27.07.1996 - Peygamber Efendimiz Bütün İnsanların ve Peygamberlerin Seyyididir

27.07.1996 - Peygamber Efendimiz Bütün İnsanların ve Peygamberlerin Seyyididir
Aziz ve sevgili Akra dinleyiciler,
Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühû.
Peygamber Efendimiz'in "övünmek yok" diye bildirdiği bir başka hadîs-i şerîfi de nakletmek istiyorum.
Ene seyyid-ü veled-i âdem. Veya vüldi âdem. olabilir. Bu kelimenin birkaç okunuş imkânı var. "Ben âdemoğullarının seyyidiyim."
Seyyid ne demek?
Soylu, asil, efendi demek. "Ben âdemoğullarının en soylusu, en asâletlisi, efendisiyim." diyor.
Evet, Peygamber Efendimiz nerede?
Yevme'l-kıyâmeti. "Kıyamette âdemoğullarının seyyidiyim." Peygamber Efendimiz, "En yükseği, efendisi, başkanı, en yüksek derecelisiyim." diyor. Evet, Peygamber Efendimiz bütün insanların seyyididir. Bütün insanların değil peygamberlerin de seyyididir:
Seyyidü'l-evveline ve'l-ahırîn, seyyidü'l-enbiyâi ve'l-mürselîn. "Kıyamet gününde Allah'ın sevgili kullarının da hepsinin başındadır."
Ve lâ fahr. "Övünmek yok." Burada da ve lâ fahr diyor. Böyle bir şeyi Allah bana vermiş diye böbürlenecek, kendini beğenecek bir duruma düşecek bir insan değilim. Övünmek yok, tevazu içinde Allah bana bu makamı vermiş. Tebliğ ediyorum, bilin diye bildiriyorum. Çünkü mü'minin Resûlullah'ın kıymetini bilmesi lazım.
Ve bi-yedî livâü'l-hamdi, ve lâ fahra. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; "Ahirette elime livâü'l-hamd verilecek." Elimde livâü'l-hamd olacak.
Ne demek?
"Hamd sancağı" demek. Yani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in tanınması, işareti, remzi olarak elinde Hamd sancağı olacak. Livâü'l-hamd. Hamd sancağı. Ve bu öyle bir sancak ki, devam ediyor:
Ve mâ min-nebiyyin yevme izin âdeme fe-men sivâhu illâ tahte livaî. Mahşer gününde, öyle bir mekanda o zaman öyle olacak ki o gün Âdem aleyhisselam ve ondan sonraki bütün peygamberler... Yani, Adem aleyhisselamdan beriye doğru zaman ilerledikçe, insanların muhtelif bölgelerdeki toplumlarına Allah tarafından gönderilmiş bütün peygamberler... Adları bilinenler, bilinmeyenler, tarihin sayfalarında olanlar, Allah'ın bildiği de kulların bilmediği binlerce, yüz binlerce peygamber... Âdem aleyhisselam ve ötekilerin hepsi... "Hiçbir peygamber yoktur ki o gün benim bu Hamd sancağımın, bayrağımın altında, livâü'l-hamdimin altında olmasın. Hepsi orada olacak!" Âdem aleyhisselam da Peygamber Efendimiz'in sancağının altında olacak. Âdem aleyhisselamdan sonra yaşamış, gelmiş geçmiş bütün peygamberler de onun sancağının altında olacak, sevgili dinleyiciler.
İhtişamı bir düşünün! Peygamber Efendimiz'in Hamd sancağı yücelerde sallanıyor, onun altında 124 bin peygamber, evliyaullah, salihler, şehitler, Allah'ın sevgili kulları, peygamberler ve sevgili kullarının hepsi Peygamber Efendimiz'in livâü'l-hamdi altında olacak. Sancak Peygamber Efendimiz'in elinde! Ne kadar heyecanlandırıcı bir manzara olduğunu anlamaya çalışın, tüyleriniz diken diken olsun.
Allah'tan niyazımız, bizi de Rabbimiz o livâü'l-hamd altında, Peygamberimiz Hamd sancağı altında haşreylesin; peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, salih kullarla beraber biz de orada olalım! O sancağın dışında âsîlerin, mücrimlerin ayrıldığı; öbür taraftaki kâfirlerin, müşriklerin, münafıkların, âsîlerin, mücrimlerin gruplarında olmayalım! Bu Hamd sancağının altında Allah bizi mahşer günü haşreylesin!
Peygamber Efendimiz, "O sancak benim elimde olacak, ama övünmek yok." diyor.
Allah'ın takdiri bu, Allah'ın ona verdiği bir nimet. Bir nimet verildi mi Allah'a şükredilir, hamdedilir. Yoksa o nimet eline geldi diye başkalarına eza cefa verici kibir, gurur, ücup, kendini beğenmek, övünmek, böbürlenmek gibi şeyler güzel ahlakta, İslâm ahlakında yoktur.
Peygamber Efendimiz'e Allah her türlü güzellikleri vermiş, Efendimiz de en çok şükreden kul durumunda. Fakat övünüp, kibirlenip, kibirli davranıp kimseyi ezmemiş. Fukara çağırdığı zaman fukaranın sofrasına gitmiş, miskinlerle oturmuş kalkmış, tevazuyu tercih etmiş, yokluğu varlığa tercih etmiş. Cebrail aleyhisselam önüne elpençe divan durup da: "Allah beni sana gönderdi yâ Resûlallah! Dilersen şu karşıdaki dağları altın yapacak." dediği zaman onu kabul etmemiş. Tevazu içinde yaşamış.
Peygamber aleyhisselam Efendimiz'in eline para geçmemiş mi?
Çok, çok imkânlar geçmiş ama bir gün bekletmeden onları yoksullara, fakirlere hemen dağıtırmış. Evinde bir şey biriktirmeyi sevmezmiş, hazine etmeyi, depo etmeyi, saklamayı, ihtişamı sevmezmiş. Tevazu içinde, hurma lifinden yapılmış sert bir yatakta yatarmış, mütevazıâne giyinirmiş; Allah'ın en sevgili kulu olduğu, Allah'ın kendisine en yüksek makamı verdiği halde.
Devam edelim Efendimiz'in kendisini anlatan hadîs-i şerîfine:
Ve ene evvelü men tenşekku anhü'l-ardu ve lâ fahra. "İlk defa yeryüzünün, toprağın yarılıp üzerinden açılacağı kişi ben olacağım ama övünmek yok."
Bu ne demek?
Herkes ölüp de kabre konuluyor ya, ba'su ba'del mevt, ölümden sonra dirilme zamanında kabirler açılacak da insanlar kabirlerinden kalkıp mahşer yerinde toplanmayacaklar mı; toplanacaklar. İşte o kabirlerin, ilk kabri açılıp da mahşer yerine ilk gelen kimse Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz olacak. Kendisi bunu böyle bildiriyor. Topraktan, kabrinden kalkıp da mahşer yerine ilk gelecek kendisi olacak.
Ve ene evvelü şâfi'in ve evvelü müşeffe'in ve lâ fahra. "Ben ilk şefaatçi olacağım orada..."
Müşeffe' ne demek?
Şefaat hakkı kendisine verilmiş, şefaat etmesine müsaade olunmuş, şefaati kabul olunmuş insan demek.
Herkes şefaatçılık yapmak ister. Temsilen anlatalım: Kalkar, valinin, müdürün, komutanın karşısına gidip de, işte rica ediyorum şu şahsa şöyle yapın böyle yapın, der ama kabul ederler mi?
Bazen derler ki, çekil kenara sen bu işe karışma, kabul etmiyoruz, ona ben yapacağımı yapacağım, derler.
Peygamber Efendimiz şâfi, şefaatçi ve şefaati Allah tarafından kabul edilen; peki seni şefaatçi kabul ettim, buyur dilediğine şefaat et, diye şefaatçiliğine müsaade olunan şâfi' Peygamber Efendimiz. Şâfi' ayın iledir. Şâfi' ayın ile olunca şefaat eden demek. Şâfî, i ile olursa uzun i ile, ye ile yazılır. Şâfî. sonunda i olursa, ayın olmazsa o zaman şifa veren demek.
Allah Şâfî'dir, insanlara şifa veriyor. Buradaki kelime o Şâfî değil, bu Şâfi' ayın ile, şefa'at kelimesinden geliyor. Peygamber Efendimiz'in şefaati var.
Müjdeler olsun hepinize, Allah bizi Peygamber Efendimiz'in şefaatine erdirsin.
Peygamber Efendimiz ümmetine şefaat edecek. Mahşer yerinde müteaddit şefaatleri var. Din kitapları onları uzun uzun anlatıyor. Müteaddit yerlerde, mevkilerde, zamanlarda Peygamber Efendimiz Rabbimiz'in divanında ilerleyecek, huzûr-u Rabbi'l-İzzet'te secdeye kapanıp şefaat edecek, kulların arzuhallerini arz edecek. Arzuhalcisi olacak. Allahu Teâlâ hazretlerine ricada, duada, niyazda bulunacak. Allahu Teâlâ hazretleri onun şefaatini kabul edecek. Onun şefaatini kabul edip, isteklerini yerine getirecek. Kullar hakkında şefaatini kabul edip, kulları bağışlayacak.
Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizi Peygamber Efendimiz'in şefaatine erenlerden, kurtulan bahtiyar kullarından eylesin. Afv u mağfiret olunanlardan eylesin.
Tabii Peygamber Efendimiz yine ve lâ fahra buyuruyor. Övünmek yok. "Övünmek için söylenmiş bir söz değil bu" diye Peygamber Efendimiz bunu böylece beyan buyurmuş.
Allahu Teâlâ hazretleri bizi Peygamber Efendimiz'in şefaatine erdirsin!
Allahu Teâlâ hazretleri bizi Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesine sımsıkı sarılanlardan eylesin.
Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesi, ehâdîs-i şerîfesi çok güzel. Okuyun derya gibi, uçsuz bucaksız bir umman gibi ve dalın o deryaya, onun içinde nice inciler, cevherler, mercanlar var göreceksiniz, ne kadar tatlı bir âlem olduğunu anlayacaksınız. Resûlullah Efendimiz'in yolundan gideceğiz. Onun istediği bir müslüman olacağız. Resûlune has ümmet olacağız.
Allah bizi Resûlune has ümmet eylesin. Böylece kendisine has kul olabilmeyi nasip eylesin. Ömrümüzü, dünyamızı, zamanımızı, hayatımızı, imkânımızı, paramızı, pulumuzu, mesleğimizi, çalışmalarımızı Allah'ın rızasına uygun istikamette yapmayı nasip eylesin. Ömrümüzü Ümmet-i Muhammed'e ve bütün insanlara fâideli geçirmeyi nasip eylesin. Tertemiz, pırıl pırıl, içi dışı nurlu, kalbi tertemiz, feyizli, mübarek, nurlu kullar eylesin. Peygamber Efendimiz'in sünnetini şu asırda ihyâ eyleyip şehit sevapları kazanmış olmayı nasip eylesin.
Ahirete bir gün göçeceğiz, kabrimizi cennet bahçesi eylesin. Kabirden bir gün kalkacağız, bizi Peygamber Efendimiz'in livâü'l-hamdi altında peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, sâlihlerle haşreylesin. Bir gün nasip olur cennete girersek bir yerimiz olacak. Allahu Teâlâ hazretleri bizi Firdevs-i Â'lâ'da, Firdevs-i A'lâ cennetin en güzel yeri, en yüksek kısmı, en âlâ, en orta yeri, Firdevs-i A'lâ'da Peygamber Efendimiz'e komşu eylesin, Peygamber Efendimiz'in komşusu olmak, cemalini dâimî görmek, sohbetinde dâimî olmayı nasip eylesin.
Aziz ve sevgili Akra dinleyicilerim,
es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.
27.07.1996 -
Peygamber Efendimizin Özellikleri
27.07.1986 -
Yemek Yeme Adabı,
