29.06.1985 - Müslümanın 5 Tane Belası, İmanın Zevkini Almak, Kalpte Bulunan 3 Hayırlı Duygu

29.06.1985 - Müslümanın 5 Tane Belası, İmanın Zevkini Almak, Kalpte Bulunan 3 Hayırlı Duygu
Bismillâhirrahmânirrahîm
El-hamdülillâhi Rabbi’l- alemîn. Alâ külli halin ve fi küllü hîn.Hamden kesîren tayyiben mübâreken fîh.Hamden kemâ yenbağî li celâli vechihî ve li azîmi sultanîh .Hamden lâ âhire likaîlihi illa rıdâ.
Vesselatü vesselamü alâ seyyidina Muhammedîn ve âlihî ve sahbihi vemen tebîâhu bî ihsanîn ilâ yevmiddîn.
Emmâ ba’d:
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
el-Müslimu beyne hamsi şedâid. "Müslümanın etrafında beş tane musibeti, belası vardır."
Nedir onlar?
1.Mü'minün yahsudühû. "Bir kere kendi cinsinden müslümanlardır ki kendisine haset eder, çekişir, uğraşır."
Mü'min ama haset ediyor, kıskanıyor. O zarar verir, uğraşır, kem gözle bakar. Kıskandığı için ona bir zarar vermeğe çalışır. Ondan bir zarar görür. Allah hasetçinin şerrinden korusun. Hasetçiyi de razı etmek mümkün değildir, ne yapsan razı olmaz. Çünkü eline verdiğin bir şeyle iktifâ etmez, senin elindeki çıksın diye ister. Onun için zor.
2. Ve münâfikü yubğızuhû. "İkinci düşmanı münafıklardır ki yüzüne güler, arkasından kızdığı için ona zarar vermeğe çalışır. Arkasından hançerlemeğe çalışır."
Münafık; "Şunun arka tarafına bir dolaşayım; şunun yüzüne güleyim güleyim de arka tarafına bir geçersem sırtının ortasına hançerimi saplayayım!" diye düşünür. Yüzüne karşı bir şey yapamaz. Çünkü anlaşılıyor ki müslüman kuvvetli, münafık zayıf; doğrudan doğruya husumet yapamıyor. Onun için arkasına dolaşıp gafil zamanında onu avlamağa çalışır. O da bir düşman.
3. Ve kâfirün yukâtiluhû. "Kâfir de onunla savaş eder."
İşte Bulgar, işte Yunan, işte Rus… Her yerde müslümanların başı hakikaten kendisine silah çekmiş düşmanlarla dolu. Allah onlara yardım eylesin. Şu güzel günümüzde onlara da dua edelim! Allahu Teâlâ hazretleri; "İsteyin, istediğinizi ihsan edeceğim!" buyuruyor.
Allahu Teâlâ hazretleri bizim şu rahatımız gibi,dünya üzerindeki bütün mü’minlerinin ,hepsini rahata erdirsin. Dünyanın neresinde mağdur, mazlum müslüman varsa onları gadirden, zulümden kurtarsın. Esir kardeşlerimize hürriyetlerini ihsan ve ikram eylesin. Müslümanları dünyanın her yerinde, iki cihanda aziz, bahtiyar eylesin. İki cihanın hayrına erdirsin.
4. Ve nefsün yünâziuhû. "Hepimizin içinde bir nefsimiz vardır."
Bu nefis terbiyeye müsaittir, terbiye kabul eder. Yontulursa bir güzel şekil alır ama terbiye edilmediği zaman insana kötülükleri emreder.
İnne'n-nefse le-emmâretün bi's-sûi illâ mâ rahime rabbî.
"İç şu içkiyi, yap şu günahı, vaz geç şu iyilikten! Yan gel yat, namaz kılma! Zekâtını, sadakanı verme, paran azalır…" gibi işi gücü müslümana kötü şeyleri emretmektir. O da bir düşmandır.
5. Ve şeytânün yudıllühû. Bir de görünmez başka bir düşman vardır. Dışta ama hem dıştadır hem de içte, insanın damarları içinde kanın dolaştığı gibi dolaşır. O da şeytan!"
O da insana vesvese verir. Kötü şeyleri telkin edip hak yoldan çıkartmaya, cehennemlik etmeğe uğraşır.
İşte bunca düşmanın arasında müslümanın sığınağı nedir?
Sığınağı Rabbidir.
İnnehû leyse lehû sultânün alellezîne âmenû ve alâ rabbihim yetevekkelûn. "Rabbine tevekkül eden mü'min kula şeytanın zararı olmaz."
Allahu Teâlâ hazretleri müslümana ibadetlerle, oruçlarla nefsi terbiye etmeyi de nasip eder. Bakın, bir Ramazan boyunca çok şeyleri öğrendik, nefsimizi tutmayı öğrendik. Nefis de böyle terbiye olur. Kâfir, münafık, hasetçi vs. hepsine karşı da;
Hasbünallâhu ve ni'mel vekîl.
deriz. Ne kadar düşman olursa olsun, insan Allah'a kul olunca Allah'a dayanınca Allahu Teâlâ hazretleri ona dünya ve âhiretin hayırlarını ihsan eder.
Allah bizi kendisine hakîkaten, can u gönülden, çok kuvvetli bir tarzda inanmış olan hakiki mü'minlerden eylesin. Kalbimizi imân-ı kâmil ile, şeksiz yakîn-i sâdık ile doldursun. Peygamber Efendimiz'e muhabbetle, Allahu Teâlâ hazretlerine saygı ve muhabbetle kalbimizi doldursun. Yolundan ayırmasın. Kendisine hakkıyla tevekkül eden bahtiyarlardan eylesin.
İnnallâhe yuhibbü'l-mütevekkilîn. "Allah tevekkül eden kullarını sever." buyruluyor.
Bir de meşhur hadîs-i şerîfi hatırlatıvereyim:
Selâsün men künne fîhi vecede halâvete'l-îmâni. "Üç şey vardır ki bu üç şey kimin içinde bulunursa o, imanın tadını duyar, dimağı imanın lezzetiyle dolar, imanın ne kadar hoş bir şey olduğunu bilir. Mü'min-i kâmil olur, kimse onu yolundan çeviremez. Şen şatır, Allahu Teâlâ hazretlerinin yolunda güle oynaya tatlı ibadet eder."
Nedir?
1. En yekûnallâhu ve Resûlühû ehabbü ileyhi mimmâ sivâhümâ. "Allah ve Resûlü ona, gayrısı olan her şeyden daha sevimli gelmek."
Biz önce Allah'ı ve Resûlullah'ı seveceğiz, ötekilerin hepsi solda sıfır kalacak. İnsana Allah ve Resûlü en sevgili gelirse! Bu da tabii onlara değer vermemekle, onları gönlünden silmekle, çıkartıp atmakla olur. Mal mülk sevgisi, evlat sevgisi, mevki makam sevgisi, insanların alkışı, beğenmesi, istemesi… İnsan bunların hepsini gözünden silecek, Allah'a ve Resûlullah'a bağlanacak.
2. Ve en yuhibbe'l-mer'e lâ yuhibbuhû illâ lillâh. "Müslüman kardeşlerini sevecek ama sırf Allah için sevecek."
Kaşı gözü, malı mülkü için değil, Allah rızası için! Bu sevgiyi de öğrenmemiz lazım! Zaten bayram, sevgi muhabbetin cûşa geldiği bir zaman demektir. İçimizde birbirimize karşı kötü duygular, hisler varsa onları söküp atalım! Bayramın hürmetine gıll u gıştan, kibirden, hasetten, ucubdan, kızgınlıktan, kırgınlıktan, kinden kalbimizi pak eyleyelim! Allah rızası için birbirimizi sevelim! Bu sevmeyi tahakkuk ettiremedikçe yine insanın kemalâta ermesi mümkün değil. Birbirimizi mutlaka öyle seveceğiz.
Camiye geliyoruz, namaz kılıyoruz, omuz omuza veriyoruz saflarda ama kalblerimiz istediğimiz kadar birbirine ısınmış değil. Bir kardeş muhabbeti içinde, samimiyeti içinde candan birbirimize sarılmış olsak çok daha başka türlü olur. Allah o muhabbeti ihsan eylesin.
3. Ve en yekrehe en yeûde fi'l-küfri ba'de iz enkazehullâhu kemâ yekrehu en yülkâ fin nâr. "Allah kendisini kurtarmış olduktan sonra insanın tekrar küfre düşmekten, ateşe düşmekten korkar gibi korkması lazım."
Bu hadîs-i şerîfin bize tatbiki nedir?
Biz Ramazan'dan önce başka hâldeydik; Ramazan'da hâlimizi düzelttik, bir güzel hâle eriştik. Bu hâle eriştikten sonra tekrar eski hâlimize düşmekten, ateşe atılmaktan korkar gibi korkacağız.
"Aman! O ateş, yanlış yol, gaflet yolu, cahillik, dalâlet, sapıklık yolu, ibadetten uzak kalma, mahrumiyet yolu! Aman o yola düşmek ateşe düşmek gibi!" diye ateşte yanmaktan korkar gibi ondan kaçınacağız, sakınacağız. Vebadan kaçar gibi kaçacağız. Bu güzel hâli muhafaza etmeğe çalışacağız.
Allahu Teala hazretleri sizi; sırat-ı müstekîmden ayırmasın,sevdiği kul eylesin marifetullaha erdirsin aşkullahı muhabbetullahı gönlünüze yerleştirsin,sevdiği işleri yapmanızı nasib eylesin huzuruna sevdiği razı olduğu kullar olarak varıp cennetiyle cemaliyle müşerref olmayı nasib eylesin Peygamber efendimize komşu eylesin.
Bi hürmeti esrarı suretil Fatiha
El-Fâtiha!
24.11.1996 -
Çevre Anlayışımız
24.10.1997 -
Gece ve Gündüzün,
