28.10.1994 - Sosyal Tavsiyeler, Fakirlere Yardım, Sıla-ı Rahim

28.10.1994 - Sosyal Tavsiyeler, Fakirlere Yardım, Sıla-ı Rahim
Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun,
Sevgili Akra dinleyicilerim.
Biliyorsunuz, bizim dinimizin, âyetlerin, hadîs-i şerîflerin bildirdiğine göre âyet-i kerîmelerde de açıklanıyor; insanın nefsi var, bu nefsi terbiye etmek, yola getirmek lazım. Yola gelmezse insanın nefsi olmadık isteklerle, arzularla, heveslerle, ihtiraslarla insanı o işleri yapmak için hudut tanımadan günahlara bulaştırır, bulaşacak şekilde hareket ettirir. Çünkü insanın nefsi içinde kuvvetli duygular, istekler, itmeler, dürtmeler verir. Ve insan, hevâ-i nefsine uyduğu zaman günahlara dalar. Allah'ın sevmediği yapmaması gereken, başka insanların zararına, kendisinin dünyasına ve âhiretine zararına olan işleri yapar. Binâenaleyh, bu nefsi biraz horlamak, alçaltmak lazım, buna baskı yapmak lazım. Ona pek güler yüz göstermek doğru değil, onun karşısında biraz kaşları çatmak gerekiyor.
Nefse bu muamele yapılacak, pek yüz verilmeyecek ki şımarıp da insanı günahlara teşvik etmesin. Bu yolda vesvese vermesin diye… Ama min gayrı menkasatin "Kişinin kendisinde bir noksanlık olmadığı halde nefsini horlaması…" İnsanın nefsi alçak olur, alçak bir kişi olur, kötü huylu olur, zaten noksanlığı, alçaklığı vardır, kendisi hor bir kişidir. Kendisi hor olmadığı halde kişinin nefsine horlaması, nefsine kaş çatması, ona yüz vermemesi, aşağılaması, sözüne itibar etmemesi, arzusuna uymaması, arzularını kontrol etmesi lazım, dikkatli bir şekilde isteklerini vermesi lazım.
"Karnım acıktı." diyor; verelim, madem acıkmış birazcık yemek verelim. "Uykum geldi." diyor; tamam uyusun. "Evlenmek istiyorum." diyor; tamam nikâhla evlensin. Ama zinaya kaçmasın, hırsızlığa kaçmasın, oburluğa kaçmasın, çok uyuyup tembelliğe kaçmasın. İsteklerinde aşırılığa düşmesin diye onu biraz hizaya getirecek sert bir terbiye uygulamak ve her dediğini yapmamak hususunda kuvvetli olmak lazım.
İnsanın kendisinin hareketlerine aklı ve dini, daha doğrusu dini ile terbiye olmuş olan aklı ve iradesi hâkim olmalı; nefsi hâkim olmamalı. Nefsi hâkim oldu mu frensiz bir arabaya binmiş, gaza basılmış gazı kesmek mümkün olmuyor. Fren yapmak mümkün olmuyor. Dümen yok.
Böyle bir araç nereye gider?
Ya bir uçuruma gider ya bir kaza yapar bir yere çarpar, duvara çarpar, insanları ezer. İnsanın nefsi de frensiz çalıştığı zaman böyle bir araca benzer. Onun için onu frenlemek lazım, dümenle yönlendirmek lazım, hayırlı tarafa çevirmek lazım, bu bir…
"Ne mutlu nefsini horlayıp her arzusunu yerine getirmeyip onu azarlayıp da kendisini aslında bir noksanlığa sahip olmadığı halde nefsine muhalefet ederek güzel şeyler yapan nefsinin istediği çirkin şeyleri yapmayan insana ve böylece nefsini hor tutan, itab altında, baskı altında tutan insana!"
Peygamber Efendimiz "Ne mutlu!" diyor. İşte tasavvufun aslı esası da işte bu emirler doğrultusunda insanın nefs-i emmâresine hâkim olması, onu terbiye etmesi, ıslah etmeye çalışmasıdır. Bu arada onu hatırlatıyoruz. Bu bir…
İkincisi;
Allah rızası için tevazu gösterene ne mutlu diyor.
Bu da lazım. İnsan ne kadar itibarlı, soylu, zengin, alim kimse olsa, başkan, vezir, paşa olsa; bu gibi insanlara da tevazu lazım. Kibir Allah'ın sevmediği bir huy.
"Kalbinde zerre kadar kibir olan insan cennete girmeyecek." diye bildiriliyor. İnsanın haddini bilmesi lazım. Allah rızası için mütevazı olması lazım. Öteki insanlar da onun gibi bir insandır.
Biliyorsunuz, İslâm'da hayır hasenât yapmak çok önemli. Bunda da insanın önce akrabasını, yakınlarını gözetmesi lazım. Etrafına bakıp bu hayrı, hasenâtı öncelikle kendi yakınlarına yapması lazım. Buna da sıla-i rahim diyoruz.
Akrabası olan aralarında karâbet olan kimselere ilgisini devam ettirme… Bu sadece ziyaret ile devam ettirmek, merhaba demek değil aynı zamanda kesenin ağzını açıp da fakirse ona maddî bakımdan da destek olmak mânasında.
Sosyal hayatımız nasıl olacak?
Sosyal hayatımız fakirlerden kopmak tarzında olmayacak. Fakirlerle ilgimiz olacak.
Nasıl ilgimiz olacak?
Hâlini hatırını soracağız, yardımcı olacağız, hastasını tedavi edeceğiz, maddî ihtiyaçlarını karşılayacağız, çoluk çocuğuna göz kulak olacağız, vesaire. Böylece bir insanî vazife yapmış olacağız.
İkinci sosyal vazifemiz ne?
İlim, irfan erbabıyla düşüp kalkacağız. Arkadaşlarımızı seçeceğiz, dostluk ahbaplık yaptığımız insanların ehl-i fıkıh, ehl-i hikmet olmasını ön planda tutacağız. Herkesle gelişigüzel ahbaplık, arkadaşlık yapmak insanı kötü arkadaşlar edinmeye götürür. Kötü arkadaşlar edindiği zaman da kötü arkadaşlar insanı günaha götürür, cehenneme götürür.
Onun için mutlaka dini iyi bilen ve işleri sağlam, dürüst olan, sapasağlam, tertemiz, pırıl pırıl insanlarla tanışıp ahbaplık etmek, onların dostu olmak, onlarla ziyaretleşmek lazım. Bu da çok önemli bir noktadır.
Buna çok dikkat edin. Gelişi güzel herkesle dostluk yapmak önemli değil. Hatta kötü insanlarla dostluğu kesmek lazım ama iyi insanlarla dostluk kurmak için elinden gelen gayreti de göstermeli, insan elinden gelen gayreti, dikkati ve itinayı sarf etmeli. İyi insanları bulduğu zaman onunla tanışmalı. Onların yanından meclisinden ayrılmamalı. Çünkü onlardan öğreneceği çok şeyler vardır. Ve onlar kendisinin iyi bir müslüman olmasına yardımcı olurlar. Hem bilgi bakımından yardımcı olurlar hem de bildiklerini uygulama bakımından örnek olurlar, yardımcı, destek olurlar.
Allah bizi Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerini derin bir anlayışla anlayanlardan, sevenlerden, kavrayanlardan eylesin. Bildiğimizi, anladığımızı da ihlâs ile uygulayanlardan eylesin.
İçimiz temiz olsun, dışımız asil olsun. Malımızın fazlasıyla hayrât u hasenât yapalım. Kazancımız helal kazanç olsun. İnsanlara zararımız dokunmasın. Konuştuğumuz, görüştüğümüz insanlar ehl-i fıkıh ve ehl-i hikmet olsun. Soylu, alim, fazıl, temiz, asaletli kimseler olsun. Ama fakir, yoksul kimselere de acıyıp onlara da ilgi gösterip onlara da iyilik yapalım. Ömrümüzü güzel geçirip Rabbimiz'in huzuruna sevdiği razı olduğu kullar olarak, yüzü ak, anlı açık varalım. Rabbimiz bizi rahmetine gark eylesin. Rıdvân-ı ekberine vâsıl eylesin. Habîb-i Edîb'ine Firdevs-i Âlâ'sında komşu eylesin. Cemaliyle müşerref eylesin, aziz ve sevgili Akra dinleyicilerim.
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh...
28.12.1980 -
Allahı Tanımak, İman,
28.10.1994 -
Ayıplarını Görmek, Nefs
