03.02.1995 - Ramazana Girdik, Cennet, Cehennem, Ramazanı Değerlendirmek

03.02.1995 - Ramazana Girdik, Cennet, Cehennem, Ramazanı Değerlendirmek
Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh,
Aziz ve muhterem Akra dinleyicileri.
Mübarek Ramazan ayına girmiş olduk. Allah hepinize hayırları fetheylesin. Ramazan ayının bütün güzelliklerinden istifade etmeyi cümlenize nasip eylesin. Ramazan ayında sevabınız, ecriniz çok olsun. Allah gufran ayında günahları mağfiret olup süedâ, bahtiyarlar zümresine dâhil olanlardan olmayı, iki cihanda aziz ve bahtiyar olmayı cümlemize nasip eylesin.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadîs-i kudsîsinden okuyorum:
Efendimiz'in bildirdiğine göre Allahu Teâlâ hazretleri şöyle buyurmuş:
Yebni Âdem. "Ey Âdemoğlu!" Men eznebe zenben ve hüve dâhikün edhaltü'n-nâre ve hüve bâki. "Kim güle oynaya günah işlerse ben de onu âhirette cehenneme ağlaya ağlaya sokarım. O bu dünyada günahı güle güle işler ama ben de onu âhirette cehenneme ağlaya ağlaya atarım!"
Yebne Âdem. "Ey Âdemoğlu!" Kem min ğaniyyin yetemenne'l-fakra iz edhaltü'n-nâra bâkiyen. "Nice zengin insan vardır ki ağlaya ağlaya cehenneme atıldığı zaman fakir olmayı temenni ederdi."
Bu dünyada parasıyla eğlenmiş, günahlara girmiş... "Keşke fakir olsaydım da onu yapmasaydım." diye ağlaya ağlaya cehenneme girerken fakir olmayı temenni ederdi.
Ve men celese bâkiyen min haşyetî edhaltuhü'l-cennete ve hüve dâhikün.
Buna mukabil;
"Kim benim haşyetimden, havfullahtan, haşyetullahtan, Allah korkusundan, Allah sevgisinden oturup ağlar vaziyette tefekkür eder, zikreder, ibadet ederse ben de onu güle, sevine, oynaya cennete sokarım." diye buyuruyor.
Sevgili kardeşlerim!
Bunlar üzerinde biraz bilgi vereyim. Bu iki cümle fevkalade önemli!
Biliyorsunuz günahlar tatlı şeylerdir. İnsanlığa, topluma, insanın ailesine, vücuduna, sıhhatine zararlı olduğu halde tatlı olduğu için insanlar o zararlı şeyleri yapıyorlar.
Mesela içki içmek günahtır. Vücuda zararlıdır, insanın sıhhatini harap ediyor, karaciğerini mahvediyor. İnsanı alkolik, ayyaş, sarhoş ediyor, paralar boşa gidiyor, sıhhatler bozuluyor... Zararlı ama millet büyük paralar da vererek içiyor.
İçenler niye içiyor?
Tabii kendine göre bir tadı var herhalde, tatlı olduğu için içiyorlar.
Bütün günahlar böyledir. Bir tatlı tarafı var ki günah olduğu halde insanlar buna gidiyorlar, kapılıyorlar; bu günahı işliyorlar. Bir hoş tarafı var. O anda keyif veriyor, zevk veriyor. Afyon içiyor, keyif alıyor; içki içiyor, keyif alıyor; zina ediyor, zevk alıyor; kumar oynuyor, heyecan;
"Aman ne kadar heyecanlı gece geçirdim. Şu kadar yuttum, bu kadar yutuldum…"
Bu kumarı oynamak için Avrupalar'a, Monte Carlolar'a gidiyorlar diye duyuyoruz.
İnsanlar çeşit çeşit günahları niye işliyor?
Hangisini düşünseniz tatlı, keyifli, neşeli, hoş, heyecanlı... İnsanlar da böyle şeyleri aradıkları için bunları yapıyorlar.
Ama bu hadîs-i şerîfte de Allahu Teâlâ hazretlerinin bir şamarı hakkında bilgi var. Allahu Teâlâ hazretleri;
"Kim güle güle günahı işlerse ben de onu ağlaya ağlaya, ağlar bir vaziyette cehenneme sokarım." buyuruyor.
Evet günahlar tatlı ama âhiri, sonu fena ve sonunda âhirette Allah'ın azabına, cezasına, belasına uğramak var.
Allah günahları niye günah eylemiş? "Şunları yapmayın." diye niye yasak eylemiş?
Bizim faydamız, sıhhatimiz, toplumun faydası için!
Allah kötü şeyleri emretmez, iyi şeyleri de insanlara haram etmez, yasaklamaz! Neyi yasaklamışsa mutlaka onun insana bir zararı vardır, onun için yasaklamıştır!
İşte içkinin zararı, kumarın, zinanın zararı, İslâm'ın büyük günahlar diye sıraladığı hırsızlığın, adam öldürmenin zararları... Hepsi ortada, gün gibi âşikâr! Binâenaleyh yasaklanmış, elbette bir hikmeti var.
Allahu Teâlâ hazretlerine itaat etmek lazım ve itaat edildiği zaman da bundan hem kişi sıhhat kazanacak, hem aile hem toplum kurtulacak, hem dünya hem âhiret hayatı iyi olacak. Allah insanların iki cihanda saadete ermesi için bu ahkâmı koymuş olduğundan akıllı insanların onları çiğnememesi lazım. Hele hele mü'min ise!..
Mü'min, Müslüman nasıl olur da hem Allah'a inanıyor hem isyan ediyor, hem Kur'an'a inanıyor hem Kur'an'ın âyetlerine aykırı hareket ediyor, hem Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e inanıyor, şehadet getiriyor hem de Efendimiz'in tavsiyelerini tutmuyor!..
Böyle şey olur mu?
Olmaması lazım.
Peki, olmaması lazım olan şeyi yaparsa ne olur?
"Allahu Teâlâ hazretleri, güle güle günah işleyeni ağlayarak âhirette cehenneme sokar!"
Muhterem kardeşlerim!
Burada karşımıza bir şey çıkıyor:
İbadetler; biraz sabır isteyen, biraz cana, nefse ağır gelen, tatsız tuzsuz gelen şeyler olabilir. Günahlar da nefse çok hoş gelen, keyifli, zevkli, kahkahalı şeyler olabilir.
Ama biz ne yapacağız?
Allah'ın emirini tutacağız, aklımızı kullanacağız. Günahları, öncesi tatlı gibi görünse bile sonu kötü olduğu için yapmayacağız. Sonu hayırlı, iyi, faydalı ve güzel olan ibadetleri de sıkıntılı gibi, meşakkatli gibi olsa bile yapacağız. Bu bir imtihandır.
Fuzûlî bunu şiirinde güzel ifade etmiş. O meşhur şair bir şiirinde diyor ki;
Râhat ister tab' u mihnettir ibadet ser-te-ser.
"İnsanın içi rahatlığı sever, keyfi, neşeyi sever ama ibadetler de mihnettir, meşâkkattir, sıkıntılıdır."
Terk-i râhat rağbet-i mihnet kılan mümtâz olur.
"Rahatını terk edip de mihnetleri göze alan Allah'ın sevgili kulu, evliyâsı olur, sevapları o kazanır."
Ol sebepten ki küfr âsân olur İslâm-sa'b.
"Bu sebeptendir ki küfür kolaydır, herkes küfre düşüverir. Bir adım attı mı küfrün içine düşer ama Müslüman olmak zordur."
Arsa-yı âlemde mülhid çok, muvahhid âz olur.
"Yeryüzünde mülhidler, kâfirler, müşrikler çoktur; muvahhidler, mü'min-i kâmiller azdır."
Neden?
İslâm biraz meşakkatli olduğundan.
Hikmetini düşünürsek, anlamaya çalışırsak Allah niye böyle meşakkatli eylemiş?
Bu imtihan hayatında bu imtihan sorusu.
"Bakalım biraz meşakkatli şeyler yapabilecekler mi?.." diye Allah emrediyor. Ama sonunda hayır var.
"Paranın bir miktarını fakirlere ver bakalım!"
"Nasıl vereyim!.."
İnsana zor geliyor ama verdiği zaman sevap kazanıyor.
"Gecenin şu vaktinde kalk bakalım; ibadet et, zikreyle bakayım!"
"Ben rahatımı nasıl bırakacağım, yatak da çok sıcaktı, dışarısı da çok soğuktu, su da buz gibiydi…" vs. Ama;
"Kalkayım, Allah rızası için bir namaz kılayım." diyen sevap kazanıyor. Gönül gözü açılıyor, basireti küşâde oluyor, kalbi nur doluyor, mârifetullaha eriyor, Allah'ın sevgili kulu oluyor. Ondan sonra elde edilen büyük nimetlerin haddi hesabı yok! Allah'ın, sevgili kuluna verdiği nimetleri tarif etmek mümkün değil! Sonu güzel oluyor.
O bakımdan güle güle günah işleyen cehenneme sokuluyor ve nice zengin insan vardır ki parasını harcamış, eğlenmiş ama ağlaya ağlaya cehenneme atılıp azap göreceği zaman "Keşke fakir olsaydım…" diye temenni edecek.
Muhterem kardeşlerim!
İnsanları biraz da para azdırıyor, para şımartıyor. Mevki makam, mal mülk insanı şımartıyor.
Bakıyorsunuz; çok terbiyeli, edepli, mütevazı bir insan biraz para kazanmış… Şımarmış, mütekebbir, böbürlenen, kibirlenen bir insan haline gelivermiş.
"Bunu mal, biraz zenginlik şımartmış, ne oldum delisi olmuş, zenginlik budalası olmuş…" diyoruz.
Nasıl olması lazım?
Ahlâkını değiştirmemesi lazım. Tatlı dilli, güleç yüzlü, mütevazı olmaya devam etmesi lazım.
Zenginin en güzeli mütevazı olandır, zenginlikten şımarmayandır. Onun için nice zenginler âhirette; "Keşke param olmasaydı, zengin olmasaydım da o haramları işlemeseydim, o günahlara dalmasaydım. Hep o zenginlikten dolayı şımardım, şaşırdım yaptım…" diyecek. Pişman olacak!
İnsanların biraz paradan azdıklarını, saptıklarını bildiği için Yunus Emre;
“İnsanın haram yemediği ele girinceymiş” diyor. İnsanın eline fırsat geçtiği zaman babayiğitliği, iyi Müslümanlığı belli olacak. Bakalım o zaman yapmayacak mı? Fakirken yapmıyor, yapamıyor, zaten elinde parası yok. Fakir olduğundan oraya giremiyor, onları alamıyor, o kadar masrafı yüklenemiyor, keyif yerlerine giremiyor… Bakalım olunca yapmayacak mı? Mühim olan o!
İnsanı Allah'ın rızası yolunda tutan fakirlik, insanı azdıran maldan daha iyidir!
Neden?
Neticede âhiret önemlidir de ondan. İnsana zenginlik geldiği zaman azacaksa o zenginlik gelmesin daha iyi. Fakir kalsın da hiç olmazsa azmasın, âhirette Allah'ın sevgili kulu olarak mükâfata ersin. Ama azmayacaksa, zenginliği helalinden kazanıp zenginliğin vazifelerini de yaparak Allah'ın rızasını kazanabilecekse; Allah hayırlı kimseye, hayırlı parayı versin, diye temenni ediyoruz. Büyüklerimiz "Helalinden versin, çok verip azdırmasın." diye de dua etmişler, biz de dua ediyoruz.
Buna mukabil, insanlar;
Ve men celese bâkiyen min haşyetî. "Tenhalarda Allah korkusundan oturup da tesbih çekerken ağlar. "
"Niye ağlıyorsun kardeşim?" diye yanına gitsen…
Mesela bakıyorsun; gözyaşları içinde secdeye kapanmış, secde mahalli ıslanmış.
"Niye ağlıyorsun?"
"Allah korkusundan… İyi kulluk edemedim, acaba Rabbim beni affedecek mi, acaba Rabbimin lûtfundan mahrum kalırsam halim nice olur? Bütün Allah'ın sevgili kulları cennete gitti, cennete girecek; ben cennete giremezsem bana yazık değil mi? Bu hasret beni mahvetmez mi, kahrolmaz mıyım?.." diye çeşitli güzel duygularla karanlıkta, gözlerini kapatmış, secdeye kapanmış, teheccüd vaktinde, sahur, seher vaktinde...
Ramazan ne güzel! Bize ne güzel vakitlerde, sahurlarda ne güzel ibadetler yaptırıyor! Teravihler, teheccüd namazları, mukabeleler... Ne kadar güzel şeyler! Bu hadîs-i kudsîde Rabbimiz Teâlâ;
"Kim Allah korkusundan oturup ağlarsa, ağlayarak oturursa ben de onu cennete güle güle sokarım." buyuruyor.
Burada Allah korkusundan ağlıyor, cennete girerken de güle güle girecek. Allah çünkü onu havfullaha, haşyetullaha sahip ârif kulu, kendisine âşık kulu diye, kendisi için gözyaşı dökmüş diye, seve seve, sevindire sevindire gönlünü hoş ederek, gözünden perdeler kaldırılıp da cennetteki mükâfatları, köşkleri, hizmetçileri, hûrileri, gılmanı göre göre; sevine sevine cennete sokacak.
Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh,
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.
03.02.1995 -
Ramazanın Faziletleri, Sahur,
03.02.1995 -
Gülerek Günah İşleyen
