İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

27.01.1995 - Dünya Fanidir, Kabre Hürmet, Hayırları Ölmeden Önce Yapmalı, Miras, Kendinizi Hesaba Çekin, Şükretmek

27.01.1995 - Dünya Fanidir, Kabre Hürmet, Hayırları Ölmeden Önce Yapmalı, Miras, Kendinizi Hesaba Çekin, Şükretmek
Günün Sohbeti

27.01.1995 - Dünya Fanidir, Kabre Hürmet, Hayırları Ölmeden Önce Yapmalı, Miras, Kendinizi Hesaba Çekin, Şükretmek

19.07.2025
20 dk 29 sn

 

Es-selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri;

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Allahu Teâlâ hazretlerinin şöyle buyurduğunu naklediyor:

Yebne Âdem. "Ey Âdemoğlu!" İ'lem enne'd-dünyâ beytü'l-harâb. "Bil ki dünya harap olacak evdir, harap evidir!" Ve umruke li'l-harâb. "Senin ömrün de haraba gidecektir, ömrün de sona erecektir." Ve cesedüke li't-turâb. "Ve vücudun, etin kemiğin de toprağa gidecektir." Ve mâ ceme'tehû li'l-verese. "Senin hayatında topladığın, çalışıp kazandığın mallar, mülkler, paralar, varlıklar onlar da varislere gidecektir, onların olacaktır, onlarındır." Fe'n-naîmu li-gayrike. "O halde görülüyor ki nimetlerle safa sürmek senden başkasına ait olacak!" Ve'l-hisâbu aleyke. "Ama onlar senin miras mallarınla sefa sürerlerken hesap da sana sorulacak, hesap senin boynunda olacak." Ve'l-ikâbu le-ke. "O miraslık mallar günahlı yollarla haramdan kazanılmışsa onların cezası sana yüklenecek, ikabı sana verilecek!" Ve'n-nedemü le-ke. "Ve pişmanlığı da sen duyacaksın." Ve's-sâhibu le-ke fi'l-kabri el-amel. "Kabirde sana arkadaş olacak olan şey senin amelindir!"

Kabirde başka arkadaş olmaz, bir kabirde bir kişi olacak. Kabirde sana arkadaş olacak şeyler; senin işlediğin işler, yaptığın fiiller, hayatındaki yapmış olduğun çeşitli faaliyetlerdir. O halde;

Fe hâsib nefseke kable en tuhâseb. "Nefsin hesaba çekilmeden önce sen kendini bir hesaba çek!"

Bakalım kârda mısın zararda mısın, durumun ne tarafa doğru gidiyor; onu anla.

Ve'l-zem tâatî. "Bana ibadet ve taate yapış." Va'hzer ma'siyyetî. "Bana âsî olmaktan, isyandan sakın." Va'rda bimâ a‘teytüke. "Sana vermiş olduğuma rıza göster, verdiklerimi kanaatle, gönül hoşluğuyla karşıla; aç gözlülük ve tatminsizlik gösterme." Ve küm mine'ş-şâkirîn. "Şükredecek kullardan ol!"

Aziz ve sevgili dinleyiciler;

Tekrar ana konuyu, dinleyiciler hafızalarında tutsunlar diye okuduktan sonra gelelim ilk cümleye:

Enne'd-dünyâ beytü'l-harâb. "Dünya harap evidir!"

Dünyayı, harap olacak olan bir ev gibi düşünebiliriz. Hani şu sırada içinde bulunuyoruz ama bu ev harap olacak, sonunda insanlar âhirete gidecek. Harap olacak; fâni, biz de fâniyiz.

Ve umruke li'l-harâb. "Ey Âdemoğlu! Senin ömrün de harap olacak."

Ömür de yok olacak, o da fânidir. İnsanoğlu dünyada ebedî, sermedî kalmıyor. Bir miktar kalıyor, bir ömrü var. Bu ömür ne kadar uzun olsa sonunda bitiyor, ecel geliyor ve insan -genç veya yaşlı- bir zaman sonra hayata veda ediyor, sevgili yakınlarının arasından ayrılıyor!

