İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

11.10.1996 - İftiradan Sakınmak, İyi Yayın Kuruluşlarını Desteklemek

11.10.1996 - İftiradan Sakınmak, İyi Yayın Kuruluşlarını Desteklemek
Günün Sohbeti

11.10.1996 - İftiradan Sakınmak, İyi Yayın Kuruluşlarını Desteklemek

16.11.2020
11 dk 29 sn

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.

Değerli kardeşlerim!

Allahu Teâlâ hazretleri cümlenizden razı olsun.

Hz. Ali Efendimiz radıyallahu anh ve kerremallahu vecheh'ten rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîfle başlamak istiyorum. Hz. Ali radıyallahu anh Efendimiz'den rivayet edilen hadislere daha başka bir önem veriyorum. Çünkü Hz. Ali Efendimiz'i seven bütün insanların onu candan dinleyeceğini biliyorum. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in bu hadîs-i şerîfi ahlâk ile ilgili bir konuyu anlatıyor. Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz:

Men behete mü'minen ev mü'mineten ev kâle fîhi mâ leyse fîhi ekâmehu'llahu azze ve celle yevme'l-kıyâmeti alâ tellin mi'n-nârin hattâ yahruce mimmâ kâle fihi.

Sadaka resûllullah, fîmâ kâl ev kemâ kâl.

Bu hadîs-i şerîf bühtan, "iftira etmek" ile ilgili bir hadîs-i şerîf.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Men behete mü'minen ev mü'mineten. "Bir mü'min erkeği veya bir mü'min hanımı iftira ile anan, ona iftira eden." onun hakkında ev kâle fîhi mâ leyse fîhi. "Onda olmayan bir kusur varmış gibi yalan yere, 'O şöyledir, böyledir…' diye konuşan bir kimse…"

Buna ne diyoruz?

"İftira atmak" diyoruz. Yalan yere birisini bir kötü vasıfla yâd etmek. "İftira etmek" bildiğiniz bir kelime. Behede fiili, "bühtan etmek" demek.

Allah bunu cezalandıracak, mü'min de olsa namazlı, niyazlı, imanlı bir mü'min de olsa ama öbür kardeşine; mü'min erkek veya mü'min hanım kardeşine iftira etti; Allah bunu cezalandıracak.

Buradaki kardeşten maksat da din kardeşidir. Bir müslüman erkeğe veya bir müslüman kadına iftira etti bir insan, bu ötekisine zarar veriyor.

Yazık!

Yapmaması lazım, ahlâka uygun değil, birisi onun aleyhinde konuşsa kendisi de hoşlanmaz. Bir ölçü de budur; insan kendisine yapılmasını hoş göreceği şeyleri başkalarına yapmalı, kendisine yapıldığı zaman hoşlanmayacağı şeyi de başkasına yapmamalıdır.

İnsan hiç kitap okumamış olsa, hiç ilmi olmasa bile ahlâkî prensip, ahlâkî esas olarak, kâide olarak bu yeter. "Bunu bana yapsalardı hoşlanmazdım, o halde ben de başkasına yapmayayım, o da hoşlanmaz herhalde." diye insanın bu kötü davranışı yapmaması gerekiyor.

Ama insanlar boş durmuyorlar, yalan yanlış [konuşuyorlar.] "Kuru iftira" diyoruz; iftiranın bilmiyorum sulusu nasıl olur, kurusu nasıl olur ama "kuru iftira" deniliyor. Asılsız, esassız uydurma laflar… Türk Ceza Kanunu'nda bir insanın bir suçu basınla işlediği zaman cezalar katlanır. Çünkü onu birçok insan dinliyor, okuyor; cezalar ağırdır.

İlahi kanunda da her halde bir insan hakkında söylenen bir kötülük sadece bir kişi tarafından duyulur da onun kafasını karıştırsa iftira edilen insanla olan güzel münasebetlerine tesir eder, onu bozmaya sebep olursa nihayet zavallı iftiraya uğrayan insan, bir insan kaybetmiş olur. Ama bu basın yoluyla, radyo yoluyla, televizyon yoluyla olursa; binlerce, milyonlarca insan böyle yalan yanlış şeylerden etkilenir de haksız olarak, yanlış olarak birilerine kötü gözle bakarsa, kötü sanırsa, kötü zan beslerse muhakkak ki o zaman suç kat kat daha büyüyordur.

Böyle bir insan ceza görecek, ettiğini bulacak, âhirette Allah bu suçundan dolayı cezalandıracak. "Ama bu başka zaman başka iyilikler yapmış, namaz kılan bir insanmış, hacca da gitmiş, babası da müftüymüş, dedesi de şeyhmiş…" diye bazen böyle söylüyorlar.

Birisiyle tanışıyorsunuz, adam hatalı bir yolda, kötü bir iş yapıyor; "Böyle yapma!" diyorsunuz, münakaşa ediyorsunuz. Sizi biraz çetin ceviz olarak görüyor;

"Bunu alt edemeyeceğim galiba…" [diyor], bu sefer geri adım atmaya başlıyor;

"Zaten benim ailem de iyi müslümandır; ben küçükken amme cüzünde okumuştum; benim dedem de hocaydı, benim akrabam da hacca gitmişti…"

İyi ama onların sevabı onlaradır. Sen onların yanında gitmemişsin, senin de iyi olman gerekiyor.

İşte böyle insanlar ceza görecek; mü'min de olsa ceza görecek. Kâfirse zaten ebedî ceza görecek. Mü'min olmayan insan zaten ebediyen cehennemde yanacak. Bunda şek, şüphe yok. Mü'min de iftira ederse o da cehenneme girecek.

Ne olacak?

Ekâmehu'llahu azze ve celle yevme'l-kıyâmeti alâ tellin mi'n-nâr. "Allah onu kıyamet gününde ateşten bir tepenin üstünde ikâmet ettirir." Ateşten, ateş yığını olan bir tepenin üzerinde bu iftiracı adam durdurulur.

Hattâ yahruce mimmâ kâle fihi. "O iftira ettiği adamın masum olduğunu itiraf edinceye kadar ve o iftira etmesinin cezasını çekinceye kadar, o ateşten tepenin üstünde cayır cayır azap görür, yanar." Allahu Teâlâ hazretleri böyle bildiriyor.

Bütün insanlar doğru, düzgün, dürüst, sağlam sözlü, kibar, zarif, ârif, kâmil insanlar olsa böyle olmayacak; ama olmuyor. Olmayınca hem âhirette cezası var hem de dünyada bunun bir cezası olması gerekiyor. İftira basın yoluyla işleniyor, televizyon yoluyla işleniyor.

Bunun cezasını kim verecek?

Eğer kanun vermezse, kanundan kaçma yollarını bulurlarsa veyahut birisi davacı olmadı diye arada kaynar giderse o zaman toplum bunun cezasını vermelidir.

Toplumun cezası nedir?

Toplum, "Sen yalancısın, iftiracısın…" der, bir daha o gazeteyi almaz. O radyoyu dinlemez. Bir daha o televizyon yayınına iltifat etmez.

Eğer toplum faziletleri, ahlâkları, güzel davranışları sever ve desteklerse o zaman faziletleri işleyen, güzel ahlâklı davranan, iyi işleri yapan insanlar çoğalır.

Kadir bilen insanların arasında kadri bilinen insanlar çoğalır. Kadir bilme duygusu çoğalır. Ama adam her türlü yalanı söylüyor, yalan olduğu belli, kanunen ceza yiyor. Sen yalan söylüyorsun diye kanun cezalandırıyor. Millet yine aynı gazeteyi almaya devam ediyor, aynı televizyon yayınını izlemeye devam ediyor. Bu topluma da bir sorumluluk yüklüyor.

Muhtemelen Allah diyecek ki;

"Niye o kötü insanı destekledin? Niye emr-i mâruf, nehy-i münker vazifeni yapmadın? Niye kötü olduğu halde ona iltifatını devam ettirdin? Niye iltifatını kesmedin, teveccühünü bırakmadın?" diye sanıyorum onlara da âhirette sorumluluk olur.

Onun için insan sevgisini bile kullanırken sorumluluğunu düşünmeli. Sevilmeyecek bir şeyi severse Allah'ın bunun hesabını soracağını bilmeli, kötülüğü destekliyorsa kötülüğü desteklemesinin de bir cezası olduğunu bilmeli. Bu ahlâki bir konudur.

Bu hadîs-i şerîften çıkacak ders nedir?

Katiyen kimsenin aleyhinde yalan ve iftira söylemememiz lazım. Çoluk çocuğumuzu iftira etmeyecek, yalan söylemeyecek, bühtan etmeyecek; birisinin ar, namus, izzet ve şerefiyle oynamayacak terbiyede yetiştirmemiz lazım.

Tamam, bunlar bizimle ilgili hususlar. Bir de böyle yapan insanlara emr-i mâruf, nehy-i münker vazifemiz var.

"Yapmayın, etmeyin, ayıptır, günahtır, bak sen bunu yalan söyledin…" dememiz lazım. Bunu da bazı insanlar anlar, bazı insanlar anlamaz.

Deniliyor ki;

"Tükürsen yağmur yağdı sanıyor, yâ Rabbi şükür" diyor.

Duygusuz, vurdumduymaz, yüzü kızarmaz insanlar var. Onlara da maddî bir ceza olmalı ki sonunda bu terbiyesizliğin bu toplumda çok büyük bir aksülamel ile karşılaştığı, çok nahoş karşılandığını anlayacak, yapmayacak. Toplumun terbiyesi budur.

İnsanın bir ana terbiyesi var, bir aile terbiyesi var; bir de toplumun terbiyesi var. Bizim toplumumuzda bazı şeyleri yapmak isteyen kimselere toplum müdahale ederler. Yapma böyle der, engeller; yapamaz, yapmakta cesaret bulamaz. Demek ki bir de böyle bir vazifemiz olduğunu, toplumsal vazifemiz olduğunu unutmamalıyız.

Hz. Ali Efendimiz radıyallahu anh'ten rivayet edilen bu hadîs-i şerîfi hatırımızda tutalım!

Bir de konuşurken, konuştuğumuz sözlerin kaynağını düşünelim; "Ben bu sözü söylüyorum, filanca hakkında böyle deniliyor ama bu doğru mu, yanlış mı?"

Doğruyu yanlıştan ayıracak da bir meziyetimizin de olması lazım. Peygamber Efendimiz mü'minlerde böyle bir meziyetin olduğunu beyan buyuruyor. Diyor ki:

"Mü'minin ferasetinden korkun, o gerçekleri çok güzel görür. Allah'ın nuruyla bakar, çünkü iyiyi, kötüyü anlar."

Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle bir emir var:

İn câeküm fâsikun bi-nebein fetebeyyenû.

"Fasıkın birisi, günahkârın birisi size bir haber getirirse tahkik edin."

Bakalım bu haber doğru mu, yanlış mı? Bir gazete bir haber yazıyor; doğru mu, yanlış mı?

Yalancıları tasfiye etmemiz lazım. Toplumun şamarını yesin, bir daha yapamasın.

Peki, yüz verirsek buna ne olur?

Bu kötü huy yayılır. Sonunda bu kötü huyun cezasını buna müsamaha edenler de çeker, onlara da bir gün cezası gelir. O bakımdan bu hadîs-i şerîfin mucibince amel olunmasını hassasiyetle rica ediyorum. Bu önemli bir şey.

Bütün kardeşlerim dikkat etsinler! Bir de dinleyen kardeşlerim, dinlemeyen kardeşlerime anlatsınlar, nakletsinler!

"Bak bu işin böyle cezası varmış, aman bir konuyu destekli, mesnetli, delilli, ispatlı olan bir şeyi konuşalım. Bilmediğimiz bir şeyi konuşmayalım."

Hatta bilmediği şeyi de müslümanın hüsn-i zan etmek vazifesi de var.

Hüsn-i zan ne demek?

İnşallah onun lehine düşünüp o güzeldir, o değildir diye iyiye yormak. Bu da müslümanın vazifesi… Ama çok kesin olarak kötülük ortaya çıkmışsa onu da söylemek lazım.

Allah bu güzel günün hayrından, bereketinden, manevî mükâfatlarından cümlenizi istifade ettirsin. Cümlenizi rahmetine gark eylesin, rahmet deryasına daldırsın. Rahmet suyuyla yıkayıp pırıl pırıl nurlu müslümanlar eylesin. İki cihan saadetine mazhar eylesin. Sevdiklerinizle beraber cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin.

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA