İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

18.12.1994 - Tasavvuf Erbabı İnsanlar, Allahın Kudreti

18.12.1994 - Tasavvuf Erbabı İnsanlar, Allahın Kudreti
Günün Sohbeti

18.12.1994 - Tasavvuf Erbabı İnsanlar, Allahın Kudreti

02.01.2022
12 dk 19 sn

Bismillahirrahmânirrahîm.

El-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Kemâ yenbağî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih.

Ve'sselâtü ve'sselâmü alâ hayri halkıhî sultâni'l-ârifîn Muhammedini'l-Mustafâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'l-cezâ.

Aziz ve değerli mü'min kardeşlerim!

Tasavvuf konusu ve mutasavvıflar, sûfîler tatlı, sevimli bir konudur. Tasavvuf erbâbı da tatlı ve sevimli insanlardır; gönüllerimize taht kurmuş, hayran olduğumuz kimselerdir. Abdülkâdir-i Geylanîler, Mevlânâlar, bize yakınlığı dolayısıyla Ahmed-i Yesevîler, Yunus Emreler, Hacı Bektaşlar, Hacı Bayramlar, İsmail Hakkı-i Bursevîler, İbrahim Hakkı-i Erzurumîler başımızın üzerinde yeri olan insanlardır.

Tasavvuf, İslâm tarihi içinde günümüze kadar 14 asır müslümanlar tarafından büyük rağbete mazhar olmuştur. Bugün de Şark'ta ve Garp'ta çok büyük ilgi çekmektedir, çok büyük rağbet görmektedir. Batı'da, Amerika'da, Almanya'da, İngiltere'de müslüman olmuş ve tasavvufa intisab etmiş pek çok kimse vardır.

Amerika'da Teksaslı bir petrol zengininden bahsediyorlardı. Hem de Yahudi kökenli imiş. Derviş olmuş, sûfî olmuş. Dedim;

"Nasıl durumu?"

"Şeker gibi hocam, çok tatlı... Mescidin kapısının yanına diz çöker, oturur; o zenginliği ile eline süpürgeyi alır, mescidi süpürür." dediler.

Abdülkadir es-Sûfî'yi biliyorsunuz, İngilizler'den ve tasavvuf üzerine eser de veren şahıslardan birisi; Almanya'da Süleyman Dede rahmetullâhi aleyh'e intisab etmiş. Mevlevî Alman kardeşlerimizi tanırsınız, duyarsınız, biliyorsunuz. Meşhur, asrın filozofu diye anılan Roger Garaudy, kitabında tasavvuf için şu ismi kullanmış: "Bir inanç destanı tasavvuf." Yani "destan" kelimesi ile ifade ediyor.

Rusya'da 70-80 yıllık devlet destekli korkunç ateizm, yani Allah'ı, dini inkar etmek ve dinsizliği devletin resmî ideolojisi olarak her yerde okutmak gibi korkunç bir yangın devresinde, yanmadan kurtulan insanlar bugün dahi erbâb-ı tasavvuftur. Sûfî ve Komiser isimli eserinde -ki bu eseri Prof. Osman Türer Türkçe'ye de terceme etmiştir-, Rusya'daki halkların tasavvuf sayesinde nasıl müslüman kaldığını okuyabilirsiniz.

İslâm ve tasavvuf, ikisi birden horlandı ve dışlandı. Şiddetli bir kasırga esti de başaklar biraz eğildi ama yine güneş açtı, yine başaklar dimdik ayakta... Konu büyük ilgi ve sevgi toplayan bir konudur. Bu ilgi ve sevgiye layıktır.

Konu hakkında görüşleri negatif ve pozitif olan insanlar vardır. Yeni selefîler vardır. Tabii İslâm'a karşı olan bir insanın tasavvufa da karşı olması normal. Bir şeye karşı olan onun cüz'üne de elbette karşıdır, tamam. Fakat müslüman olup da tasavvufa karşı olanlar enteresan... Yani müslümandır, hem de iyi-tam müslüman olmak iddiasındadır; bunlardan tasavvufa karşı olanlar vardır, yeni selefîler vardır.

Öyle insanlar var ki kitap yazmış, "Dinin aslı, esası budur." diye iddia ile ortaya çıkmış fakat âyeti hadisten ayırt edemiyor. Hatta ilk sayfada hadis bile olmayan bir şeye âyet diyerek başlamış.

"Verin bakayım şunun kitabını..." dedim, bu kadar böbürlenen bir insan neymiş... Açtım, ilk sayfada otuz küsur yanlışını buldum, birinci sayfada! Dedim;

"Bu kitap okunmaz."

Yani ömrümüzün kıymeti var. Ömrü boş şeylere harcayamayız. Ömrümüz azizdir, kıymetlidir. Bir sayfada otuz tane yanlış olursa, Yunan filozoflarından birisinin sözünü âyet diye baş sayfaya yazarsa bir insan, bu dinin aslını esasını anlayamaz.

Diyor ki:

"Ulemânın Kur'ân-ı Kerîm cümlelerine ‘âyet' diye isim vermesi yanlıştır."

Be hey cahil! Kur'ân-ı Kerîm'in cümlelerine âyet ismini veren Allahu Teâlâ hazretleridir, ulemâ bile değil!

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Hüvellezî enzele aleyke'l-kitâbe minhü âyâtun muhkemâtun hünne ümmü'l-kitâbi ve uharu müteşâbihâtün.

Allah o ismi veriyor. Cahil adam, "Ulemâ bu ismi vermiştir." diye Kur'ân-ı Kerîm'in cümlelerine âyet ismi verilmesine itiraza 15-20 sayfa ayırmış ve bir de güyâ âyetlerden deliller getirmeye çalışmış. "Âyet, yani kevnî olaylardır, büyük hadiselerdir, ibretli hadiselerdir." diyor. Evet, o da âyettir ama Kur'ân-ı Kerîm cümlelerine de Allah "âyet" ismini ihsan eylemiş, öyle tesmiye buyurmuş. Ondan haberi yok.

Onun için bu bir tecavüz değildir, "cahil" sözüm ispatlıdır, cahillerdir. "Ukalâ" sözüm ispatlıdır çünkü ukalâlık ediyorlar.

Bir insan bildiği konuda konuşsun.

Gidip de şu arka taraftaki elektrik ayarlarına, ses ayarlarına dönüp baktım mı ben?

Anlamam. Anlamadığımız şeye karışmıyoruz. Bir doktorun işine karışmıyoruz. Mühendisin, mimarın işine, hesabına karışmıyoruz. Komputerin şeyine karışmıyoruz.

Herkes haddini bilmeli.

Genellikle bugün Araplar tasavvufa karşıdırlar.

Bir arkadaşım anlatıyor: Bir şehirde -şehrin ismini, şahsın ismini söylemeyelim- Araplar'ın yönettiği bir camide bir Alman müslüman sûfî meclislerine gidiyor diye arkasından dedektif gibi takibata uğramış ve tenkit edilmiş. Sûfî meclisine gidiyor diye... Yani insan bir meclise, bir toplantıya incelemek için de gider, merak için de gider; ille ondan olduğu için gitmez. Bu kadar da tahammülsüzlük olmaz ki!

Hâlbuki biz onların okuduğu bütün ilimleri okuduk ama onlar bizim okuduğumuz ilimleri okumadılar. Biz onların bütün müesseselerinden geçtik ama onlar bizim müesseselerimizin kapısına bile ayak basmadılar. Biz onlardan bir kat daha başka bilgileri biliyoruz ama onlar bizim bilgilerimizi bilmiyorlar.

Rusya'da tasavvufa karşı bir tavır yürütülmüştür. Geçen yüzyılda İngiltere iki büyük düşman ilan etmiş İslâm alemine:

Birisi hac,

Birisi tasavvuf ve tarikatler.

Çünkü hacca giden müslümanlar birbirlerinden haberdar oluyorlar, emperyalizmin oyunlarını birbirlerine anlatıyorlar ve tedbir alıyorlar. Sudan'da İngilizlere karşı bir hareket başlıyor, Hindistan'da İngilizlere karşı bir hareket başlıyor, falanca yerde İngilizlere karşı bir hareket başlıyor. Onun için İngilizler'in düşmanı politik, iç politikayla ilgili düşman. Bir de hac düşman. Ta o zamandan müslümanlar birbirleriyle temasa geçmesin diye hac mevsiminde, "Hacda hastalık var, kolera salgını var." diye hacca gitmelerini engellemeye çalışmışlar. Tasavvuf erbabına söz dinletemiyorlar. Aydınları, kolej mezunlarını kandırıyorlar da ümmîleri, ârifleri kandıramıyorlar.

Evet, tasavvufun böyle düşmanları vardır. Halen de var. Tarih boyunca da vardı. Fakat bir yolun, bir fikrin düşmanlarının olması tabiîdir. Çünkü İslâm'ın da düşmanları vardı. Çünkü Allah'ın da düşmanları vardı. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in de düşmanları vardı. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Allah'ın emriyle peygamberlik vazifesine başladığı andan itibaren başta dünürleri ve amcaları olmak üzere karşısına dikilen insanlar vardı, damatları vardı.

Bir yolun düşmanları olabilir. Bir yolun düşmanlarının olması o yolun şânına, şerefine gölge düşürmez. Yolun ne olduğunu incelemek lazım; aslına, esasına bakmak ve konu üzerinde adalet terazisini elinde tutarak hakkaniyetle hüküm vermek lazım. Kadının, müftünün işi budur; iki tarafı dinler, -tarafeyni dinlemeden adalet olmaz- ondan sonra elini vicdanına koyar, Allah için adaleti icra etmeye çalışır, hakkı söyler.

Şairâne bir itirazla biz de diyoruz ki; Osmanlı şairlerinden birisi söylemiş:

Âb-ı pâke ne zarar vakvaka-i kurbağadan.

Ne demek?

Temiz suya pislik vermez, zarar vermez. Yani o vıraklar, bayağı da uzaktan duyulur sesi ama suya bir zararı yoktur, su temizdir.

Rencîde olur dîde-i huffâş ziyâdan

demiş Ziya Paşa. Kendisinin ismi de Ziya olduğu için, bir şiirde muhaliflerine çatmak için o da öyle söylemiş. "Yarasaların gözü ışıkta rahatsız olur." demiş. Hâlbuki yarasanın gözü bile yokmuş. Şiir aslında biraz hatalı ama "Rencîde olur dîde-i huffâş ziyâdan." demiş. Yani güneşten bazı kimseler rahatsız oluyor, karanlığa kaçıyorlar.

Tabii, İslâm'ın özünü inceleyecek, Kur'ân-ı Kerîm'in üslubuna bakacak olursak Allahu Teâlâ hazretleri bizim önümüze kâfirin sözünü de seriyor.

Yaratmanın bir tek cinsi yok. Yaprakların çeşitlerine bakın, sayılarını bitiremezsiniz. Sadece benim küçük, mütevazı salonumdaki, yani evi süslesin diye edindiğim çiçeklerin ben bir gün yaprak çeşitlerini saydım; 17 çeşit yaprak saydım benim küçük evimde. Deve tabanının yaprağı bu kadar, kuşkonmazın yaprağı dereotu gibi, arslan pençesi başka türlü, kılıç çiçeği başka türlü, yaprağı güzel başka türlü vs. vs.

Fetebârekallâhu ahsenü'l-hâlikîn.

Allah kudretini gösteriyor. Eserinde yaratmasının coşkunluğunu görüyoruz. Balığın çeşitleri, çiçeğin çeşitleri, renklerin çeşitleri, meyvelerin çeşitleri… Hatta bir elmanın, Bolvadin'de otobüsümüz mola vermişti de, camekanın içinde kırk çeşidini görmüştüm. Bolvadin gibi bir yerde kırk çeşit elma! Dünya üzerinde kim bilir kaç çeşit var... Böceklerin çeşitleri vesaire de... Ve hüve bi-külli halkin alîm. Her çeşit yaratmaya kâdirdir. Yani "Bilmediğimiz şekillerde de ihyâya, inşaaya, ibdâya kâdirdir." diyor.

Demek ki mü'min aşılanıyor. Mü'min yanlış fikri de bilir, duyar, ona karşı aşılanır. Hani tifo, tifüs aşısı oluyor, ondan sonra tutulmuyor; çiçek aşısı oluyor, ondan sonra çiçek mikrobu Türkiye'de öldürücü olmuyor.

İlim zaten öyle gelişir ve iman öyle kuvvetlenir.

Allah cc. hepimizi iyi müslüman olmaya muvaffak eylesin. Arif Müslüman eylesin. İnsan-ı kamil olmayı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği razı olduğu kulları olarak varmayı nasip eylesin.

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâh.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA