12.01.1991 - Namazda Örtü, Mescitte Ziynet, Hadislerin Önemi

12.01.1991 - Namazda Örtü, Mescitte Ziynet, Hadislerin Önemi
el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemîn. Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi’ahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-din.
Emmâ ba’d;
Fe kâlellahu Teâlâ:
يَابَنِي ءَادَمَ خُذُوا زِينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ
Yâ benî âdeme ḣużû zîneteküm ‘ınde külli mescidin. (A’râf Suresi 31. Ayet)
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ
Ve kâle ve śiyâbeke fe-tahhir. (Müddessir Suresi 4. Ayet
Bu et-Tâc isimli kitabın bir bölümünü açtık. Kitâbü-s salâh, namaz bölümünde, setr-ü avrah, yani insanın ayıp olan, örtünmesi gereken yerlerini namaza örtüp namaza öyle durması bölümü. Bu başlığın altında Allahu Teâlâ hazretlerinin Kur’ân-ı Kerîm’inden iki delil getiriyor.
Kâlellahu Teâlâ: Allahu Teâlâ hazretleri Kur’an-ı Kerîm’inde buyurdu ki;
Yâ benî âdeme!
Ey Âdemoğulları! Ey Hazreti Âdem’in zürriyeti olan insanlar!
Hużû zîneteküm. Ziynetlerinizi edininiz, alınız. ‘Inde külli mescid. Her mescidde ziynetlerinizi alınız.
Orda ziynetlerinizi alınız da maksat, Mâ yestüru avrateküm. Yani sizin örtünmeniz gereken yerlerinizi örten örtüler, sizin manevî ziynetinizdir. Müslüman olarak ziynetinizdir. Müslüman hayvânât gibi değildir ki, öyle o haliyle çıksın. Allahu Teâlâ hazretleri örtünmeyi Kur’an-ı Kerîm’inde emretmiştir. Örtünme Müslüman için bir ziynettir. Avretleriniz örtecek herhangi bir örtü ile örtün ki, isterseniz bu örtü eski olsun. İsterse sade olsun. İsterse süssüz olsun ama, yine örtünmek bir hayâ numunesi olarak bir ziynettir.
‘Inde külli mescidin. Yani her mescidde. Fi’s-salâh. Yani namaz kılınan bir mescitte, namaza duracağınız zaman örtünün. Ev fi’t-tavâf. Yahut mescid-i haram, mescidlerin en şereflisi olan Kâbe-i Müşerrefe’nin sinesinde bulunduğu, Mescid-i Haram’da tavaf için olsun, öbür mescidlerde namaz için olsun örtünüzü örtünün.
Ve hâzâ emrün fe-yusîbü en yestura’l-‘avrate. Enne setra’l-avreh şartun li’s-salâhi. Yani buradan anlaşılıyor ki, namaz için avret yerlerini örtmesi insanların mecburiyettir, şarttır. Avreti örtünmeden namazı olmaz insanın. Namazın dışındaki farzlarındandır.
Fe-seye’tî beyânü’l avrah li’z-zekeri ve’l-ünsâ ve mâ aleyhi’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem.
Ve kâle ve siyâbeke fe-tahhhir. Kur’ân-ı Kerîm’in diğer bir âyet-i kerîmesinde de;
Ve śiyâbeke (Müddessir/4. Ayet), elbiseni, fe-tahhir, temizle, temiz eyle yani namaz için elbisenin tahareti gerektiğini şey yapıyor.
Li-külli vahidin minküm sevbâni. Fe-sevbü’l-vâhid ellezî yesturu’l-‘avrah fe-yekfî bi-t’tifâk ve ma’lûmün enne’n-sevbeyni efdal izâ kadre aleyhimâ.
Yani iki örtüsü vardır bir müslümanın üzerini örteceği. Bir belden aşağısı, izâr diyoruz. Bir belden yukarısı, gamîs deniliyor. İki parça. Yani hiç dikişi olmasa bile iki parça örtüsü oldu mu bir üstünü örter. Bir altını peştamal gibi şey yapar, insan iki şeyini örter. Tabi ikisini birden örtse daha iyi olur. Temiz olarak bunları örtse daha iyi olur, amma bir tanesi de olsa erkek için kâfi gelir. Yani göbeğinden aşağısına, dizine kadar örtünmesi gereken mahallerini örttü mü kifayet eder. Yani üst tarafı olmasa, olmadığı zaman da namaz caiz olur. Yani mümkün.
İşte bu âyet-i kerîmelerin böyle belirtilmesinden sonra;
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَامَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ عَنِ الصَّلاَةِ فِي الثَّوْبِ الْوَاحِدِ فَقَالَ " أَوَكُلُّكُمْ يَجِدُ ثَوْبَيْنِ ". ثُمَّ سَأَلَ رَجُلٌ عُمَرَ فَقَالَ إِذَا وَسَّعَ اللَّهُ فَأَوْسِعُوا، جَمَعَ رَجُلٌ عَلَيْهِ ثِيَابَهُ، صَلَّى رَجُلٌ فِي إِزَارٍ وَرِدَاءٍ، فِي إِزَارٍ وَقَمِيصٍ، فِي إِزَارٍ وَقَبَاءٍ، فِي سَرَاوِيلَ وَرِدَاءٍ، فِي سَرَاوِيلَ وَقَمِيصٍ، فِي سَرَاوِيلَ وَقَبَاءٍ، فِي تُبَّانٍ وَقَبَاءٍ، فِي تُبَّانٍ وَقَمِيصٍ ـ قَالَ وَأَحْسِبُهُ قَالَ ـ فِي تُبَّانٍ وَرِدَاءٍ.
An ebû Hüreyrete radıyallahu anhu kâle:
Hz. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayeten o şöyle söylemiş;
Kâme râcülün ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme fe-se’elehû ani’s-salâti fi’s-sevbi’l- vâhid.
Bir kişi kalktı peygamber efendimize doğru sallallahu aleyhi ve selleme ve ona namaz da tek bir elbise ile namaz kılma konusunu sordu. Yani elbise deyince böyle dikişli elbise anlamayın. Tek bir örtünecek malzeme ile, sadece peştemal gibi göbeği ile şeyini örtse, yani böyle bir namaz nasıl olur diye sordu.
Fe-kâle: Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona buyurdu ki;
Eve külleküm yecidü sevbeyni.
Yani sizden her biriniz sanki iki tane elbise bulabiliyor mu? İki tane örtü bulabiliyor mu? İşte bulamıyor. O zaman birisi ile de olabilir. Yani haliniz böyle. Ama olsa, bulsa daha iyi olur.
Revaihu’l-hamseti ille’t-Tirmizî. Altı hadîs âliminden, Tirmizî hariç, sıhha-i sitte’den beşi bu hadîs-i şerifi rivayet eylemişler.
Sadece göbek ile diz altını örtmek kifayet eder diye, bu sözü bu sorunun karşılığında bu cevabı peygamber efendimizin bir delil olarak zikredilmiş oluyor.
Ve zâde’l-Buhârî. Bu beş hadîs âlimi rivayet etmiş ama, Buhârî’nin ilavesi var. Şöyle ilave ediyor.
Sümme se’ele racülün umera fe-kâle: Sonra bir adam Hz. Ömer’e sordu.Radıyallahu anh.
İzâ vesse’allahu fe-evsi’û ceme’a raculün aleyhi siyâbehû. Sallâ raculün fî izârin ve ridâin, fi izârin ve gamîsin, fî izârin ve kabâin, fî serâvîle ve ridâin fi serâvîle ve gamîsın, fî serâvîle ve kabâin, fî tübbânin ve gabâin, fi tübbânin ve gamîsin, kâle ve ahsibühû kâle fî tübbânin ve ridâin.
Buhârî ilave olarak adamın Hz. Ömer’e de sorduğunu ve Hz. Ömer’in şöyle cevap verdiğini, o soru üzerine.
İza vahseallahu ve evsehu. Allah size bir serbestlik vermişse, siz de o serbestliği daraltmayın.Yani işte avretinizi örtün, namaz kılın demiş mi?
Tamam. Fazla sorarak, detayını öğrenerek, yeni hükümleri getirterek kendinizin kolunu, elini ayağını daha bağlamayın. Sordukça, iş beyan edildikçe o şarta da riayet etmeniz gerekir. Bir daha sorarsanız o şarta da riayet etmek gerekir. İş daralır.
Bu şeye benziyor. Bakara sûresine ismini veren Benî İsrâil’in kıssası;
اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُكُمْ اَنْ تَذْبَحُوا بَقَرَةً [1]
İnna’llâhe ye’müruküm en-tezbehû bakaraten. Allah size bir sığır kesmenizi emrettiği zaman gitseler bir sığır bulsalardı kesselerdi emir yerine gelmiş olacaktı. Çünkü bir sığır kesin, dedi. Ama onlar ya biz bu işi pek anlayamadık. Ne cins bir sığır olacak, rengi ne olacak, çeşidi ne olacak, vesaire dedikçe son soruda bir kayıt bir vasıf geldi ki öyle bir tarif çıktı ki ortaya, sonunda çok zor yaptılar.
فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُوا يَفْعَلُونَ [2]
Fe-zebehûhâ ve mâ kâdû yef’alûn. O kurbanı sağlamakta, satın almakta ve kurban etmekte çok zorlandılar, daha zor yaptılar.
Demek ki Allah genişlik vermişse onu böyle soru sorarak bir tane kâfî gelmedi illâ bir şey için cevap çıkarsa, hayır kâfi gelmedi derse bu sefer daralacak iş, sıkışıklık olacak. Böyle yapmayın, diye Hz. Ömer’in tavsiyesinin bu tarz da olduğunu anlatıyor. Yani çeşitli şekillerde üstüne gömlek giymiş, altına şalvar giymiş, üstüne örtü, altına örtü, şu kıyafeti giymiş bu kıyafeti giymiş yani bunların hepsi olabilir gibi bir ifadeyle şey yapmış? Anlatmış ?.
Ve anhu ani’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem.
Birinci hadîs-i şerîf -Allahu âlem- Ebû Hüreyre radiyallahu anhın bu hadis-i şerifiydi. Beş hadis aliminin kitabında var Tirmizî hariç.
İkinci hadîs-i şerîf yine Ebû Hüreyre radyallahu anh’ten|
لَا يُصَلِّي أَحَدكُمْ فِي الثَّوْبِ الْوَاحِدِ لَيْسَ عَلَى عَاتِقيهِ مِنْهُ شَيْءٌ
Lâ yüsalli ehadiküm fi’s-sevbi’l-vâhidi leyse alâ âtıkayhi minhü şey’ün.
Buyurdu ki, bir tek parça kumaşla, omzunda bir şey olmadan çıkılmasın. İki işi birden görecek tarzda ayarlasın. Yani altını da üstünü de kapatacak, setr meselesini çözümleyecek tarzda öyle kılsın diye tavsiye etmiş.
Revaihu’l-hamseti ille’t-Tirmizî. Yine bunu Tirmizî hâriç beş hadîs alimi rivayet etmişler.
Üçüncü hadîs-i şerîf. Rasûlulah sallallahu aleyhi ve sellem;
عَنْ جَابِرٍ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ مُتَوَشِّحًا بِهِ .
An câbirin kâle raeytün’n-nebiyye sallallahu aleyhi ve sellem yüsallî fî sevbin vâhidin müteveşşihan bihî.
Peygamber Efendimiz'in bir tek elbiseyle namaz kıldığını gördüm. Bu üçüncü hadis-i şerif Cabir radiyallahu anh’ten, Câbir ibni Abdullah el-Ensârî olsa gerek, meşhuru odur. Yani iki ucunu omuzlarına atarak, tek bir parça kumaştan aşağısını da örtecek bir tarzda, tek bir şeyle namaz kıldığını ben gördüm. Demek ki tek bir parça kumaşla olur. İllâ altı ayrı olacak, üstü ayrı olacak, iki parça olacak diye bir kâide olmadığının Peygamber Efendimiz'in uygulamasından da bir misâli olmuş oluyor.
Revâhuşşeyhân yani bu hadîs-i şerîfi Buhârî ve Müslim rivayet etmiş. Onlara şeyhân deniliyor yani hadîsi iki şeyh rivayet etmiş, diye rivayet ediliyor. Üç tane hadîs-i şerîf bunlar oldu. Allah ilminizi çok etsin, feyzinizi çok etsin.
Ben bir hatıramı anlatayım. Allah rahmet eylesin bu Harem-i Şerîf’te, bu seneki izdihamda, tünelde vefat etmiş bir hoca kardeşimiz vardı. Onun câmisine gittim. Cami iki kat yukarıya çıkılan işyerinde bir hanın üst katında, küçük bir cami. Dış tarafı var, balkon kısmı filan yapmışlar. Daha önce ben oraya gittiğim zaman cemaat görmüyordum. Tek tük bir iki kişiyle kılınıyordu. Bir gittim, bizim ihvandan bir hoca efendi oranın imamı. Cami tıklım tıklım dolmuş, böyle kalabalık ve şendi.
“Mâşaallah çok cemaat var! Halbuki işyerinde herkesin iş alakaları sıkışıktır, senedi vardır, borcu vardır, işi vardır, gücü vardır. Yani namazı şurada tezgahın yanında kılıvereyim, der camiye cemaate pek gelmez tüccar kısmı. Ama çok kalabalık gördüm.”, dedim.
“Ben dedi bunlara her namazda bir hadis okuyorum, iki tane değil.” dedi. Bıktırmayacak kadar. Yani kaçırtmayacak kadar çünkü uzatsan adam dükkanda patron bekliyor diyecek, bir şeyler diyecek. Doğrusu zorlanacak. “Bir tek hadîs-i şerîf okuyorum. O bir hadîs-i şerîfin bereketine bu cemaat böyle toplandı.” dedi. Cami doluyor, üst kat doluyor, dış taraf doluyor tıklım tıklım.
Yani bu hadîs-i şerîflerin çok hayırları, çok bereketi, çok sevabı, çok fazileti, çok kıymeti var. Allah feyizlerimizi çok etsin, hayırlarımızı ziyadeleştirsin, sevdiği kul eylesin, huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varmamızı nasip eylesin. Cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin.
El-Fâtiha.
12.01.1996 -
Çocuklarımızı Güzel Yetiştirmek,
11.12.1998 -
Kula Sorulacak Dört
