16.08.1996 - Kişisel Temizlik, Not Defteri Tutma Alışkanlığı, Gerekince Susmak İbadettir

16.08.1996 - Kişisel Temizlik, Not Defteri Tutma Alışkanlığı, Gerekince Susmak İbadettir
Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû!
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri Allah hepinizden razı olsun.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in rahima'llâhu diye başlayan hadîs-i şerîflerinden bir tanesini size okumak istiyorum.
Rahima'llâhu abden tekelleme fe-ğanime ev sekete fe-selime.
Çok kısa bir hadîs-i şerîf. İnsan Arapça bilmese bile hemen ezberleyebilir. Veyahut zaten insanın yanında kalem defter varsa böyle konuşmaları hemen yazabilir.
Ben hepinize tavsiye ediyorum. Üniversitede ders verirken de tavsiye ederdim:
Çağdaş bir insanın, münevver bir insanın yanında ne olması lazım?
Kağıt olması lazım, bir.
Kalem olması lazım, iki.
Kâğıt, kalem; küçük bir şey. Göğüs cebinde, kalbinin üstündeki küçük üst cebinde, kolayca hemen elini uzatıp alabileceği cebinde veya iç cebi de olabilir... Artık defteri nereye koyacaksanız, o sizin hürriyetiniz, ben ona karışmayayım. Ama dikkat ederseniz o göğüs cebine, ceketin üst cebine ne koyuyorlar?
Mendil koyuyorlar.
Neden?
İnsan birden bir hapşırır veya birden üstüne bir şey dökülür; mendilin çok çabuk hemen ele geçmesi lazım. Cebinde olursa, derinde olursa, cebi kalabalık olursa; arayacak da, mendilini bulacak da üstüne döküleni silecek veya hemen hapşırmadan önce mendili alacak, ağzını burnunu kapatacak da etrafa hapşırdığı zaman, öksürdüğü zaman bir şeyler ağzından burnundan saçılmayacak...
Mendil nereye konuluyor?
Yakışıklı güzel bir şekilde, hoşa gidecek bir şekilde hemen göğüs cebine konuluyor; hatta mendilin ucu da dışarıya çıkartılıyor. Oraya süs olarak konuluyor ama aslında süs değil; bir görevi var, vazifesi var, ondan oraya konuluyor.
Neden?
Çok aniden birden burnunuz kaşındı, hapşıracaksınız, az kaldı; hemen ucundan tutup mendili çekeceksiniz, ağzınıza burnunuza kapatacaksınız; nâhoş bir şey olmasın, karşınızdakinin yüzüne, masadaysanız tabağına vesairesine sizin hapşırdığınız, öksürdüğünüz zaman bir şeyler sıçramasın diye... İnsanın burnunu kapatması lazım. Acil, mühim bir yerde, kısa zamanda ulaşabileceği bir yerde bir mendil konuluyor. Güzel...
O mendil süs mendili de değil; kullanılabilen, vazifesi olan bir mendil. Orada süs olarak duracaksa; ben işe yaramayan, mahiyeti unutulmuş olan alışkanlıkları sevmiyorum. Oraya mendil konuluyor, dikiliyor, mendil orada duruyor; olmaz. Hiç çıkmayacak, orada duracak; olmaz. Kullanılabilen bir mendil olmalı orada da, hemen ucu da dışarıda; eli ıslak bile olsa elbisesine değmeden ucundan hemen çekip ağzını burnunu tutacak, silebilecek bir şey...
Onun gibi, münevver bir insanın yazlık da olsa, üzerinde gömlekle bile geziyor olsa, ceketi de olmasa küçük bir defteri olmalı, küçük bir kalemi olmalı. Bazen defterlerin arka tarafına kalem sokma yeri yapıyorlar; defter kalem ikisi bir arada oluyor, o daha güzel. Küçük bir şey...
Neden?
Hemen not almak için... Kısa zamanda, kalem de yanında, unutmadan hemen yazıya geçirmek için.
Telefon numarası olur, güzel bir söz olur, şiir olur, hatırına gelen bir fikir olur... Böyle bir defteri olması lazım.
Buna ne diyoruz?
"Hafıza defteri" diyoruz. Hani insanın hafızasına güvenmediği zaman, "Hatırımda kalmaz belki, aman şunu hemen yazayım!" diye anında not alıp yazacağı bir defteri olması lazım.
Tabii bu gibi şeylere çok önem veren insan defteri biraz daha büyük tutabilir, iç cebine koyabilir; daha rahat, teferruatlı şeyler yazacak bir şekilde olabilir.
İşte bu da öyle küçücük cümle, küçük bir hadîs-i şerîf; kelimeleri az ama mânası son derece güzel.
Efendimiz dua ediyor:
Rahima'llâhu abden. "Allah şu kula rahmet eylesin..."
"Rahmetine mazhar eylesin, rahmetine gark eylesin, rahmetine erdirdiği kullardan eylesin şu kulu ki..."
Tekelleme fe-ğanime. "Konuştu ve kendisine ganimet sağladı."
Konuştuğu zaman güzel, faydalı, sevaplı şeyler söyledi. Bu sözlerinden dolayı Allah'tan mükâfat aldı, sevap kazandı. Defter-i a'mâlinin hayır sayfasına çok çok sevaplar yazıldı. Ne mutlu böyle bir kimseye...
"Konuşup sevap kazanana ne mutlu!"
Bir de;
Ev sekete fe-selime. "Yahut da sustu, böylece selamette kaldı."
Susmak nedir?
İbadettir. Sükût ibadettir.
Sükûtun ibadet olduğunu bilip lüzumsuz konuşmaktansa sükût etmeyi, sükûtumuz esnasında da çok sevaplı bir ibadet olan tefekkür eylemeyi unutmayalım diye zaman zaman sizlere hadîs-i şerîflerin arasında hatırlatıyorum. İnsan ya sükût edecek ya da hayır söyleyecekse o zaman konuşacak.
İnsan sükût ettiği zaman ne oluyor?
Birtakım günahlardan sâlim oluyor, selâmette oluyor. Sükût ettiği zaman günah çalışmıyor; gıybet yok, dedikodu yok, yalan yok, kalp kırmak yok, iftira yok, zararlı bir konuşma yok, yalan yanlış yok, toplumun yapısını bozan, insanları küstüren, darıltan, üzen şeyler yok. O zaman insanın kendisi selâmette oluyor, rahat etmiş oluyor. O da güzel bir şey...
Ya konuşacak, konuştuğu zaman sevap kazanacak; ya da susacak, sustuğu zaman selâmette olacak.
"Ya konuşup sevap kazanan ya da susup selâmette olan kula Allah rahmetini ihsan eylesin. O kulu rahmetine erdirsin." diye, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz dua ediyor.
Biz de o halde konuşmamızın önemli olduğunu düşünelim, sevaplı bir şeyi söyleyeceksek ağzımızı açıp konuşalım, düşündükten sonra konuşmaya karar verip öyle konuşalım; yahut da susalım.
Susunca bir şey kaybediyor muyuz?
Hayır, susunca insan sevap kazanıyor, kaybetmiyor, iyi oluyor.
Şeyh Sâdi'nin Gülistan'ında güzel sözler vardır. Bir şeyi insan nasihat olarak söylediği zaman bunun enini boyunu, hududunu da söylemeli. Nasreddin Hoca'nın çocuğu gibi; söylenen şeyleri yapıyor ama yaptığı zaman tersini yapıyor, sonunda zarar oluyor. Veyahut Keloğlan'ın masalında[ki gibi]; kendisine tavsiye edilen şeyi yapıyor ama yersiz kullandığı için yine başı derde giriyor. Yerli yerinde kullanmak da önemli.
Sükût edeceğiz; hayrı söylemekte sükût edersek o da yanlış olur. Konuşacağız; ama konuşmanın zararlı olduğu yerde konuşursak yine yanlış oluyor. Konuşmanın da sükûtun da zamanını bilmek, yerini bilmek, gerektiği zaman bunları kullanmak lazım; bu da çok önemli! Konuşmanın ve sükûtun zamanını bilmek...
Şeyh Sâdi Gülistan'da diyor ki;
"İki şey insanın kafasını kızdırır, insan sinirlenir:
Bir; konuşulacak yerde susmak.
İki; susulacak yerde konuşmak."
Konuşulacak yerde susmak. Mesela adam karşısındakine nasihat edecek, etmiyor. Çocuğuna söyleyecek, söylemiyor. Veyahut şahitlik edecek, etmiyor. Bir haksızlığı engelleyecek; "Adam konuş da engelle..." Veyahut bir konuda fikrini söyleyecek, "Ben şu kanaatteyim." diyecek, "Bunu böyle yapmayın." diyecek, yapmıyor. Bu, insanı kızdırır.
Konuşulacak yerde konuşmak lazım, susmamak lazım. Susulacak yerde susmak lazım, konuşmamak lazım.
Hoca efendi çıkmış kürsüde vaaz veriyor; cemaat yan yana oturmuşlar, birbirleriyle konuşuyor.
Orası konuşma yeri değil; dinleme yeri. Konuşacaksan caminin dışında konuşursun, sonra konuşursun.
Kur'ân-ı Kerîm okunuyor, iki kişi yan yana gelmiş; "Nasılsın, iyi misin? Çoluk çocuk nasıl?.."
Olmaz. Allah'ın kelâmı konuşuluyor.
Veyahut konferans veriliyor veyahut diyelim ki ilâhi okunuyor, çok kıymetli sanatkârlar çıkmışlar; bu burada gelmiş çoluk çocuğuyla, çocuğu dizine almış, konuşuyor.
Olmaz. Nezaketsizlik. Salondaki öteki insanlar başını çevirip bakıyorlar, rahatsız oluyorlar.
Her şeyin zamanını bilmek de önemli.
Demek ki konuşulacak zamanda konuşup sevap kazanmaya çalışmalıyız. Zamanını iyi düşünmeliyiz, yerli yerinde olmasına dikkat etmeliyiz. Ya da susup selâmette olmalıyız. Böyle yapınca da Peygamber Efendimiz dua ediyor.
Allahu Teâlâ hazretleri hepimizi Peygamber Efendimiz'in sevgisine, şefaatine, hayır duasına mazhar eylesin. Âhirette yüzü gülenlerden eylesin. Cehennemden âzât olup cennetine Allah'ın lütfuyla keremiyle dâhil ettiği bahtiyar kullardan olmayı Allah cümlemize nasip eylesin. Cümlemizi sevdiklerimizle beraber cennette Peygamber Efendimiz'e komşu eyleyip Allahu Teâlâ hazretlerinin cemâlini görmeyi, selâmına ermeyi de nasip eylesin.
Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.
16.10.1998 -
Peygamber Efendimizin 7
16.08.1996 -
İnsanların Haysiyetine Laf
