İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

31.05.1996 - Rızkın Kesilmesi, İstiğfar Etmek, Sıkıntıya Düşünce, Nimet Gelince La havle ve La Kuvvete Demek

31.05.1996 - Rızkın Kesilmesi, İstiğfar Etmek, Sıkıntıya Düşünce, Nimet Gelince La havle ve La Kuvvete Demek
Günün Sohbeti

31.05.1996 - Rızkın Kesilmesi, İstiğfar Etmek, Sıkıntıya Düşünce, Nimet Gelince La havle ve La Kuvvete Demek

29.10.2025
13 dk 41 sn

Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.

Bu gün sizlere iki hadîs-i şerîf okumak istiyorum.

Men ün'ime aleyhi ni'metün fe'l-yahmedillah ve men'istebdâ'r-rızka fe'l-yestağfirillâh ve men ahzenehû emrün fe'l-yekul lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.

Hz. Ali Efendimiz'den rivayet ediliyor. Yine Hz. Ali Efendimiz'den insanlara da müjdeler olsun, onlar da can kulağıyla dinlesin diye ben seviniyorum. Hz. Ali Efendimiz'in ismi nerede geçse râvi olarak, bu hoşuma gidiyor. Hz. Ali Efendimiz radıyallahu anh'ın rivayet ettiği hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz buyurmuş;

Men ün'ime aleyhi ni'metün. "Kime Allah bir nimet ikram, ihsan ettiyse, kim bir nimet-i İlâhîye mazhar olduysa, kendisine nimet bağış olunduysa." Fe'l-yahmedillah. "Allah'a hamdetsin!"

Çünkü Allah'ın en sevdiği kullar hamdi çok yapan kullardır. Verdiği nimetleri bilip, Allah'tan geldiğini idrak edip, Allah'ı sevip Allah'a şükredip hamdedenleri Allah çok seviyor. Onun için kime bir nimet ihsan olunmuşsa, ikram olunmuşsa fe'l-yahmedillah. "Allah'a hamdetsin."

Elhamdülillah Allah'ın üzerinizde nice, nice sonsuz sayısız nimetleri var.

Ve men'istebdâ'r-rızka fe'l-yestağfirillâh. "Kim rızkının geciktiği duygusuna kapıldıysa."

"Eyvah benim rızkım gelmedi, kazancım yok, akşama ne yiyeceğim, bugün alışveriş yapamadım, eve ne götüreceğim?"

Bazı insan bu duygulara düşüyor. [Mehmed Zahid] Hocamızla seyahate giderdik, misafir olurduk eve, o evin sahibi gelir benim kulağıma derdi ki:

"Dükkânda hiç hareket yok, müşteri gelmiyor, piyasanın durumu çok fenâ, günlerdir bir kuruşluk alışveriş yapamıyoruz." der.

Biz de misafir gitmişiz, Hocaefendimiz var, biz varız, misafiriyiz. Ama ev sahibinin dükkânında hareket yok, alışveriş yok. Çok rastladım, çok oldu bu olaylar. Akşam gelir yüzü gülerek;

"Elhamdülillah."

Ne oldu?

Buzdolabı sattık, bir bisiklet, bir şunu sattık, bir bunu sattık, çok güzel bir kazanç oldu.

Neden?

İşte Allah misafirin rızkını gönderiyor. Allah rızkını gönderiyor, eve misafir geldi bereket gelir, misafirin de rızkı gelir, ev sahibi de o rızıktan istifade eder. Herkese bir ferahlık gelir.

Ama ilk başta ne yapıyordu?

Sabahleyin "Eyvah paramız yok, pulumuz yok, ne olacak?" diyordu, sonra geldi. İnsan bazen böyle telaşlanıyor. Kim rızkının biraz geciktiği gibi bir duyguya kapılırsa, rızık gecikmez zamanında gelir. Yazılan rızık gelir ama insanoğlu onu bazen "gelmedi, gelmeyecek galiba" filan diye gelmeyecek sanır, korkar, telaşlanır. Bazen de gelmeyebilir. Kesilir rızık.

Neden kesilir?

İşlenen günahtan rızık kesilir, pislikten rızık kesilir, bereket kaçar. Hatta evin pisliğinden, pasaklılığından dolayı bile rızık kesilir. Onun için evin de tertemiz, pırıl pırıl olması lazım. Üstün başın, elbisenin de temiz olması lazım. İslâm bu. Kesilebilir.

Böyle bir şey sezen bir insan ne yapsın?

Fe'l-yestağfirillâh. "Estağfirullah el-Azim" desin. "Yâ Rabbi, kusurum varsa beni affet, mağfiret eyle bu günahı işlemişsem bilerek, bilmeyerek, beni bağışla yâ Rabbi, affını, mağfiretini talep ediyorum diye istiğfar eylesin."

Peygamber Efendimiz istiğfarı çok söylememizi bize tavsiye ediyor. Bunu da bu arada bastırarak söyleyeyim. Ben zaten bütün kardeşlerime "tesbihleri çekeceksiniz" diye vazife verirken, bunu söylüyorum.

100 defa estağfirullah.

Niye 100 tane dedin hocam?

Bana 100 tane elhamdülillah çek dedin her gün, niye dedin?

Hadîs-i şerîflerden anlıyorum da onun için söylüyorum.

Fe'l-yestağfirullâh, Allah'a böyle istiğfar etsin.

Başka hadisler de var. Peygamber Efendimiz bile kendisi estağfirullah derdi. Allahümmağfirlî derdi. Hepsi aynı kapıya çıkıyor. Aynı mânayı taşıyor. Beni mağfiret et yâ Rabbi, günahlarımı ört, bağışla, sil demek. Belki günah işlemiştir de rızkı ondan kesiliyordur, bereket ondan kaçmıştır. Günahı bıraksın, tevbe ve istiğfar etsin. Bu da önemli.

Keşke zamanınız olsaydı da bunu da uzun uzun anlatsaydım. Belki bir başka zaman da uzun uzun anlatayım. Günah işlediği zaman nasıl bereketi kaçtığını anlatayım. Tevbe ve istiğfar edince nasıl rızkının bollaştığını, bereketin geldiğini anlatayım. Ama bunu bu kadar bilin buradan. Estağfirullah diyeceksiniz.

Ve men ahzenehû emrün fe'l-yekul lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. "Kimi bir iş, bir olay üzerse, mahzun ederse, bir işten dolayı mahzun olan kimse de lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh desin."

Ne demek lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, denilmesi istenilen mübarek cümlenin mânası ne?

Bunun mânası;

"Bütün güç ve kuvvet Allah'ın elindedir. O ne isterse öyle yapar. Kaderden dolayıdır bu olan. Bu olayı, bu tatsız, hüzün verici olayı da izale etmek gene Allah'ın şânındandır. Allah ona kâdirdir. Ben O'na dayanıyorum, O afv u mağfiret eder." demiş oluyor insan. İşte bu mânasını bilerek söylemesi mü'mine çok kâr getirir. Peygamber Efendimiz tavsiye ediyor. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh desin.

Bizi günlük olaylarımızda, çevremizde, kendimizle, yakınlarımızla ilgili oluşmuş olan başımıza gelen çeşitli olaylardan dolayı çeşitli üzüntüler kaplar. Mahzun oluruz, üzülürüz.

"Hay Allah bizim çocuk hastalandı."

"Hay Allah arabanın şurası arızalandı."

"Hay Allah mahsul tarlada şöyle oldu, böyle oldu."

Bir şeyler olur. Üzülürüz, böyle olumsuz şeyler olduğu zaman, mahzun oluruz.

Ne diyecekmişiz o zaman?

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.

Bu hem kadere imanı ifade ediyor hem de iyiliği Allah'ın verdiğini ifade ediyor. Allah'tan istemeyi de ifade ediyor. Hem kadere iman duygusundan dolayı kalbin huzura ermesini sağlıyor hem de "Bu üzüntüyü izale edecek de sensin yâ Rabbi, sen izale ediver, güç kuvvet sende!" demiş oluyor insan bu sözü söyleyince. Allah'a yalvarmış oluyor. "Bu şu anda böyle ama Allah bunu kaldırır." demiş oluyor. Bu çok önemli bir cümledir. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh sözü. Bunu çok söyleyin. Ama mânasını tada tada söyleyin. Biliyorsunuz lâ ilâhe illallâh söylüyoruz. İmanımızın gereği Allah'tan başka ilâh yok. Biz maddeye, paraya, şöhrete tapmıyoruz vesaire, vesaire. Allah'ın varlığına birliğine inanmışız, O'na kulluk ediyoruz. Lâ ilâhe ilallah bu. Bu âşikâre tevhiddir.

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. "Güç kuvvet sadece Allah'ındır ve Allah'tan başkasında güç ve kuvvet yoktur."

"Ne dilerse Allah'ın dediği olur. Binalaneyh ben O'nun sevdiği kulu olursam kimse bana zarar veremez, her türlü hayırda Allah bana verir." demek.

İbrahim aleyhisselam'ı yakmak için ne kadar büyük ateşler yaktılar da yakamadılar. Firavun nasıl ordusuyla Musa aleyhisselam'ı öldürmek için kovaladı da öldüremedi. Kendisi boğuldu, helak oldu. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh'ın peygamberlerin mâcerâlarından misalleri bunlar. Onun için lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh'ı çok söyleyin, üzüldüğünüz zamanlar ne olur üzüntüleriniz vardır her zaman. Kimisinin işi ters gider, kimisinin başına bazı üzücü olaylar gelebilir. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh diyeceğiz.

Dördüncü hadîs-i şerîf de yine bu konu ile ilgili, bunun için ikisi bir takım teşkil ediyor.

Men en'amellâhu aleyhi ni'meten fe-erâde bekâehâ fe'l-yüksir min lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.

Burada da işin müspet, olumlu tarafını ifade ediyor Peygamber Efendimiz.

"Allah kime bir nimet ihsan etmişse."

Birinci hadîs-i şerîfte "Kime bir hüzünlü, üzücü olay gelmişse…" demişti. Burada da olumlu yönünden anlatıyor.

"Allah kime bir nimet ihsan etmişse…"

Bir kazanç kazandı, bir güzel şeye sahip oldu, bir şeye sevindi, bir nimete mazhar oldu.

Fe-erâde bekâehâ. "Bu işin devamını arzu ediyorsa, eğer nimet üzerimden kaçmasın, gitmesin, bâkî kalsın, bu ihsan, lütf-i İlâhî elden kaçmasın, diye istiyorsa, Allah ona bir nimet vermiş, bu nimet kaçmasın üzerimde daim olsun, kaybolmasın, gitmesin diye istiyorsa." Fe'l-yüksir min lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. "O da lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh sözünü çok söylesin."

Demek ki lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh hem insan mahzun olduğu zaman söylenen söz hem de bir nimete mazhar olduğu zaman ve o nimetin devamını sağlayacak olan bir söz.

Burada bir başka mânevî hakikati daha Peygamber Efendimiz bize öğretmiş oluyor. İnsanlara nimetler gelir ama insanlar kusur işlerse nimet elinden alınır. Sen edepsizsin, nimetin kıymetini bilemedin, Allah'a şükredemedin, o halde bu elinden gitsin de gör bakalım edepsizliğinin, terbiyesizliğinin, idraksizliğinin, nimetin kadrini bilmemenin cezasını çek, diye Allah o nimeti elinden alıverir. Kıymeti bilinmeyen nimet ne olurmuş?

Elden alınırmış.

O zaman ne yapacağız?

Nimetin kıymetini bileceğiz, nimeti veren Mün'im-i Hakîkî'ye, Allah'a hamd edeceğiz. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh çok söyleyeceğiz. Birden, büyük bir kazanç sağladınız, birden, yeni ev sahibi oluverdiniz, birden, güzel bir iş size ihsan olunuverdi, Allah güzel bir çocuk ihsan etti. İstiyorsunuz ki bu devlet, bu nimet elden kaçmasın, çocuk yaşasın, maaş eksilmesin, insan işten atılmasın, neyse… Herkesin başına çeşitli sevindirici nimetler geliyor, her zaman nimetler yağıyor.

Bunların kaçması nereden olur?

Günah işlediği zaman ve kadrini, kıymetini bilmediği zaman, şükrünü edâ etmediği zaman olur.

Bir insan bunun devamını istiyorsa ne diyecek?

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh diyecek.

O ne demek?

Güç ve kuvvet sadece Allah'tadır. Bunu veren Allah'tır. Çünkü güç kuvvet O'ndadır. Bu nimeti bana gönderen O'dur. Nimeti devam ettirecek olan da O'dur.

O halde lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh duygusunu içinde canlı tutan insanı Allah seviyor. Nimetin kendisinden olduğunu, onu devam ettirecek de kendisi olduğunu bildiği için bu gizli tevhid lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.

İnsanın içinde olan hakikî tevhid lâ ilâhe illallah'ın daha ince bir seviyesi, merhalesi, kademesi, derecesi olmuş oluyor, onu söylemiş oluyor. Nimet de daimî oluyor. O halde Allahu Teâlâ hazretleri üzerimize nimetleri daimî eylesin diye lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh çok söyleyelim. Çünkü bu söz, kelime, cümle, Araplar kelime der, biz kelimeyi tek sözde kullanıyoruz, cümle dememiz lazım. Bu ibare. Bu cümleyi çok çok söylemeliyiz. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh'ı çok çok çekmeliyiz. Elimize aldık mı bir güzel teşbih; evet aldık, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh da lâ ilâhe illallah da, estağfirullah da çok çok söylemeliyiz ki böyle bu güzel şeylere sahip olabilelim. Allahu Teâlâ hazretleri hepimizi İslâm'ı iyi bilen kullarından eylesin.

Görüyorsunuz İslâm'ı bildikçe insanın neşesi artıyor. Ümidi yükseliyor, imanı kuvvetleniyor, ilim çok güzel bir şey. İslâm çok büyük bir şey. Hadîs-i şerîfleri okudukça İslâm'ın ne kadar büyük bir nimet olduğunu görüyoruz.

Onun için Allah bizim ilmimizi, irfanımızı arttırsın, nimetlerimizi arttırsın, şükrümüzü, hamdimizi güzel yapmayı da nasip eylesin. Şükrümüzü de, hamdimizi de arttırsın, her gününüz mübarek olsun, hayırlı olsun, mutlu olsun. Allahu Teâlâ hazretleri sizleri hem dünyada hem âhirette bahtiyar eylesin. Dünyada sıhhat, afiyet, huzur ile yaşamayı nasip eylesin, Âhirette de cennetiyle, Cemâli'yle müşerref eylesin. Peygamber Efendimiz'e komşu eylesin, Firdevs-i Âlâ'da Rıdvân-ı Ekberi'ne vâsıl eylesin. Cemâli'ni gören, selamına mazhar olan kullarından eylesin cümlenizi.

Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA