08.08.1995 - Peygamber Efendimizin Doğumu, Diğer Peygamberlerden Üstünlüğü

08.08.1995 - Peygamber Efendimizin Doğumu, Diğer Peygamberlerden Üstünlüğü
Bismillâhirrahmânirrahîm.
es-Selâmüaleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
Aziz ve sevgili AKRA dinleyicilerim!
Allahu Teâlâ hazretleri, o en sevgili kulu, Habîb-i Edib-i Muhammed-i Mustafâsı hürmetine bizleri dünya ve âhiretin hayırlarına erdirsin. Afv u mağfiret eyleyip rızasına rahmetine vâsıl eylesin. Cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin.
Muhterem kardeşlerim!
Biliyorsunuz; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz 570 veya 571 senesinin Nisan ayında, -Bu konuyu inceleyen bazı Mısırlı alimler 571 senesini tercih etmişler. - 20 Nisan günü, pazar gününü pazartesiye bağlayan gece de, -Tabi İslâmî mantığa göre biz buna pazartesi gecesi diyoruz. - Rebîü'l-evvel ayının on ikisinde dünyaya teşrif eylemişler.
Allahu Teâlâ hazretleri, cümlemizi şefaatine nâil eylesin.
Tabi muhtelif kitapların, Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz'le ilgili alimlerin, çeşitli rivayetleri var. Rebîü'l-evvel ayının sekizi diyenler de var, on ikisi diyenler de var. Yıl olarak da farklı ifadeler kullananlar olmuş; 570, 571, hatta daha farklı oldukça farklı seneler söyleyenler var.
571 yılının 20 Nisan'ında bir pazarı pazartesiye bağlayan gece dünyaya geldiği umumiyetle kabul edilen bir husus.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; âlemlere rahmet olarak indirilmiş, gönderilmiş, vazifelendirilmiş bir yüce insan. Kur'ân-ı Kerîm böyle buyuruyor:
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Ve mâ erselnâke illâ rahmetenli'l-âlemîn.
"Biz seni irsal etmedik, elçi olarak resûl olarak göndermedik, ancak ve ancak âlemlere rahmet için gönderdik, rahmetimizden, rahmet olarak gönderdik. Başka bir sebeple değil ancak rahmet olarak gönderdik." buyuruluyor.
Tabi bu "rahmet" sözü bizim Türkçemizde bugün anladığımız mânadan başka bir mânaya, "merhamet" mânasına geliyor:
Âlemlere, insanlara, cinlere, mahlûkata merhametinden Allahu Teâlâ hazretleri ,Peygamberimiz'i vazifelendirip göndermiş. Acıması neden? Allahu Teâlâ hazretlerinin âlemlere acıması neden?
Eğer insanlar doğru yolu bulamazlarsa, hak yol üzere Allah'ın razı olduğu din üzere yürüyemezlerse, yaşayamazlarsa, doğru imana sahip olamazlarsa, âhiretleri mahvolacak, ebedî mahrumiyete uğrayacaklar, ebedî şekâvete düşecekler, ebedî azap görecekler.
Allahu Teâlâ hazretleri erhamü'r-râhimîn olduğu için, kullarının iyiliğini istediği için peygamber göndererek onları ikaz ediyor.
Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz'in iki mühim vasfı var, pek çok olan isimleri vasıfları arasında iki tanesi bu yönden zikredilmeye değer, önemli:
Birisi Beşîr; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz müjdeci, müjdeleyici bir peygamber.
Neyi müjdeliyor?
Allah'a itaat edenleri, iman edenleri, amel-i sâlih işleyenleri, Allah'ın emrine uygun yaşayıp şu dâr-ı dünyada, hayat imtihanını başarılı geçirenleri, kazananları cennetle müjdeleyerek, cennete gideceklerini bildiriyor. "Onlar cennete gidecekler, ebedî saadete erecekler, sonsuz nimetlere sahip olacaklar, sonsuz bahtiyarlıklara gark olacaklar." diye bir müjde. Muazzam bir müjde, çok büyük bir haber bu. Çok önemli bir haber.
Bir de bunun karşı tarafı var: Nezîr, "inzar edici, ihtar edici, ihbar edici, ikaz edici peygamber."
"Ey kullar! Eğer Allah'ın emrini tutmazsanız Allah'ın emirlerini dinlemezseniz iki cihanda mahvolursunuz, perişan olursunuz. Hem dünyanız kaos içinde, zulüm içinde, fitne fesat içinde, anarşi içinde huzursuz geçer; hem dünyanız mahvolur hem âhiretiniz mahvolur. Aman Allah'ın yolundan ayrılmayın; iyi, faziletli ve kâmil insanlar olun." mânasına "ikaz edici, uyarıcı, ihtar edici, korkutucu" vasfı.
Bu iki vasıf da insanlara faydalı, insanları kötü âkıbetten kurtaran iyi sonuçlara ulaştıran vasıflar. İşte bu vazifeleriyle Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Allah'ın insanlara, merhametini temsil ediyor.
Allah'ın merhametine nâil olmak, rahmetine ermek, kurtulmak için insanların Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemEfendimiz'e ittibâ etmesi lazım. Ve onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve selem rahmetullah'tır, Allah'ın insanlara rahmeti, merhametidir; onu peygamber seçip göndermiştir.
Çok geniş perspektiften meseleyi ortaya koymak gerekirse Allahu Teâlâ hazretleri şu çevremizde hayranlıkla, hayretle temaşa ettiğimiz muhteşem kâinatı yaratmış. Geceleyin başımızı kaldırıyoruz; yıldızlarla dolu, esrarengiz, harika romantik bir gökyüzü, lacivert bir zemin üzerinde pırıl pırıl nuranî mücevher gibi yıldızlar, çeşitli boylarda çeşitli görünümlerde gök cisimleri; güneş, ay, yıldızlar, seyyareler, sabiteler; muhteşem bir feza. Sonra çevremize bakıyoruz, dünyamıza bakıyoruz; çeşit çeşit tecellîler, çeşit çeşit mahlukât, çeşit çeşit varlıklar görüyoruz. Evet bunların hepsi Allahu Teâlâ hazretlerinin yarattığı, sanatının kudretinin eseri olan mahlukât. Evet, bütün bunların hepsi içinde en şerefli mahlukât, eşref-i mahlukât, -eşref en şerefli demek- insanoğlu.
İnsanoğlu kâinatın âdeta bir özeti, hulâsası, küçük numunesi, bir küçük kâinat gibi muazzam ve muhteşem bir yaratık. Bu hususta yine Kur'ân-ı Kerîm'den delilimiz var:
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Ve lekad kerremnâ benî Âdeme ve hamelnâhümfi'l-berri ve'l-bahr.
"Biz âdemoğullarını mükerrem, müşerref, şerefli, kıymetli, soylu, asaletli mahluklar kıldık." buyuruluyor ve varlıkların, karada denizde onların hizmetine verildiği bildiriliyor.
Evet, çevremizdeki bütün varlıklar içinde, şeref bakımından en kıymetli olan biz insanoğullarıyız. Allahu Teâlâ hazretleri bize iman ihsan etmiş, iman ile en şerefli oluyoruz. İmanda tabi akıllı insanlar için bahis konusu. Akıl o bakımdan çok önemli bir ikram oluyor.
Allahu Teâlâ hazretlerinin bize verdiği türlü nimetler içinde en önemlisi akıl. Bu akıl ile Allahu Teâlâ hazretlerini bulabiliyoruz, kulluğumuzu idrak edebiliyoruz ve güzel kulluk yapmayı başarabiliyoruz Allah'ın verdiği bu güzel meziyet sayesinde, bu güzel kabiliyetle...
Allahu Teâlâ hazretleri hepimizi akl-ı selîmden ayırmasın.
Biliyorsunuz akıllar çok, herkesin bir aklı var; hatta herkes aklını çok beğenir; "Benim aklım herkesin aklından üstündür." diye düşünür. Tabi bu yanlış.
Çünkü etrafındaki insanların hepsini tanıması mümkün değil. İnsanın çevresinde neler vardır, her konuda kendisinden nice nice ileri insanlar vardır. Ama işte herkes kendi aklıyla övünür. Fakat akıllar da normal çalışmıyor.
Aynalar nasıl?
Ayna nedir?
Ayna; sen karşısına geçtiğin zaman senin görüntünü aksettiren bir aksettirici düzlem. Ama aynalar da güzel yapılmazsa insanları düzgün göstermez; yüzünü eğri gösterir, yamuk gösterir, kırışık gösterir, buruşuk gösterir.
Demek ki ayna olmak yetmiyor; aynanın düz olması, mükemmel olması, sağlam olması gerekiyor. Akıl olması da yetmez; aklın da akl-ı selîm olması lazım.
Selîm ne demek?
"Aklî rahatsızlıklardan, muhakeme bozukluklarından, gayri ilmî yanlışlıklardan, yanlış çalışmadan, yanlış istikamete yönelmeden kurtulmuş olan akıl" demek.
İşte Allah, bir insana akl-ı selîmi ihsan etmişse, o akl-ı selîm doğru çalışarak gerçekleri görüp Allahu Teâlâ hazretlerinin varlığını birliğini anlayabiliyor. Dağın başında da olsa, çölde de olsa, bir mağaranın içinde de olsa, medeniyetin hiç gelmediği bir adada tek başına yaşayan bir kimse de olsa, -bebekken oraya düşmüş; annesi babasıyla, gemiyle kayıkla veyahut uçaktan paraşütle atlayarak düşmüş, hiçbir şey bilmeyen bir insan- kendisine hiç kitap gelmemiş; dünyadaki gelişmelerden, medeniyetlerden, indirilen kitaplardan, gönderilen peygamberlerden haberdar olmasa bile bir insan, Allahu Teâlâ hazretlerinin varlığını normal akıl meziyetiyle anlamak zorunda. Bu onun için farz, boynunun borcu.
Allah'ı doğru anlayamazsa, algılayamazsa, bulamazsa, bilemezse, müşrik olursa, gafil olursa cezasını çekecek. Bulması lazım. Ârif olması lazım, mü'min olması lazım. Allah'a güzel kulluk etmesi lazım.
Evet, eşref-i mahlûkât, akıl sayesinde iman sayesinde insandır. İmanlı insanların içinde de insan neslinin içinde de "benî Âdem" diyoruz.
Arapçada benî "çocuklar" demek, ibn "çocuk" demek, Benî Âdem; "Âdem'in evlatları çocukları." Âdemoğullarının da en kıymetlileri, Allah'ın seçtiği güzel kullar.
Çünkü Allah her şeyin en güzelini yaratır, her şeyin en güzelini bilir, en doğrusunu bilir.
Onun için Allah'ın seçtiği kulları, seçkin kulları, peygamberleri muhakkak ki ;onlar da en kıymetli insanlar, insanların en yüksekleri. Âdem atamız aleyhisselam'dan başlamış, nice peygamberler; Nuh aleyhisselam, İbrahim aleyhisselam, Musa aleyhisselam, İsa aleyhisselam gelmiş, geçmiş.
Ama bunların hepsinin üzerinde, hepsinden daha şerefli olarak Allahu Teâlâ hazretleri seyyidü'l-mürselîn olarak; gönderilen peygamberlerin seyyidi olarak, baş tacı olarak, en üstünü olarak Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz'i seçmiş, kendisinin Habîb-i Edîbi eylemiş.
Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizi; Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz'in sünnetine uyan, sevgisini kalbinde canlı tutan, Resûlullah âşıkı olan, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz'in yolunda yürüyen, Ümmet-i Muhammed'i seven, Ümmet-i Muhammed'in fakiri zengini, alimi cahili, yoksulu, şu ırktan bu ırktan, beyazı sarısı siyahı hepsini seven ve onların selameti için çalışan, Allah'ın sevdiği şekilde ömür geçiren, Peygamber Efendimiz'in tavsiye ettiği şekilde yaşayan, nasihatlerini tutan, iyi has ümmetlerinden olmaya hepimizi muvaffak eylesin.
Ömrümüzü Efendimiz'in sünnetine uygun geçirelim, Allah'ın sevdiği şekilde geçirelim, Allahu Teâlâ hazretlerinin huzuruna, ahrete, mü'minler olarak göçelim.
Mahşer gününde, Peygamber Efendimiz'inlivâü'l-hamd'i altında Allah bizi peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, salihlerle beraber haşreylesin. Peygamber Efendim, livâü'l-hamd'i elinde en önden giderken o mübarek grubun içinde biz de Resûlullah Efendimiz'le beraber cennete varıp, bi-gayri hisab cennete dahil olanlardan eylesin.
Cennet içre de bizi Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz'e komşu eylesin. Dünyada asırlarca sonra, ondan uzak bir devirde yaşadık, dünyaya geldik; âhirette komşuluğunu nasip eylesin. Havz-ı Kevser'inden doya doya nûş edelim, Resûlullah Efendimiz'in meclisinde şâd olalım.
Allahu Teâlâ hazretleri bizi Rıdvan-ı Ekber'ine vâsıl eylesin. İki cihan saadetinin en yüksek mertebelerine nâil eylesin.
Aziz ve sevgili AKRA dinleyicileri,
Hepinize dünya ve âhiretin her türlü hayırlarını dilerim. Gönüllerinizin muratlarını Allah'ın ihsan eylemesini dilerim. Nice nice mübarek günlere, kandillere, gecelere Allah'ın sevdiği kullar olarak, Resûlullah'ın razı olduğu kullar olarak erişmenizi niyaz ederim.
Allahu Teâlâ hazretleri dualarımızı kabul eylesin.
es-Selâmüaleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
29.03.1996 -
Peygamberimizin Ahlakı Kurandı,
29.12.1995 -
Rüya Alemi, İnsanın
