İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

16.08.1996 - Helal Kazanç, Ölçülü Harcama, Ahireti Düşünüp Hayırlar Yapmak

16.08.1996 - Helal Kazanç, Ölçülü Harcama, Ahireti Düşünüp Hayırlar Yapmak
Günün Sohbeti

16.08.1996 - Helal Kazanç, Ölçülü Harcama, Ahireti Düşünüp Hayırlar Yapmak

08.07.2025
13 dk 52 sn

Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû!

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,

Allah hepinizden razı olsun.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in rahima'llâhu diye başlayan hadîs-i şerîflerinden bir tanesini size okumak istiyorum.

Hz. Âişe validemiz rivayet eylemiş.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki;

Rahima'llâhu'mre'en iktesebe tayyiben ve enfaka kasden ve kaddeme fadlen li-yevmi fakrihî ve hâcetihî.

Kısa bir hadîs-i şerîf. Peygamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfte kime dua etmiş diye- kısaca açıklayalım:

Rahima'llâhu'mre'en iktesebe tayyibâ ve enfeka kasdâ. "Helal kazanan adama Allah rahmet eylesin, o adamı Allah rahmetine erdirsin."

Tabii "adam" diyoruz ama "adam, kadın, çocuk, büyük [küçük] hepsi dahil" diye söylemiştik.

İktesebe tayyiben.

Tayyib, "güzel, iyi" demek. Kesb de, "kazanmak" demek.

"Helalinden iyi mal kazanmak."

İnsan çarşıya pazara çıkar, alış veriş yapar, kazanır; satış yapar, ticaret yapar, esnaflık yapar, işportacılık yapar, büro açar, kazanır. Ama kazançlar iki çeşittir: Ya helal kazançtır... Ne mutlu helal kazananlara, helal yiyenlere! Ya da haram kazançtır... Eyvah! O çok fena! Çünkü insan haram lokma yedi mi, haram kazanıp da haram yedi mi, çoluk çocuğuna yedirdi mi... Peygamber Efendimiz bildiriyor ki;

"Haramla meydana gelmiş olan bir et parçasına, bir lokmaya, bir hücreye ancak cehennem ateşi yakışır."

Yani "O kişi cehenneme atılacak, o haramın cezasını çekinceye kadar yanacak." demek.

Helalinden kazanmak çok önemli!

"Peki ben bir dükkân açtım, helal kazanayım diye... Helal bir sermaye koydum, helal bir mal satıyorum. Haram mal satmıyorum..."

Çünkü bazen satılan malın İslâm'da satılmaması gerektiğinden, haram olduğundan oradan da insan günaha girer.

"Bakkal dükkânı açtım, içki satıyorum hocam."

İslâm'da içki satmak haramdır. Onun kazancı da haramdır. Sen ticaret yaptığın halde haram kazanıyorsun. Kendi paranla kendine âhirette bela hazırlıyorsun. Haram şey satamazsın. Başkasına zararlı şey satamazsın.

"Doğudan gizli yollarla esrar getirmişler, ben onu satıyorum. Küçücük bir miktar... Kasımpaşa'nın bilmem ne mahallesinde gelen geçene satıyorum, çok para kazanıyorum."

İyi ama sattığın şey zararlı, yiyen insan mahvoluyor.

"Efendim içki o kadar zararlı değil..."

İçki de zararlı. Zararının az olması haramlığını kaldırmıyor.

"Efendim bunun alkol miktarı az..."

Az olması da haramlığını kaldırmıyor.

"Efendim bunda alkol %4 miktarında..."

Olsun.

Bazıları da kıvırttırmak için, kendisini mazur göstermek için diyor ki;

"Meyvelerin çürüklerinde bile alkolleşme oluyor; elmada, erikte, şurada burada..."

Sen şimdi onu bırak; elma, erik yediği zaman sarhoş olan bir insan gördün mü?

Mühim olan, içtiği şeyin insanı sarhoş etmesidir.

"Ben yemiyorum içmiyorum da esrar kokluyorum, oradan kafamı buluyorum. Veyahut tiner kokluyorum, kafamı oradan buluyorum."

Bazısı da ayakkabı yapıştırıcısından bile [çekiyormuş.] Halbuki kanser yapıyor. Onu kokluyormuş, sarhoşlanıyormuş, kafasını öyle buluyormuş. Çeşit çeşit... Şeytanın işleri çok.

Demek ki satılan şeyin helal olması lazım. Haram şey satılırsa satıcı haram yemiş oluyor, kazancı haram olmuş oluyor.

Başka nasıl haram olur?

Satarken müşteriyi aldatırsa haram olur. Helal mal satıyor ama aldatıyor. Ölçüyü tartıyı eksik yapıyor; oradan ticareti haram olur.

Başka?

Yalan dolan söyleyerek kandırır; "çok iyi mal" der, "Avrupa" der, "birinci sınıf" der, "katıksız" der... Halbuki öyle değildir. Yalan söylediği için kazancı haram olur.

Kazancın haram olmaması için; bir insanın kazancının her şeyinin tertemiz olması için ticaret yaparken, kazanırken dikkat etmesi lazım.

Peki memur? Memur kazancını nasıl helal edecek?

Vazifesini tam yaparak.

Vazifesine zamanında gelmezse, mesâi saatine riâyet etmezse, mesâi saatinde gazete okursa, spor-toto doldurursa, bilmece çözerse, sohbet ederse; memur maaşını hak etmediği zaman, işçi çalışması gerektiği saatte dalga geçtiği zaman o da maaşını, yevmiyesini haramlaştırmış oluyor.

İşte bunlar hatırıma gelen haram kazanma şekilleri...

Böyle yapmayıp da her bakımdan tertemiz helalinden kazanırsa bir insan, Peygamber Efendimiz buna dua ediyor.

Ama devam ediyor;

Ve enfaka kasden. "Kazandığından infak da edecek..."

Müslümanlar kazandığından hayır yapıyorlar. Müslümanların mâlî ibadetleri var. Sadaka veriyor, zekât veriyor. Kazancının bir kısmını başka insanların sevinmesi için, ihtiyacının gitmesi için başka insanların hayrına kullanıyor. Bu da bizim dinimizin önemli bir yönüdür. İslâm'da namaz gibi bedenî ibadetler olduğu gibi zekât ve sadaka gibi mâlî ibadetler de vardır. İnsan kazancının bir kısmını infak edecek, hayra sarf edecek, hayır yollarına harcayacak; zekât, sadaka, hayır hasenât yapacak.

Burada Peygamber Efendimiz ne buyurmuş?

Ve enfaka kasden. "Kazancını ölçülü bir şekilde infak ediyor, itidalli bir şekilde harcıyor."

Tabii bu "infak etmek" bazen zekât ve sadakadan daha geniş bir mâna da ihtivâ eder. "Ailesine infak etmek, kendi evinin ihtiyaçlarına infak etmek" mânasına da gelebilir. Evin nafakası" diyoruz, o mânaya da gelebilir.

Kazancını israf etmeden harcaması lazım.

"Hocam sana ne! Ben kazandım. İstediğim gibi har vurup harman savururum. İstersem paraların uçlarını birbirlerine toplu iğne ile tuttururum, kibriti yakarım, cayır cayır paraları yakarım. Ben kazanmadım mı? Sen karışamazsın!" diyemez.

Veya;

"Ben kazandım, bu camı kırıyorum! İstersem yeniden takarım!"

Böyle diyemez.

İslâm'da zarar vermek yoktur; eşyanın da bir korunması durumu var. Zarara zararla mukabele etmek yoktur. Ve israf yoktur. Yani haddinden fazla yoktur. Haddinden fazla yemek yemeyecek, haddinden fazla harcamayacak, haddinden fazla, aşırı müsriflik yapmayacak. Bu mânaya da gelebilir.

Demek ki helalinden kazanan, ölçülü harcayan, mâlî ibadetlerini yapan kimseye Peygamber Efendimiz dua etmiş oluyor.

Ama bu hadisin son cümlesini de okuyalım:

Ve kaddeme fadlen li-yevmi fakrihî ve hâcetihî. "Muhtaç olduğu, ihtiyaç içine düşeceği gün için şimdiden bir şeyler gönderen, malının fazlasını âhirete gönderen kimseye Allah rahmet etsin."

Biliyorsunuz bu dünyada yaşıyoruz. Âhiret gelecek; önümüzde, ileride... Bu ilerideki âhirete şimdiden buradan bir şeyler hazırlamamız bize emrediliyor.

Yâ eyyühe'llezîne âmenu't-teku'llâhe ve'l-tenzur nefsün mâ kaddemet li-ğadin. "Ey insanlar! Allah'tan korkun, sakının, çekinin! Âhirete dünyadan neler hazırladığınıza, neler gönderdiğinize herkes dikkat etsin!" diye emir var.

Ben âhirete ne gönderiyorum? Siz âhirete ne gönderiyorsunuz?

Amellerimizi gönderiyoruz. Âhirete icraatımız gidiyor. Hayır yapmışsak âhirete hayır gidiyor; kötü işler yapmışsak âhirete kötü işler gidiyor.

Onun için, insanın şimdiden âhirete neler gönderdiğine dikkat etmesi lazım.

Kaddeme fadlen li-yevmi fakrihî ve hâcetihî. "Kazancının fazlasını, geliri birikmiş, zenginlemiş; bunu âhiretteki fakirliği için, ihtiyaç duyacağı gün, hâcet içinde olacağı gün için şimdiden âhirete gönderen kimseye de Allah rahmetini nasip etsin." demek, ne demek oluyor?

Bir, insan helalinden kazandı; iki, itidalli bir şekilde harcadı; üç, kazancının fazlasıyla âhirete yarayacak hayır hasenât yaptı mı tamam; "Helalinden kazanan, ölçülü harcayan ve âhiretteki muhtaç duruma düşeceği, ihtiyaç duyacağı, fakirlik çekeceği zamana dünyadan malının kazancının fazlasını gönderen kimseye Allah rahmetini ihsan eylesin." diye Peygamber Efendimiz böyle bir kişiye de dua ediyor.

Bu çerçevede şunu anlıyoruz ki; çalışmak çok güzel bir şeydir.

el-Kâsibu habîbullah.

Allah çalışan kimseyi sever. Çünkü bir üretim yapıyor, bir ticaret yapıyor, bir iş yapıyor, kimseye muhtaç olmadan kazancını sağlıyor ve yük olmuyor. Yük olmadığı gibi -tabii kendisi bir şey kazandığı için- başkasına da faydalı duruma geliyor.

Helalinden kazana[cak]. Harcarken müsrif olmayacak, savurup atmayacak, savurganlık yapmayacak, lüzumsuz yerlere para harcamayacak. Ölçülü bir şekilde zekâtını, mâlî vazifelerini yapacak. Bir de kazancının fazlasıyla âhiretteki fakirlik ve ihtiyaç günü için şimdiden âhirete bir şeyler gönderecek.

Âhirette mahkeme-i kübrânın kurulduğu o Arasat meydanında insanlar çok muhtaç duruma düşecekler, çok ihtiyaç içine düşecekler. Herkes kendisini kurtaracak çareler arayacak. "Ah ben ne yapıp da cennete gireyim? Ne yapabilirim, nereden ne bulup cennete girebilirim? Cehenneme düşmemek için ne yapmam lazım?" diye herkes çare arayacak, sebep araştıracak. "Dünyadan falancadan benim hakkım vardı, gidip onu alayım, mizanıma o konulsun da cehennemden kurtulayım. Hakkımı alayım da mizanımın sevap hanesine konulsun da ben de cennetliklerin arasına katılabileyim." gibi bir telaş içinde olacak. Herkes bir ihtiyaç içinde olacak. Herkes sevap arayacak, hak arayacak, hakkını bulmaya çalışacak... Karı koca, kardeşler, akrabalar, arkadaşlar, hepsi birbirine düşman gibi herkes herkesten hakkını isteyecek. Ancak müttakî kulların ahbaplığı hariç; onlar âhirette birbirlerine cömert, birbirlerini kollayıcı, birbirlerine karşı müşfik olacaklar, o ayrı...

Herkesin ihtiyacının çok olduğu gün; işte orada insana ne fayda edecek?

Bu dünyadayken yaptığı hayırlar fayda edecek. Bu dünyada zekât vermiş, hayır vermiş, o âhirete gitmiş oluyor, âhirette onu karşısında bulacak. O zamanki fakirliğinde, hâceti durumunda o dünyada yapmış olduğu hayır onun yüzünü güldürecek, mizanına konulacak, cennete girmesine, cehennemden kurtulmasına sebep olacak.

İşte bunu kastederek Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

"Helalinden kazanan, ölçülü, israf etmeden harcayan ve âhiretteki o çok muhtaç duruma düşeceği, mahkeme-i kübrânın kurulacağı hesap gününe şimdiden malının fazlasıyla hayır yapıp sevap gönderen kula Allah rahmet eylesin, rahmetini ihsan eylesin." diyor.

Demek ki Peygamber Efendimiz çalışanı seviyor; çalışınca, çalışmanın sonunda elde ettiği kazancı nasıl kullanması gerektiğini de kısa sözlerle özlü bir şekilde bize anlatıyor. Kazancımızı israf etmeden harcayacağız. Zekâtımızı, sadakamızı vereceğiz. Ama şatafat, israf yok. Ondan sonra da âhirette işimize yarasın diye hayır hasenât yapacağız.

Evet sevgili Akra dinleyicileri, Peygamber Efendimiz'in dua ettiği kimseleri "Allah rahmetine erdirsin.", "Allah'ın rahmetine mazhar olsun.", "Rahmet-i Rahmân'a kavuşup yüzü gülsün." diye dua ettiği insanları söylemiş oldum, hatırlatmış oldum.

Biz de bu duaya mazhar olmaya gayret edelim.

Allahu Teâlâ hazretleri hepimizi Peygamber Efendimiz'in sevgisine, şefaatine, hayır duasına mazhar eylesin. Âhirette yüzü gülenlerden eylesin. Cehennemden âzât olup cennetine Allah'ın lütfuyla keremiyle dâhil ettiği bahtiyar kullardan olmayı Allah cümlemize nasip eylesin. Cümlemizi sevdiklerimizle beraber cennette Peygamber Efendimiz'e komşu eyleyip Allahu Teâlâ hazretlerinin cemâlini görmeyi, selâmına ermeyi de nasip eylesin.

Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû aziz ve sevgili Akra dinleyicileri...

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA