İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

27.06.1997 - Musibetin Sebepleri

27.06.1997 - Musibetin Sebepleri
Günün Sohbeti

27.06.1997 - Musibetin Sebepleri

06.12.2019
15 dk 3 sn

Esselamu aleyküm verahmetullahi veberekatüh.

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri;

İki cihanda aziz ve bahtiyar olun!

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'den Selman radıyallahu anh tarafından rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîfle başlamak istiyorum.

Bu Hadis i Şerif; insanın başına gelen olayların manevi mahiyeti, esrarını -neden olduğuna dair manevi sebepleri- anlatiyor. Hadis-i Şerifin metnini okuyayım.

Mâ esâbe abden musîbetün fe-mâ fevkahâ illâ bi-ihdâ hulleteyni bi-zenbin lem-yekünillâhu li-yağfire lehû illâ bi-tilke'l-musîbeti ev bi-derecetin lem-yekünillâhu li-yeblügahu iyyâhâ illâ bi-tilke'l-musibeti.

Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.

İnsanların, toplumların, başına çeşitli olaylar geliyor. Bunlar Allah'ın takdiri. Mukadderat, Türkçe olarak Allah'ın alın yazısı dediğimiz, Allah'ın yazdığı kader yazısı bunlar. Biz hepimiz müslamanlar olarak biliyoruz ki dünya bir imtihan yeridir. Allah bizi imtihan ediyor.

Nasıl kulluk edeceğiz? İyi miyiz, kötü müyüz? İyi mi davranacağız, kötü mü davranacağız? Allah'ın rızasına uygun mu hareket edeceğiz? Güzel, faziletli, erdemli mi hareket edeceğiz yoksa şaşırıp, sapıtıp, bozulup eğri büğrü mü hareket edeceğiz?

Allah imtihan ediyor.

Bize göre hayat bir imtihan olduğundan başımıza gelen olaylar da bu imtihanın çeşitli soruları olmuş oluyor. Bu soruların karşısında vereceğimiz cevaplara göre bu imtihanın sonucu belli olacak. Geçeceğiz veya kalacağız; başarılı veya başarısız olacağız, mükâfat alacağız, ödül alacağız ya da kötülük işleyen insanlar cezaya uğrayacak. Hiç birinizin cezaya, ikâba, azaba uğramamasını temenni ediyorum.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Mâ esâbe abden musîbetün fe-mâ fevkahâ.

"İnsana bir musibet veya bundan daha fazlası, birkaç musibet veya küçük bir şey veya daha büyük tek bir olay ya da bir sürü olaylar zinciri…"

Bazı insanların "Başım dertten kurtulmuyor." dediği gibi...İnsana böyle bir musibet veya daha fazlası daha fazla miktarda olanı isabet etti mi bunun mânevî bir sebebi var.

Neden insanın başına bu olay geldi?

İllâ bi-ihdâ hulleteyni.

"İki hasletten, iki sebepten olabilir bu olayın insanın başına öyle gelmesi."

Bir sebep; bi-zenbin lem-yekünillâhu li-yağfire lehû illâ bi-tilke'l-musibeti. "Bir günah işlemiştir, bu günah sebebiyle başına bu musibet geliyordur. Ama Allah gene kulunu dünyada gelen musibete uğratarak, dünyada başına musibet vererek işlediği günahın cezasını dünyada çektirip kurtarıyor."

Allah bu musibet dolayısıyla onu âhirette azap görmekten, cehenneme düşmekten kurtaracak. İşte bu dünyada çektiğiyle kalacak. Yüzü çizildi, parmağı incindi, ayağı burkuldu veyahut daha başka bir sıkıntı. Ama ilâhî kanunda iki defa cezalandırma yok. Dünyada cezalandırırsa âhirette cezalandırmaz.

Mesela bir hadd-i şer'î diyoruz. Şeriatin verdiği bir ceza. Diyelim ki; bir insan bir suç işlemiş. Onun karşılığında şeriat bir ceza kaydetmiş, mahkeme yazmış bu cezayı, cezaya çarpılmış. Hem bu dünyada bu cezaya çarpılıp hem de aynı suçtan dolayı âhirette bir başka cezaya çarpılmak olmadığını, iki defa cezalandırılmadığını Peygamber Efendimiz bildiriyor. Demek ki; insanın başına bu dünyada bir musibet gelirse bir günahına kefaret olacak. Allah o günahının, dünyadayken silinmesini sağlamak için o musibeti başına musallat etmiştir de bu musibet ondan başına gelmiştir, günahı affolacaktır.

Bu dünyada günahının bir musibetle affolması birkaç bakımdan iyi.

Bir; âhiretteki cezalar, cehennem azabı, ikâbı çok fazla olduğundan dünyada böyle bir şey neyse gelip geçici, o iyi.

İkincisi; insan dünyada bir musibete uğrayınca aklını başına toplar, "Ben Allah'ın rızasına aykırı bir iş yaptım, Allah başıma bir musibet verdi, tevbe yâ Rabbi, bir daha ben bu suçu işlemem artık." diye bir de akıllanmasına sebep olur.

Onun için alimlerin bazıları dünyada insanın başına gelen belalara musibetlere diyorlar ki; "Şefkat, terbiye tokadı."

Allah terbiye etmek için bir tokat vuruyor ama sonunda o suçu bir daha işlemeyecek, hayatı boyunca rahat edecek. Çocukları bazen terbiye ederler ya onun gibi... Demek ki insanın başına gelen musibetin bir sebebi; kul bir günah işlemiştir de o günahı ancak Allah böyle bir musibet vererek sildiriyor, kefaret oluyor, ondan dolayıdır.

Buradan bizim alacağımız ders şudur: Günahlar, haramlar işlenmemeli, işlenirse insan bu dünyada bir musibete uğrar, âhirette de azaba uğrayabilir. Onun için günaha bulaşmamaya dikkat edelim. Mayın tarlasına girip de mayına basmamaya dikkat etmek gibi yolu dikkatli yürümek lazım! Doğru yoldan yürümek lazım, tehlikeli, yanlış yollara sapmamak lazım ki Allah o işlediği günahtan dolayı bir hastalık, bir ceza, bir musibet, bir bela vermesin. Huzur içinde, asude yaşasın, mutlu bahtiyar olsun. Kendisi de mutlu olsun çevresi de mutlu olsun. Demek ki günah işlememeliyiz. Ama müslüman günah işledi mi cezayı yer. Bir tokat patlatılır, İlâhî bir tokat, ensesine veya suratına ondan sonra "Ben bir edepsizlik ettim, hata işledim bundan sonra işlemeyeyim." der o da iyi. Demek ki bir daha o günaha düşmeyecek, tevbe etmesine sebep olacak, bir de âhirette çekmeyecek. O bakımdan bir bakıma iyi.

Peki insanın başına bir musibet, bela, sıkıntı başka neden gelir?

Onu da söylüyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.

Ev bi-derecetin lem-yekünillâhu li-yeblügahu iyyâhâ illâ bi-tilke'l-musibeti.

"Yahut da Allah bir mânevî makam verecektir, yüksek bir dereceye çıkartacaktır, o sevgili kulunu."

Ancak böyle bir imtihandan geçip sabrettiği takdirde, o musibetin karşısındaki tavrının güzelliği dolayısıyla o dereceye çıkması durumu vardır da ondan bu musibeti göndermiştir.

Enbiyâullahın, Allah'ın peygamberlerinin ve evliyâullahın, Allah'ın sevgili, mübarek kullarının başına gelen dünyevî sıkıntılar bundandır. İkinci sınıftan yani, Allah onları seviyor. Allah'ın sevgili, mübarek, keramet verdiği kullar... Peygamberi görevlendirmiş; insanlara göndermiş, seçmiş, sevmiş, vazifelendirmiş... Elbette iyi insanlar ama başlarına musibetler geliyor, geliyor, geliyor... derece yükseliyor. Zorlu imtihanlardan geçiyor; çok yüksek puanlar kazanıyor, kulların birincisi oluyor. Üniversite imtihanına yüz binlerce gencimiz giriyor. Birincileri ilan ediyorlar. Onlara herkes gıpta ediyor. Ne kadar üstün başarı sağladılar. Ama o başarı kolay sağlanmaz; uykusuz geceler, uzun çalışmalar, başka insanların yapmadığı işleri yaparak, gayretleri sarf ederek, zahmetleri çekerek kazanılıyor. Demek ki evliyâullah Allah'ın sevgili kullarıdır. Peygamberlerin derece kazanması da o musibetlerin karşısındaki tavrından dolayıdır.

Bundan bizim çıkartacağımız ders ne olabilir? Peygamber Efendimiz'in verdiği bu güzel bilgiden dolayı çıkacak ders ne olabilir?

İnsanın başına bir musibet gelirse ya günahındandır. Kendisinin kusurudur ama o günahın cezası bitiyor. İşte burada affolunacak, bir daha o günahı işlemesin, günahım var mı diye düşünsün. Ya ondandır ya da bir suçu, bildiği bir kusuru, hatası yok da o musibet geliyorsa demek ki Allah imtihan ediyor. Dur bakalım, o zaman imtihanın cevabını en güzel şekilde vermek için güzel davranmalı, sabretmeli, sabr-ı cemîl göstermeli, isyan, feveran etmemeli, kızmamalı, bağırmamalı, yakıp yıkmamalı, ortalığı kasıp kavurmamalı... "Bak bu kulumu bir imtihan ettim ama ne kadar güzel davrandı." diye Allah o zaman onun derecesini yükselttiği için, bunu bildiğimiz için biz de böyle musibetler karşısında serinkanlılığımızı korumalıyız, sakin olmalıyız, dikkatli olmalıyız. İmtihanı kazanmaya çalışmalıyız, kaybetmemeye dikkat etmeliyiz.

 

Avâmın yani İslâmî bilgileri çok olmayan insanların veya çocukların -mesela ilk başta tecrübesi az, toy- insanların düşündüğü nedir?

Allah bir insanı seviyorsa onun başına hiç musibet gelmez. O artık çok rahat bir şekilde yaşar?!.

Hayır! Öyle değil. Allah'ın en sevgili kulu Peygamberimiz, öteki peygamberler de sevdiği kullar ama hepsi çok sıkıntılar çekmişler. Hz. İsa aleyhisselam'ı düşünelim, ne kadar sıkıntılar çektiğini... Onun hayatını, peygamberlerin hayatını okumalıyız. Bunu her zaman söylüyorum. İlk önce hayatlarını öğrenmemiz gereken insanlar peygamberler!

Musa aleyhisselam'ı düşünün, Firavun'la ne kadar... Kendinizi o devre götürün, o olayların içine sokun, o olayların karşısında o mübarek peygamberlerin nasıl davrandığına bakın... Onların büyüklüğünü o zaman daha iyi anlarsınız. "Bana tapınacaksınız." diyen bir Firavun, kendisini tanrı, put yerine koyan bir Firavun ordusu var, gücü var, kuvveti var. Karşı gelenlerin kollarını bacaklarını kesiyor, hurma dallarına asıyor... Böyle bir insanın karşısına görevli olarak gidip de Allah'ın emirlerini söylemek; "Sen put değilsin, mâbud değilsin, tapınılacak tarafın yok, benim gibi basit bir insansın, tabii ondan da aşağı, böyle yapman doğru değil. İnsanları kandırma, insanları kendine taptırma! Beşere tapılmaz, Yaradan'a ibadet edilir, senin bu yaptığın doğru değildir." demek kolay değil! Musa aleyhisselam bu kolay olmayan işi yaptı ve ne kadar sıkıntılara uğradı, ne kadar imtihanlar geçirdi, ölüm tehlikeleri geçirdi. Firavun'un ordusu arkasından kovaladı.

Daha gerilere, tarihin derinliklerine doğru gider. Nuh aleyhisselam'ın, İbrahim aleyhisselam'ın, diğer peygamberlerin hayatlarını düşünürsek onlar da çok sıkıntılara uğramışlar.

Demek ki esas itibariyle dünya hayatı, şu içinde yaşadığımız hayat, hepimizin buradaki hayatı nedir?

Karışık bir hayattır; içinde musibetler, ferahlıklar, üzüntüler, sevinçler, yorgunluklar, eğlenmeler, dinlenmeler de vardır. Bunların hepsi imtihandır. Hayatın böyle olduğunu görüyoruz.İsterseniz belgesel dizilere bakın,orada ormanlardaki hayatı görün, hayvanların birbirleriyle hayat müdafaalarını, savunmalarını ve mücadelelerini görün, hayatın yapısı bu! Yaşamak için mücadele etmek gerekiyor; bu mücadelede sıkıntılar oluyor ama çalışıldığı zaman elde edilen bir takım rahatlıklar ve başarılar da oluyor. Her canlı için bu hayat böyle!

Bu dünyada iyiliklerle kötülükler, yorgunluklarla dinlenmeler, sevinçlerle hüzünler bir arada oluyor. Âhirette, cennette ebedî saadet olacak, cehennemde de ebedî azap olacak. Âhirette bu ikisi birbirinden ayrılacak. Cennette elem, keder olmayacak.

Lâ yerevne fîhâ şemsen ve lâ zemherîren.

"Hatta aşırı güneş ve aşırı soğuk da olmayacak, her şey tam karar, tam gönlünce olacak."

Mübarek insanların istediği gibi, Allah memnun etmeyi murat ettiği için insanlara ihsan edecek, her şey güzel olacak. Cehennemde de her şey azap, her şey ikâb olacak. Allah cümlemizi rahmetine, rızasına nâil olanlardan, erenlerden eylesin. Azabına uğrayanlardan eylemesin!

Bu hadîs-i şerîf, mâneviyatımızı kuvvetlendiriyor. Başımıza bir musibet geldiği zaman kendimizi kaptırıp koyuvermemeliyiz, sağlam durmalıyız, imtihanı kazanmak gerektiğini düşünmeliyiz! Bu musibet bizim kusurumuzdan olabilir; kusurlarımızı düşünüp o kusurlara bir daha düşmemeye çalışmalıyız. Ya da Allah bize bir derece vermek için bu zorlu imtihana sokmuştur; arkasından üstün bir başarı ödülü gelecektir, bir yaldızlı diploma gelecektir. Onu kaçırmamak için, başarıyı elde etmek için de dikkat etmemiz gerektiğini anlıyoruz.

Bu hadîs-i şerîfi not alın, riayet eyleyin, hayatın zorluklarından yılmayın, hayatın imtihan olduğunu unutmayın. Güzel şeyler yapmaya çalışın.

Bundan sonra da hakikaten merdâne verdiğimiz sözü tutalım. İyi insanlar olalım. Allah-u Teala Hazretleri bizi hem dünyada, hem ahirette musibetlerden, belalardan, azaplardan, ikablardan korusun. Rahmetine erdirsin, aziz ve bahtiyar eylesin. Cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin.

Bi hürmeti esmaihi'l hüsnâ ve habîbihî Muhammedini'l Mustafa sallallahu Teâlâ aleyhi ve alâ âlihî ve selleme teslîmen kesîran.

 

Esselâmu aleyküm ve rahmetüllâhi ve berakâtüh

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA