15.03.1992 - Müslüman Sağlam, Dinç ve Kuvvetli Olmalı, Reklam Propagandası

15.03.1992 - Müslüman Sağlam, Dinç ve Kuvvetli Olmalı, Reklam Propagandası
Çok aziz ve çok muhterem kardeşlerim!..
Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi, ihsânı, ikramı dünyada, ahirette üzerinize olsun... Cenab-ı Hak ve Teâlâ Hazretleri, cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin...
Muhterem kardeşlerim,
Kuvvetli Müslüman olacağız.Kuvvetli müslüman, hem kendisine hem de başkasına fayda sağlar.
Ne bakımdan kuvvetli olacak?.. Vücutça kuvvetli olacak bir kere!.. İlk kuvvet bilek gücü, pazu gücü... filân. Anlıyoruz, tamam. Amma İslâm düşmanları, İslâm alemini öyle belâlara sarmışlar ki, -- bir çok insan, kendi sıhhatinin aleyhinde harıl harıl, para verip çalışıyordur... Sigara alıyordur, sigara içiyordur. Eski evleri bilirsiniz, soba borularını iyi takamazlar da, eğri büğrü olduğu zaman, çatlak yerinden zifir damlar yere... Oraya bir teneke koyarlar, onun içine damlasın diye. Çünkü, halıya damladı mı, lekesi çıkmaz. Berbat bir şeydir zifir... Şimdi, sigara içen o zifiri içine alıyor. Yâni, sen orada o zifiri biriktirip de o kupadan içecek misin?.. Yok, içmem hocam!.. E işte, o işi sen yavaş yavaş yapıyorsun... Sen yudum yudum sigara içerken, yavaş yavaş zifiri ciğerlerine dolduruyorsun... Damarlarına, damarları tıkayacak malzemeyi dolduruyorsun... Kendi sıhhatine suikast ediyorsun, yavaş yavaş öldürüyorsun kendini... Olmaz!.. Sıhhatli olacaksın, idmanlı olacaksın, kuvvetli olacaksın... Sağlam olacaksın, vücudunda bir arıza olmayacak... Yüz yaşında, yüzonbeş yaşında, yüzyirmi yaşında, belinde kuşağın, dinç olacaksın.Bie bu.
İkincisi kalb kuvvetli olacak, imanı kuvvetli olacak; zayıf olmayacak, sarsılmayacak... Münakaşalar, şüpheler; münafıkların, kâfirlerin, şeytanların, nefsin vesveseleri; bunlar yıkmayacak müslümanı... "Heyt! Çekil, yolumda durma!" diyecek, ezip geçecek. Denizi yara yara gittiği gibi bir koca muhribin; öyle gidecek... Yâni, bunlara pabuç bırakmayacak, kuvvetli olacak.
Kuvvetli müslüman olacağız; kalb bakımından, akıl bakımından, ekonomik güç bakımından... Daha bir çok güç bakımından, kuvvetli müslüman olacağız. Çünkü, iyi müslüman, sevgili müslüman, hayırlı müslüman öyle oluyor; herkese faydası oluyor. Sadece kendisine değil, başkasına da faydası olduğu için iyi müslüman oluyor.
Şimdi burda bir soru soruyoruz hepinize, hepimize, kendi kendimize: "Güç ve kuvvetin bugün de günümüzdeki kaynakları nelerdir? Kimler güçlü ve kuvvetli?.."
Tabii, mü'min bir insan olarak biliyoruz ki:
(Lâ havle velâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm) "Güç ve kuvvet, hepsi Allah'ın elindedir." Biliyoruz; dilerse oldurur, dilerse öldürür Allah... Biz de Allah'ın sevgili kulu olursak, sevdiği kulu olursak, takvâ ehli kulu olursak Allah yardım eder. Allah'a dayanırsak, Allah'a tevekkül edersek; kimse bizim sırtımızı yere yapıştıramaz, yenemez bizi... Neden?.. En kuvvetli ile beraber oldğumuz için... Gücün, kuvvetin sahibi ile beraber olduğumuz için... Yâni, bu güzel, doğru da, nerede o müslümanlar hocam?.. Hani nerede, bir göster de alnını öpelim, ayağını öpelim; nerede o müslümanlar?.. Allah'a dayanmış, imanı kuvvetli tam müslümanlar?.. Hepsi zayıf müslümanların...
Ol zaif ümmetlerin hali n'ola?
Hazretine nice anlar yol bula?..
Ne olacak bu Ümmet-i Muhammed'in hali?.. Kimisi sigara içer, kimisi içki içer, kimisi kumar oynar, kimisi başka günahlara dalmıştır... İslâm'ı bilmez, imanı bilmez, sevabı bilmez, günahı bilmez, haramı bilmez... Evi perişan, kalbi perişan, kafası perişan, işi perişan... Nerede o müslüman?..
O zaman, öteki insanlardan farkı kalmıyor, bugünün müslümanlarının... Al Suriye'den bir müslümanı, al Türkiye'den bir müslümanı, al Suud'dan bir müslümanı, al Pakistan'dan bir müslümanı... Ohoo, her şeyi yapıyor... Faiz de yiyor, sinemaya da gidiyor, televizyon da seyrediyor... Eğleniyor da, keyif de yapıyor... Senin öteki, Allah'ın sevmediği insanlardan bir farkın olması lâzım değil mi, ey mü'min?.. Sen Allah'ın mü'min kulu değil misin?.. Sen Allah'ın seçtiği başka bir insan değil misin?.. "Değilim, sıradan bir insanım!" Sıradan olunca; o zaman herkes, sıradan ölçülere tabî oluyor.
Sıradan ölçüler nelerdir?.. Nelerdir, gücün kuvvetin ölçüleri?..
Birlik ve beraberlik, bir kuvvet oluyor. Nasıl kuvvet oluyor?.. Üç tane eşkiya birleştikleri zaman, bir mafya kurdular mı her şeyi geçiriyorlar, yan bakana yan çakarlar... Şöyle olur, böyle olur... filân derken. Bakıyoruz, mafya işini yürütüyor, tüm kanunsuz işleri yürütüyor... Birleştiler, bir araya geldiler, kuvvet oldular.
Dünya bunu anlamış olduğu için, dünya harıl harıl birleşme faaliyetleri içinde... İlk işi Amerika'lılar yaptı. Epeyce de kavga ettiler, Hint horozları gibi birbirleriyle... Kuzeyliler, güneyliler diye birbirlerini yediler, içtiler... Ama, ondan sonra birleştiler. Kırksekiz, kırkdokuz tane devleti, bir federal devlet halinde bir araya getirdiler. Dünyanın en güçlü, kuvvetli devleti oldular; Rambo oldular, çıktılar karşımıza...
Almanya bu işi anladı binsekizyüz küsur yıllarında... Alman birliğini kurdu. Ondan sonra gelişti, gelişti; bir iki defa dünyanın öbür devletlerine sataştı. --I. Cihan Harbi, II. Cihan Harbi-- Yıkıldı, yakıldı, ezildi ama, yine kalktı ayağa... Dokuz canlı. İki cihan harbini kaybettiği halde, şimdi yine neler yapıyor, anlatacağım. O da güncel bir mesele çünkü...
Birleşmek;
II. Cihan Harbi'nde Almanya ne yaptı?.. Kuvvetlendi, kuvvetlendi; goriller gibi göğsünü yumrukladı. Ondan sonra, hoop saldırdı oraya, hoop saldırdı buraya... Polonya'ya saldırdı yendi. Avusturya'ya saldırdı, yuttu. Fransa'ya saldırdı, hiç kimse önünde durmadı; "Geç ağam, paşam!" dediler. Hoop aşağıya kadar geçti gitti. Yugoslavya'ya saldırdı. Rusya'ya saldırdı... Çeşitli hücumlarla filân çarpıştı, astı, kesti. Sonra Amerikalılar Normandiya'dan çıkartma yaptılar... İngiltere'ye saldırdı. Churchil baktı ki, bu Alman delisi gelecek, İngiltere adasını da istila edecek; denize petrol döktü, denizi tutuşturdu, gemileri gelemesin diye... Ama, Britanya adaları epeyce bomba yedi, Almanlardan...
Neyi anlatmak istiyorum, muhterem kardeşlerim!.. Sonra, bu Fransa ile, bu İngiltere ile Almanya dost oldu!.. AET'yi kurdu, AT'ı kurdu. Düşman yahu birbirlerine... Alsas Loren'i almış Almanlardan Fransızlar... Alman topraklarını almış, harbi öteki tarafşey yaptığı için... Ama şimdi, dost oldular. Neden?.. Birlikte kuvvet olduğunu bildikleri için, masaya oturuyorlar... "Arkadaşlar, ayrı ayrı durursak bir faydası yok! Birleşelim, işimizi yürütelim; daha çok kâr var!.." "Birleşelim mi?" "Birleşelim!" "Eski düşmanlık?.." "Boşver eski düşmanlığı! Mühim olan paradır, puldur, kuvvettir!" diyorlar, birleşiyorlar. Yâni, akıl ve mantık neyi istiyorsa, eski düşmanlıkları bırakıp yapıyorlar.
Biz yapmıyoruz bunu!.. Biz eski Osmanlı'yı bile tesis edemedik... Suriye eyaletimizi, Bağdat vilâyetimizi alamadık. Onlar bize düşman, biz onlara hasım... Böyle gidiyor. Libya 1949 da istiklâlini kazandığı zaman, Türkiye ile birleşmek istemişler, parlementosunda konuşmuşlar... Kral Sunusî'nin hanedanından olan insanlar, İstiklâl Harbi'nde bizimle beraber mücadele etmişler... Bilmiyoruz. Ama birleşememişiz. Onlar birleşiyorlar... Yâni, biz eski Osmanlı vilâyetleri birleşemiyoruz; onlar eski düşmanlar, kanlı bıçaklı hasımlar birleşiyorlar ve muazzam şeyler elde ediyorlar!.. Birlik, kuvvet; bir...
İkincisi: İlim, teknik, alet, edevat, planlama... Bu da kuvvet! Çünkü, az bir enerjiyle çok büyük işler yapılıyor... Yüz tane, ikiyüz tane amelenin yapacağı işi; bir küçük greyder hallediyor, bitiriyor. Neden?.. İlim ve teknik, bir çok insanın işini yapıyor. Bir arabaya biniyorsunuz. "Bu araba kaç beygir gücünde?" "Yüzyirmiyedi beygir gücünde!.." "Yapma yâ! Yüzyirmiyedi beygir bunun neresine sığar?.." O küçük motorun içinde, o kadar kuvvet var işte... Neden?.. İlim ve teknik, kuvvettir.
Onun için, bunu bizim eskiler de söylemişler, Şehnâme'de geçiyor:
Tevânâ buved,
Her ki dânâ buved.
"Kim bilgili olursa, kuvvetli olur." Bilir çünkü, yolunu yöntemini... İşini götürür. Teknik bir yolla işini halleder. Cahil olan, doğrudan doğruya duvara saldırır, boynuzlarını kırar. Ama, ötekisi teknik yönden işini halleder.
Onun için, ilim ve teknik çok önemli, birleşmek çok önemli!.. Sonra tabii, servet önemli, para önemli, finans gücü önemli!.. Çünkü bütün projelerin arkasında; bir finans kaynağı aranıyor, isteniyor. Para önemli... Parası olan işini yürütüyor. "Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz yolda yolu şaşırır." Zengin işini hallediyor. Yanına yanaşıyor, kapıdaki adamın... "Merhaba!" diyor, cebine bir bahşiş sıkıştırıyor. "Buyur ağam, buyur paşam!.." Kapılar açılıyor, işini hallediyor... Fakir orada bekliyor ki, sıra gelsin de, şu olsun da, bu kalsın da... Para her kapıyı açıyor.
Bunu Avrupalılar, Amerika'lılar, Marx, Engels... vs. şunun bunun, dinleri imanları para olmuş; ibadethaneleri banka olmuş... Her şey para ile döndüğü için çok iyi biliyorlar. Para için dokuz takla atarlar.
Sonra; ideal, mefkûre, dava dediğimiz kuvvetli tez, haklılık... Bu da bir güç temin ediyor. Çünkü bîtaraf (tarafsız) insanları kazanmana yol açıyor. "Yâ, şöyle şöyle..." diyorsun. Kendini iyi savunursan, haklı olduğun için, halledebiliyorsun işini... Haksız olana, "Sen haksızsın, çekil kenara, sus, bırak!" filân deniliyor. Herkes aleyhine baskı yaptığı için, bir şey yapamıyor. Demek ki; haklı olmak, idealinin doğru olması mefkûresinin olması o da bir kuvvet...
Nüfus kalabalıklığı... Bu da bir kuvvet ama, çok önemli değil!.. Yâni, bin tanelik bir koyun sürüsünü bir çobanla, birkaç tane çoban köpeği hallediyorlar, idare ediyorlar... Avusturalya'da bir dağ yoluna saptık, gidiyoruz. Tarladan da inekler yola çıkmak üzere... Köpek koştu koştu, koştu koştu, geldi tam yola kadar... Çamurlu yol. Biz gidiyoruz, yandan inekler çıkacak yola... Başladı havlamaya ineklere... Hem de nasıl hırlıyor, nasıl havlıyor; saldırıyor gibi yapıyor. “Araba geliyor ey inekler, arabanın önüne çıkmayın demek istiyor.”İnek çekiniyor... Onu geri geri çektirtti. İbretle ona bakarak, yavaş yavaş yanından geçtik. Ondan sonra başını eğdi, gitti. "Hadi, şimdi çıkabilirsiniz." diyor yâni. “Araba geliyor ey inekler, arabanın önüne çıkmayın demek istiyor.
Nüfus fazlalığı önemli, kavim ve kabilesinin kalabalık olması önemli, avâm ve ensarının çok olması önemli,
Sonra, reklam ve propaganda çok önemli... Hiç bir işe yaramaz şeyleri size ve bize yutturuyorlar. Neyle?.. Reklamla... Şu şöyledir, bu böyledir... Allıdır, pulludur, süslüdür, bilmem nedir... Haa, ver bir tane de ben alayım; kaç para?.. Çok büyük para... Olsun, her yerde reklamı yapılıyor, vardır bir sebebi... Alıyor. Musluklarımız, banyolarımız, büfelerimiz vs.; hep o işe yaramaz şeylerle dolu...
En çok hayret ettiğim şey, işe yaramazlığı yüzde bir milyon sabit olan balonlu çiklet... Adam balonlu çikletler için televizyonda, şu kadar pahalı bir yerde, muazzam reklamlar yapıyor. Demek ki, çok para kazanıyor. Neden?.. Şu kadarcık bir parçası kimbilir kaç lira da, onun için. Yâni, işe yaramaz şeyi, geviş getirme, çiğneme şeyini satıyor. Karın doyurmaz, işe yaramaz şeyi... Yahu eskiden --benim bildiğim-- sakız otları vardı. Yerden böyle çekerdin, topraklı kısmı yıkardın; ondan sonra çok güzel sakız olurdu. Amerikan çikletini, kauçuğunu vs. çiğnemeye lüzum yoktu ki... Damla sakızı vs. vardı. Şimdi bunlar çıktı. Yâni, reklâm ve propaganda muazzam bir güç oluyor.
Sonra mevki, makam, rütbe önemli oluyor... Bunları niçin anlatıyorum?.. Yâni, kuvvetli müslüman, zayıf müslümandan hayırlıdır; kuvvet neymiş onu anlamak için...
Demek ki, ilim irfan sahibi olacağız. Asrın ilmini, teknolojisini bileceğiz ki, kuvvetli olalım... Para pul sahibi olacağız. Bunun iki yönü var: Parayı iyi kazanmak, parayı çar-çur etmemek... Eskiler demişler ki: "İşten artmaz, dişten artar." Yâni, israf etmezsen artar. Şimdi, adam olmadık yere, lüzumsuz yere parasını saçarsa; Japon'a, Alman'a, Yahudi'ye, Amerikalıya parasını kaptırırsa; ondan sonra Amerika da tabii gelir, onun efendisi olur.
Para önemli, ilim önemli, idealimiz var Elhamdülillah, imanımız var... Nüfusumuz var, kalabalığız Elhamdülillah!..
Dünyanın en güzel yoluna girmişiz. En doğru yoldayız, hak yoldayız... Adamlar puta tapıyor, ata tapıyor, güneşe tapıyor, öküze tapıyor... olmadık şeylere tapıyor.
Bunları onun için söyledim. Yâni, bunlar bizim için önemli olacak; bunlara sahip olmamız lâzım diye.
Muhterem kardeşlerim,
Allah hepinizden razı olsun... Bu hazırlıkları sizlere tebliğ ettim. "Allahümme hel bellağtü!" dediği gibi Peygamber Efendimizin, vedâ hutbesinde; ben tebliğ etmiş oldum. Ben, elimden geldiğince yapıyorum; siz de elinizden geldiğince yapmaya çalışın.
Allah hepinizden razı olsun.
Esselâmü aleyküm ve rahmetullah!..
22.12.1997 -
Zekatın İncelikleri, İlmin
22.12.1997 -
İlmin Önemi, Ya
