11.10.1996 - Çocuğunuzu Erken Yaşta Evlendirin

11.10.1996 - Çocuğunuzu Erken Yaşta Evlendirin
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
Değerli kardeşlerim!
Allahu Teâlâ hazretleri cümlenizden razı olsun
Anne ve babalarla ve evlenme çağına gelmiş evlatlarla ilgili bir hadîs-i şerîf olacak.
Abdullah b. Abbas radıyallahu anhümâ'dan rivayet edilmiş.
Biliyorsunuz Hz. Abbas, Peygamber Efendimiz'in sevgili amcalarından birisiydi. Onun oğlu Abdullah da biraz genç ve delikanlı idi, Peygamber Efendimiz'le beraber hac yapmıştı. Bilgisi, görgüsü çoktu. Bir de şahane güzelliği vardı. Abdullah b. Abbas radıyallahu anh'ın bakıldığı zaman etkisi insanı altına alan çok alımlı, güzel bir çehresi vardı.
Peygamber Efendimiz'in dedelerine de çok benzermiş, hani bazen torunlar dedelerini andırırlar ya, çok benzeyen bir kimseymiş. Peygamber Efendimiz'den o rivayet ediyor.
Bakın bu annelerin babaların sorumluluğunu gösteren bir hadis, size okuyayım, nikâh yaşına gelmiş çocukları da ilgilendiriyor; çocuklar da dinlesinler..
Men belega veleduhu'n-nikâha ve indehû mâ yunkihuhü felem yunkihhu sümme ehdese hadesen fe'l-ismu aleyhi.
Kısa bir hadîs-i şerîf…
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:
"Kimin çocuğu nikâhlanacak, düğün yapacak, evlenecek yaşa ulaşırsa." Çocuk büyüdü, evlenecek yaşa geldi.
Ve indehu mâ yunkihuhü. "Babanın elinde de çocuğun düğününü yapacak, onu nikâhlayacak maddî imkân ve mal mülk var." Felem yunkihhu. "Ama tehir ediyor, evlendirmiyor, geciktiriyor." Sümme ahdese hadesen. Bu arada da çocuk delikanlı ya…
Deli ne demek?
Akılsız demek.
Delikanlı ne demek?
Kanı biraz böyle delişmen, kaynıyor.
Ahdese hadesen, "Bir suç işlerse çocuk, fena bir şey yaparsa. Evlendirilmeyen çocuk, delikanlılığının icabı olan fena bir şey yaparsa."
Ne kastediliyor, bu fena şey ne demek?
Flört demek, konuşma demek, belki daha kötüsü zina demek olabilir. Böyle bir kötü bir şey yaparsa;
El-ismu aleyhi.
Günah kimedir?
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, "Günah, onu evlendirmeyen babayadır." diyor.
Ve lâteziru vâziretün vizra uhra. İslâm hukukunda kâide-i umûmiyesi var.
"Kimse kimsenin suçunu yüklenmez. Herkes kendi işlediği suçun cezasını kendi çeker."
Bunu atasözü olarak dedelerimiz nasıl söylemiş?
"Her koyun kendi bacağından asılır." diye söylemiş. Evet, suçlu kendisi suçu işlediği zaman onun kendisinin bir cezası vardır; bu kesin…
Kötülük yapan bir delikanlı da, buluğ çağına gelmiş akil ve baliğ olmuş mu?
Evet, akil ve baliğ oldu. Namazı kılması gereken yaşa geldi; tamam, sorumluluk çalışmaya başladı. Bunun işlediği her şeyden ilk sorumluluk kendisinedir. O bir günah kazanmış olacak, defterine yazılacak ama bu çocuğun bu günahı işlemesinin sebebi onu evlendirmekle vazifeli olan ebeveyninin, anne babasının, onu evlendirmemiş olması olduğundan, İslâm'da bir işe sebep olanlar da cezalandırıldığından, anne baba da o günahı işlemiş gibi günaha giriyor.
Adam hacca gitmiş, hacı diye düşünelim. Adam, sakallı diye düşünelim, dindar takvâ ehli bir insan... Adam beş vakit namazını kılmış, adam iyi bir İslâmî hayat sürmüş. İyi ama çocuğunu evlendirmemiş, çocuğu anasına babasına layık olmayan kötü bir iş yapmış. O suçun cezası babaya da geliyor. Baba işlemediği halde, çocuğunu o suçu işleyecek duruma düşürdüğü için o cezayı almış oluyor.
Ben onun için İskenderpaşa'daki vaazlarımda da, Söğütlü Çeşme'deki vaazlarımda da söyledim, yazdım da;
"Bir çocuk yedi yaşına geldiği zaman namazı emredin, on yaşındayken kılmazsa inat ederse zorlayın, dövün." Peygamber Efendimiz; "O namaza alıştırın akil baliğ olduğu zaman artık sevabı günahı kendisine yazılmaya başlayacak. Ona alışkanlık olarak hazırlayın." diyordu.
Ben de demiştim ki;
Bakın demek ki çocuklarımıza akil baliğ olmadan önce, yedi yaşından on yaşına kadarki zaman içerisinde, ilkokul çağında; sevapları, günahları hepsini belletmeliyiz. "Şunlar, şunlar, şunlar sevap, vazife, farz; şunlar şunlar, şunlar günah bunları da yapmamak lazım." diye ondan sonra günaha girmesin diye çocuklara öğretmemiz lazım. Çocuk günaha girdi, evlenecek çağa geldi evlendirilmedi, bir günah işledi. O zaman sorumluluğu anne babaya geliyor.
Burada bazıları diyecek ki;
"Hocam çocuk akil ve baliğ ne zaman oluyor?"
Ortaokul çağında akil ve baliğ oluyor.
"Daha bunun lisesi var, üniversitesi var, askerliği var. Şimdi ben bunu evlendirsem ne olacak?"
Bu bizim toplumumuzun durumu; İslâm'ın emirleri böyle değil. İslâm'ın emirleri çağlar üstü, çağlar boyu, cihanşümul, bütün dünyaya yaygın olan şey.
Mesela ben şahsen kendi çocuğumu okul çağında iken evlendirmeyi kendisine teklif ettim, zorladım ama olmadı. O başka türlü istedi, evlenmesi birkaç yıl gecikti. Ama evladım dedim, ben seni evlendireyim sana da bakarım, eşine de bakarım. Senin evini de sağlarım, geçimini de sağlarım. Korkma evlen diye tavsiye etmiştim.
Nereden tavsiye etmiştim?
Bu hadîs-i şerîfi okuduğum için bana bir sorumluluk gelmesin diye tavsiye etmiştim.
Size de bu konuyu açıyorum. Çünkü sizin sevap kazanmanız benim için önemli. Ben size kılavuzluk eden bir insanım. Sizin bilmeniz gereken, sizin için tehlike olan şeyleri size önceden bildirmem gerekiyor. Bu benim vazifem. İşte bunu da size böylece bildirmiş oluyorum.
Demek ki çocuklarınızı mümkün olduğu kadar erken evlendireceksiniz.
Şimdi bu devirde nasıl oluyor?
Bu devirde bir insan liseyi, üniversiteyi bitiriyor, master, doktora yapıyor, Amerika'ya gidiyor, ihtisasını tamamlıyor geliyor, askerliğini tamamlıyor. Saçlarına kır düşüyor, yaşı kırk yaşına geliyor, ondan sonra evleniyor.
Olmaz! Çok gecikmiş oluyor.
Nasıl olacak?
Mümkün olduğu kadar erken evlenmiş olacak, ciddi bir yuva kurmuş olacak, ondan sonra öbür çalışmaları yapacak.
Benim bir tanıdığım kimse vardı. Üniversiteyi bitirdikten sonra evlendi ama sonra dedi ki;
"Ben bu evliliğin böyle olduğunu bilseydim lisedeyken evlenirdim. Çünkü çok rahat oldum ve çok rahat çalıştım." diye söyledi.
Bazıları "Bekârlık sultanlıktır." diyorlar; bazıları da diyorlar;
"Erken evlenmek olmaz, insanın en böyle verimli çağı boşa gitmiş olur." Avrupalılar böyle diyor. "En şairane çağları, işte bu bekâr geçirdiği çağlarmış…" diyorlar; "Evlenmesin, bekârlık sultanlık." diyorlar. Ama onlar Avrupalıların sözleri, Peygamber Efendimiz öyle söylemiyor.
Allah bu güzel günün hayrından, bereketinden, manevî mükâfatlarından cümlenizi istifade ettirsin. Cümlenizi rahmetine gark eylesin, rahmet deryasına daldırsın. Rahmet suyuyla yıkayıp pırıl pırıl nurlu müslümanlar eylesin. İki cihan saadetine mazhar eylesin. Sevdiklerinizle beraber cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin.
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
11.10.1996 -
Geceleri Abdestli Yatmanın
11.08.1989 -
Osmanlı
