorlar. Ondan sonraki on bir ayda bu alışkanlıklarını inşaallah koruyacaklar, o alışkanlıklarıyla daha faziletli, daha erdemli, daha sevaplı, daha mübarek insanlar olarak yaşayacaklar.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîfinde buyurmuşlar ki;
Men sâme ramadâne ve etbeahû sitten min şevvâlin kâne ke-savmi'd-dehr.
Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.
Bu, mübarek kabri İstanbulumuz'u şereflendiren Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretleri tarafından da rivayet edilmiş. Bazı kaynaklarda Sevban -peltek se ile, üç noktalı se ile yazılıyor- radıyallahu anh'ten de rivayet edilmiş. Mühim kaynaklarımızda var. Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde, Tahâvî'de, Ebû Dâvud'da, Neseî'de, Tirmizî'de, İbn Mâce'de, Müslim'de var. Sahih bir hadîs-i şerîf, râvileri kuvvetli.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
"Kim Ramazan'ı oruçla geçirirse, Ramazan'daki oruç vazifesini yaparsa..." Ve etbeahû sitten min şevvâl. "Şevval'de de altıyı buna eklerse..."
Şevval nedir?
Ramazan'dan sonraki aydır. Bayramın ilk günü Şevval'in 1'i olmuş oluyor. Ramazan biter bitmez başlayan ay Şevval ayıdır.
"Ramazan ayına Şevval ayında altı günü eklerse..."
Kâne ke-savmü'd-dehr. "Tüm seneyi, bütün hayatını oruçlu geçirmiş gibi olur."
Dehr, "zaman" demek. Savmu'd-dehr de, "bütün zamanını oruçlu geçirmek" demek; ama "senenin bütün günlerinde oruç tutmak" mânasına.
Savmu'd-dehr, Peygamber Efendimiz tarafından tavsiye olunmamış. O zaman insan orucu günlük âdeti hâline getirmiş olur. Öyle olmayacak; bir gün tutacak, bazı günler tutmayacak ki açlığı da tokluğu da vücut tatsın ve aç kaldığı zaman zorlansın da oradan bir eğitim olsun, sevap olsun, meşakkâtten dolayı mükâfat olsun. Bütün sene oruç tutmak Efendimiz'in tavsiye etmediği bir şey. Adı savmu'd-dehr oluyor. Hiçbir gün bırakmıyor, her gün oruç tutuyor; bu makbul değil.
İnsan bütün sene niçin oruç tutar?
Sevap kazanmak için. Orucun sevabı çok. Ben de bütün sene her gün oruç tutarım, böylece her gün sevaplı geçirmiş olurum.
Evet, öyle yapmak doğru değil ama o arzu edilen sevaba ulaşmanın bir yolu var; işte bu hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz buyurmuş:
"Ramazan'dan sonraki ayda, Şevval ayında altı gün kim oruç tutarsa bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi olur."
Bu hadîs-i şerîfin mânası, tabii böyle söylediğine göre Peygamber Efendimiz, tamamdır, inşaallah biz de bayramdan sonraki günlerde altı gün oruç tutarak böylece Ramazan'dan sonra altı gün daha tutup bütün seneyi oruçla geçirmiş olmanın zevkini, sevabını, mükâfatını yakalayalım.
Allah ihsan eylesin.
Bir de bunun çeşitli bilgilerimizle teyit ve takviyesi bâbında şu açıklamayı yapabiliriz:
el-Hasenetü bi-aşri emsâlihâ. "Yapılan iyi bir hareketin, ibadetin mükâfatı en aşağı bire ondur."
O zaman Ramazan'ın otuz gün orucu bire on hesabı ile olursa 300 eder. Altı gün oruç da bire on hesabıyla 60 eder; 360. Zaten kamerî sene 354 gün, 360 bile değil.
Hicrî sene, aya göre olan sene, yani Ramazan'dan Ramazan'a, hacdan hacca, o dinî [ibadetlerimizde] kullandığımız sene 354 gündür, biraz da saatlerle küsurâtı var. Bu güneş takviminden farklı, arada 11 gün kadar fark var. Bizimki 365 gün. Her sene de aynı olmuyor da dört senede bir Şubat 29 oluyor. Bu işlerin bazı incelikleri veya tam kurala uymaz gibi görünen yönleri var.
Demek ki 300+60, 360; bütün seneyi oruç tutmuş gibi oluyor.
Ama buradan şu anlaşılmasın; Allah oruca bire on verecek. Hayır! Bire on değil, bire 70 değil, bire 700 değil, ondan da fazla, bi-ğayri hisâb vereceğini hadîs-i şerîflerden biliyoruz. Çünkü oruç sabır ibadetidir, güzel yapıldığı zaman sabrın mükâfatı;
İnnemâ yüveffe's-sâbirûne ecrehüm bi-ğayri hisâb, hesaba sığmayacak kadar, rakamlarla söylenemeyecek kadar daha yüksek, daha fazla olur.
Demek ki Ramazan'ı ve [Şevval oruçlarını] tutanlar mükâfat bakımından belki çok çok daha büyük mükâfatlar alacak. Ama sanki bütün sene de oruçla geçirilmiş gibi olacak.
Onun için bu sohbetimde bu hadîs-i şerîfi kaynaklardan aradım buldum, size okudum, hatırlatıyorum ki bayramdan sonraki günlerde altı gün orucunu isterseniz peş peşe tutun, isterseniz ikişer üçer Şevval ayı içinde tamamlayın, bu oruçları böylece tutarak bütün seneyi oruç tutmuş olma noktasına ulaşın.
Cenâb-ı Hakk'ın sevgisini kazanmayı Allahu Teâlâ hazretleri cümlenize nasip eylesin. Hem dünyada sevdiği kul olarak yaşayın, hem de âhirete vardığınız zaman en büyük mükâfatlara erin. Rabbimiz cümlenizi cümlemizi cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin. Sevdiği razı olduğu kullarından eylesin. Rıdvân-ı ekberine vâsıl eylesin. Selâmına erenlerden eylesin. Cemâlini görenlerden eylesin. Allah hepinizden razı olsun.
Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû...
29.12.2000 -
Nafile Orucun Faziletleri,
29.06.1985 -
Ramazan Ayında Bağışlanma,
