09.05.1997 - Allaha İnanıyoruz, Kitaba, Peygambere ve Sünnete Uyuyoruz

09.05.1997 - Allaha İnanıyoruz, Kitaba, Peygambere ve Sünnete Uyuyoruz
Bismillâhirrahmânirrahîm.
el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ecmaîne't-tayyibîne't-tâhirîn.
Emmâ ba'd:
Allah'ın varlığı bizde çok önemlidir. Allah için bir müslüman çok temiz inanca sahiptir, her türlü fedakârlığı yapar; bu bir.
İki; biz Resûlullah Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem'e bağlıyız.
Neden?
Allah onu insanlara doğru yolu göstermek ve hak dini öğretmek için göndermiş.
"Daha önce başkalarını da göndermiş."
Göndermiş ama eski zamanlarda gönderdiği için o zaman onları öğrenen insanlar iyi kaydetmediklerinden unutulmuş. Allah her kavme peygamber göndermiş. İbrahim aleyhisselâm'ı gönderen o...
Biz öyle bir Peygamber'e sahibiz ki "Bütün peygamberler benim kardeşimdir." diyor. Hepsine saygı gösteriyor; Âdem aleyhisselâm'a, Nuh aleyhisselâm'a, İbrahim aleyhisselâm'a, İsmail aleyhisselâm'a, Yakub aleyhisselâm'a, Yusuf aleyhisselâm'a, İsa aleyhisselâm'a; hepsine sevgimiz, saygımız var.
Nereden belli?
Biz çocuklarımıza bunların isimlerini koyarız. Yusuf... Kaç tane Yusuf isminde tanıdığınız vardır. Musa, İsa, İbrahim, İsmail... Şimdi şurada bile kaç tane İsmail vardır... Meryem... Kaç tane müslüman Meryem vardır.
Neden?
İslâm öyle güzel bir din ki tarihi birleştiriyor, bütün dinleri birleştiriyor, bütün dinlerin doğru olan taraflarını gösteriyor.
Muhammed-i Mustafâ bizim peygamberimiz. Onun için de canımızı veririz.
Fidâke ebî ve ümmî yâ Resûlallah! "Canım da feda olsun sana ey Allah'ın Resûlü, canımdan çok sevdiğim anam babam da sana feda olsun!"
Her şeyi feda ederiz.
Peygamber sevgisi de çok önemlidir. Zaten bir insan Peygamber'i sevmese, Peygamber'e bağlanmasa, Peygamber'i dinlemese İslâm'ı öğrenemez.
Kimden öğrenecek, nereden öğrenecek? Allah kendisine özel kitap mı indirecek?
Hayır! Genel olarak insanlara peygamber göndermiş. Onun için o Peygamber'e de sevgimiz, saygımız sonsuz...
Bizi öteki dinlerden ayıran özellikleri sayıyoruz.
Üçüncüsü; Allah'ın kitabına bağlılığımız çok ileri seviyede! Yere kondurmayız, öpüp başımıza koyarız. "Kur'an" deyince onun için de canımızı veririz.
Bu üç şey yetiyor zaten... Resûlullah'a bağlandın mı sünnetini kabul etmiş oluyorsun, Kur'an'a bağlandın mı Kur'an'ın içindeki bütün hükümleri, şeriatı kabul etmiş oluyorsun; bitiyor.
Onun için bizim ana, temel, esas olan [inancımız] bu: Allah'a inanıyoruz. Resûlü Muhammed-i Mustafâ'ya inanıyoruz, ona bağlıyız. Resûlüne indirdiği bir harfi bile değişmemiş olan Kur'ân-ı Kerîm'e bağlıyız. Kur'an yolundayız.
Bunu niçin söylüyorum?
Biz Kur'an yolundayız, Resûlullah'ın sünneti yolundayız. Bu iki şey belirleyici. Yani "Allah'ın yolundayız" dediğimiz zaman nereden belli olacak?
Allah'ın yolunda olduğumuz, Kur'an Allah'ın kitabı, kelâmı olduğundan Kur'an'a bağlılığımızdan belli olacak.
"Ben Allah'ı seviyorum. Ben Allah'a bağlıyım..."
Bağlısın ama Allah neyi nerede nasıl söylemiş?
Kur'an'da söylemiş.
O halde Kur'an'a bağlılık, Allah'a bağlılığı elle tutulur, gözle görülür, ispat edilir hâle getiriyor.
Bir adam "Ben Allah'ı seviyorum, Allah yolundayım." diyor da Kur'an'a aykırı işler yapıyorsa ona güleriz, inanmayız. "Ne biçim Allah'a inanan insansın? Sen Kur'an'ı dinlemiyorsun, içki içiyorsun, kumar oynuyorsun, şu günahı işliyorsun, bu günahı işliyorsun. Bunlar Kur'an'da yok, sen bu olmayan şeyleri yapıyorsun. Namaz kılmıyorsun, oruç tutmuyorsun, hacca gitmiyorsun. Allah Allah... Allah Kur'an'da bunları emrediyor, niye tutmuyorsun?" deriz.
Hatta Kur'ân-ı Kerîm'de bu konuda âyet var. Peygamber Efendimiz'in zamanındaki yahudi ve hıristiyan insanlar Peygamber Efendimiz'e tâbi olmak istememişler. Demişler ki;
"Bizim yolumuz iyi, bizim peygamberimiz var. Biz Musa'ya tâbiyiz, İsa'ya tâbiyiz."
Peygamber Efendimiz diyor ki;
"Musa aleyhisselam şu anda aranızda olsaydı, sağ olsaydı bana tâbi olurdu. İsa aleyhisselam şu anda sağ olsaydı bana tâbi olurdu. Bu devir benim devrim, Allah beni peygamber gönderdi. Eğer Musa aleyhisselâm'ı seviyorsanız bana tâbi olacaksınız. İsa aleyhisselâm'ı seviyorsanız bana tâbi olacaksınız. Şimdi Allah beni gönderdi. Her peygamberin devri daha sonra bir başka peygamber gelince tazeleniyor, bitiyor. 'Artık buna uyun!' demek oluyor, onun için bana uyacaksınız!"
Allahu celle celâluhû Kur'ân-ı Kerîm'de buyuruyor ki;
Bismillahirrahmanirrahim.
Kul in küntüm tuhibbûna'llâhe fe't-tebiûnî yuhbibkümü'llâhu ve yağfir leküm zünûbeküm vallâhu ğafûru'r-rahîm. "Ey Resûlüm! O senin karşına dikilip de; 'Bizim dinimiz iyi, biz kendi peygamberimize bağlıyız. Biz sana uymayız. Biz Allah'ı seviyoruz, Allah bizi seviyor.' diye boşuna iddia eden insanlara de ki; 'Eğer Allah'ı seviyorsanız; ben Allah'ın resûlüyüm, Allah beni gönderdi. Mucizeler var, ispat edebilirim. Ben Allah'ın peygamberiyim. Bana tâbi olun! O zaman Allah da sizi sever, günahlarınızı da bağışlar.'"
"Ama bana tâbi olmazsanız, 'Ben İsa'nın yolundayım.' 'Ben Musa'nın yolundayım.' demek sizi kurtarmaz! Çünkü o yolları bozmuşsunuz. Sizin dedeleriniz bozmuş, raydan çıkartmış, yoldan çıkartmış. Put çıkartmışsınız ortaya, haç çıkartmışsınız; yoktu. Şarap çıkartmışsınız; yoktu. İsa aleyhisselâm'ın demediği şeyleri ortaya çıkartmışsınız; onun zamanında yoktu. Onun için sizin 'Allah'a inanıyoruz, Allah'ı seviyoruz, Allah bizi seviyor.' demeniz doğru olmaz; bana tâbi olacaksınız!" demiştir.
Peki kendisine tâbi olanlar niye Peygamber Efendimiz'e tâbi oldular?
Yakından gördüler, tanıdılar, bildiler, mucizelerini gördüler; kesin olarak onun Allah'ın peygamberi olduğunu anladılar. Onun yanında toplandılar, onun için canlarını verecek hâle geldiler.
Biz de hadislerini okudukça, İslâm tarihini okudukça anlıyoruz. Resûlullah'a bağlanan insanların ne sebeple, ne duygularla bağlandığını seziyoruz. Biz de onun zamanında yaşasaydık biz de onu tercih ederdik. Ölsek, işkence görsek, müşrikler bizi götürseler, "Dön dininden, dönmezsen seni öldürürüz!" deseler -onlar dönmediler- herhalde biz de dönmezdik. Kesin bunlar.
Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Biz Kur'an'a tâbiyiz ve Resûlullah'ın sünnetine tâbiyiz.
Dedelerimiz bu işi ölçmüşler, biçmişler, yolu tutturmuşlar. Ben ecdâdımızı da çok seviyorum, çok dualar ediyorum. Esası çok kesin olarak ortaya koymuşlardır:
Kur'an bir şeyi söylüyorsa tutacağız, Resûlullah bir şeyi tavsiye etmişse tutacağız.
Çok güzel! Aferin, aşk olsun, maşallah!
Kur'an ne dediyse yapmışlar, Resûlullah Efendimiz ne dediyse yapmışlar, neyi "yapmayın" demişse yapmamışlar, bırakmışlar.
"Şu günah!"
"Peki, bıraktım."
"Şu haram!"
"Peki, yapmayacağım." demişler.
Elhamdülillah elimizde basılı, Allah'ın 600 küsur sayfa âyetlerini, emirlerini ihtivâ eden Kur'an, Kelâm-ı Kadîm, Allah'ın kelâmı var... Ne güzel! Kaybolmamış, bozulmamış. Peygamber Efendimiz'e iner inmez, taze taze etrafındaki vahiy kâtipleri tarafından anında hemen yazılmış.
Onun için biz Kur'an'ın ehliyiz. Allah'a inanmışız, Allah'ın kelâmı Kur'an'a bağlıyız. Resûlullah'a bağlanmışız, Resûlullah'ın sünnetine tâbiyiz, Resûlullah'ın sünnetine uyuyoruz.
Allah-u Teâla Hazretleri tevfikini cümlemize refik eylesin. Sevdiği, razı olduğu amelleri işlemeye muvaffak eylesin. Hulâsa-i meal, işin sonunda sevdiği kul olmayı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varmayı nasip eylesin. Cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin.
09.05.1997 -
Biz Kuran ve
08.12.2000 -
Cennete Götürecek Üç
