00.12.1999 - Peygamber Efendimiz (SAS) in Cömertliği, Ramazanı Oruçla Karşılamayın

00.12.1999 - Peygamber Efendimiz (SAS) in Cömertliği, Ramazanı Oruçla Karşılamayın
El-Hamdülillahi rabbilâlemîn nahmedühû bi-cemî'i mehâmidih. Vessalâtü vesselamü alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîne Muhammedini'l-mustafâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'l-cezâ.
Emmâ ba'd:
Ve kâle'n-nebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem: İzâ câe ramazânu fütihat ebvabu'l-cenneti ve ğullikat ebvâbu'n-nâr ve sueti'ş-şeyâtînü.
Ve kâle sûmû li-ru'yetihî ve eftirû li-ru'yetihi. Fe-in aleyküm fe-ekmelû iddete şa'bâne selâsîne.
Ve kâle ibn abbâs radıyallahu anhümâ:
Kâne sallallahu aleyhi ve sellem ecvede'n-nâsi ve ecvedü mâ yekûnü fî ramadâne kâne yelkâhu cibrîlü fî-külli leyletin ramazâne ecvedü bi'l-hayri mine'r-rîhi'l-mürseleti. Müttefekun aleyh. Sadeka resûlullah ve netaka habîbullah.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hakkında İbn Abbas radıyallahu anhümâ buyuruyor ki;
Kâne resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ecvede'n-nâsi. "Peygamberimiz Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz insanların en cömerdi idi."
Ecved, cevad kelimesinin ism-i tafdîli ve ceyyid kelimesinin de ism-i tafdîli olur, "en cömert" demek. Cevad "cömert" demek, ecved "en cömert" demek; ceyyid "iyi demek" ecved "en iyi" demek.
"[Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz] insanların en cömerdi idi."
Ve kâne ecvedü mâ yekûnü fî ramadâne hîne yelkâhu cibrîlü. "Ve en cömert olduğu zaman da Ramazan ayındaydı." Elinin en çok bağış yaptığı, açık bulunduğu zaman Ramazan ayıydı. "Cebrail aleyhisselam kendisine geldiği zaman."
Ve kâne yelkâhu cibrîlü fî külli leyletin min ramazâne fe-yüdârisühû'l-kur'ân. "Cebrail ramazanda her gece Peygamberimiz Efendimiz'e geliyordu, iniyordu ve onunla Kur'ân-ı Kerîm'i müdârese ediyordu." Yani Kur'ân-ı Kerîm'i beraber müzâkere ediyorlardı, okuyorlardı, dinliyorlardı. Peygamber Efendimiz ramazanda her gece Cebrail aleyhisselam ile Kur'an çalışıyordu.
Fe-le-rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hîne yelkâhu cibrîlü ecvedü bi'l-hayri mine'r-rîhi'l-mürseleti. "Ve andolsun ki, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Cebrail aleyhisselam kendisiyle buluştuğu zaman hayır bakımından yağmur yüklü gönderilmiş bereketli bulutlardan daha cömert olurdu."
Hani o yağmur yüklü bereketli bulutlar nasıl şakır şakır rahmeti yağdırır, Cebrail aleyhisselam ile karşılaştıkça, buluştukça Peygamber Efendimiz ondan daha cömert olurdu. Zaten cömertlerin cömerdi idi [bir de Cebrail ile] her buluştukça artık verirdi, verirdi, verirdi. Ramazan’da en çok [cömert olurdu.]
Ve an âişete radıyallahu anhâ kâlet: Kâne Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem izâ dehale'l-aşru ahye'l-leyle ve eykaza ehlehû ve şedde'l-mi'zera.
Peygamberimizin zevce-i mutahherası Âişe-i Sıddîka validemizden rivayet edildiğine göre o rivayet etmiş demiş ki;
"Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem Ramazan'ın son on günü girdi mi..." Yani bizim itikâf yapmaya başladığımız günler... Ahye'l-leyle. "Geceleri ihyâ ederdi." Ve eykaza ehlehû. "Ailelerini de uyandırırdı." "Kalkın ibadet edin." diye onları da ibadete teşvik ederdi. Ve şedde'l-mi'zera. "Ve paçalarını sıvardı." demek.
Aslında şedd-i mi'zer etmek "elbisesinin eteğini şöyle arkasına almak" demek. Bir şey yapacağı zaman şöyle eteğini toplayıp [arkasına almak.] Biz "paçaları sıvamak" diyoruz. Böyle kıvırırız, "Tamaam, tamam, bu iyice işe girişecek" mânasına. Yani Peygamber Efendimiz Ramazan'ın son on gününde çok büyük gayrete girerdi.
Buhârî ve Müslim rivayet etmişler, Peygamber Efendimiz [Ramazan'ın] son on gününün de böyle idi.
An ebî hüreyrate radıyallahu anhu ani'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme kâle: lâ yetekaddemenne ehadüküm ramazâne bi-savmi yevmin yevmeyni illâ en yekûne racülün kâne yesûmü savmehû fe'l-yesüm zâlike'l- Müttefekun aleyh.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem [şöyle buyurmuş:]
Lâ yetekaddemenne ehadüküm. "Sizden biriniz sakın Ramazan'dan evvel ki." Ramazâne bi-savmi yevmin ev yevmeyni. "Bir gün veya iki gün önceden, ramazanı karşılayan o günlerde oruç tutarak, sakın ramazanı öyle karşılamasın." Sakın ha, asla böyle yapmayın!
İllâ en yekûne racülün kâne yesûmü savmehû fe'l-yesüm zâlike'l-yevm. "Ama adam âdet edinmiş de âdet ettiği günler de tam o güne, Ramazan'ın bir evveline rastlamışsa o âdetini sürdürsün."
Mesela Pazartesi, Perşembe oruçlarını tutuyordu tutuyordu, eh tam o güne rastladı, arefe günü, o zaman tutsun. Veyahut kefaret orucu gibi herhangi bir şekilde bir şey tutuyordu, o zaman tutabilir. Ama ramazanı ihtiyaten acaba o gün mü başladı, bir gün sonra mı başladı hikayesinden bir gün veya iki gün evvelinden oruç tutarak karşılamaya sakın başlamayın.
Sahâbe-i kirâmdan, "Böyle kesinlikle yapmam!" yani bir gün önceden, ihtiyaten oruç tutmam diyenler var. Çünkü eski ümmetler böyle kendi akıllarından ibadetlere biraz biraz kata kata dini çığırından çıkarttılar. Ne demişse Peygamber Efendimiz o kadarını yaparım. Ne fazlasını, ne azını...
Orucun başladığı zaman belli: Hilal gökyüzünde görününce ertesi gün oruç tutun. Göremezsen içinde bulunduğun ayı 29 gün değil 30 güne tamamlarsın ondan sonra tutarsın. Bitti, gayet kolay! Kavga yok, gürültü yok, gayet belli. Göremedin, Şabanı 30 gün sayarsın, 30'dan sonra 31 olmayacağına göre ertesi gün Ramazan'ı tutarsın. Gördün, tutarsın. Ama öyle ihtiyaten niyet edeyim de bilmem [ne de...] Öyle şey yok! Peygamber Efendimiz yasaklıyor.
Buhârî ve Müslim rivayet etmişler.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ın rivayet ettiğine göre buyurmuş ki;
İzâ bakiye nısfün min şa'bâne fe-lâ tesûmû. Ravâhu'-tirmiziyyü ve kâle hadîsün hasenün sahîhun.
Tirmizî'nin rivayet ettiği ve hadis-i hasen-i sahih dediği Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ın rivayet ettiği bu hadîs-i şerîfe göre;
"Şaban'ın yarısı geçip de öbür yarısı kaldığı [yani] Ramazan'a yarım ay, on beş gün kaldığı zaman artık o zaman oruç tutmayın." Çünkü artık Ramazan yaklaşıyor, o zamanlar oruç tutmayın.
Bir de önemli bir şey daha var, onu da okuyuvereyim.
An ebi'l-yni ammâri'bni yâsirin radıyallahu anhümâ kâle men sâme'l-yevmellezî fîhi fe-kad asâ ebe'l-kâsımi sallallahu aleyhi ve sellem. Ravâhu Ebû dâvud ve't-tirmizî ve kâle hadîsün hasenün sahîhun.
Ebû Dâvûd ve Tirmizî gibi iki mühim hadis âliminin kitaplarında rivayet etmiş olduğu ve Tirmizî'nin hadis-i hasen-i sahih dediği [hadîs-i şerîfte,] Ammar b. Yâsir'den rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;
Men sâme el-yevmellezî yüşekkü fîhi. "Acaba Ramazan'ın birinci günü mü yoksa değil mi diye tereddüt edilen tereddütlü günde oruç tutan [bir kimse.]"
Hani [insan] ihtiyaten tutayım diye düşünebilir ya, ha işte o gün oruç tutan bir kimse ne yapmış olur?
"Ebû'l-Kâsım Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'e âsi olmuş olur."
Öyle âdet olur mu!? İşte bilmemekten. Peygamber Efendimiz işi öyle şekle, şüpheyle, tereddütle, ihtiyatla götürtmeyi sevmiyor. Ramazansa Ramazan, değilse, görülmedi ise Şaban'ı 30'a sayın, bitti. Öyle ihtiyaten [bir gün önceden oruç] eklemeyi [Peygamber Efendimiz] sevmiyor, " [Ebû'l-Kâsım'a] âsi olmuş olur." diyor. Önemli!..
Tirmizî hadisün hasenün sahihun demiş.
Allahu Teâlâ hazretleri tevfîkini cümlemize refîk eylesin. Sevdiği, razı olduğu amelleri işlemeye muvaffak eylesin. Hulâsa-i meal, işin sonunda sevdiği kul olmayı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varmayı nasip eylesin. Cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin.
03.01.1997 -
Peygamberimizin Şaban Ayında
00.12.1999 -
Orucun Mükafatı, Orucun