Ve cesedüke li't-turâb. "Ve senin vücudun toprağındır."

Toprağa gidecek, toprağa gömülecek, mânasına.

Tabii bu da bir ilâhî emir.

Hz. Âdem atamızın evlatları zamanından bu böyle başlamış; insanoğlu toprağa gömülüyor, dışarıda bırakılmıyor. Bizim dinî bilgilerimizde Hz. Âdem aleyhisselamın evladının öteki öldürülmüş olanı nasıl toprağa gömeceği, bir kuşun gelip kendisine tarif ettiği, işaret ettiğini anlatılır.

Demek ki gömülmesi ilâhî olarak iyi!

Ben kardeşiniz davet edildiğim için başka şehirleri, ülkeleri görüyorum.

Mesela Avusturalya'da bir yer gösterdiler. Onlar "cemetery" diyorlar, kabirlerin olduğu yer. İnsanları öldükten sonra yakıyorlarmış. Bir kaşık, bir avuç kül; onu bir yere koyuyorlarmış, mermerden bir yazı yazıyorlarmış.

Bu yakma işini Hindistan'dan da duyuyoruz. Hintliler'in de ölülerini yaktığını, kendi dinlerindeki kültürlerinde böyle bir şey olduğunu okuyoruz.

Bizde, tabi böyle değildir. İnsanoğlunun her şeyi muhteremdir. Eti, kemiği, saçı, sakalı, dişi, tırnağı… Her şeyi muhteremdir.

Bizim muhterem büyüklerimiz tırnaklarını kesince toplarlar, bir torbaya koyarlar; ayak basmayan münasip bir yere, toprağa gömerler veya ömrü boyunca biriktirip de saklayanlar da vardır. Ya da dişleri çıktığı zaman bir cami kovuğuna, öyle bir yere koyarlar.

Diş, tırnak insandan ayrıldıktan sonra bile onun bir şeyi [değeri] vardır. Berberden saçlarını alırlar… Bu kadar titiz olan insanlar vardır.

Dinimizin genel emri insanoğlunun çok muhterem olduğu istikametindedir.

İnsanoğlu hayattayken de muhteremdir, vefat ettikten sonra da muhteremdir ve kabri de muhteremdir.

Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

"Kabirlere, kabirlerin üstüne basmayınız. Kabre oturan ateşten bir şeyin üstüne oturmuş gibi olur"

Kabre dahi hürmet etmek icap ediyor. Onun için İslâm'da kabristana hürmet vardır; kabristanın ağaçlandırılması vardır, bitkilerinin kesilmemesi vardır. Kabirlerin böylece hürmete mazhar olması, çiğnenmemesi meselesi vardır.

Ayrıca dinimiz insanın etinin, kemiğinin başka hiçbir şekilde kullanılmasını uygun görmemiştir. Bu insanın şerefinden dolayıdır, bu bizim dinimizde güzel bir şeydir.

İnsanoğlunun ömrü fânidir. Cesedi de toprağa gömülecek. Toprağa gömülünce, topraktan gelmiş olan bu ceset yine toprağa gidecek, toprak olacak.

Bazı insanların cesetlerinin toprak olmadığı hadîs-i şerîflerde bildirilmiştir. Aynen kaldığı hakkında menkıbeler vardır, bazı kimselerin rivayetleri vardır.

En yakın rivayeti ben size nakledeyim:

Hocamız cennet-mekân Mehmed Zahid Kotku hazretlerini çağırmışlar.

"Biz Süleymaniye camiinin ön tarafındaki kabristanda bir düzenleme yapacağız. Şuradaki kabirleri şu tarafa alacağız. Burada sizin kendisinden feyiz aldığınız hocanız varmış. Gelin de kabrinin nakil işinde bulunun…" diye Hocamız'ı çağırmışlar.

Kabirler Kânûnî Sultan Süleyman hazretlerinin türbesinin kapısına yönümüzü döndüğümüz zaman sol taraftaki türbenin yanındaki geniş alanda, oradaki kabirleri biraz daha ilerdeki diz boyu yüksek duvarın ötesine almışlar. Bu arada Hocamız'ın hocasının, Tekirdağlı Mustafa Feyzi hazretlerinin kabri de açılmış:

"Aradan o kadar uzun seneler geçtiği halde aynen hiç bozulmadan kalmıştı!" diyor.

Eski kitaplarda bir hadîs-i şerîfte okumuştum:

"Adaletli hükümdar ile ilmiyle âmil olan; ilmini yaşayan, söylediğini tutan, dürüst, mübarek, Allah'ın sevdiği alimlerin vücutlarını toprak yemez."

Abbasî hükümdarlarından birisinin yanında "Evliyâ ise vücudunu toprak yemez, adaletli kimseyse vücudunu toprak yemez!" diye bir hadîs-i şerîf okunmuş. O da demiş ki;

"Müslümanın kabrini açamayız ama şu Sasanîler'in hükümdarı Enûşirvan var. Nuşirevan da diyorlar, telaffuz olarak doğrusu Enûşirvan'dır. Enûşirvan adaletiyle tanınmış, Enûşirvan-ı adil derler. Adaletli diyorlar. Şunun kabrine bir bakalım, acaba bu çürümüş mü çürümemiş mi? Bakalım adaletli mi değil mi?.."

Galiba çürüyüp çürümediğinden adaletli olup olmadığını çıkartmak için kabrini açmışlar, aynen, çürümemiş bulmuşlar, diye nakledilir.

Bu da işin bir başka tarafı. Böyle birçok mübarek alimlerin, şehitlerin -bir vesile ile kabir açılırsa- kabirlerinde çürümeden durduğu da görünüyor. O durumlara mazhar olmayı Allah cümlemize nasip eylesin, diyelim; güzel temennide bulunalım.

İnsanoğlunun ömrü fâni, cesedi de toprağa gömülecek ve belki de toprak olacak. Belki evliyâ ise öyle kalır ama toprağa gitmiş olacak, toprağın malı.

Ve mâ cema'tehû li'l-verese.

Buradan bir adım daha ileri.

İnsanın ömrü fâni, vücudu toprak altında! Peki hayatı boyunca kazandıkları "Benim…" dediği mallar, evler, tarlalar, bahçeler, mülkler, paralar vs. ne olacak?

Ve mâ cema'tehû li'l-verese. "O da varislere gidecek."

Tabii gitsin. İyi bir insan varislerini de kollar hatta vefatını bekletmeden çevresindeki insanlara hayırlı hizmetler yapar, bağışlarda bulunur, gönüllerini hoş eder. O daha güzel!

Miras olarak kendilerine kalmasını beklemeden, kalmasına lüzum kalmadan, o vakte tehir etmeden insan varislerini dünyadayken böyle memnun ederek, zengin ederek duasını alabilir; o daha iyi.

Öldükten sonra mal nasıl olsa varisin olacak ama hayattayken kendisi bağış yaparsa sevabı kendisine gider. O halde insan, varisi olacak kimselere hayattayken hayır hasenât yapar da onları memnun ederse iyi olur.

Ölüm hak, miras helal! Ölüm haktır, İslâm'da miras vardır. Mirasın taksimatının usulü vardır. Mirasın taksim usulüne "ferâiz ilmi" diyorlar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ilm-i ferâizi de öğrenmeyi tavsiye etmiştir.

Ölüm hak, miras helal; mallar mirasçılara gider. Bu normal bir şey.

Ama gerçek manzara şudur:

Fe'n-naîmu li-gayrike. "O mallardan mutlu bir yaşam geçirmek, nimetlenmek, istifade etmek senden başkasına, varislere nasip olacak." Ve'l-hisâbu aleyke. "Ama malın hesabı sana sorulacak!" Gel bakalım: Bu malı nereden kazandın? Bu parayı kimden aldın, nasıl kazandın? Helal bir ticaret mi yaptın, haram bir ticaret mi yaptın? Yemin mi ettin, aldattın mı, eksik mi tarttın? Yetim malı mı yedin, dul malı mı yedin? Tüyü bitmedik yetimlerin malı…

Bu devlet memurlarının maaşları!

Herkes hazineden paraları alıyor ama bilmiyorum kaç kişi düşünüyor! "Burada tüyü bitmedik yetimin hakkı vardır!" diye kulaklarda dolaşır. Tüyü bitmedik yetimin, dulun, zavallı, kimsesiz insanların o hazineden hakkını düşünüp de hazineyi çarçur etmemek, kimsenin hakkını yememeye çalışmak...

Mal mirasçılara gider; onlar nimetlenir, safa sürerler, eğlenirler, nimetler içinde yaşarlar hesabı sana sorulur. Onlara helaldir. Çünkü ölüm hak, miras helal. Eğer haramdan kazanmışsan hesap sanadır.

Ve'l-ıkâbu leke. "Hesap sanadır."

Bir haramdan kazanmak var bu önemli! Kazanma; faiz olmayacak, haram, zulüm, hak yeme tarzında, aldatmaca, eksik tartma, yalan yanlış sözlerle yutturmaca olmayacak…

"Hayır, ben hiç böyle yapmadım. Çok temiz bir yoldan çok helal bir şekilde para kazandım…" diyen bir kimsenin tehlikeleri nedir?

O da tehlikede!

Ona da "Acaba kendisinin bu mala sahip olması dolayısıyla üzerine tereddüb eden dinî, malî vazifelerini yaptı mı? Malının zekâtını verdi mi?" bunu sorarlar.

Zekâtını vermediği zaman onun da azabı olur. Sadaka-i fıtrını verdi mi, hayrını hasenâtını yaptı mı?

Ve'l-lezîne yeknizûne'z-zehebe ve'l-fiddate. "Altını gümüşü hazine gibi sandıklarda depolarda saklayan, kenz eden." Ve lâ yunfikûnehâ fî sebîlillah. "Allah yolunda onları harcamayanlara." Ve beşşirhüm bi-azâbin elîm. "Elim bir azaba uğrayacaklarını bildir!" diye âyet-i kerîmede bildiriliyor.

Malların Allah yolunda sarf edilmesi lazım. İnsanın canıyla, malıyla İslâm'a hizmetkâr olması, hizmet etmesi lazım. İslâm'da bu çok önemli bir şey! Malî ibadetler de bedenî ibadetler gibi; namaz gibi, oruç gibi zekât da çok önemli bir ibadettir. Allahu Teâlâ hazretleri bunların yapılıp yapılmadığını da sorar.

Onun için insanın İslâmî konularda cömert olması, İslâmî faaliyetlerde eli açık olması lazım ve buralara bol bol yardım yapması, fazla fazla yapması lazım. Asgarî seviyede değil de garantili, yüksek miktarlarda, borcu olandan fazlası miktarında yapması lazım.

Böyle yapmayıp cimrilik yapanlar ne duruma düşer?

Topladığı mal varislere gider; varisler mutluluk içinde onları afiyetle yerler, içerler, rahat ederler ama miras kalan malın mülkün hesabı, "Bunu nereden kazandın, bununla ilgili vazifeleri yaptın mı?.."diye onu kazanan kimseden, yani ölenden sorulacak. Eğer yapmamışsa, durumu negatifse o zaman hadîs-i şerîfte;

Ve'l-ıkâbu leke. "O zaman cezası bu miras malı bırakana tahakkuk edecek." buyuruluyor. Hem mal var, hem başkaları faydalanıyor kendisi faydalanmıyor hem de ikabını kendisi çekiyor!

O halde ne yapacak?

İnsan helalinden kazanmalı, helal kazandığından hayrını hasenâtını hayatında yapmalı. Harcadığın kendi malındır çünkü senin defterine yazılıyor âhirette sevabına ereceksin. Yine mirasçıya ver ama hayatında ver, böylece hayatında iyilik yapmanın sevabını kendin kazan.

O bakımdan hayrınız hasenâtınız bol olsun, hayırsever insan olun; İslâm'a yarayacak, şuurlu hayır yapın. İslâm gelişsin, müslümanlar rahat etsin, çevrenizde hayır dua edecek insanlar çoğalsın. Siz öldükten sonra da sizi hayır duadan hiç unutmasınlar. Kabrinize nur yağsın, sevaplar aksın; yüzünüz gülsün, kabriniz cennet bahçelerinden bir bahçe olsun.

Ve's-sâhibû leke fi'l-kabri el-amel.

Kabirde sana kim yoldaş olacak? Annen mi kalacak, Baban mı, kardeşin mi çocuğun mu gelecek; kimse gelemez! Kabrin içine kimse giremez. Bir kişi gömülür, orada kabirde tek başına kalır.

Kabirde arkadaşı kim olacak?

Ameli.

İyi amelliyse iyi arkadaş, kötü amelliyse fena; o zaman vaziyet çok fena. İnsanın dünya hayatındaki âmâli, işlediği fiiller kabirde yoldaş olacak." Onun için;

Fe-hâsib nefseke kable en tuhâseb. "Âhirette mahkeme-i kübrâdâ mizan kurulup Allah; ‘Defterini açın, hesap edin, hayırlarını, günahlarını, sevaplarını tartın!' demeden önce, nefsin hesaba çekilmeden önce, sen kendin nefsini kendin hesaba çek."

Günün nasıl geçiyor? Ömrün nasıl geçiyor? Tevbekâr mısın, ibadetkâr mısın, itaatkâr mısın, hayırkâr mısın, lütufkâr mısın?.. Nasıl bir insansın, kendin kendini bir tart!

Allahu Teâlâ hazretlerinin sözü:

Ve'l-zem tâatî. "Benim taatime, benim kulluğuma, bana itaate yapış; ömrünü benim kulluğum yolunda geçir." Va'hzer ma'siyetî. "Bana isyan etmekten çok sakın!"

Allah'a itaat etmekle ömrümüzü geçirmeliyiz. Bir göz yumup açıncaya kadar bile Allah'a isyandan, Allah'ın rızasına uygun olmayan bir işe bulaşmaktan sakınmalıyız. Harama bakmamalıyız, harama el uzatmamalıyız. İbadetleri yerine getirmeliyiz, haramlardan sakınıp kaçınmalıyız, kendimizi Allah'a isyan durumuna, günahlı pozisyona düşürmemeliyiz.

Va'rda bi mâ a'teytüke ve kün mine'ş-şâkirîn. "Benim sana verdiğime gönül hoşluğuyla razı ol, şükreden kullardan ol!"

Allah bize nice nice nimetler vermiştir; haddi hesabı yoktur, saymakla bitiremeyiz. Âyet de öyle söylüyor:

Ve in teuddû ni'metallâhi lâ tuhsûhâ. "Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız sayıp tüketemezsiniz!"

Çok nimetler vardır.

Kompleks nimetler... Tek tek saymaya kalksak olmaz!  Nimet nimet nimet... Milyarlarca nimet içindeyiz!

O halde Allah'ın verdiklerine teşekkür duygusunu bilmeliyiz.

Mü'minin aynı zamanda şükretmeyi bilen bir kul olması lazım. Kendisine yapılan iyilikleri bilen, Allah'ın kendisine yaptığı lütufları fark eden ve Allah'a şükreden bir kul olması lazım.

Allah bizi elde ettiği malları hayra sarf eden, helalinden kazanıp, dinî vazifelerini yapıp hayra sarf edenlerden, hayatın fâni olduğunu bilip de âhirete hazırlananlardan eylesin. Malı dolayısıyla âhirette azap ve ikab görenlerden, pişman olanlardan eylemesin. Bize kabirde, dünya hayatında yaptığımız işlerimiz yoldaş olacağından ömrümüzü hayırlı, güzel, sevimli, sevaplı, Allah'ın sevdiği işlerle geçirmeyi, çok faydalı işler ortaya koyup, eserler bırakıp ömrümüzü değerlendirmeyi nasip etsin.

Allah isyandan sakınan, verdiklerine razı olup şükrünü eda eden, zikrinde, şükründe tevfîkât-ı samedâniyeye mazhar kullardan olmayı cümlemize nasip eylesin aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.

Es-selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA