İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

00.00.2000 - İnsanları İslama Davet Etmek, Çarşı Pazarların Sakıncaları, Mescidler, Utanma

00.00.2000 - İnsanları İslama Davet Etmek, Çarşı Pazarların Sakıncaları, Mescidler, Utanma
Günün Sohbeti

00.00.2000 - İnsanları İslama Davet Etmek, Çarşı Pazarların Sakıncaları, Mescidler, Utanma

08.06.2026
10 dk 31 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.

Emmâ ba’d:

عَنْ أَبِي هُرَيْرَة َ ـ رضى الله عنه ـ {‏‏كُنْتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ‏{‏ قَالَ خَيْرَ النَّاسِ لِلنَّاسِ، يأتون بِهِمْ فِي السَّلاَسِلِ فِي أَعْنَاقِهِمْ حَتَّى يَدْخُلُوا فِي الإِسْلاَمِ‏.‏

Fe-an ebi Hureyrete radıyallahu anhu gâle: küntüm hayra ümmetin uhricet li’n-nâsi gâle hayru’n-nâsi li’n-nâsi ye’tüne bi-him fi’s-selâsili fî a’nâgıhim hattâ yedhulû fi’l-islâmi.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den. Al-î İmrân suresinin 110 uncu âyet-i kerîmesinde geçiyor.

كُنْتُمْ خَيْرَ اُمَّةٍ اُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ … ﴿١١٠﴾

Küntüm hayra ümmetin uhricet li’n-nâsi. [1]

Siz en hayırlı ümmetsiniz. Her Peygamberin ümmeti var. Eskiden beri pek çok ümmetler yaşadı, geldi geçti. En hayırlı ümmet sizsiniz.

Uhricet li’n-nâsi. İnsanlar için çıkartıldınız siz, ortaya. Yani insanlığa büyük faydalarınız olacak sizin.

Hayru’n-nâsi. Buyurmuş ki, bunu şey yaparken Peygamber Efendimiz.

Hayru’n-nâsi li’n-nâsi. İnsanlar için, insanların en hayırlısı kimdir?

Ye’tüne bi-him fi’s-selâsili fî a’nâgıhim hattâ yedhulû fi’l-islâmi. Boyunlarına zincirler takarak, boyunlarında zincirler olduğu halde İslam’a girinceye kadar insanları çekip getirenlerdir. Yani burda gâle dediğinin Ebû Hüreyre mi demiş, yoksa Peygamber sallallahu aleyhi vessellem mi demiş?

Anlaşılmıyor ibareden.

Bu âyet-i kerîmede; “ en hayırlı ümmetsiniz, insanlar için çıkartıldınız âyet-i kerîmesinin izahında, yani bu insanlara faydası olmak ne?

Boyunlarına zinciri takıp, çeke çeke dize getirilip İslam’a sokmak şeklinde bile olsa, onların İslam’a gelmesini sağladığınız için hayırlı ümmetsiniz.

Demek ki aziz ve muhterem kardeşlerim,

Burdan kesin olarak görülüyor, başkalarının İslam’a gelmesine çok gayret etmemiz lazım. Hatta boyunlarına zinciri takıp, şakır şakır şangur şungur çekerek bile getirsek, gel bakalım şöyle, doğru dine gir.

İmam Buhârî rivayet etmiş, bu hadîs-i yazmış.

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ten.

وعنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏أحب البلاد إلى الله مساجدها ، وأبغض البلاد إلى الله أسواقها‏"‏ ‏(‏‏‏رواه مسلم‏‏‏)‏‏.

Gâle ani’n-nebiyyi sallallahu aleyhi vessellem gâle ahabbü’l-bilâdi ilallâhi mesâcidühâ ve ebğadu’l-bilâdi ilallâhi esvâkuhâ.

İmam Müslim rivayet etmiş.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Beldelerin, arazilerin, şu yeryüzündeki yerlerin, Allah’a en sevimli olanları; mescidlerdir. Allah mescidleri sever.

Biz neyi severiz?

Bir su olursa, şelale olursa, deniz kıyısı olursa, güzel bitkiler olursa, çiçekler olursa, manzara olursa, hava olursa, meyve olursa.

Allah celle celalühü neyi seviyor?

Mescidleri seviyor.

En sevmediği yerler de Cenâb-ı Hakk’ın?

Esvâkuhâ. Çarşı pazarlar.

Neden?

Allahu Teâlâ hazretlerine, çarşı pazarda en çok isyan fiilleri cereyan ediyor, yapılıyor.

Ne oluyor çarşı pazarda?

Bir kere aldatma oluyor, eksik tartma oluyor. Ondan sonra yalan yere yemin oluyor, göz boyama oluyor, mostura oluyor, bilmem ne oluyor. Yani İslam dinine hiç uymayan, Allah’ın rızasına uymayan, her türlü şey oluyor. Ayrıca çarşı pazarlarda, o zaman tabi bilmiyorum kadınlar çarşı pazara gidiyor muydu?

Bir de şimdi kadınlar madınlar çarşı pazarda daha fazla dolaşıyorlar ve hakikaten Allah’a sığınarak girmek lazım, çarşıya pazara. Bir ihtiyacı varsa aman Ya Rabbi sen beni haramlardan, günahlardan koru falan diyerek. Çünkü günah işleme imkanlarının, çok olduğu yerler çarşı pazar.

وعن سلمان الفارسي رضي الله عنه من قوله قال‏:‏ لا تكونن إن استطعت أول من يدخل السوق، ولا آخر من يخرج منها، فإنها معركة الشيطان، وبها ينصب رايته‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم هكذا‏)‏‏)‏‏.‏ ورواه البرقاني في صحيحه عن سلمان قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏لا تكن أول من يدخل السوق، ولا آخر من يخرج منها، فيها باض الشيطان وفرخ‏"‏‏.‏

Ve an Selmâne’l-Fârisî radıyallahu anhu min kavlihî gâle lâ tekûnenne in isteta’te evvele men yedhulü’s-sûka ve lâ âhira men yehrucu minhâ fe-innehâ ma’raketü’ş-şeytân ve bi-hâ yensıbü râyetehû.

Revâhu Müslim hâkezâ ve revâhu’l-berkânî fî sahîhıhî ‘an Selmâne gâle gâle Resûlullahi sallallahu aleyhi vessellem lâ tekün evvele men yedhulü’s-sûka ve lâ âhira men yehrucu minhâ fî-hâ ba’da’ş-şeytân ve ferraha.

Bu üçüncü hadîs-i şerîfte bugünkü sohbetimde. Yine çarşı pazarla ilgili.

Selmân-ı Fâris’î hazretlerinden rivayet edilmiş, kendisinin sözü olarak, Selmân-ı Fâris’î diyormuş ki;

Sakın ha! Gücün yetiyorsa, imkanın varsa, çarşıya ilk giren olma, en son çıkan olma. Yani mümkün olduğu kadar az kal, çarşı pazarda işini gör, hemen kaybol. Çünkü orası şeytanın savaş alanıdır, çarpışma alanıdır. Bayrağını oraya diker, şeytan. Müslim böyle rivayet etmiş. İmam Müslim hadîs âlimi.

Berkânî de Sahihinde yine Selmân radıyallahu anh’ten, Peygamber Efendimizin şöyle söylediğini, Peygamber Efendimizin sözü olarak, rivayet etmiş.

Lâ tekûnenne in isteta’te evvele men yedhulü’s-sûka. Sakın çarşıya, ilk giren kişi sen olma.

Ve lâ âhira men yehrucu minhâ. En son çıkan, sen olma.

Fî-hâ ba’da’ş-şeytân ve ferraha. Çünkü şeytan, orada yumurtlar ve civcivler. Orda yumurtlar, ordada yavruları civcivleri çıkar, yayılır, şeytan yavruları, çarşı pazar. 

وعن عاصم الأحول عن عبد الله بن سرجس رضي الله عنه قال‏:‏ قلت لرسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ يا رسول الله غفر الله لك، قال‏:‏ ‏ "‏ولك‏"‏ قال عاصم‏:‏ فَقُلْتُ لَهُ أَسْتَغْفَرَ لَكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ وَلَكَ ثُمَّ تَلاَ هَذِهِ الآيَةَ ‏{‏ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنْبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ‏} ‏(‏‏(‏محمد‏:‏19‏)‏‏)‏‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏

Ve an Asımini’l-Ahveli an Abdillahi ibni Sercisin radıyallahu anhu gâle gultü li-Resûlillahi sallallahu aleyhi vessellem yâ Resûlallahi ğaferallahu leke gâle ve leke gâle Asımun fe-gultü le-hû estağferte le-ke Resûlullahi sallallahu aleyhi vessellem gâle ne’am ve leke sümme telâ hâzihi’l-âyete ve’s-tağfir li-zembike ve li’l-mü’minîne ve’l-mü’minâti.

Revahu müslim.

Âsım el-Ahvel, Abdullah İbn Sercis radıyallahu anh’ten rivayet etmiş. O demiş ki, o sahâbi. Peygamber Efendimize bir keresinde ben dedim ki:

Yâ resûlallahi ğaferallahu leke. Allah sana mağfiret eylesin dedim. O’da demiş ki, Peygamber Efendimiz de, sözünün karşılığı olarak;

Ve leke. Seni de mağfiret etsin. Onun üzerine bu sözü duyan Âsım isimli şahıs diyor ki:

Fe-gultü le-hû. Yani bu Abdullah İbn Serciş’e dedim ki, sahâbiye.

Estağferte le-ke resûlullahi. Resûlullah sana mağfiret mi dileyiverdi?

Gâle ne’am ve leke. Bir de sana. Yani sana dediği, Ahmed Sav’a dedi o zaman. Mehmed Aliye de demek.

Sonra şu âyet-i kerîmeyi okudu.

Ve’s-tağfir li-zembike. Kendi zünubun, günahın için Allah’tan mağfiret dile ey Resûlüm.

Ve li’l-mü’minîne ve’l-mü’minâti. Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar içinde, mağfiret dile. E tabi böyle emrolunduğu için, Peygamber Efendimiz hepsine mağfiret dilemiştir. Biz de mü’min olarak ordan hissemizi almışızdır. Ama buna, ve leke demiş doğrudan doğruya. Yani seni Allah, mağfiret etsin diye. Resûlullah’ın ağzından böyle bir lafa nail olan söze erişen yaşadı diye,  ötekisi de soruyor;

Öyle dedi mi Resûlullah?

Dedi.

وعن أبي مسعود الأنصاري رضي الله عنه قال‏:‏ قال النبي صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏إن مما أدرك الناس من كلام النبوة الأولى‏:‏ إذا لم تستحي فاصنع ما شئت‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.

An ebî Mes’ûdin el-Ensâriyyü radıyallahu anh gâle gâle’n-nebiyyü sallallahu aleyhi vessellem inne mimmâ edrake’n-nâsü min kelâmi’n-nübüvveti’l-ûlâ izâ lem testahyi fesna’ mâ şi’te.

Ebû Mes’ûd el- Ensârî. Yani İbn Mes’ûd değil bu. İbn Mes’ûd çünkü Mekkeliydi. Rivayet edilmiş ki, Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş;

İnsanların daha önce gelmiş olan Peygamberlerin, ümmetlerine söylediği güzel sözlerden kendilerinin hatırında kalmış olan sözlerden biris ide nedir?

İzâ lem testahyi fesna’ mâ şi’te.

Utanmazsan, artık ne istersen yap. Utanmadıktan sonra ne istersen yap. Hayâ imandandır. Utanması lazım. Utanmazsan ne istersen yap. Eski Peygamberlerin söylediği sözlerden bir insanlar arasında kalmış söz diye, böyle söylemiş Peygamber Efendimiz.

Allah hepinizden razı olsun. İbadetlerinizi makbul olsun. Dünya ve ahiretin hayırlarına Cenâb-ı Hak erdirsin.

El Fâtiha.



[1] (3/Âl-i İmrân 110)

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA