İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

30.10.1994 - Söz ile Amel Bir Olmalı, Amelde Niyet İyi Olmalı, Amel Sünnete Uygun Olmalı

30.10.1994 - Söz ile Amel Bir Olmalı, Amelde Niyet İyi Olmalı, Amel Sünnete Uygun Olmalı
Günün Sohbeti

30.10.1994 - Söz ile Amel Bir Olmalı, Amelde Niyet İyi Olmalı, Amel Sünnete Uygun Olmalı

26.09.2025
16 dk 16 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.

Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Lâ kavle illâ bi-amel ve lâ kavle ve lâ amele illâ bi-niyyetin ve lâ kavle ve lâ amele ve lâ niyete illâ bi-isâbeti's-sünneh.

Dört kısa cümledir. Cümlelerin kısa olması sizin lehinize. Çünkü Peygamber Efendimiz' i dinleyen sahabe-i kirâm sözleri kulaktan alırlardı; o hadisleri öyle rivayet etiler. Uzun bir şeyi kulaktan alıp da hafızasında tutmak zordur. Ama kısa olanı hatırda tutabilirsiniz.

"Ben hadis-i şerifi hatırımda tutacağım da hanımıma, çocuğuma söyleyeceğim." diye dinlerseniz daha kuvvetli dinlersiniz.

Benim rahmetli anam ben küçükken beni giydirir, donatırdı. "Hadi evladım, Cuma namazına git." derdi. "Ama" derdi "Hocayı iyi dinle, sonra gel bana anlat."

Ben de "Anneme anlatacağım." diye hocayı can kulağıyla dinlerdim. Eve geldiğim zaman da "Hoca minbere çıktı, şöyle dedi, böyle dedi." dedikçe ikide bir de annem bana "Aferin, maşallah!" derdi; bir teşvik.

Şimdi düşünüyorum pedagojik bakımdan, insan yetiştirmek bakımından çok güzel bir metot. İnsan öğrenmek maksadıyla dinlerse hatırında kalıyor, o zaman kapıyor. Ama o maksatla dinlemezse o zaman hatırında kalmaz. "Vallahi Hoca bir şeyler söyledi ama ne söyledi bilmem. İyi konuştu, iyi konuştu." "Ama ne söyledi?"

"Vallahi bilmem unuttum. Buradan girdi, buradan çıktı."

Neden?

Dikkatli dinlemiyoruz.

"Lâ kavle illa bi-amel." Efendimiz söylüyor, Hz. Ali Efendimiz ondan duymuş o rivayet ediyor bize.

Lâ kavle illa bi-amel. "İşlem, eylem, yapmak fiil olmadan söz olmaz." Söz işle olacak. Yani boş söze kıymet verilmez. Kıymeti yoktur. Uygularsa, tatbik ederse kıymeti vardır. İlmi ile alim olursa insan kıymeti vardır.

Lâ kavle illa bi-amel. "Boş söz yok ancak iş yaparak iş yapmakla var." Yani yaptığını, söylediğini bilecek.

"Yalan söylemeyin, şöyle yapın, böyle yapın, kalkın, davranın. İslâm için çalışın."

"Sen neden oturuyorsun."

Söylüyor, söylüyor kendisi bir şey yapmıyor. Ha kendisi de yapacak! Sırf söz yok! Sırf söz yok ancak söylediğini uygulamak var. O zaman olursa, uygulamalı olursa amel etmek şekliyle, ilmiyle âmil olma şeklinde olursa kıymetli. Aksi takdirde öyle söz yok, boş söz yok diyor Efendimiz; bir.

Ve lâ kavle ve lâ amele illâ bi-niyyeh. "Söz ve iş de kıymetli değildir. Ancak niyet olursa kıymetlidir."

Onun için her işimizi yaparken dinen ne yapıyoruz?

"Niyet ettim şöyle yapmaya, niyet ettim yarın Ramazan orucu tutmaya. Niyet ettim öğle namazının farzını şu imamın arkasında cemaat olarak kılmaya. Niyet ettim, niyet ettim, niyet ettim." diyoruz, değil mi?

Neden?

Çünkü sözle iş olmaz, ancak niyetle olur. İnsanın ne yaptığını bilmesi lazım. Gayesi olması lazım kafasında. Gönlünde niyeti olması lazım. Niyeti olursa o zaman sözünün ve onu işlediği zaman meydana gelen fiilinin kıymeti var. Niyet olacak.

Onun için her işte işi yapmadan evvel niyetinizi kontrol edin, niyetinizi tashih edin. Tashîh-i niyet edin, niyetinizde bir bozukluk varsa düzeltin.

Şimdi biz ilâhiyat fakültesinde bir ara öğrencileri yoklamayla alıyorduk, birkaç sene öyle yaptık. Karşımıza alıyoruz, yazılı imtihanı kazanmış, çocukları mülakata yapıyoruz.

Bir tanesine soruyorum; "Sen niye ilâhiyat fakültesini seçtin?" Diyor ki:

"Hocam, bizim orada öyle yobaz Müslümanlar var ki onlarla mücadele etmek için ilâhiyatı seçtim."

Olmaz!

Neden olmaz?

Çünkü Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

"Münakaşa etmek için ilim öğrenen makbul değildir." İlim, münakaşa için öğrenilmez. 'Allah'ın yolunu öğreneceğim, rızasını kazanacağım' diye öğrenir insan. Kavga gürültü için öğrenmez ki. İnsan, hem alim oldu mu  başkasına kızmaz, acır. Şefkatle tedavi etmeye çalışır, yola getirmeye çalışır. Ona doğruyu severek öğretmeye çalışır.

Demek ki niyet güzel olacak.

Sözün, işin kıymeti niyetle. Niyeti güzel olursa sevap kazanır. Niyeti fasit olursa, kötü olursa sevap kazanmaz.

Misal; adamın birisi camiye geldi, benimle beraber namazı kıldı. Ben sevabı kazandım o adam sevabı kazanmadı olur mu?

Olabilir.

Neden?

Benim niyetim, Allah'ın rızasını kazanmaktır. Ben sevabı kazanırım, sevap alırım. Onun niyeti de caminin önündeki zengin adama kendisini gösterip ondan sadaka koparmaktır. Onun gözünün gördüğü yerde namaza durur. Ondan sonra "İşte bak namazlıyım, bilmem neyim." diye ondan para isteyecek, borç isteyecek.

Niyeti borç istemek. Onu kandırmak için onun gözüne şirin görünmek için yapıyor. O zaman o sevap almaz. Niyet bozuk oldu mu namaz bile fayda vermez. Niyet bozuk oldu mu oruç bile fayda vermez. Onun için niyet güzel olacak. Demek ki boş söz yok, iş var.

İş ve sözün de kıymeti yok; niyet güzel olacak, iyi niyetle olacak; iki.

Üçüncüsü;

Ve lâ kavle ve lâ amele ve lâ niyete. "Bu üçünün de kıymeti yok."

İllâ bi-isâbeti sünneh. "Ancak sünnet-i seniye-i nebeviyye'ye uygun olmak şartıyla kıymeti var."

Adamın niyeti var ama yaptığı iş sünnete uygun değil.

Sünnete uygun olmayan işlere ne diyoruz? "Bid'at" diyoruz.

Bid'atlerin dalâlet olduğunu, bid'atin sahibiyle beraber cehennemde azap göreceğini Peygamber Efendimiz bildiriyor.

Binâenaleyh yaptığı şeyin sünnet olması lazım, bid'at olmaması lazım.

İstanbul'da Şehzadebaşı camii var. Küçüklüğümde Vefa lisesinde okuduğum için bilirim. Avlusunda "Helvacı Baba" diye bir zatın kabri var.

"Helvacı Baba'nın kabrinin etrafında yedi defa dolaşırsan şöyle olur, böyle olur."

Ne olacak?

"Kabrin etrafında dolaşmak" diye bir sünnet yok ki. Yok öyle bir şey!

İnsan bundan bir sevap alır mı?

Alamaz!

"Kırk tane kabrin önüne kırk tane mum yakarsan muradın hâsıl olur!"

Yok ki böyle bir şey!

Sahabe-i kiram mumu bulsaydı evlerinde yakarlardı; Peygamber Efendimiz' in zamanında böyle bir şey yok!

Ölüye mum yakacaksın da ne olacak?

Ölü kendisi dünyadayken sevaplı iş yapmışsa kabri nurludur, kabri nursuzsa azap geliyorsa senin dışarıda mum yakmanın faydası yoktur. Bu, İslâmî bir adet değildir.

Binâenaleyh yapılan bu iş, hâlis niyetlerle de olsa kıymeti yoktur.

Dağın birisine çıktık, orada kalabalıklar gördük, ellerine horozlar almışlar.

Ne olacak? "Bu horozları kurban edeceğiz." dediler.

İslâm'da horoz kurban etmek yok ki. Eski ananelerden, kültürlerden alınmış yanlış şeyler, bid'at.

Demek ki yapılan iş iyi niyetli de olsa dinin aslına, esasına, özüne Efendimiz'in yoluna uygun değilse onun da kıymeti olmuyor.

O halde sevgili kardeşlerim;

İş burada mühim bir noktaya geliyor. Bu çok mühim!. Peygamber Efendimiz' in sünnet-i seniyyesini hepimiz öğreneceğiz. Hayatını öğreneceğiz, hadis-i şeriflerini öğreneceğiz.

Asım Köksal Hoca Efendi var, biliyorsunuz "İslâm Tarihi" diye güzel bir eser yazdı. Hatta Ziyâü'l-Hak onu Pakistan'a çağırdı, madalya verdi, törende büyük mükâfat aldı. Hayatını böyle bir güzel kitaptan okursunuz.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın İmam Buhârî'nin Sahih'ini açıklamalı tercümesi var, bunu alın, okursunuz, belki kütüphanenizde vardır. Daha küçüğü; İmam Nevevî'nin yine Diyanet İşleri'nde olan Riyâzü's-Sâlihîn'i var, alın okuyun. Hem de sahih hadisleri toplamış.

Binâenaleyh sünneti öğrenin.

Medine-i Münevvere'de ihtiyar, paşalıktan emekli bir Arap. Suud ordusunda görev yapmış emekli bir kimsenin ziyaretine gitmiştik. Müslüman adam, mütedeyyin. Bize güzel koku ikram etti. Ben de sağ elimi uzattım. "Sol elini uzat." dedi, ben yine sağ elimi uzattım. Tebessümle "Yok." dedi, "Solunu uzat." Ben yine "Sağ daha iyidir." filan deyince, "Hayır." dedi, "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz güzel kokuyu sol avucuna alırdı. Sağ elinin işaret parmağıyla oradan alıp oradan sürerdi."

"Tamam, Allah razı olsun." dedik, öğrenmiş olduk. Sonradan Hocamızın (Mehmed Zahid Kotku) kitabında da öğrendik; sol avucuna alacak, sağ parmağıyla yine süreceği güzel yerlere sürecek.

Sünnet öyleymiş. Tamam, sevindim, memnun oldum; o da güzel bir şey öğretmiş oldu.

Demek ki yaptığımız her şeyi Efendimiz'in tavsiye ettiği gibi yapacağız.

"Sabah namazından sonra, akşam namazından sonra, sure-i Haşr'ın sonundaki üç ayeti, Hüvallâhuhüllezi ayetlerini bir kimse, üç defa Eûzü billâhi's-semîi'l-alîmi mine'ş-şeytâni'r-racîm, diyerek, dördüncüde Bismillâhirrahmânirrahîm diyerek okursa 70000 melek sabah okumuş ise akşama kadar, akşam okumuşsa sabaha kadar onun için tevbe ve istiğfar eder." buyuruluyor.

Sahih hadis-i şerif.

Demek ki bunu böyle okuyacağız, bu tarzda okuyacağız; Efendimiz nasıl söylemişse öyle. Kimisi tamam eûzü'leri çekip orada kırk türlüsünü okuyor, başka şeyler okuyor.

Efendimiz ne demişse o kadarı kâfi. Ne fazlası ne azı. Ne eksik yapmalı ne fazla yapmalı, tam sünnet-i seniyeye isabet etmeli.

Bak burada da ne diyor?

Söz iş ve niyet kıymetli olmaz; illâ bi-isâbeti sünneh, "Sünnet-i seniyyeye isabet ederse ona tam, tıpa tıp uyarsa o zaman kıymeti olur.

O halde hepimiz sünnet-i seniyye-i nebeviyyeyi iyi öğreneceğiz.

Peygamber Efendimiz'in sünneti; Müslümanlar arasındaki kültür birliğini, kardeşliği, örf adet birliğini sağlıyor. Pakistan'daki de aynı hadisleri okuyor, Malezya'daki de aynı hadisleri okuyor, Mısır'daki de aynı hadis-i şerifleri okuyor.

Böylece hepimizin arasında yadırgamadığımız bir müşterek hava; aynı tarzda ibadet, aynı tarzda selamlaşmak, aynı tarzda gelip gitmek vesaire tarzında örf adet teşekkül ediyor. İslâm kardeşliği ve İslâm örfü âdeti, hadis-i şerifle sağlanıyor.

Onun için hadis-i şerifleri çok iyi öğrenin. İlk öğreneceğiniz Kur'ân-ı Kerîm. Kur'ân-ı Kerîm'in yazmasını, okumasını yani yazısını, okumasını öğreneceksiniz; bir. Tabi yazmayı da öğrenirseniz daha iyi; hattatlık ayrı.

Önce okumasını öğreneceksiniz; bir. Ondan sonra hatim indirmeyi, her gün bir miktar okumayı öğreneceksiniz onu âdet edineceksiniz. Ondan sonra ayetlerinin mânasını üçer, beşer, onar grup grup ayetleri öğreneceksiniz.

"Bu bana Allah'ın indirdiği ayetler" diye "Biz insanlara hitabı" diye çoluk çocuğunuzla beraber okuyacaksınız.

Kur'an öğreneceksiniz; bir. Bir de bir hadis kitabından Resûlullah Efendimiz'i öğrenmeye başlayın. Bakalım Efendimiz neler tavsiye ediyormuş?

Nereden başlayayım?

Diyanet'in neşrettiği Riyazü's Salihîn kitabını okumaktan başlayın. Bir bitsin bakalım. Çok güzel kitaplar var, çok kıymetli kitaplar var, hazine gibi değerli.

Kitapçılarda satılıyor. Belki senin kütüphanende de benim kütüphanemde de mevcut da okumuyoruz. Okumamız lazım.

O zaman ne gerekiyor?

Günümüzün bir saatinde "Ben kitap okumaya vakit ayıracağım." dememiz gerekiyor.

Farz edelim; ben işçiyim, fabrikada çalışıyorum altıda çıkıyorum. Sabahleyin okuyamam, erken gidiyorum, akşamleyin yoruluyorum.

Tamam, altıda gel, şu işini yap, bu işini yap yemeğini ye, dokuzla on arasında bir saat çoluk çocuğunla bu işleri yap. Yarım saat Kur'ân-ı Kerîm, yarım saat hadis-i şerif.

Demek ki biz de evimizde böyle bir akademik, bir ilmi âdet meydana getirebilirsek olur.

"Benim daha henüz evim yok, ben bekârım, yurtta kalıyorum."

Tamam, senin durumun daha müsaittir. Çünkü çoluk çocuk derdi başına çökmemiştir. Sen akşam da okursun, sabah da okursun, gece de okursun, öğlen de okursun. Senin durumun daha müsaittir çünkü ya burs alıyorsun ya baban memleketten para gönderiyor.

Hz. Ömer Efendimiz ne buyurmuş?

Taallümû kable en tezevvecû. "İlmi evlenmeden evvel öğrenin. Sonra imkân bulamazsınız." demiş.

Çünkü çocuk viyaklar; iş vardır, para vardır, kazanma derdi vardır, vesaire olmaz. Gençlerin durumu daha müsait. Emeklilerin durumu en güzeli, en müsaiti. Çünkü emekliye hem maaş geliyor hem de hayatını tanzim etmiş, evi var, barkı var. Geriye kalıyor okumak, anlamak, öğrenmek ve İslâm için çalışmak.

Ne mutlu emekli olanlara. Ben de emeklilerden biriyim elhamdülillah. İşte oraya buraya geziyoruz; kürsülere çıkıp da konuşma imkânımız oluyor.

Evet, bu hadis-i şerif de güzel. Ezberden, kapatarak bir daha tekrarlayalım:

Lâ kavle illa bi-amel ve lâ kavle ve lâ amele illâ bi-niyyeh. Ve lâ kavle ve lâ niyete illâ bi-isâbeti's-sünneh.

"Söz yok ancak işle beraber olursa kıymeti var. Sözle, iş yok ancak niyet iyi olursa kıymeti var. Söz, iş ve niyetin kıymeti yok ancak sünnete uygun olursa; kıymeti var.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetullaha erdirsin. Aşkullâhı, muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA