İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

31.05.1996 - Kardeşinin Borcunu Silmek, Hibe Etmek, Din Kardeşliği, Sevgi ve Muhabbet

31.05.1996 - Kardeşinin Borcunu Silmek, Hibe Etmek, Din Kardeşliği, Sevgi ve Muhabbet
Günün Sohbeti

31.05.1996 - Kardeşinin Borcunu Silmek, Hibe Etmek, Din Kardeşliği, Sevgi ve Muhabbet

08.06.2025
10 dk 29 sn

Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,

Sizlere insanın afv u mağfiret edilmesine sebep olacak konudan bahseden bir hadis-i şerif okumak istiyorum.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Men enzara mu'siren ev vada'a anhü ezallehullâhu fî zıllihî yevme lâ zılle illâ zılluhû.

Bu da yine bir müslümanın bir başka müslümana küçük bir davranışı, tavrı, muamelesi, yeni tabirle bir jesti. Ben bu yeni tabirleri kullanmak istemiyorum. Çok sevdiğimiz bir profesör kardeşimiz bu Türkçe kelimeleri kullanmakta çok titiz.

"Türkçe'si olan bir yabancı kelime kullandım mı, ben şimdi, yanlışlıkla kendimi kontrol edemeyip Türkçe bir kelime yerine yabancı kelime kullandım, kendi prensibime aykırı, kullanmamam lazım, kullandım, tamam, Hakyol Vakfı'na yüz lira vereceğim." diyor.

Onun için korkuyorum, bir jest yapacak diyeceğim ama yüz bin lira bir ceza olacak diye. İşte tavır, muamele diyorum, kendi kelimelerimizi bulmaya çalışıyorum.

Men enzara mu'siren.

Mu'sir, "borçtan sıkışmış insan" demek. Borçlu, borcundan dolayı sıkıntıda olan insan demek. Enzara da zı harfiyle mühlet vermek demek. Bir borçluya, alacaklısı olan insan mühlet verirse baktı ki borçlu kardeşi çok sıkıştı, hadi biraz daha mühlet vereyim. Ödeyemeyecek zavallı, toplayamamış parayı zamanında, veremeyecek. Tamam, bu sevaplı bir harekettir. Alacaklı vakti gelince alacağını almaya haklıdır. Borçlunun da onu vermesi lazımdır ama bütün iyi niyetlere rağmen bazen borçlu parayı toparlayamaz. Fakircik ev almak için para almıştır, almıştır ama o borç aldığı, o parayı ödeyecek bütün gayretine rağmen de parayı toparlayamamıştır, kıpkırmızı olur, üzülür, eyvah borcumu ödeyemedim. Bu durumlar olabilir, ticarette, günlük hayatta olur. Böyle sıkışmış bir insana alacaklısı mühlet verirse, borcu ödemeyi biraz uzatırsa;

"Hadi sana iki ay mühlet verdim, iki ay sonra alayım." derse bir rahatlık olacak. Adam o arada çalışacak, para bulacak, borcunu ödeyecek. Bu ona acımış oluyor. Borçlunun borcunu ötelemiş oluyor. Biraz daha sonra almaya razı olmuş oluyor.

Ev vada'a anhü

Vada'a, an fiiliyle kullanılınca üzerinden kaldırmak mânasına gelir. Vada'a koymak demek olduğu halde üzerinden almak, kaldırmak demek. Kim borçlunun müddetini biraz uzatırsa veyahut kaldırırsa borcu, adam veremiyorsa;

"Peki bağışladım, hadi verme benim de çok ihtiyacım yok." deyiverirse, bu da mümkün.

Alacaklı zengin, durumu müsait, ötekisi fakir, ödemek niyetinde idi ama ödemeye imkânı yok. Zengin onun durumuna bakıyor;

"Hadi iki ay sonra öde, üç ay sonra öde…" diyor.

Bu bir ihtimal veyahut da;

"Hadi ödeme canım, affettim, borcumu sana bağışladım, almıyorum, kalsın."

Böyle olabilir.

Biz Ankara'da ev aldığımız zaman ağabeyime borçlanmıştık. Ağabeyimiz sonra;

"Hadi ödeme Es'ad." dedi.

Alacaklı, alacağı… "Allah kardeşi kardeş yaratmış." derler; bizim memlekette öyle tabirdir. Belki bu söz sizde de vardır. Allah kardeşi kardeş yaratmış ama kesesini ayrı yaratmış. Bütçeler farklı. Ben ona borçluysam parasını vermem lazım. Ama o dedi ki:

"Hadi tamam, affettim, bundan sonra verme."

Böylece borcumu bana bağışlamış oldu.

Kim bir borçlunun mühletini biraz uzatırsa veyahut da borcu affederse, kaldırırsa ne olurmuş?

İkinci taraftan Peygamber Efendimiz bildiriyor.

Ezallehullâhu fî zıllihî yevme lâ zılle illâ zılluhû. "Kendisinin gölgesinden başka gölgenin olmadığı günde Allah onun gölgesinde gölgelendirir."

Bu gölge meselesi önemli. Gün meselesi de önemli.

Bugün hangi gündür?

Gölgenin olmadığı gün, mahşer günüdür. İnsanlar mahşer yerinde toplanacaklar güneş tepelerine yaklaştırılacak, çok sıcak olacak. O kadar sıcak olacak ki beyinleri sıcaktan kaynayacak, terler yerlerde yetmiş arşın aşağı kadar toprağı ıslatacak, ter dökecekler. Terler bazısının bileği, ayak bileğinin hizasına kadar yeri dolduracak, kimisinin dizi hizasına kadar dolduracak, kimisinin beline, kimisinin boynuna gelecek, kimisinin kulakları hizasına ve ağzının, ağzını gemleyecek gibi ağzı hizasına ter yükselecek. Bu da böyle terin çok olması güneşin altında, böyle ter deryasına gark olmak dünyadaki yaşamındaki kusurlarından, günahlarından dolayıdır. Çok günah işlemişse mahşer yerinde beklerken bile çok ter döker, kusuru azsa teri az olur. Hayır hasenât yapmışsa, sadaka, zekât vermişse, zekâtı, sadakası başına gölge olacak. Bulut gelmiş gibi. Herkesin güneşten cayır cayır yandığı, buram buram terlediği bir zamanda gölgeli, bulutun gölgesinde gölgelenmek.

Peygamber Efendimiz'in başının üstünde bir bulut gezerdi. O sıcak Hicaz'ın güneşinin altında Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir bulutla gölgelenirdi. Güneş onu cayır cayır yakıp ısıtmazdı, Peygamber Efendimiz bulutla gölgelenirdi.

Eyyühe'l-muzallel bi'l-ğamâm.

"Ey bulutla gölgelendirilmiş yüce Peygamber" diye şair ona hitap ediyor.

Âhirette de insan sadakasının, zekâtının gölgesinde olacak.

Bazıları nerede olacak?

Arş-ı Âlâ'nın gölgesinde olacak. Allahu Teâlâ hazretlerinin Arş-ı Âlâsı'nın gölgesi, mahşer yerinin çok üstünde. Mahşer halkına başını kaldırıp da gökyüzünü seyreder gibi baktığı yerde. Arş'ın gölgesinde o daha güzel. O çok yüksek insanların vasfı. İşte Allah'ın gölgesi dediğimiz gölge Arş-ı Âlâ'nın altı. Çok yüksek insanların, peygamberlerin, şehitlerin, mübarek insanların gölgelendiği, mahşer halkının da aşağıdan yukarıya gıpta ile baktığı insanlar.

Kim bir alıcılı olmasına rağmen borçlusuna borcunun müddetini ötelerse, uzatırsa veyahut borcunu kaldırırsa acıdı;

"Acıdı, ödeyemeyecek bu zavallıcık, peki hadi affettim borcunu." derse Allah onu kendisinin gölgesinden başka gölgenin olmadığı günde gölgesinde gölgelendirir. Çok konforlu, mazhariyetli, rahat, güzel bir durumda olur.

Bu da neyi gösteriyor?

Bu hadîs-i şerîfin üzerinde de düşünelim. Yine mü'minin mü'mini sevmesi, imanlı kardeşinin, müslüman kardeşinin sıkıntısını giderecek bir tavır, muamele yapması… O muamele ya borcunu ötelemek ya da affetmek tarzında oluyor. Bu da sevgiden, acımaktan, merhametten olur, zavallıcık ödeyemiyor işte ne yapalım çırpınıyor, parası olmadığı için benden borç aldı. Parayı yine toparlayamadığı için borcunu da ödeyemiyor diye böyle bir jest. Bu da sevgiden, merhametten olduğu için sevgi ve merhamet duygularını da Allah çok sevdiğinden. Allah merhametli insanı çok sever. Mü'minlerin birbirlerini sevmesini de çok sever. İki müslüman birbirini Allah rızası için severse onlar da Arş-ı Âlâ'nın gölgesinde gölgelenecek. O başka bir hadîs-i şerîf ama bu arada onu da söyleyelim. Madem Arş'ın gölgesinden bahsettik mahşer gününde.

Arş'ın gölgesinde gölgelenecek insanlardan bir grubu da kimlerdir?

Birbirini Allah için sevenlerdir. Allah için dost olanlardır, âhiret kardeşi olanlardır. Onun için kardeşlik de, sevgi de, merhamet de önemli.

Kalbimizi sevgi ile, merhamet ile dolduralım. Allah rızası için gönül kazanmaya çalışalım. Aferin Yunus'a, mübareğin kabri nurla dolsun. Ne demiş bu hususta şiirlerinde?

Ben gelmedim davi için

Benim işim sevi için

Dostun evi gönüllerdir

Gönüller yapmağa geldim.

Ben buraya sevgi için gelmişim. Mü'min kardeşine karşı sevgi, Peygamber Efendimiz'e karşı sevgi, yaradana, Allahu Teâlâ hazretlerine karşı sevgi.

"Benim işim sevgi" diyor Yunus Emre. Bir de dostun evi gönüllerdir, Allah insanın gönlünde yer aldığından, mü'minin kalbinde Allahu Teâlâ hazretlerine iman ve sevgi olduğundan, kalbinde Allah olduğundan o da gönül yapmayı, insanı sevindirmeyi prensip edinmiş. Aşk olsun Yunus Emre'ye rahimehullah rahmeten vâsıan. Bunları unutmayalım. Dedelerimizin zaten bildiği, uyguladığı şeyler, edebiyata soktuğu, hayatlarında yaşadığı, Osmanlı'nın, ecdadımızın muhteşem ahlâkı. Müslüman ahlâkı bu. Bunları unutmayalım sevgili dinleyiciler.

Sevgili dinleyiciler, Allahu Teâlâ hazretleri sizleri hem dünyada hem âhirette aziz ve bahtiyar eylesin. Dünyada sıhhat, afiyet, huzur ile yaşamayı nasip eylesin, Âhirette de cennetiyle, Cemâli'yle müşerref eylesin. Peygamber Efendimiz'e komşu eylesin, Firdevs-i Âlâ'da Rıdvân-ı Ekberi'ne vâsıl eylesin. Cemâli'ni gören, selamına mazhar olan kullarından eylesin cümlenizi, sevgili Akra dinleyicileri.

Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA