İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

15.02.1981 - Kızgınlığa Sahip Olmak, Kusurları Affetmek, Allah Muhsinleri Sever

15.02.1981 - Kızgınlığa Sahip Olmak, Kusurları Affetmek, Allah Muhsinleri Sever
Günün Sohbeti

15.02.1981 - Kızgınlığa Sahip Olmak, Kusurları Affetmek, Allah Muhsinleri Sever

01.12.2024
10 dk 32 sn

Bir grup mücrim huzuruna getirilmiş. Suçlu insanlar, onları cezalandırması lazım. Getirilenlerden açıkgöz bir tanesi söz alıyor, diyor ki;

"Efendim ben bu suçu, bu edepsizliği halim-selimliğiyle tanınmayan bir kimseye yapsaydım beni ne yapardı?"

"Cezalandırırdı."

"Siz halim-selimliğinizle şöhret bulmuşsunuz, sizin bir farkınız yok mu?"

Onun üzerine; "Hadi, sizi bağışladım. Bir daha böyle bir şey yapmayın." diyor, salıveriyor.

İnsanların kızgınlığına sahip olması lazım, bir.

İkincisi; ve'l-âfîne ani'n-nâs. "İnsanlardan sudûr etmiş olan suçları, kusurları, günahları, hataları, kendisine karşı işlenmiş olan şeyleri affedenler."

Bir hadîs-i şerîfte Ebû Hüreyre radıyallahu anh Peygamber Efendimiz'e soruyor;

"Yâ Resûlallah, güzel huy nedir?"

Yani "Hangi insan güzel huylu sayılır?" demek istiyor.

Diyor ki Peygamber Efendimiz;

Tasilu men kataake. "Senden alâkayı kesmiş olan arkadaşına alâkanı sen devam ettirirsin."

"O bana küstü, ben de ona küseyim." demezsin. "O küstü ama ben yine gideceğim. O beni ziyaret etmiyor ama ben yine onu ziyaret edeceğim. O benden ilgiyi kopardı ama ben onunla bağlantımı devam ettireceğim."

Tu'tî men harameke. "Seni mahrum bırakan, senin istediğin, ihtiyacın olan şeyi sana vermeyene sen verirsin."

"Ben geçen gün ihtiyacım olmuştu, 10 bin lira para istedim, parası da vardı, vermedi. Şimdi başı epeyce sıkışmış, ben de ona vermeyeceğim." derse insan, kötülüğe kötülükle mukabele etmiş oluyor.

"O bana vermedi ama ben vereceğim." [derse], mahrum bırakana aksine iyilik yapıyor, veriyor.

Ve ta'fû ammen zalemeke. "Ve sana zulmedeni affedersin." diyor, Peygamber Efendimiz.

Sana haksızlık etmiş, karşı gelmiş, seni üzecek bir şey yapmış; onu affedersin.

"Güzel huy budur." diyor.

İnsanları affetmek de böyle. Hatası var, sana kalmış; istersen onun karşılığını verirsin, cezalandırırsın, istersen affedersin. Affedersen, işte o köşkler affedici kimselere veriliyor.

Bir de bir başka mâna olma ihtimali var. Buradaki affetmekten maksat, borçluya borcunu affedivermek. Yani vadesi gelmiş, borcu ödemesi lazım ama adamın durumu müsait değil. "Ver bakalım, vakti geldi!" diye aldırmadan bastırıp parayı almaya çalışmak şekli var. Bir de; "Hadi seni affettim, biraz daha sonra, geniş zamanda verirsin. Hadi sana bunu bağışladım." diye borcu affetmek mânasına gelebilir, diye şerhte bir izah var.

Demek ki öyle de olsa öyle de olsa, insan karşılıksız bir iyilik yapıyor. Onun için, büyüklerimiz; "İyiliğe iyilikle mukabele etmek herkesin kârıdır, herkes bunu yapar. Ama kötülüğe iyilikle mukabele etmek, o er kişinin kârıdır." demişler. Onu herkes yapamaz. Mert adam olacak. Bayağı yiğit bir kimse olacak, babayiğit olacak ki kötülüğe karşı iyilik yapabilsin.

Karşılıksız olduğu zaman Allahu Teâlâ hazretleri o köşkleri ihsan ediyor.

Demek ki, biz insanlarla muamelemizde dengi dengine, mukabele bil-misil yapabiliriz belki; ama affedici olursak, sevabı Allah'tan bekleyip bağışlama, lütuf, fazilet tarafını tercih edersek cennette ona mukabil herkesin gıpta ettiği o köşkler, o nimetler insanlara gelebiliyor.

Vallâhu yuhibbu'l-muhsinîn. "Allahu Teâlâ hazretleri muhsin kulları sever." diyor Resûlullah Efendimiz, arkasından ekliyor; "İyilik yapan, iyi olan kimseleri sever."

Muhsin ne demek?

"İhsan eden" demek. İhsan etmek de her şeyde câri olabilir. Mesela bir insan marangoz olur; eline verilmiş, kendisine tevdî edilmiş olan parçayı en mükemmel yaparsa o marangozluğunda ihsan yapmıştır. Yani marangozluğunu güzel yapmıştır. Süpürgeci adam, süpürdüğü yeri en iyi şekilde süpürmüşse o süpürmede ihsan yapmıştır. Hoca, en iyi şekilde hocalık yapmışsa hocalıkta ihsan yapmıştır. Asker, en iyi şekilde askerlik yapmışsa askerlikte [ihsan yapmıştır.]

İbadette ihsan nedir?

İbadette ihsan da;

En ta'buda'llâhe ke-enneke terâhû. "Allahû Teâlâ hazretlerine O'nu görüyormuşça ibadet etmektir."

Fe-in lem tekün terâhû fe-innehû yerâke. "Çünkü her ne kadar sen O'nu görmüyorsun ama O senin yanında, seni görüyor."

Sen O'nu göremiyorsun, göremezsin ama O seni görüyor.

Onun yakınlığını hissedip, bilip;

Ve hüve meaküm eyne mâ küntüm. "Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir." âyet-i kerîmesini düşünerek;

Ve nahnu akrabu ileyhi min habli'l-verîd. "Biz insanoğluna şah damarından bile daha yakınız." âyet-i kerîmesinin mânasını düşünüp;

"Mevlam benim yanımda, Allahu Teâlâ hazretleri benim her yaptığımı görüyor, benim yaptığıma şahit." diye düşünmek.

İbadette ihsan odur.

İnsan o zaman iyi kulluk yapar. Çünkü yalnız olmadığını bilir. Allah'ın kendisini murakabe ettiğini, kontrol ettiğini, her yaptığını gördüğünü, her söylediğini işittiğini bilen bir insan kendisine çekidüzen verir. Bir odada bir insan varken başka türlü otururuz, yalnız olduğumuz zaman daha başka türlü otururuz, elimizi ayağımızı uzatabiliriz. Ama içeriye hürmet ettiğimiz büyüğümüz, babamız gelse ne yaparız?

Hemen ayağa kalkarız, toparlanırız.

İnsan Allahu Teâlâ hazretlerinin kendisiyle beraber olduğunu bildiği zaman ne yapar?

O zaman kulluğu iyi yapar.

Onun için, "İhsan nedir?" diye sorduklarında Peygamber Efendimiz'e, ibadetteki ihsanı tarif etmiş; "Allah'ı görüyormuşça ibadet etmek."

Bir büyük velî varmış. Sehl b. Abdullah Tüsterî'nin kitabında okumuştum. Onun kendisi olabilir. Dayısı geceleyin ibadet ediyor. O kendisi küçücük çocukmuş. Dayısını hayranlıkla seyredermiş. Gözyaşı ile, boynu bükük, tevâzu ile Allah'a ibadet ediyor. Dayısı başını okşamış, kendisine hayran hayran sevgiyle baktığını görünce...

"Sana üç şey öğreteyim. Buna devam eder misin?" demiş.

"Devam ederim dayıcığım." diyor.

Üç şey öğretiyor:

Allâhu rabbî. "Allahu Teâlâ benim rabbimdir."

Allâhu maî. "Allahu Teâlâ hazretleri benimle beraberdir."

Allâhu şâhidî. "Allahu Teâlâ hazretleri beni daima kontrol etmektedir, müşahede etmektedir. Daima ben O'nun gözü önündeyim."

Bu üç cümle. Küçücük çocuğa; "Sen bunu günde on defa söyle." diyor. O çocuk o küçük yaştan itibaren bu sözleri söyleye söyleye yetişiyor, sonra büyük velîlerden birisi oluyor.

Bu duyguyla yetişen bir insan iyi kul olur. Allah'ın kendisini daima bildiğini, gördüğünü, yanında olduğunu düşünen insan...

Onun için, Allah muhsinleri sever.

Ne olursa olsun, hangi işi yaparsak güzel yapacağız. Yazı yazarken güzel yazın. Yani kargacık burgacık yazmayın. Yazının dahi özenerek güzel yazılmasına dikkat edin. Hangi işin sahibiyseniz o işi baştan savma değil, güzel yapın.

Hatta bir keresinde Peygamber aleyhi's-salâtu ve's-selam Efendimiz'in mübarek yavrusu âhirete irtihal etti. Bakî kabristanına gömecekler. Kabrin başına geldiler. Peygamber Efendimiz kazılmış küçük kabre baktı; kenarı eğri. Kazan şahsı çağırdı;

"Bunun burasını mübarek, niçin eğri yaptın? Allahu Teâlâ hazretleri yaptığı şeyi güzel yapanları -yani muhsinleri- sever." dedi.

Hangi işi yapıyorsa güzel yapanı sever.

Müslüman kardeşler!

Onun için, yaptığınız şeyi, her ne ise, hangi işe sahipseniz güzel yapın. Onun ustası olun. İbadet olsun, okumak olsun, konuşmak olsun, yazmak olsun, sanat olsun, her ne ise onu en mükemmel şekilde yapmaya çalışın ki vallâhu yuhibbu'l-muhsinîn, "Allah muhsinleri, güzel yapanları sever."

Her işte güzel yapmaya gayret edelim.

Bu bir âyet-i kerîme meâlidir. Bu hadîs-i şerîfin sıhhatine Kur'ân-ı Kerîm'den de şahit var. Kur'ân-ı Kerîm'de bir âyet-i kerîmede buyuruyor ki;

Ellezîne yunfikûne fî's-serrâi ve'd-darrâi ve'l-kâzımîne'l-ğayza ve'l-âfîne ani'n-nâs vallâhu yuhibbu'l-muhsinîn.

Bu âyet-i kerîmenin kelimeleri aynen bu hadîs-i şerîfte de var. Demek ki bu hadîs-i şerîf sahihtir, sağlamdır. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm gibi bir kitâb-ı sahîhin âyetleri dahi teyid ediyor.

O halde bu hadîs-i şerîfin mânasına göre kendimizi ayarlayalım, her işimizi mükemmel yapmaya çalışalım inşaallah.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA