İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

25.09.1992 - İletişim Faaliyetlerini Arttırmak

25.09.1992 - İletişim Faaliyetlerini Arttırmak
Günün Sohbeti

25.09.1992 - İletişim Faaliyetlerini Arttırmak

27.10.2026
10 dk 33 sn

Bizi yaşatan, yaratan, türlü nimetlerine, ihsanlarına, ikramlarına mazhar eden; nimetlerin en büyüğü olan İslâm nimeti ile, iman şerefiyle şerefyâb eyleyen; peygamberlerin en kerîmi, Allah'ın en sevgili kulu olan âhir zaman peygamberi Muhammed-i Mustafâ'ya ümmet eyleyen; ümmetlerin en şereflisine mensup eyleyen, lütfunu, ihsanını her anda üzerimizde dâim eyleyen Rabbimize sonsuz hamd ü senâlar olsun. Onun alemlere rahmet olarak gönderdiği, insanlığa rehber eylediği, elçisi Muhammed-i Mustafâ'sına sonsuz salât ü selâmlarımızı arz ederiz.

Bizim müslüman olarak konumumuzu düşünelim:

Allah'ın dinine hizmet etmek, Allah'ın rızasını kazanmak istiyoruz. İnsanlara Allah'ın varlığını birliğini götürmek vazifemiz var. Emr-i mâruf ve nehy-i münker vazifemiz var. İslâm düşmanlarıyla meseleleri anlatmak, konuşmak, onları yenmek, ikna etmek vazifemiz var. O halde iletişime en muhtaç olan, ihtiyacı en çok duyması gereken topluluk biziz. Aslında iletişim mekanizmasını bu seviyeye getirme İslâm toplumları tarafından yapılmalıydı. Çünkü vazifeleri irşad ve tebliğ idi. Fakat bunu yapmamışlardır. Bu teknolojik gerilikle, ilerilikle ilgili olduğundan, ötekiler bu işi başarmışlardır ve dünyayı avuçları içine bizden önce almışlardır.

Şimdi bizim bu feci manzara, feci durum karşısında oturup kara kara düşünmemiz lazım. Bir cihad aşkıyla, hizmet aşkıyla yaşıyoruz. İslâm'ı temsil etmekten mutluyuz. Başkalarına İslâm'ı tebliğ etmek istiyoruz. Hatta bazı müslümanlar da diyar diyar geziyorlar... Cemaatü't-Tebliğ filân diye cemaatler var, muhtelif yerlere gidiyorlar; o da bir iletişim. Tabii bizzat giderek, bizzat anlatarak iletişim ama, düşünün her eve giren televizyon yayınını, bir ajans haberini... Bir de Kanada'ya gitmiş Montreal'deki camide konuşan Pakistanlı bir Cemaatü't-Tebliğ hocasını düşünün... O nerede, ötekisi nerede?..

Dünyanın bugün her yerinde adamların çizgi filmleri oynuyor; çocuklar onu dinliyor, görüyorlar. Haberler, onların haberleri... Bütün şeylerimizi onlara göre ayarlıyoruz. Gazetelerden de onları okuyoruz. Zaten akşam televizyon seyrederseniz, ertesi gün gazete almaya lüzum kalmayabiliyor. Çünkü zaten aynı şeyleri onlar söylüyorlar. Haberlerden ayrı yorumlarını dinlemek için alıyorsunuz; belki de karikatürleri, gönül eğlendirici şeyleri görmek, onları okumak için alıyorsunuz.

O halde bizim iletişime bakışımızı da, iletişim faaliyetlerine sarılışımızı da değiştirmemiz lazım. İletişim faaliyetlerine harcadığımız masrafı da tariflere sığmaz derecede artırmamız lazım. Amerika'nın bütçesini düşünün; %46'sı buraya gidiyor... Türkiye'nin bütçesini düşünün, Türkiye içinde müslümanların adedini düşünün, müslümanların içinde cömertleri düşünün...

Bir hakim arkadaşımız -ağabeyimiz, çok sevimli, nüktedan bir kimse- anlatıyordu toplantılarda; onu anlatayım kafalardaki yorgunluk dinlensin diye:

"Rüya gördüm." diyor. Şaka; rüya filan gördüğü yok.

"Hayrolsun!" diyorlar.

"Rüyamda bir zayıf cılız adam çıktı ortaya ve yumruğunu böyle sıktı. Soyunmuş zayıf ama, adaleleri Rambo gibi filân değil. Yani, şöyle cılız bir adam." Şöyle yapmış yumruğunu;

"Açın bakalım bunu!" demiş.

Rambo gibi bir adam çıkmış uğraşmış, terlemiş açamamış... Bir başkası gelmiş daha pehlivan, 2.20 boyunda, iri, halter şampiyonu filân; o da açamamış... Ondan sonra, -rüya bu ya- eskiye doğru gitmeye başlamışlar; Koca Yusuf gelmiş, uğraşmış, açamamış... Çolak Molla gelmiş, -eski pehlivanların ismini de biliyor; hepsini de böyle tatlı tatlı sıralıyor- o da açamamış, o da açamamış... Arapların meşhur pehlivanı Amr b. Malik çıkmış ortaya; o da uğraşmış, açamamış, çekilmiş... Yunanlıların meşhur Hercules'i gelmiş; "Hah, bu açar." filan derken, o da uğraşmış, açamamış.

"Yahu adam cılız ama, yumruğunu kimse açamıyor. Kim bu adam?" diye herkes sormaya başlamış...

"Kim?" diyor hakim.

"Kimmiş bu böyle?" diye herkes de merak ediyor. Hem cılız, hem de pehlivanlar yumruğunu açamıyor...

"Müslüman zengin" diyor arkasından.

Müslüman zengin kesesini açmıyor. Kesesini açmıyor, Amerika kesesini açıyor; gazeteye, televizyona önem veriyor. Televizyon kanalları büyük iddiası olan gruplar tarafından kapışılıyor, çalıştırılıyor. Ama müslümanlar bu konuda çok geride. Tabii biz bu tezatı [görmemiz lazım.] Emr-i mâruf, nehy-i münker yapacak, hem de çağdaş bilimden yoksun, teknolojiden, iletişim ve irtibattan, enformasyondan mahrum topluluklar. Biz bunu zaman zaman -söylemek vazifemiz olduğu için- söylüyoruz, yazıyoruz, anlatıyoruz.

İslâm toplumları bu meseleyi anlayamıyor. Muhterem kardeşlerim! İslâm toplumları -şu anda çok rahat söyleyebiliriz- hasta!.. Yani İslâmî şuur bakımından hasta. Başka kültürler kendilerini etkilemiş. Okuyanlar yabancı kültürlerle, batı kültürüyle yetişmişler. Okumayanlar batı kültüründen tamamen mahrum kalmışlar. Ama hiç denecek kadar az insan var. Sırf İslâm için düşünen, sırf İslâm için çalışan... Bütün meseleleri İslâmî ölçüden gören çok az insan var. Meselelerin vehametinin boyutlarını anlayabilen kıratta çok az insan var.

İslâm toplumları hasta. Hastalığın tedavisi yine iletişimde. Çünkü öğreteceksiniz, yanlışlığını anlatacaksınız, doğru haberi vereceksiniz; öğrenecek. İslâm düşmanları da atakta... Müslümanlar hasta, İslâm düşmanları da korkunç bir atakta. Hem içeride, hem dışarıda...

Onun için, size İslâmî hizmet sahasında Allah'ın rızasını kazanmak yolunda gözden kaçan, ama çok önemli olan bir hususu hatırlatmak için konuşmuş oluyorum. Bu husus enformasyon, iletişim olayı; bilgi almak, toplamak, bilgilenmek, bu bilgiyi de halka –mass medya dediğimiz- intikal ettirmek ve bütün kitlelere, kitle iletişimi yaygın eğitim, örgün eğitim, her çeşit eğitim vasıtalarıyla bu doğru bilgileri ulaştırmak... Halkı bilgilendirmek, çağdaşlaştırmak, bilgi toplumu, iletişim toplumu seviyesine getirmek... Japonya'da bir yenilik olmuşsa şıp burada bilinmeli, Almanya'da bir yenilik olmuşsa, hemen burada anında haberdar olunacak bir durumu kurmak zorundayız. Böyle yapamazsak bizi sevmeyen insanlar, bize hasım insanlar çoktur. Tarih boyunca böyle gelmiş böyle gidiyor... Allah'ın hikmeti... Allah onların hepsini kahretmiyor, başımızda böyle ceza ve belâ olarak bulunabiliyorlar. Kendimize çekidüzen vermeliyiz.. Enformasyona karşı bir de karşı enformasyon oluşturmamız lazım.

Bu çalışmaları yapmazsak ileride başımız çok sıkıntılara uğrar, çok dertlere uğrarız. Torunlar İslâm'dan haberdar olmaz. Dedem sakallıydı der, cami dedikleri böyle kubbeli yerlere gider gelirlerdi der. Ama onun ne olduğunu bilmez. Çünkü Avustralya'da böyle insanları gördük biz. Biz ezan okuyunca, dedelerimiz de böyle okuyordu diyorlar ama herşeyi unutmuşlar ve bir hristiyan kilisesine de kaydolmuşlar. Yok siz müslümansınız, müslüman asıldansınız filan deyince, akılları başlarına geliyor. O duruma düşeriz. Belki de -Allah saklasın- Bosna'daki, Hersek'teki, Kafkasya'daki durumlar bizim de başımıza gelebilir. Onlara yardım edebilmemiz için de iletişim şarttır.

 

Allah-u Teâlâ hazretleri çağın, zamanın, anın, işin, yapılacak faaliyetlerin ve cihadın gerektirdiği âlet, araç, gereç, vasıta ne ise; onları en iyi tespit etmeyi nasip etsin... Onların en güzeline sahip olmayı, onların en güzelini ortaya koymayı nasip etsin...

Bize küfrü, açıklığı, inkârı, şehveti, ahlâksızlığı, aileyi yıkıcı şeyleri ihraç edenlere; bizim de imanı, edebî, dini, İslâm'ı ihraç etmemiz lazım. Allah'ın bizden beklediği, bize yüklediği görev budur, vazifemiz budur. Bu görevi güzel yapmazsak, Allah bize sorar diye bunu hatırlatmak istiyorum. Bunu hatırlatmak için bu konuşmamı yapmış oldum.

Allahu Teâlâ hazretleri hepinizi İslâm'a hizmette üstün gayretli eylesin... Sa'yinizi verimli eylesin, güzel sonuçlar almanızı nasip eylesi. Sa'yinizi meşkûr eylesin. Dünyada ve âhirette dert göstermesin. Zillete uğratmasın.Düşmanların istilâsına mâruz düşürmesin. Kimsenin önünde hor ve zelil eylemesin. İki cihanda aziz olarak izzetli, itibarlı, şerefli yaşamayı, Allah'ın dinine en güzel tarzda hizmet eylemeyi nasip etsin.

Bir şeyi her zaman söylüyorum, gaye edindim. Onu birçok kardeşlerimiz de gaye edindiler. Kıyamete kadar bir grup insan hakkı tutacak ve hak için çalışacak; Allah bizi onlardan eylesin. Hakkı tutan, hakkı bilen ve hak için çalışan zümreden eylesin. İzzet ve itibar ile yaşayıp, imân-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ile âhirete göçüp, Rabbimiz'in huzuruna yüzü ak, alnı açık varmayı nasip eylesin. Cennetiyle cemaliyle cümlemizi müşerref eylesin. Habîb-i Edîbine cümlemizi komşu eylesin. Onun iltifatına ermeyi cümlemize nasip eylesin...

 

Bi-hürmeti esrâr-ı Sûreti'l-Fâtiha!..

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA