İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

11.02.1992 - Peygamberimizin Tüm İnsanlığa Gelişi, Müjdeleyici Olması

11.02.1992 - Peygamberimizin Tüm İnsanlığa Gelişi, Müjdeleyici Olması
Günün Sohbeti

11.02.1992 - Peygamberimizin Tüm İnsanlığa Gelişi, Müjdeleyici Olması

22.08.2026
14 dk 9 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Kemâ yenbağî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih. Vesselâtu vesselâmu alâ hayri halkıhî seyyidinâ ve senedinâ ve tâci ruûsinâ ve üsvetine'l-haseneti Muhammedini'l-Mustafâ. Emmâ ba'd:

Çok muhterem misafirlerimiz! Değerli kardeşlerim!

Allahu Teâlâ hazretlerinin selamı, ihsanı ve ikramı dünyada-âhirette üzerinize olsun.

O'nun seçkin kulu Muhammed-i Mustafâ'sı, Habîb-i edîbine sonsuz salât u selamlarımızı, tahiyyât ve ihtiramlarımızı arz ederim.

İlâhî kitap Kur'ân-ı Kerîm bütün semavî dinlerin hakikatlerini içinde toplamıştır. İnsanlığa lâzım olan bütün malzeme Kur'ân-ı Kerîm'dedir. İslâm'ın öğrettiği hususlar bozulmadan bize kadar gelmiştir. Bir bilim adamının olanca titizliğiyle Peygamber Efendimiz'in hayatının gecesi gündüzü, özel hayatı, ailevî, siyasî ve içtimaî hayatı, seferleri, sözleri konuşmaları tespit edilmiştir. Yine bir batılı alim, "Dünya üzerinde hiçbir insanın hayatı bu kadar detaylı tespit edilmiş değildir." diyor. Peygamber Efendimiz kadar, hayatının bütün ayrıntısı bu kadar detaylı tespit edilmiş bir kimse daha yoktur. O halde bir peygamber bütün haberleriyle karşımızda numune olarak duruyor.

Kur'ân-ı Kerîm'in bir harfi değişmemiştir. İndiği zamandan günümüze kadar hâlen elimizde. Müzelerde Kur'ân-ı Kerîm'in eski nüshaları vardır.

Topkapı Sarayı Müzesi'nde Hz. Ali Efendimizin imzasını taşıyan nüsha vardır.

Eski kitapların içinde bir takım pasajlar vardır. O pasajlarda, o cümlelerde Peygamber Efendimiz bildirilir. Kur'ân-ı Kerîm'de bu hususta Saff ve Fetih sûresinde ve daha başka sûrelerde bilgi var. Fakat Kur'ân-ı Kerîm'den ayrı Tevrat'ta ve İncil'de de bilgi var. Papazlar o kitapların o âyetlerini kendileri gösteriyorlar. Sonra Zeki Velidi Beyin bir makalesi vardır. Kumran denilen Lut gölü kenarında bir mağarada Hıristiyanlığa ve Yahudiliğe ait eski metinler bulundu. Çok eski kitaplar. Yakılmasın, Romalılar tahrip etmesin diye o mağaraya saklanmış. Bulunan bu metinlerin bir kısmını Amerika aldı. Bir kısmı Ürdün'de, bir kısmı Vatikan'da… Muhtelif yerlere alındı, incelendi. Buralarda Tevrat ve İncil'deki değişmeleri işaret eden, Kur'ân-ı Kerîm'in haklı olduğunu gösteren malzemeler var. Ve Kur'ân-ı Kerîm'in tasdikçisi durumunda bulunan vasikalar. Bazı büyük papazlar, hıristiyan ve yahudi alimleri kendi kitaplarındaki müjdelerden dolayı müslüman olmuşlardır. Peygamber Efendimiz gelmeden önce şu evsafta bir peygamber gelecek diye beklemişlerdir. Peygamber Efendimiz gelince ona tabi olmuşlardır.

Peygamber Efendimizin zamanından misal Selmân-ı Fârisî hazretleridir. Selmân-ı Fârisî hazretleri İranlı asil bir aileden dünyaya geldikten sonra papazların yanında, çeşitli illerde, ülkelerde gezdikten sonra, âhir zaman peygamberi Hicaz'da zuhur edecek diye, onun gelmesini yakalamak, ona tabi olmak, onu tanımak için Hicaz'a gelmiştir.

Yine Medîne-i münevvere'deki yahudi alimlerden Abdullah b. Selâm, Tevrat'taki bilgilerden dolayı Peygamber Efendimiz'in hak peygamber olduğunu anlayarak müslüman olmuştur. Bu misaller, eski kitaplarda Peygamber Efendimizle ilgili malzemenin olmasına en büyük delildir. Çünkü eski kitapları da biz uydurmuş olamazdık ya! Eski kitaplar muhtelif kültür sahalarında bizden önce mevcut. Hatta Pakistan'da Begum Ayşe Bavani Vakfı, İslâm-Our Choice diye bir kitap neşretmiş. Bazı Hint kaynaklarından, eski Hint dinlerinin sayfalarından fotoğraflar veriyor. Orada Peygamber Efendimiz'in geleceğine dair cümleler var. Eski Hint kitaplarında, eski İran dinî metinlerinde, Hz. Peygamber'in yaşadığı çağlardan önce yeryüzünde mevcut bulunan dinlerin kitaplarında, onunla ilgili metinler, fotokopileri ve tercümeleri var. Demek ki Tevrat'ta, İncil'de, eski İran ve Hint metinlerinde Peygamber Efendimiz'in geleceğine dair müjdeler var. Kur'ân-ı Kerîm'de bunlara işaret ediliyor. Mesela,

Ve iz kâle îsebnü Meryeme yâ benî isrâîle innî resûlullâhi ileyküm musaddikan limâ beyne yedeyye mine't-tevrâti ve mübeşşiran bi-resûlin ye'tî min ba'dismuhû ahmed. İleride Ahmed adında bir peygamber gelecek, şeklinde İncil'de bir âyetin olduğunu, Hz. İsa'nın böyle buyurduğunu Saff sûresi beyan ediyor. Hakikaten de İncil'de öyle bir âyet vardır. Hamidullah Bey bize İncil'den getirip göstermişti. Bu âyet sebebiyle nice papazlar, o şahıs Peygamber Efendimiz Faraklit diye tercümesini yapmışlar. İncil'in indiği asıl metin elimizde değil, tercümeleri elimizdedir. Tercümelerde o asıl kelimenin mukabili olan tercüme kelimeler var. Ama o kelimelerin de yine Peygamber Efendimiz'i gösterdiği papazlar tarafından ifade edilmiş ve onların müslüman olmasını sağlamıştır.

Meşhur bir misal, İspanya'nın Mayorka adasından yetişmiş Anselmo Turmedo isimli papazdır. Bu papaz İspanya'da, Fransa'da ve İtalya'da yüksek ihtisasını tamamladıktan sonra Fransa'da bir manastırda çok yüksek bir alimin hizmetinde çalışırken İncil'deki bu âyetin Peygamber Efendimiz'i anlatan âyet olduğunu öğreniyor, Tunus'a gelip müslüman oluyor. Abdullah et-Tercüman diye isim alıyor ve İncil'den İslâmiyet'i ve Peygamber Efendimiz'i müjdeleyen âyetleri konu edinen bir kitap yazıyor. Bu kitap Türkçe'ye tercüme edilmiştir.

Ben şu bizim meşhur matbaacı, Türkiye'ye matbaayı getiren İbrahim-i Müteferrika'nın Risâle-i İslâmiyye diye bir eseri olduğunu görmüştüm. Risâle-i İslâmiyye Müslümanlığı anlatan bir kitaptır, deniliyor, öyle geçiştiriliyordu. Ben de Dinî Edebiyat kürsüsü başkanı olduğum için, bakalım bu Risâle-i İslâmiyye nedir diye profesörlük çalışması olarak inceledim. Sonunda onu bir kitap halinde de neşrettim.

Bize matbaayı getiren şahıs olan İbrahim-i Müteferrika Romanya'nın Kolojvar şehrinde yaşamış bir papaz. Çok yüksek, güzel bir tahsil görmüş; Yunanca'yı Latince'yi öğrenmiş. Eski metinleri ve kilisenin kitaplığındaki kitapları incelemiş. "Üstâd-ı bîmürüvvetlerin okumasını yasak ettiği kitapları okudum." diyor. Yani üstad ama müslüman olmadığı, hakikati sakladığı için üstâd-ı bîmürüvvet diyor. "Mürüvvetsiz üstatlarımın, okumayım diye sakladıkları kitapları okudum." diyor. Oradan hıristiyan literatürünün Peygamber Efendimiz'i müjdeleyen malzemesine aşina olduğunu ve onun için müslüman olduğunu söylüyor. Risâle-i İslâmiyye İslâm'ı anlatan bir kitap değil. Saklanıyor bu mesele. Halk bilmesin diye bazı gerçekleri saklıyorlar araştırıcılar.

Kim yapmış bu şahsın üzerinde araştırmayı?

İbrahim-i Müteferrika üzerindeki en bilimsel araştırma katolik papaz falancanın yaptığı çalışmadır, deniliyor. Katolik papaz müslüman olan bir papazın Müslümanlığa yarayan malzemesini bize tanıtmak ister mi?! Tanıtmıyor. "İslâm'ı anlatan bir eser." Hayır, İslâm'ı anlatan bir eser değil. Bir papaz olan İbrahim-i Müteferrika'nın müslüman olmasına sebep olan İncil âyetlerini bahis konusu eden bir kitap. Papaz, o konuya kimse yanaşmasın, o konuyu bilmesin diye gerçeği saklıyor. İbrahim-i Müteferrika kendi hayatını, Latincesi'ni de veriyor. yani hangi âyetleri görüp de müslüman olduğunu anlatıyor. Tabii "müteferrika" sarayda teknik ve sanata dayalı yüksek bir hizmet demek. Müteferrika derecesine yükselmiş; ihtisas, sanat, bilgi ve görgü isteyen bir takım işlerin erbabına müteferrika derlerdi. İbrahim-i Müteferrika sarayda o hizmeti yapacak dereceye gelmiş bir saraylı eleman, memur demek oluyor. Sonra müteferrikalıktan da yüksek bir hizmete çıkmıştır. Ömrü boyunca da hakikaten çok faydalı, şayân-ı şükrân hizmetler yapmıştır. Nur içinde yatsın, mekânı cennet olsun. Ben incelemelerimden onun samimi müslüman olduğu ve hakikaten İslâm'a hizmet ettiği kanaatine vardım. Eseri, bir papazın İncil metinlerini okuyup da hangi âyetlerden dolayı müslüman olduğunu anlatan bir çalışmadır. Faydalı olur diye ben de onu neşrettim; başka papazlar da görsünler diye.

Abdülehad Davud isminde bir araştırıcı daha var. Bu araştırıcı önce hıristiyanmış ve ismi Abdülmesih'miş. Abdülmesih, Mesih İsa'nın kulu demek. Hz. İsa tanrıdır diye inanan insanların koyacağı bir isim. Müslüman olmuş Abdülehad adını almış. "Öyle şey yok, Allah bir tektir." diye Abdülehad. O ehad olan Allah'ın kulu mânasına. Bilal-i Habeşî'nin "Ahad, Ahad" dediği gibi. "Bir tektir O, şerîki nazîri yoktur." diye Abdülehad adını almış. İncil'i anlatan çok değerli araştırmaları var. İngiltere'ye gitmiş, Roma'ya gitmiş; doktora yapmış, bir doktora daha yapmış, İran'da profesörlük yapmış; Türkçe, Farsça, Arapça, İngilizce, İtalyanca, Yunanca, Süryanice… biliyor. Herşeyi çok güzel öğrenmiş bir insan. Onun için burada da ismini andım. Allah ona da rahmet eylesin, o Abdülehad'e de.

Şimdi asrımızın ilmine sahip kardeşlerimiz var. Bendeniz profesörüm, aramızda profesör dostlarımız kardeşlerimiz var. Seve seve müslümanız. İnanmış olarak, incelemiş olarak, çeşitli tenkitleri bilen, onlara zaman zaman cevap veren insanlar olarak, seve seve cân u gönülden müslümanız. Her tenkit bizi İslâm'a daha sıkı bağlıyor. İslâm böyle bir din.

Hatta Efendimiz sallallâhu aleyhi ve selem buyuruyor. ed-Dînü en-nasîhatü diyor. Bu da mânası iyi anlaşılmamış bir hadîs-i şerîftir. "Din nasihattir." diye tercüme ediliyor. Yanlış! ed-Dînü en-nasîhatü demek "Din samimiyettir." anlamındadır. Nasihat, samimiyet mânasına geliyor. Din öğüt demek değil, öğüt olmasa da din samimiyettir.

Zaten arkasından cümlenin gelişi meseleyi anlatıyor. Kâlû limen yâ resûlallah? "Kime karşı samimiyet yâ Resûlallah?" Lillâhi. "Allah'a karşı" samimiyet. Eğer öğüt mânasına olsaydı, Allah'a karşı öğüt söker mi? Kul Allah'a öğüt verebilir mi? Demek ki öğüt mânasına değil. Allah'a karşı samimiyet. Ve li-resûlihî "Resûlü'ne karşı" samimiyet. Ve li-kitâbihî "Kur'anı'na karşı" samimiyet. Kur'an'a karşı öğüt bahis konusu olamaz. Ve li-eimmeti'l-müslimîn "Müslümanların yöneticilerine karşı" samimiyet. Ve li-âmmetihim "Hepsine karşı" samimiyet. Ne kadar güzel! Din tamamen samimiyettir, diyor. Bizim bunu insanlığa böyle duyurmamız lâzım. Din kuru merasim değildir, dış şekil değildir, özdür, samimiyettir, tamamen samimiyettir. Allah'a karşı samimiyet, Resûlü'ne karşı samimiyet, Kur'an'a karşı samimiyet, yöneticilere karşı samimiyet, genel olarak müslümanların hepsine karşı samimiyet.

Sonra İslâm sadece bir kavme bir çağa mahsus değildir. Mesela Yahudilik bir kavme mahsustur. Bir kavmin dinidir. İslâm öyle değildir. Bütün insanlığa ve bütün çağlara hitap etmektedir. Peygamber Efendimiz, kâffeten li'nnâsi beşîran ve nezîrâ "bütün insanlığa hitaben müjdeleyici ve gerçekleri haber verici ihtar edici olarak" gönderilmiştir. Bütün insanlara ve hatta görünmeyen varlıklara, cinlere peygamberdir. "Cinler de gelip iman ettiler." diye Kur'ân-ı Kerîm'de bildiriliyor. Peygamber Efendimiz sadece Türkiye'nin peygamberi değil, İngiltere'nin de, Amerika'nın da, Japonya'nın da peygamberidir. Neden? Onlar da devr-i Muhammedî'de yaşıyorlar. İnanırlarsa Peygamber Efendimiz'e inanacak müslüman olacaklar; inanmazlarsa Peygamber Efendimiz'e inanmadıkları için kafir gidecekler. Hz. Musa'ya, Hz. İsa'ya inanmak yetmez. Çünkü devir değişmiştir, devir devr-i Muhammedî'dir. Hepsi onun ümmetidir. Ama onun peygamber olduğunu kabul edip de emirlerini tutanlar davetine icabet etmişlerdir. Ötekiler davetine muhatap insanlardır. Bilkuvve ümmetidir, bilfiil ümmeti değildir. İslâm, bütün insanlığadır.

Elhamdülillâh ki müslümanız. Allah bizi müslüman olarak, müslüman bir ülkede, müslüman anne babalardan, nimet içinde dünyaya getirmiş. Bu nimetin kadrini kıymetini bilmeyi nasip etsin.

Gelecek yüzyılların sağlam temelleri İslâm'ın prensipleridir. Ve bizim dünya üzerindeki insanlara verebileceğimiz çok kıymetli fikirler, tecrübeler, bilgiler duygular vardır. O da İslâm'dadır.

Allah bize mensubu olduğumuz dinin kadrini kıymetini bilmeyi, güzelliklerini görmeyi, tam müslüman olmayı nasip etsin. İnsanlığa müslümanca en güzel hizmeti yapmayı, en faydalı insanlar olmayı nasip etsin. Rabbimiz'in huzuruna vazifesini yapmış, sevdiği, taltif eylediği, cennetiyle cemaliyle müşerref eylediği bir kul olarak çıkmayı nasip eylesin.

Allah hepinizden razı olsun.

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâh.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA