25.03.1994 - İlimin Önemi, İlim Yolunda Olmak, Keşifler Yapın, İlme Önem Verin

25.03.1994 - İlimin Önemi, İlim Yolunda Olmak, Keşifler Yapın, İlme Önem Verin
Çok aziz ve çok sevgili AKRA dinleyicileri,
Allahu Teâlâ hazretlerinin lütfu, keremi, selâmı, ihsânı üzerinize olsun... Allah iki cihanda cümlenizi bahtiyar eylesin.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki:
El-guduvvü ve'r-ravâhu fî teallümi'l -ilm.
"İlim öğrenmek konusunda sabahleyin gidip akşamleyin gelmek." Şöyle bir seyahat; hocanın huzuruna, dersin olduğu medreseye, mektebe, üniversiteye, dârülfünûna bir gidiş-geliş.
Efdalü indallâhi mine'l-cihâdi fî sebili'llâh. "Allah indinde, katında, nazarında, Allah yolunda cihad etmekten bile daha faziletli, daha üstündür, efdaldir."Buyuruyor Peygamber sallallahu aleyhi vesellem.
O halde, bu hepimiz için kaçırılmaz bir fırsat. belki aç, susuz, korkular içinde, yaralanarak, kolunu bacağını kaybederek, düşmanın eline esir düşerek -Allah yardımcıları olsun ne kadar meşakkatli işler- ilim öğrenmek daha faydalı.
Hakikaten de Biz elhamdülillâh müslümanız. Allah'ın büyük nimetine mazharız, Allah'ın sevdiği dine, doğru inanca sahip insanlarız. Allah'ı doğru tanıyoruz. Yanlış bir inancımız yok. Müşriklerin, kâfirlerin düşmüş olduğu yanlışlıklar içinde değiliz, güzel bir inancımız var. Ona hamd ettim.
Ama bizim, yanlış inançlara sahip insanların yanında, onlardan düzen, maddî imkânlar, teknik imkânlar ve temizlik bakımından geri olmamız akıl almaz bir olay. Olmaması lazım.
İntizamın en güzeli, tekniğin en ilerisi İslâm ülkelerinde olmalı. Çünkü Allah ilmin her çeşidine büyük sevaplar veriyor. Allah temizliği ve işleri dürüst yapmayı emrediyor. Herkesin başkasına faydalı olacak hayırlı çalışmalar yapmasını, merhametli olmasını, hakkından fazlasına el uzatmamasını, kimsenin hakkını yememesini emrediyor. Zulüm yapmamayı emrediyor.
İlmî çalışma; aynı zamanda müslümanların arasını bulmak, müslümanları birleştirmek, onları iş birliğine sevketmektir. Müslümanların kardeş gibi, bir vücut gibi olması lazım.
Şimdi biz, Osmanlı Devlet-i Âliyye'si olarak kırk düvele hâkim olmuşuz, nice nice memleketleri adaletle yüzyıllarca idare etmişiz, nice nice ırktan insanları kardeş olarak bayrağımızın altında, gönül birliği içinde yaşatmışız. Bu Osmanlı'nın başarısı.
Şimdi niye birbirimize düşman oluyoruz?
Politik düşmanlık, siyasî emellerin farklılığı, Türkiye'nin bölünmesini istemeye kadar varan farklı düşünceler vesaireler... Bu da üzerinde durulması ve sebepleri araştırılması gereken önemli konulardan biri ve bunu çözümlemek de bir ilim başarısı, bilimsel bir başarıdır.
Onun için, biz de bu eksikliklerimizi; bilimsel çalışmalardaki, sosyal bilimlerde, teknik bilimlerde ve diğer bilimlerdeki çalışmalarımızın rahatlıkla onlardan geri kalmasına bağlıyabiliriz.
Mesela coğrafi keşifleri onlar yaptılar. 1800'lü yıllarda Avustralya ve Okyanus adalarını onlar bulurken, biz Tanzimat'la vesaireyle meşgulüz, birbirimizle mücadele ve çeşitli çatışmalar içinde dünyaya kapalı kalmışız. O mücadele edenlerin hepsinin tarihte veballeri var. Artık Allah âhirette onların hesabını soracak.
Biz şimdi başta dinî konular olmak üzere kendimizi her konuda [geliştireceğiz.] İlimlerin en iyisi dinî konulardır, dinî konuların en yükseği de Allah'ı bilmektir, Allah'ı bilen, ârif olan, mârifetullaha eren, evliyâ olan bir insanın derecesi en yüksektir. Bunu hepimiz biliyoruz.
En yüksek ilim; evliyâ olma, Allah'ı bilme ilmi. Ondan sonra namazı nasıl kılacağız, orucu nasıl tutacağız, zekâtı nasıl vereceğiz, müslümanları nasıl seveceğiz? Görünen günahlar hangileri, görünmeyen günahlar hangileri, görünen ibadetler hangileri? Görünen ibadet deyince namaz ve oruç hepimizin hatırına geliyor da, tefekkürün bir ibadet olduğunu bazı kimseler bilmiyor. O da bir ibadet, sükût [da] tefekküre dayalı ibadet. İşte ilim bir ibadet oluyor.
Onun için, rica ediyorum ve sevabının çok büyük olduğunu müjdeliyorum. Her gün ilminizi arttıracak bir çalışma yapın. Mutlaka ilme iki-üç saat ayırın!
Öğrencileri de teşvik ediyorum. Onların da bahçesinin, evinin köşesinde özel çalışması olsun, harıl harıl çalışsınlar; bir şeyler bulsunlar, icâtlar yapsınlar, bir konuda ileriye gitsinler. Kimisi olimpiyatlara, matematik olimpiyatlarına seçiliyor, kimisi yurt dışına gidiyor. Onlarla iftihar ediyoruz. Dünyadaki öteki kardeşlerinden, yaşıtlarından eksik değiller.
Onun için, ilme mutlaka zaman ayıralım ve her konuda bir şeyler öğrenmeye ve her gün ilmimizi artırmaya gayret edelim, bu bir ibadet. Bunun son derece büyük faydaları, sevabı var.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in bir hadîs-i şerîfi gözümün önünde. Çok seviyorum. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki;
el-İlmü hayâtü'l-islâm, ve imâdü'l-îmân. "İlim İslâm'ın canıdır, hayatıdır." "İlim varsa, İslâm canlıdır, vardır; ilim gitmişse, cahillik gelmişse, İslâm ölmüştür, cansızdır." demek. Bir de;
Ve imâdü'l-îmân. "İmanın da direğidir." Peygamber-i Zîşânımız sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ne kadar güzel buyurmuş.
İman olmazsa, insanın hiçbir şeyinin kıymeti yok. Âhirette çok büyük felâketlere uğrayacak. İmanın direği de ilim. İlim olmayınca da demek ki doğru inanç olmuyor.
Biz mü'min miyiz?
Elhamdülillâh mü'miniz. O halde, imanımızın sapasağlam ayakta durması için ilme sarılmalıyız.
Biz müslüman mıyız?
Elhamdülillah müslümanız. O halde müslümanlığımızın canlı olması için ilme sarılmalıyız.
Canlı bir müslümanlık nerede, ölü, cansız bir müslümanlık nerede. Bir ağacın bile yaprakları pırıl pırıl canlı olunca, bize neşe veriyor. Sararmış, solmuş, kökünde bir hastalık olup yaprakları buruşmuş olunca, hüzün veriyor. İslâm da ilimle olduğu zaman canlanıyor. O halde muhterem, sevgili ve aziz Akra dinleyicilerim, ilme sımsıkı sarılacağız.
Hem dînî hem de dünyevî konuları çok güzel öğrenin. Hiç kimseden bir eksiğimiz kalmasın. Dünyadaki bütün milletlerle yarışacak, onları geçecek bir durumumuz olsun.
Allahu Teâlâ hazretleri, dilerim ki gönüllerinizin muradlarını versin. Önce hepinizin vücudlarına sıhhat versin. İçinize huzur versin. Gönüllerinizin dileklerini; dünyaya, âhirete kendinize ve sevdiğiniz kimselere ait dileklerinizi ihsan eylesin, lütfeylesin, bahşeylesin.
Cümle geçmişlerimize rahmet eylesin. Onların da kabirleri nur dolsun. Ruhları rahatlasın. Kabirleri cennet bahçesi olsun.
Allah bize nurlu hayatlar, güzel istikballer nasib eylesin. Mutlu olarak yaşayıp huzuruna sevdiği, razı olduğu, mutlu, yüzü ak, alnı açık kullar olarak varalım, sevgili kardeşlerim!
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
25.03.1994 -
İlmin Önemi, Akra
29.08.1997 -
Cehennemde ve Cennette
