08.01.1999 - Peygamber Efendimizin İtikaf İbadeti

08.01.1999 - Peygamber Efendimizin İtikaf İbadeti
Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
Aziz ve sevgili Ak radyo dinleyicileri!
Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Allah-u Teâlâ Hazretleri Ramazan ayının feyzinden, bereketinden, mânevî ikramlarından, ihsanlarından cümlenizi istifade eden, Ramazandan faydalanan, yararlanan, Ramazanda kazanan kullarından eylesin. Mahrum kalan kullarından eylemesin.
Araplar, ayları kendi adetlerine göre ayı üç bölüme ayırırlar. Birinci on günlük bölüm, ikinci on günlük bölüm, üçüncü on günlük bölüm diye... Ay 29 çekip, en son bölümü dokuz gün olsa bile, onun adı gene aşrü’l-evâhirdir, yâni son on gündür.
Şimdi Ramazanın el-aşrül-evâhirine, son on gününe giriyoruz. Başı geçti, ortası geçti, sonuncu on güne giriyoruz. Bu çok önemli! Çünkü biliyorsunuz senenin ayları içinde üç ayların çok önemi var. Receb, Şa'ban, Ramazan üç mübarek ay, bunların çok önemi var. Bu üç ayların içinde Ramazanın daha büyük önemi var. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: "Yâ Rabbi, bize Receb ayını mübarek eyle, Şa'ban ayını mübarek eyle, bereketli eyle ve bizi sağlıkla afiyetle, saadetle selâmetle Ramazan ayına ulaştır, eriştir!" diye dua ederdi. Demek ki Ramazan daha önemli, ulaşılması gereken ana hedef olmuş oluyor.
Ramazanın son on günü de, Ramazanın daha önemli kısmıdır. El-aşrül-evâhir min şehri ramadân “Ramazan ayından son on gün çok önemlidir.”
Bu son on gün fevkalâde önemlidir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, kendisi Allah'ın en sevgili kulu, en büyük iltifatlara, mükâfâtlara, makamlara nâil olmuş kulu olduğu halde, üç aylar gelince halini değiştirir ibadetlerini arttırırdı. Ama Ramazanın son on günü gelince, daha da gayrete gelirdi; hattâ yatağına girmezdi mübarek Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.
Ahmed ibn-i Hanbel'in, İmam Müslim'in, İmam Tirmizî'nin, İmam İbn-i Mâce'nin, Ebûbekr-i Sıddîk Efendimiz'in mübarek kızı, Peygamber Efendimiz'in mübarek genç zevcesi Aişe-yi Sıddîka vâlidemizden rivayet ettiklerine göre, Peygamber Efendimiz Ramazanın son on gününde ibadete düşkünlüğünü arttırırdı:
Kâne yectehidü fî aşril-evâhiri mâ lâ yectehidü fî gayrihâ "Ramazanın son on günü girdiği zaman, başka zamanlarda yapmadığı miktar ve ölçüde, ibadet ve tâatini daha da arttırırdı."
Mübarek zâten Allah'ın en sevgili kulu, Makam-ı Mahmud'un sahibi, seyyidil-evvelhine vel-âhirîn, insanların, kâinatın serveri, peygamberlerin önderi... Ona rağmen aşk ile, şevk ile, muhabbetullah ile, şevkullah ile böyle Ramazanın son on gününde çalışırdı.
Yine Buhari’nin, Müslim'in, Ebû Dâvud ve Neseî'nin -ki bunlar Sıhah-ı Sittenin sahiblerinden dört tanesi- Aişe-i Sıddîka validemizden rivayet ettiği bir başka sahih hadis-i şerifi okuyalım:
Kâne izâ dehalel-aşru şedde mîzerahû, ve ahyâ leylehû, ve eykaza ehlehû. Sadaka rasûlüllàh.
Hazret-i Aişe validemiz buyurmuş ki: "Ramazanın son günü geldiği zaman...Şedde mîzerahû “Peygamber Efendimiz gayretini çok daha da fazla arttırırdı." Şedde mîzerahu; sanki çok mühim iş yapacak, çok çalışacak insanın eteklerini toplayıp, paçalarını sıvadığı gibi, kollarını sıvadığı gibi bir ifade bu. Büyük bir gayrete gelirdi. Zâten her günü, gecesi ibadetle geçtiği halde, artık müstesnâ bir şekilde i'tikâfa yönelirdi bir...
Ve ahyâ leylehû "Gecesini ihyâ ederdi. Geceleyin uyku uyumaz; namaz kılarak, ibadet ve niyazda bulunarak zamanını geçirirdi” iki...
Üçüncü cümlesi; Ve eykaza ehlehû. "Ailesi efradını da uykudan uyandırırdı. 'Hadi bakalım siz de bu sevaplardan istifad edin, siz de kaçırmayın bu güzel imkânları; siz de çalışın çabalayın!' diyerek ailesi efradını da kaldırırdı."
Tabii, burda bizim için ibretler olduğundan dolayı söylüyorum. Bizim de hanımımızı, çoluk çocuğumuzu böylece kaldırmamız gerektiği, onun sünnet olduğu anlaşılıyor. Hattâ biliyorsunuz, gece ibadetine kalkmakta insan uykusu olduğu için kendisi zorlanabilir; yardım ederlerse müteşekkir olur tabii yardım eden kimseye...
Kalkamazsa eşi, efendisi yüzüne şaka olarak, "Haydi uyan bakalım!" diye su serpiverecek. Hanım kalktı da, sahur yemeklerini yaptı vs. Erkek çok yorgun, kalkamıyor. Erkeği kaldırmak için de hanım yüzüne su serpiverecek, bir latîfe olsun ve uyansın diye... Bu gece ibadetine kalkma konusunda hadis-i şerifler var.
Gece ibadeti zaten güzel! Senenin hangi zamanında olursa olsun, geceleyin ibadete kalkmak güzel bir şey...
Rek'atâni minel-leyl "Geceleyin iki rekât namaz...Hayrun mined-dünyâ vemâ fîhâ “dünyadan da, dünyanın içindeki her türlü maddî zenginlikten de, imkândan da daha iyidir, daha hayırlıdır." diye Peygamber Efendimiz zâten söylüyor.
Gece çok güzel! Hele gecenin sonu -seher vakti denilen imsaktan önceki zamanı- çok daha önemli ve kıymetli... Zâten o zamanlar Peygamber Efendimiz teheccüd namazına kalkardı, ashab-ı kirâm kalkardı. Evliyâullah kalkmışlardır, hep bu vazifeleri yapa gelmişlerdir.
Hele Ramazanın son on günü gelince Peygamber Efendimiz yatağına girmezdi. Bir...
“İbadet kişisel bir şey. Kimseye karışmamak lâzım, sessiz sedasız ibadet etmek lâzım! Zâten geceleyin de herkes uykuda oluyor, kimse görmeden yapılıyor bu ibadet” Öyle ama Peygamber Efendimiz ailesini de kaldırırdı. Ailesi efradına da acıdığı için, onları da sevdiği için, onlar da mahrum kalmasın diye onları da kaldırırdı. Bu da önemli, buna da dikkat etmenizi istiyorum. Demek ki çoluk çocuğunuzu alıştıracaksınız ibadete... Hele gece ibadetine...
Hocamızın kız kardeşleri, rahmetli halalarımız anlatmışlardı. Ben de size birkaç sefer nakletmiştim, hatırlarsınız. Medine-i Münevvere'de iken, geceleyin teheccüd ezanı okunuyormuş; evin genç gelini beşikte olan çocuğu gitmiş, kaldırmış. Hala da demiş ki:
"Niye uyandırıyorsun küçük çocuğu?.."
"E ezan okunuyor!"
"Olsun, küçük çocuk, daha bebek, uyuyor mışıl mışıl... O kaldırılır mı?.."
"Ben onu kaldırmazsam, efendim kızar." demiş.
Neden kızıyor efendisi?.. Çocuk o vakitte uyumamaya alışacak, bedeni de alışacak o saatte uyanacak. İnsanoğlu her şeye alışır. Bakın, kutuplarda da yaşıyor, Ekvator'da da yaşıyor. En soğuk yerlerde de yaşıyor, en sıcak yerlerde de yaşıyor. Her şeye alışır insanoğlu...
Geceleyin kalkmağa alışırsa, gecenin o vakti çok kıymetlidir, kalkar ve sevabı kazanır. Kalkmazsa, feyizler, bereketler, sevaplar geceleyin dağıtıldığı için, pazar kalkar, ortada çör çöp kalır. Alan alır, kazanan kazanır. O da kalkar ama, iş işten geçmiş olur. İş işten geçtikten sonra kalkmanın ne kıymeti var?..
Sabah namazından önce teheccüde kalkardı sahabe-i kirâm. Peygamber Efendimiz de bu son on günde, böyle eşini, ailesini, çoluk çocuğunu da kaldırırdı. Bunu öğrenmiş olduk. Biz de inşaallah çoluk çocuğumuzla, aşk ile şevk ile, aile boyu tatlı ibadetler ederiz.
Sonra bir adet-i seniyyesi daha vardı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in... Enes (r.a)’den Hanbelî mezhebinin imamı ve aynı zamanda büyük hadis alimi olan Ahmed ibn-i Hanbel rivayet etmiş:
Kâne izâ kâne mukîmen "Peygamber Efendimiz seferde olmadığı zaman” Medine-i Münevvere'de bulunduğu zaman, mukîm halinde, ikamet halinde bulunduğu zaman...İ'tekefel aşre’l evâhira min ramadàn “Ramazanın son on itikafa girerdi.”
Medine-i Münevvere'ye gitmiş olanlar çok iyi hatırlayacaklar, Peygamber Efendimiz'in odaları -hücre-i saadeti- mescide bitişikti. Türbesi zâten vefat ettiği odasıdır. O kadar yakın olduğu halde eve gitmezdi, evi bırakırdı camiye giderdi. Camide yatar kalkardı, camide i'tikâf ederdi. Ailesinden de ayrılmış oluyor. Tamâmen kendisini Cenâb-ı Rabbül-İzzet'in ibadet ve taatine tahsis etmiş oluyor o zamanını... Mukim olduğu zaman böyle yapardı.
Ve izâ sâfera “ama bir yolculuk, bir savaş, bir cihad, bir iş dolayısıyla müsaferet halindeyse, sefer halindeyse, itikafı o Ramazanın son on gününde yapamamışsa”...İ'tekefe minel âmil mukbili ışrîn “Gelen senede Ramazan geldiği zaman, bu sefer on gün değil yirmi gün itikâf yapardı."
Yirmi gün yapması, demek ki ötekisini kendisine bir vazife biliyor. O zaman sefer dolayısıyla yapamadığından, şimdi onu telâfi etmek için yirmi gün yapıyor demek. Buradan da anlıyoruz ki, itikâf icab ederse daha fazla olabilir.
Biliyorsunuz itikâf on günlük büyük bir ibadettir. Ama ondan büyük bir ibadet daha var, o da halvet... Halvet de kırk gündür. Erbaîn deniliyor kırk gün olduğundan dolayı... Kur'an-ı Kerim'de de işaretleri var. Mûsâ (a s) Tur Dağı'na çıkmış, otuz gün kalmış. On gün daha eklemiş, kırk gün olmuş.
Halvet; insanın eğitimi için, mânevî terbiyesi, gelişmesi, makâmâta ermesi, nefsini ıslah etmesi için en uzun boylu ibadet odur. Kırk gün halvet... E onu yapamayan, hiç olmazsa Ramazanın son on günününde bu i'tikâfları yapmalı... Belki bu on günler, on günler birikince kırk da eder, daha fazla da edebilir.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, her yıl bu itikafı yapmış. Bir keresinde mescide gelmiş bakmış ki, mescidin içinde özel bölmeler yapılmış, çadırcıklar kurulmuş.
"Bunlar ne?" demiş.
Hanımların da itikâfa girdiğini öğrenmiş. O zaman, itikafı, kadın erkek aynı mescidde karma bir şekilde yapmak istemediği için -bu itikâf ibadeti kadının erkekten, erkeğin kadından gece de ayrı olarak ibadet etmesi olduğu için- o zaman yapmamış ve Şevval ayında telâfi etmiş. Ramazan bayramından sonra o itikâfını yapmış. Hanımlar o sene mescidin içinde itikâf etmişler.
Hanımların itikâf yeri nedir?.. Evlerinin bir odasıdır. Evin sakin bir odasını kendilerine mescid edinirler, orada ibadet ve taat ederler.
Ankara'da çok sevdiğimiz bir tanıdığımız vardı. Zengin, imkânları da var... Tabii herkesin imkânı olmayabiliyor. Güzel bir odasını kendisine mescid yapmış. Seccadesi, kıblesi, Kur'an-ı Kerimleri, dînî kitapları... İnsan içeriye girdiği zaman, rahat ve huzur içinde mânevî bir aleme dalıp gidiyor.
Hanımlar evlerinde itikâf eder. Erkekler cuma namazı kılınan bir mescidde itikâf ederlerse, cuma günü çıkmak zorunda kalmazlar. Ama mahalle mescidinde, imam olan, müezzin olan her mescidde itikâf yapılabilir, caizdir.
İtikâfın en güzeli Mekke-i Mükerreme'de -Mescid-i Haram'da- Medine-i Münevvere'de -Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Mescid-i Saadet'inde- olanıdır. Mescid-i Saadet'te bir namaz, başka yerin bin namazına bedel... Mescid-i Haram'da, Kâbe'nin olduğu yerde kılınan bir namaz, başka yerdekinden yüzbin misli...
Hocamız da ömrünün ahirinde Mekke-i Mükerreme'de Mescid-i Haram'da kırk gün halvet yapmıştı. Bu ne demektir?.. Yüzbin halvet yapmış gibi, Allah büyük mükâfâtlar ihsan etmiştir diye insan imreniyor.
Allah hepimize güzel ibadetler yapmayı nasip eylesin.
Allah-u Teâlâ Hazretleri yardımcımız olsun. Tevfîkini refîk etsin, lütfeylesin. Hakkı hak olarak görüp ona uymayı, bâtılı bâtıl olarak görüp ondan sakınıp korunmayı nasip eylesin.
Hülâsası işin; bu fânî dünya hayatı, imtihan alemi sona erdiği zaman; ecel gelip, vâde yetip insan ahirete göçtüğü zaman, Rabbimiz cümlemizi iman ile ahirete göçenlerden eylesin. Rızasına erenlerden eylesin. Cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.
Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
08.12.2000 -
Ramazan Ayı İçinden,
08.01.1999 -
İtikâfın Mahiyeti, Ramazanın
