İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

03.10.1997 - Müslüman Kardeşin Hakkını Yemek, Yalancı Şahitlik, Tevbe Etmek

03.10.1997 - Müslüman Kardeşin Hakkını Yemek, Yalancı Şahitlik, Tevbe Etmek
Günün Sohbeti

03.10.1997 - Müslüman Kardeşin Hakkını Yemek, Yalancı Şahitlik, Tevbe Etmek

20.05.2025
15 dk 4 sn

es-Selamualeyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.

Aziz ve sevgili AKRA dinleyicileri,

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemEfendimiz'in bir hadîs-i şerîfi var. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemEfendimiz'den hadîs-i kudsî olarak rivayet edilmiş. Allahu Teâlâ hazretleri buyurur ki;

Hakkatmehabbetîli'l-mütezâvirînefiyye. "Benim rızam için birbirlerini ziyaret edenlere, benim muhabbetim -yani Allah'ın kulu sevmesi, razı olması- vacib olur, hak olur."

Allahu Teâlâ hazretleri bizi sevgisine, rızasına vâsıl eyler inşaallah.

Allahu Teâlâ hazretleri, müslümanlar arasındaki muhabbetleri, dostlukları, ziyaretleri, yardımlaşmaları ve samimi ilişkileri kuvvetlendirsin. Çünkü müslümanlar dünya üzerinde, dünyanın her yerine yayılmışlar. Maşaallah Amerika'da da, Avrupa'da da onu görüyoruz. Şaşırdım; hiç ummadığım kasabalarda kapalı, başı örtülü müslüman kardeşler gördüm. Camiler açılmış, en ummadığım uzaktaki kasabalara dahi yayılmışlar. Almanya'da Türkleri, müslümanları, camileri, ezanı bilmeyen, duymayan, tanımayan ahâli kalmamıştır. Amerika'da da öyle… Elhamdülillah, her yerde İslâm yayılıyor.

O bakımdan kimse kimseyi inancından, kılığından kıyafetinden, başörtüsünden dolayı kınamıyor. Güzel bir şey, imrendim.

Paralarına, in godwetrust "Biz Allah'a tevekkül ediyoruz, tevekkül ederiz." diye yazmış olmaları da başka paralarda görülmeyen güzel bir şey. İnançlarını herkesin elinde dolaşan paraya aksettirmiş oluyorlar. İnançlarının şekillerini, işaretlerini paralarına işlemiş oluyorlar. Bunlar tabii, güzel şeyler…

İnsan burada, bu duygularla medeniyetin, insanların birbirlerinin inançlarına sevgi, saygı ve ilgi duymasının, nezaket ve zarafet dairesi içinde birbirlerine bakmasının güzelliğini görebiliyor. İnşaallah bizdeki aşırılıklar, sivrilikler de bertaraf olur da İslâm'ın o güzel, engin, tatlı, kardeşlik havası hâkim olur. Kimse kimseye yan bakıp, kaş çatıp baskı yapmaya kalkışmaz.

İslâm'da muhabbet çok önemli! Müslümanın müslümanı sevmesi fevkalade önemli! Candan bir sevgi ile müslümanların birbirlerini kardeşi olarak görüp yardımlaşması lazım! Birbirlerini sevmeleri ve ihtiyaçlarına, yardımlarına koşmaları gerekiyor.

Müslümanın müslümana karşı sevgi artırıcı şeyler yapması gerekirken, bir de aksinin çok yanlış olduğunu gösteren hadîs-i şerîfler var. Onlardan bir tanesini okumak istiyorum:

Ebû Ümâme hazretlerinden ve diğer kaynaklarda da başka ravilerden rivayet edilmiş. Çok kaynakları var; Neseî, İbni Mâce, Taberânî, Müslim, İmam Malik, Ahmed İbn Hanbel rivayet etmiş bu hadîs-i şerîfi:

Men'iktetaahakka'mriinmüsliminbi-yemînihî fe-kadevceballâhulehû'n-nâra ve harremealeyhi'l-cennete. Fe-kâleracülün, yâRasûlallahi, ve in kâneşey'enyesîrâ. Kâle, ve-in kânekadîbenminerâkin.

Sadaka Resûlullahfîmâkâl ev kemâkâl.

Bu hadîs-i şerîf tehditli, korkulu bir durumu bize anlatıyor. Yapmamamız gereken bir şeyi öğrenmiş olacağız, onun için dikkatle dinleyelim.

"Kim bir müslümanın, bir müslüman kişinin hakkını yalan yere yemin ederek kesip alırsa…"

Hakkını elinden koparıp kesip alırsa… Yalan olarak basıyor yemini, karşı tarafın hakkını gasp ediyor, haksızlık yapıyor. Birisinin malını, mülkünü, parasını, hakkını yeminle elde etmiş oluyor. Kim böyle bir şey yapar, bir müslüman kişinin hakkını yalan yeminle koparıp elinden çekip alırsa…

Fe-kad evceballâhulehû'n-nâra. "Allah ona cehennemde yanmayı vacib kılar." Yani o adam cehenneme gidecek.

Neden?

Yalan yere yemin etti, birinin hakkını yedi, gasp etti, çiğnedi, haksızlık yaptı; cehenneme gidecek.

Ve harremealeyhi'l-cennete. "Ve cenneti Allah o kula haram kılar." Yani cehenneme sokar. Cenneti de ona haram kılar, nasip etmez.

Bu, yalan yere yeminin ne kadar kötü olduğunu gösteriyor. Şimdi maalesef duyuyoruz, mahkemelerin önünde gezen insanlar varmış. Birileri geldiği zaman;

"İçeride şahit lazım oldu, şahitlik yapar mısın?"

Hemen çıkıyormuş, tanımadığı görmediği halde, "Şu şöyledir, bu böyledir." diye yalancı şahitlik yapıyormuş.

Evet, dünyada biraz para alıyorlar, adaleti şaşırtıyorlar ama âhirette bu yaptıklarından dolayı müslüman olsalar bile cehenneme mutlaka girecekler. "Cennet kendilerine haram olur." diye Peygamber Efendimiz bildiriyor.

O halde demek ki haksızlık etmemek ve yeminle de haksızlığı sağlamamak lazım!

Birisi sordu, böyle bir durumda, dedi ki;

Yâ Rasûlallah, ve in kâneşey'enyesîrâ. "Az bir şey olsa da mı?" Yani küçük bir şey aldı. Küçük bir yeminle az, küçük bir haksızlık yaptı. Kâle, ve-in kânekadîbenminerâkin. "Eğer misvaktan bir dal parçası bile olsa."

Misvak, Arap ülkesinde bir çeşit çalının köküdür. Çölde olur, bağda bahçede olmaz. Kökünü çıkarttığın zaman kesersin, ıslak bir kök ama güzel, tel tel oluyor. Tertemiz oluyor ve dişlerin diş fırçası gibi tabii bir şekilde fırçalanmasına yol açıyor. Peygamber Efendimiz'in zamanından beri fırçalamakta kullanılmış ve çok güzel temizliyor. Fırçadan çok daha sıhhatli olarak temizliyor.

Ayrıca içinde asitleri söndüren, antiseptik, mikropları öldüren maddeler olduğundan onu kullanan insanın dişetleri çok sıhhatli oluyor. Dişleri pırıl pırıl oluyor. Ta 1400 yıl önceden ağız temizliği ve ağız güzelliği için kullanılan bir şey. Ama çok ucuz ve çölde her yerde bulunabilen dal veya bir kök olduğundan Peygamber Efendimiz onu misal veriyor.

Eğer misvaktan bir dal parçası bile olsa, ne kadar az olursa olsun bir insan haksız yere yemin ederek birisinin misvak parçasını bile almış olsa ona cehennem vacib olur, gerekli olur. Allah onu cehenneme sokar, cehennemi ona vacib, cenneti de haram kılar. Yani cennete giremez.

Demek ki müslümanı üzmemek, hakkını yememek, haksızlık yapmamak, mahkemelerde yalan yere yeminler etmemek lazım! Bunlar çıkıyor.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi her türlü hatadan, kusurdan, günahtan ve âhirette felakete uğramaya sebep olacak işlerden, amellerden, icraattan korusun, uzak eylesin. Güzel şeyleri yapmak nasip etsin.

Tabii önceden hatalı bir şeyler yapıldığında ne yapmak lazım?

Tevbe istiğfar etmek lazım! Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Abdullah İbn Abbas radıyallahuanhumâ'nın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte;

Men eksere mine'l-istiğfâri, cealallâhuazze ve cellelehûmin külli hemminferecen ve min külli zîkınmahrecen ve razekahûminhaysü lâ yahtesibü.

Men eksere mine'l-istiğfâri. "Kim istiğfârı çok yaparsa…" Yani estağfirullah el-azîm, estağfirullah ve etûbuileyh. Allahümmağfirlîve'rhamnî… gibi tevbe ve istiğfar sözlerini çok çok söylerse… Cealallâhuazze ve cellelehûmin külli hemminferecen. "Her türlü sıkıntısından onu sevince, ferahlığa çıkartır." Ve min külli zîkınmahrecen. "Her sıkışıklıkta bir kurtuluş yerine ulaştırır." Tasasını dağıtır, üzüntüsünü feraha çevirir, sıkıntıdan ferahlığa çıkartır. Efendimiz, "Ummadığı yerden onu rızıklandırır." diye buyuruyor.

Ahmed İbn Hanbel ve diğer kaynaklar rivayet etmiş.

Demek ki Allahu Teâlâ hazretlerine çok tevbe ve istiğfâr edeceğiz. Evvelce yapmış olduğumuz hatalar hatırımıza geldikçe, hadisler okundukça, vaazlar dinlendikçe, Ramazan geldikçe, Kur'an'lar okundukça insan kendi kendisini hesaba çekiyor. İyi insanların ne kadar iyi şeyler yaptıklarını, Peygamber Efendimiz'in ne kadar güzel şeyler tavsiye buyurduğunu öğrenince, "Ah! Ben ömrümü boşa geçirmişim. Nice hatalar etmişim." diye üzülüyor.

Tevbe ve istiğfâr etmesi lazım! Tevbe ve istiğfâr ederse Allah üzüntüsünü sevince değiştirir. Sıkıntısını ferahlığa değiştirir, genişliğe çıkartır. Ummadığı yerden rızıklandırır. Günahlarını da bağışlar, sevdiği kul eder. Tövbe ve istiğfâr kulu kurtarıyor.

Onun için tevbe ve istiğfârı çokça yapalım, aziz ve sevgili kardeşlerim.

Her zaman da söylüyorum. Bakın, bu hadîs-i şerîflerin hepsi dervişliği takviye ediyor. Dervişliğin doğru olduğunu gösteriyor. Bazıları çıkıp bunları inkâr ediyor ama hadîs-i şerîfler böyle… Ya hadîs-i şerîfleri bilmiyorlar ya dinin özünü anlamıyorlar.

Ebû Hüreyre radıyallahuanh'ten rivayet edilmiş bir hadisi söyleyeceğim. "Bütün ravileri çok güvenilir insanlardır." diye de özel olarak Gümüşhânevî Hocamız rahmetullahi aleyh arkasına yazmış.

Men eksere zikrallâhi fe-kad beriemine'n-nifâkı. "Kim Allah'ın zikrini çok yaparsa münafıklıktan beraat eder."

Münafıklık onun üzerinden izale olmuş olur. O kimse artık münafık olma durumuna asla sokulamaz, o durumda düşünülemez. Münafıklıktan kurtulmuş olur.

Demek ki Allah'ın zikrini çok yapacağız. "Allah" diyeceğiz, "lâ ilâhe illallah" diyeceğiz, "sübhanallah, elhamdülillah" diyeceğiz; daima zikirle vakit geçireceğiz.

Yunus Emre rahmetullahi aleyh ne kadar güzel söylemiş:

"Yunus sen bu dünyaya niye geldin,

Gece gündüz hakkı zikretsin dilin,

Evliyâya uğramaz ise yolun,

Göçtü kervan kaldın dağlar başında…"

Zikretmeyi [övüyor.] Yunus'u seviyoruz, sözlerini de sevelim. Çünkü hadîs-i şerîfe uygun. Mevlânâ'yı seviyoruz, sözlerini ve yolunu da sevelim. Çünkü hadîs-i şerîfe uygun. Peygamber Efendimiz'i seviyoruz, hadîs-i şerîfleri bunlar.

O halde bazı insanlar kendi kafasından İslâm'ı yanlış yorumlamasınlar. Hadislere aykırı şeyler söylemesinler, halkı şaşırtmasınlar. Dinin özü Kur'ân-ı Kerîm'den ve hadîs-i şerîflerden anlaşılır. Hadîs-i şerîfleri ihmal eden, göz ardı eden kimse, dinin özünü anlayamaz. Şaşırır, sapıtır. Modernist olacağım derken dinî bakımdan anarşist olur. Dini anarşiye sürükleyen, müslümanların kafasını karıştıran, eski alimlerin sözlerine aykırı, abuk sabuk şeyler söyleyen kimse durumuna düşer.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi zikrinden, şükründen, tevbesinden, istiğfârından; onların faydalarından istifade edenlerden eylesin. İnkâr edip de yanlış yollara sapanlardan eylemesin, aziz ve sevgili kardeşlerim.

Peygamber Efendimiz'in, dinimizin ne kadar güzel olduğunu gösteren hadîs-i şerîflerinden yine bir tanesi… Duydukça dinimizin ne kadar çağlar üstü olduğunu herkes anlasın diye bu hadîs-i şerîfi okumak istiyorum;

Temâmü'l-birri en tağmelefi's-sırrı amele'l-alâniyeti.

Peygamber Efendimiz kısaca böyle buyurmuş.

Birr ne demek? İki "r" harfiyle, el-birr?

İyilik demek.

Temâmü'l-birri. "İyiliğin en olgun, en mükemmel şekli…"

En mükemmel iyilik, iyiliğin en yüksek derecesi neymiş?

En tağmelefi's-sırrı amele'l-alâniyeti. "Tenhada, hiç kimse yokken, gizlide; herkesin karşısındayken kendine çekidüzen verip yaptığın gibi hareket etmendir."

Alâniyeh, alenî olarak demek. Alenî olarak insanların karşısında yürürken, otururken, konuşurken, yemek yerken herkes yemesine, içmesine nasıl dikkat ediyor. İnsanlar ayıplar diye… İnsanlara önem verdiği için, "Yanlış bir şey yaparsam kınanırım, ayıp olur." filan diye çekiniyor, insanları sayıyor.

Herkesin karşısında böyle yapıyor, yalnız kaldığı zaman ne yapıyor? Önemli olan o! Bizim dinimiz diyor ki eğer alenî olan zamanda değil de yalnız kaldığınız, gizli ve halktan uzakta olduğunuz zamanda da iyilik yapabiliyorsanız işte asıl iyilik odur. İyiliğin en kâmil şekli öyledir, diye buyruluyor.

Onun için aziz ve sevgili kardeşlerim!

Her zaman Allah'ın bizi gördüğünü hatırda tutalım, hatırdan çıkarmayalım. Allahu Teâlâ hazretlerinin huzurundayız. Allahu Teâlâ hazretleri her yerde hâzır ve nâzırdır. Yaptıklarımızı ve söylediklerimizi görüyor, kalbimizden geçenleri ve niyetlerimizi biliyor.

İyi insan olmak… Yalnızken de, polis, müfettiş varken de… Halk varken de, hiç kimse yokken, görmeyecekken de… Gecedeyken de, tenhadayken de… Halimiz daima güzel olsun. Kötü şeyler yapmayalım, iyi şeyler yapalım. Her zaman sevap kazanalım. Ömrümüz hayırla, sevapla geçsin. Rabbimizin huzuruna dünya imtihanını başarmış olarak, sevdiği ve razı olduğu kullar olarak varalım.

Mevlâ'mız bizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin. Allah hepinizden razı olsun. İbadetlerinizi yapın,  Yâsin'lerinizi okuyun, tesbihlerinizi çekin. Bizi de duadan unutmayın. Hepinize gönüller dolusu sevgiler, selamlar, dualar ve temenniler…

es-Selâmualeyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA