00.00.2000 - Namazda Safların Sık Olması, Davete İcabet Etmek, Yemekte Bismillah Demek

00.00.2000 - Namazda Safların Sık Olması, Davete İcabet Etmek, Yemekte Bismillah Demek
Elhamdülillahi Rabbil alemin. Hamden kesiran tayyiben mübareken fîhi alâ külli hâlin vefî külli hîn. Ve's-salâtü ve's-selâmü âlâ seyyidinâ ve senedinâ ve şefiî zünûbinâ ve tâci ruûsinâ Muhammedini'l-Mustafâ ve âlâ âlihi ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'l-cezâ.
Emmâ ba'dü fe-kâle Resûlullahi sallallahu aleyhi ve sellem;
Etimmu's-saffe'l-mukaddeme sümmellezî yelîhi fe-mâ kâne min naksın fe'l-yekün fi's-saffi'l-muahhari.
Ahmed ibn-i Hanbel, Neseî, Ebû Dâvud, İbn Abdilberr ve diğer kaynaklarda olan bir hadîs-i şerîf.
Efendimiz, bizlere namaz düzeni hakkında bilgi veriyor, talimat veriyor.
Etimmu's-saffe'l-mukaddeme. "Öndeki safı tamamlayın, ön safta boşluk bırakmayın." Sümmellezî yelîhi. "Ondan sonra onun arkasındaki safı tamamlayın o dolduktan sonra." Fe-mâ kâne min naksın. "Eğer safta bir eksiklik varsa o en arkadaki safta kalsın."
Öndeki saflar tamam olsun, dolsun ikinciye geçin, dolsun üçüncüye geçin, dolsun dördüncüye geçin.
Peki birinci saf da doldu, ikinci safta biz hangi noktada duracağız?
Tam imamın arkasına.
Ondan sonra gelen nerede duracak?
Onun sağında. Ondan sonra gelen solunda. Sağında solunda, sağında solunda, o da dolacak. Üçüncü safta yine imamın arkasında. Yani safa doldurmaya ortadan başlanacak, şeyden [kenarlardan] başlanmayacak.
İkinci hadîs-i şerîf. Efendimiz buyuruyor ki;
Ecib ehâke fe-inneke minhü ale's-neteyni immâ hayrun fe-hakkun mâ şehidtehû ve immâ ğayruhû fe-tenhâhu anhu fete'muruhû bi'l-hayri.
Ecib ehâke. "Kardeşin seni bir ziyafete, düğüne, derneğe, nişana, merasime çağırdı mı davetine git, davetine icabet eyle." Fe-inneke minhü ale's-neteyni. "Çünkü onun karşısında iki türlü durumda olabilirsin o davete gittiğin zaman." İmmâ hayrun. "Ya hayırlı bir durumla karşılaşırsın orada." Sünnet-i seniyyeye uygun, Kur'an'a uygun, Allah'ın rızasına uygun güzel bir durumla karşılaşırsın.
Fe-hakkun mâ şehidtehû. "Gidip de katıldığın yerler içinde senin hakkın olan, sana uygun olan yerdir, güzel, iyi bir yere gitmiş oluyorsun işte." Yani orada bulunmak sana layıktır, iyi, tamam.
Ve immâ ğayruhû. "Ya da karşılaştığın durum hak değildir, hayır değildir, doğru değildir, yanlış durumdur." Gittiğin zaman baktın ki orada uygun olmayan şeyler var. Fe-tenhâhu anhu. "O zaman da engellersin."
'Aa böyle olur mu kardeşim, sen müslümansın ya, nedir bu yaptığın, ayıptır günahtır, yapma böyle! Bak Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurmuş, sakın ha!' filan engellersin.
Fe-te'muruhû bi'l-hayri. "Ona da hayrı da öğretirsin." Bak böyle yapacağına şöyle yap, şöyle yapmak daha hayırlıdır, sevaplıdır dersin.
Demek ki esas itibariyle Peygamber Efendimiz ashabının davete icabet etmesini istiyor.
Evet, Peygamber Efendimiz kendisi de davete icabet ederdi. Davete icabet etmek önemli bir edeptir. Bir mazeret uydurup gitmemek uygun değildir. Yani uydurup gitmemek uygun değildir, hakikaten mazereti varsa ayrı. Davete gitmeli ama davette görev vardır; iyi bir durumla karşılaşırsa tamam, iyi bir davete gitmişsin, ne mutlu sana, hakkındır. Kötü bir durumla karşılaşırsan yanlışlığı düzeltmeye gayret etmelisin, doğruyu emretmelisin, emr-i mâruf nehy-i münker yapmalısın.
İctemi'û âlâ ta'âmiküm ve'z-kürusmellâhi aleyhi yübârekü leküm fîhi.
Bu da Ahmed ibn-i Hanbel, Ebû Davud, İbn Mâce ve diğer kaynaklarda var. Efendimiz buyuruyor ki;
İctemi'û âlâ ta'âmiküm. "Yemek yemeye toplanın, ziyafete toplanın, yemeğinize toplaşın." Yani ayrı ayrı yemeyin, beraberce yiyin, bir arada yiyin. Ve'z-kürusmellâhi aleyhi. "Yediğiniz yemeğe besmele çekerek başlayın." Allah'ın ismini zikrederseniz. Yübârekü leküm fîhi. "Taamın içine Allah tarafından bereket konulur."
Diyelim ki on kişi var, bunlar ayrı ayrı yiyecekler, ona böldüğün zaman bir şeyi yiyecekler işte, onda birini alacaklar yiyecekler. Ama toplanıp beraber yerlerse besmele çekince bereket olur.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in mucizelerindendir, on kişilik yemekten bazen 300 kişi doyar. Yani öyle 20 kişi filan değil, 15 kişi filan değil! Yüzlerce kişi doyar.
Hendek harbinde böyle bir durum olmuştu. [Sahabilerden birisi] Peygamber Efendimiz'i çağırmıştı, baktı ki çok yoruldu. Kendisi çalışıyor Peygamber Efendimiz, kazma sallıyor, taş kırıyor filan... Ashaptan bir zât evde bir hazırlık yaptı, yemek hazırlığı, Peygamber Efendimiz'e geldi dedi ki;
"Yâ Resûlallah buyur yemek yiyelim." dedi. Peygamber Efendimiz elini silkeledi, herkese dedi ki;
"Kardeşiniz yemek hazırlamış, kalk gidelim." dedi.
Herkese.. Yani hendek kazan herkese birden dedi. Halbuki ev sahibinin maksadı Resûlullah'ı aradan, kalabalıktan çekip almak, onu biraz doyurmaktı çünkü biraz yorgun görmüştü, herkese de yemek verecek hali yoktu. Eve geldi hanımına geldi dedi ki;
"Hapı yuttuk hanım! Dedi.
"Ne oldu?"
Ben Peygamber Efendimiz'e yavaşçacık, "Yemek hazırladık, buyurun yiyelim." dedim, o da bütün topluluğa, herkese, 'Haydi buyurun, kardeşiniz bizim için yemek yapmış!' dedi çağırdı."
Hanım düşündü dedi ki;
"Sen kaç kişilik yemek yaptığımızı Peygamber Efendimiz'e söyledin mi?"
"Söyledim. İşte aşağı yukarı şöyle bir yemek hazırladık, şu kadar kişiye yeter." Sekiz on kişiye, neyse yani ben rakamları şu anda söyleyemeyeceğim.
Ondan sonra Peygamber Efendimiz eve geldi, dedi ki; "Tencerenin kapağını kaldırmayın. Herkes gelsin, getirsin çanağını."
Herkese verdi verdi verdi verdi verdi... Hatta tencerede arttı bile ev sahibine. "O zaman bilmem kaç yüz kişi saydım." diyor ev sahibi.
Allah bunu Peygamber Efendimiz'in hayatında gösterdi, sahabe-i kirâm bunu biliyor, kitaplara geçmiş, rivayet edilmiş. Topluca yenildiği, Allah'ın ismi anıldığı zaman yemek bereketleniyor. Ayrı yenildiği zaman bereketi kaçıyor.
Bereket de böyle psikolojik, kaypak bir şey değil. Allah bereketi verdi mi işte on kişilik taâmla 300 kişi doyuyor. Yani bitmez...
Allah-u Teala hazretleri bizi, gönül gözü açık kullarından eylesin. Arif kullarından, aşık-ı sadık kullarından eylesin. Cennetiyle cemaliyle cümlemizi müşerref eylesin. Dünyada iyi bir Müslüman olarak yaşayıp ahirette de iyi bir kul olarak cennetine girenlerden, Habib-i Edibine komşu olanlardan, cemalini görenlerden, Rıdvan-ı Ekberine erenlerden eylesin.
00.00.2000 -
Peygamber Efendimizin Arkadaş
00.00.2000 -
İnsanları İslama Davet
