08.08.1997 - Allaha İsyan Eden ve Günah İşleyen Kişinin Ahiretteki Hali

08.08.1997 - Allaha İsyan Eden ve Günah İşleyen Kişinin Ahiretteki Hali
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,
Hepinize kucaklar dolusu dualar, hayır temennileri, selamlar, sevgiler, saygılar...
Peygamber (s.a.v.) çok meşhurdur ki bir seferinde buyurdu ki;
“Müslüman kardeşiniz zalim de olsa mazlum da olsa yardımcı olun!”
Dediler ki;
“Yâ Resûlallah, mazlum olduğu zaman, birisi ona zulmediyor, gidelim yardımına koşalım, zulme uğramasın, zulümden kurtulsun; ama zalime nasıl yardım edebiliriz. Bu ne demek?”
O zaman Peygamber Efendimiz buyurdu ki;
“Zalimi zulmünden alıkoyarsanız, zulmü yaptıramaz duruma getirirseniz, zulmü yapmasını engellerseniz; bu da ona yardımdır.”
Çünkü zulüm yapmadığı zaman ceza çekmeyecek, mahvolmayacak, kahrolmayacak; toplum da zarara uğramayacak.
Demek ki zalime yardım, zulmü yapmamasını sağlamak; mazluma yardım, zulme uğradığı zaman imdadına koşmak... Bu çok önemli, İslâm’ı böyle doğru anlamak lazım.
Bir de İslâm’ın tek tarafını anlayıp, İslâm merhamet dinidir deyip, kulağının üstüne yatıp mazlumların feryadını duymamak da insanlık değil...
Burada televizyonun karşısına geçiyorum, Türk televizyon kanallarını izliyorum. İsrail’de hudutları kapatmışlar, işyerine gidemiyor, ticaret yok, pazarlar boş, halk sefil...
Bu insanların suçu ne?
Buralar onlarındı, İsrailliler geldi, buraları işgal ettiler. Ondan sonra da çalışma fırsatı vermiyor, zulmediyor, işkence ediyor, vuruyor, kırıyor, güç kullanıyor. Modern imkanlarla, çağdaş imkanlarla, donanımlarla. Acımak, bu haksızlığı durdurmak, yardımına koşmak lazım. İşte merhamet bu...
“Onun arkasında Amerika var, o zaman susalım...”
Olmaz!
Kimin arkasında kim olursa olsun. Amerika’da da aklı başında, vicdanı olan, dindar olan insanlar var. Zulüm her yerde hoş olmayan bir şey, onu sevmeyen insanlar var. Herkesin zalime zulmü yaptırmamaya çalışması lazım. O halde müslümanın da kulağının üstüne yatması, ilgilenmemesi doğru değildir. İlgilenecek, engelleyecek...
Bu konuda bir hadîs-i şerîf daha okumak istiyorum Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden, Ebû Nuaym el-İsfahânî Abdurrahman isimli sahabiden rivayet etmiş, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki;
وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، لَيَخْرُجَنَّ مِنْ أُمَّتِي مِنْ قُبُورِهُمْ فِي صُورَةِ الْقِرَدَةِ وَالْخَنَازِيرِ بمداهنتهم فى الْمَعَاصِي وكفهم عَن النَّهْي وهم يَسْتَطِيعُونَ
Vellezî nefsî bi-yedihî le-yahrucenne min ümmetî min kubûrihim fî sûreti’l-kıradeti ve’l-hanâzîri bi-müdâhenetihim fi’l-meâsî ve keffihim ani’n-nehyi ve hüm yestetîûn.
Bu hadîs-i şerîf çok önemli... Müslümanların topluma, mazluma karşı görevleri, zalimin karşısına çıkması konusunda bu hadîs-i şerîf .
Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;
Vellezî nefsî bi-yedihi. “Nefsim, canım kudreti elinde olan Yaradan’a, Allah’a, Rabbu’l-âlemîne yemin olsun ki...”
Mühim bir şey söyleyeceğini bu yeminden anlıyoruz, pür dikkat dinliyoruz.
Le-yahrucenne min ümmetî min kubûrihim fî sûreti’l-kıradeti ve’l-hanâzîr.
Le-yahrucenne “Muhakkak ve muhakkak çıkacaklar” min ümmetî “ümmetimden bazı kimseler...”
Nerden çıkacaklar?
Min kubûrihim. “Gömüldükleri kabirlerinden çıkacaklar...”
İnsanlar gömüldükten sonra kabirlerinden ne zaman çıkacaklar?
Kıyamet koptuktan sonra, sûra üfürüldükten sonra, mahşer yerine gidecekleri zaman... İsrafil aleyhisselam sûra üfürünce herkes kabrinden kalkacak.
Ve’l-ba’sü ba’de’l-mevti hakkun. “Öldükten sonra dirilmek haktır.”
Ahiret haktır, mahşer günü haktır, mahkeme-i kübrâ haktır. İşte o zaman kalkacaklar, gidecekler.
“Ümmetimden bazı kimseler muhakkak ve muhakkak kabirden çıkacak...”
Herkes çıkacak, yemin, çıkılacağı için edilmiyor.
Fî sûreti’l-kıradeti ve’l-hanâzîr.
Allahu Teâlâ hazretleri hepimize görevlerimizi güzel yapmayı, sonuç itibariyle sevdiği, râzı olduğu kul durumuna erişmeyi nasip etsin... Sevmediği, razı olmadığı, kızdığı kul olmaktan cümlemizi Allah korusun... -Hafazanallâhu ve iyyâküm derler, Arapça cümlesi bu.- Allah bizi de, sizi de böyle bir duruma, âkıbete dûçar olmaktan korusun... Hem dünyada hem âhirette aziz ve bahtiyar eylesin...
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri, bizleri duadan unutmayın!
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh…
08.08.1997 -
Emr-i Maruf Nehy-i
08.08.1995 -
Peygamberimizin Şefaati
