28.12.1980 - Allahı Tanımak, İman, Yakin Sahibi Olmak

28.12.1980 - Allahı Tanımak, İman, Yakin Sahibi Olmak
Bismillâhirrahmânirrahîm.
El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîren tayyiben mübâreken fîh. Kemâ yenbeğî li celâli vechihî ve li azîmi sultanih. Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi ihsânin ecmaînet tayyibinet tahirin.
Emmâ ba'du:
Diâmetü'd-dîni ve esâsühû el-ma‛rifetü bi'llâhi ve'l-yakînü ve'l-aklü'n-nâfiu. Kîle mâ aklü'n-nâfi'. Kâle: el-keffü an meâsi'l-lâh ve'l-hırsu alâ-tâati'llâhi azze ve celle.
Validemiz, ümmü'l-mü'minîn Hz. Âişe i Sıddîka radıyallahu anhâ bize naklediyor. Peygamber Efendimiz bakın ne buyurmuş: - Bunu hiç hatırımızdan çıkarmayalım. İyice öğrenelim.-
Di'âmetü'd-dîni ve esâsühû. "Dinin direği ve temeli."
Di'âme "temel, direk" demek.
Dinin direği ve temeli neymiş, bakalım.
Direksiz, temelsiz olursa bir bina durur mu?
Durmaz, yıkılır. Temel lazım, sağlam direk lazım.
Demek ki dinin dayandığı şey, onsuz olamayacağı şey neymiş?
el-Ma‛rifetü bi'llâhi. "Allahu Teâlâ hazretlerini bilmektir, mârifetullahtır."
"Ben Allah'ın kuluyum." diyorsun. Kimin kulu olduğunu bil! Rabbimiz ne gibi evsaf ile muttasıftır, ne gibi sıfatları vardır, nasıldır bil. Allahu Teâlâ hazretlerini tanıyan birinin, O'nun güzelliklerine, kudretine, lütuflarına, cömertliğine, adaletine hayran olmaması mümkün değil.
Allahu Teâlâ hazretlerinin sıfatlarını şöyle bir düşünüver: Şu kâinâtta kaç çeşit çiçek var, kaç çeşit yaprak var? Sonsuz sanat sahibi Allahu Teâlâ, bir yaprağı niye o kadar çeşitli yapmış? Hiç zor gelmiyor ki. Çeşit çeşit yaratmış, sonsuz sayıda canlı yaratmış. Gözle görülemeyecek kadar da küçük canlılar var. Karanlık yerde de, yerin altında da, suyun içinde, havada da yaşıyor. Ne sanat! Ne kudret! Sonra lütufları, ihsanları, iyilikleri her türlü kemâl ile muttasıf. Hâsılı Allahu Teâlâ hazretlerini tanımak lazım.
Çoğumuz Allahu Teâlâ hazretlerinin Esmâ-i Hüsnâ'sını bilmeyiz. İtikat kitaplarımızda Allahu Teâlâ hazretlerine nasıl inanmamız lazım geldiği bize tarif edilmiş. Yanlış inançlar anlatılmış. "Allahu Teâlâ hazretleri tektir, eşi, şerîki, nazîri yoktur." deriz. Ama O'nu hayatımıza intikal ettirmemişiz. "Allah tektir, Allah'tan başka mâbud yoktur. Allah'tan başkasına tapılmaz." diyorsun, nefsine tapıyorsun, nefsinin buyruğunu tutuyorsun. Paraya, mevkiye, makama tapıyorsun; yine bir çeşit gizli şirk oluyor. Evet, bir putun karşısına geçip de eğilmiyorsun ama Allah'tan gayrı bir şeyin önünde eğilip ona uyuyorsun. İşte Allah'ı tanımak, dinin esası bu.
Allah'ı tanımak nasıl olacak?
İtikat kitaplarını okuyacağız. Bir de Allahu Teâlâ hazretleri, sana mârifetullahı ihsan edecek.
O vermezse sen nereden alırsın?
Mümkün mü?
Mümkün değil. Allahu Teâlâ sana mârifetullahı verecek. Vermesi için de sen O'nun önünde diz çökeceksin, boyun bükeceksin, hiç kimsenin görmeyeceği yer ve zamanda gözyaşı dökeceksin:
"Yâ Rabbi! Ben çok cahil, çok gafil kaldım, Sana gerektiği şekilde kulluk edemedim, seni zikredemedim, sana şükredemedim, seni bilemedim, tanıyamadım. Affet yâ Rabbi! Beni bu zulmetten sen kurtar, bu karanlıktan çıkar. Beni nuruna kavuştur. Bana hidayet eyle. Benim elimden tut. Beni nefsime bırakma. Bana yardımcı ol. Bana mârifetini, muhabbetini ihsan et!" diye yalvaracaksın, yakaracaksın, ağlayacaksın. Ağlaya ağlaya gözün ıslanacak, sakalın ıslanacak, dizlerin ıslanacak. O da sana mârifetullahı ihsan edecek. Ondan sonra gözünde, gönlünde nur belirecek. O verecek. O'nun vermesi için de al eline bakalım tesbihi de çalış biraz. Tembel tembel durup ondan sonra ihsan isteme. Çalışmayana dünyada bile ekmek vermiyorlar.
Sonra ve'l-yakîn; "samimi, şeksiz, şüphesiz inanç."
Dinin esası mârifetullahtır ve yakîndir. Samimi, şeksiz, şüphesiz, tereddütsüz imandır. İnsan tenhalarda Allah'ı düşününce Allah da lütfeder. Lütfedince de lütuflarını gördükçe de bir muamele oluyor, alışveriş oluyor. Sen kulluk ediyorsun, O sana ihsan ediyor. Tanırsın, bilirsin artık. İhsanını gördüğün şahsı inkâr eder misin? Lütfediverir, lütfediverir. Sende artık yakîn hâsıl olur. "Allah yok." diyenlere gülersin.
"Yahu her gün nimetini, ihsanını, lütfunun tecellisini görüp duruyorum. Sen ne diyorsun ya?" dersin, güler geçersin. İşte o yakîni vermesi için de boyun büküp yalvarmak lazım.
Dünya için kaç saat çalışıyorsun? Sabah 8'de gidiyor, akşam 8'de geliyor, 12 saat. Ondan sonra "Dünyaya rahat çalışayım." diye gece dinleniyorsun. "Gece dinlenemezsem dünyaya rahat çalışamam." diyorsun. 8 saat de gece dinleniyorsun, 18 saat.
Ne kaldı geriye?
Biraz da âhirete çalış bakalım. İnsan âhiret için bir saat çalışmıyor, Allah'ın rızasını kazanmak için bir saatini harcamak zor geliyor. Camiye gider sünneti kılmaz, duayı beklemez, yine işe gider veyahut camiye gelmez. Farzından hemen kestirme namaz kılar. O da bir derece. Hani hiç kılmayanın yanında o da bir derece ama severek kılan nerede?
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; "gözümün bebeği namaz" demiş.
Şu namazdan, Allahu Teâlâ hazretlerinin huzuruna çıkmaktan tatlı şey var mı?
O'nun önünde eğilmekten tatlı şey var mı?
Allah; namazın, O'na kulluğun lezzetini ihsan etsin. Dinin direği birisi mârifetullah, birisi yakîn, şeksiz iman. Hepsi birbirine bağlı.
Üçüncü bir şey söylüyor, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.
el-Aklu'n-nâfi'. "Faydalı akıl."
Dinin temeli, bir de akılmış. Ama herkesin aklı var. Puta tapıcı da; "Ben akıllıyım." der, kimse "Deliyim." demez ki. Deli bile "Ben deliyim." demez. "deli" desen kızar, deli bile kendisini akıllı sanır. Hiç kimse kendisine akılsızlığı yakıştırmaz.
Kîle mâ aklu'n-nâfi'. "Bu faydalı akıl nedir ya Resûlallah, nasıldır?" diye soruyorlar.
"Faydalı aklın ne olduğunu bilirler, faydalı olan akla sahip olan, akl-ı selîme sahip olan insan nasıl hareket eder?" demek istiyorlar.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz de onların anlayacağı şekilde onlara tarif ediyor.
Kâle: el-keffu an meâsi'llâh. "Allah'a isyan yollarından eli eteği çekmektir."
Akıl bu.
Sen Allah'a isyan etmekte devam ediyor musun?
O cehennemden korkmuyor musun?
Aklı olsa insan kendisini öyle tehlikeye atar mı?
"Şu sokaktan geçersen yıkılmaya mâruz ev var, sallantıda, ha yıkıldı ha yıkılacak." deseler akıllı insan o sokaktan mı geçer, alt sokaktan mı gider? Tabi aşağıdaki sokaktan geçer. "Belki üstüme yıkılır." der. Âhiret hayatı ebediyen tehlikeye girecek. Buna aldırmayan insana akıllı denir mi? Günahlardan el çekecek.
Ve'l-hırsu alâ tâati'llâhi azze ve celle. "Allah'a itaat etmeye, Allah'a kulluk ve ubudiyet göstermeye, ibadet etmeye içinden hırs duyacak, heves duyacak."
Akıl bu.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyurmuş ki;
el-Keyyisü men dâne nefsehû ve amile limâ ba'de'l-mevt. "Zeki insan nefsini dizginleyen, zapt u rapt altına alan ve âhiret için hazırlanandır."
Ve'l-ahmaku men etbe'a nefsehû hevâhâ. "Kendisini nefsinin arzusu peşine takıp sürüklettiren."
Ve temennâ ala'llâh. "Allah Gafûr ve Rahîm'dir, beni affeder, O'nun rahmeti çoktur, diye Allah'a temenni besleyen, ahmak kimsedir."
Neden?
Hazırlık yapmıyor.
Allah'ın rahmeti hazırlıksız insana gelir mi?
Onu düşünmüyor.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz;
"Zeki insan, kendi nefisini dizginleyip de âhirete hazırlanandır." diyor. Burada da aynı kapıya çıkıyor.
Akıl neymiş? Faydalı akıl, akl-ı selîm neymiş?
Allah'a isyan yollarından eli eteği çekmek, Allah'a ibadete yönelmektir.
Ne olacak?
Gündüz dünyaya ise gece âhirete çalış. Televizyon seyretme, gazete okuma, uykundan bir saat eksik uyu. Allah'a ibadet et. Yaptığın işi doğru düzgün yapmaya çalış.
Bir namaz kılıyorsun aklın yine işte.
"Ahmet efendiye 500 lira vermiştim. Acaba üstünü aldım mı almadım mı? Filanca yere mal gönderecekti. Aman namazdan gittikten sonra adama söyleyeyim de onu da paketlesin." diye düşünüyor.
Sen namaz mı kılıyorsun, ticarethanede misin? Hâlâ ticarethanenin meşguliyeti devam ediyor. Hiç olmazsa camiye geldiğin zaman ibadetini iyi yap.
Bu hadîs-i şerîf bize nasihat olarak yeterli zaten.
Demek ki dinin esası, temeli, direği Allah'ı bilmek, mârifetullah ve şeksiz şüphesiz imana sahip olmak ve akl-ı nâfiye, faydalı akla sahip olmaktır.
O faydalı akıl da ne demekmiş?
Günahlardan el çekmek, Allah'a itaate, O'na ubudiyete rağbet etmektir.
Mevlâ bizi mârifetullaha vâsıl, yakîn ve akıl sahibi kimse eylesin. Günahlardan hıfz u himaye eylesin. Günahlara elimizi eteğimizi bulaştırmasın, gönlümüzü karartmasın. Allah'a ibadetin zevkini, şevkini duyan kimseler arasına bizleri de kabul eylesin. Seve seve kendisine kulluk yapmayı nasib ü müyesser eylesin.
Fâtiha-i şerife meal besmele-i şerife.
28.12.1980 -
Hayır Yapmak, Dertliyken
28.10.1994 -
Sosyal Tavsiyeler, Fakirlere
