12.06.1998 - Müslüman Kardeşini Gıybetten Korumak

12.06.1998 - Müslüman Kardeşini Gıybetten Korumak
Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatütü
Aziz ve sevgili dinleyiciler;
Râvileri çok, Ahmed b. Hanbel, Ebu Dâvud, Taberânî, İbnü'l-Mübârek, İbn Ebi'd-Dünya Sehl b. Muâz b. Enes'ten, o da babasından rivayet etmiş. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
Men hamâ mü'minen min münâfikın yağtâ bihî baasallâhu meleken yahmî lahmehû yevme'l-kıyâmeti min nâri cehenneme ve men ramâ müslimen bi-şey'in yurîdu şeynehû bihî habesehullâhu alâ cisri cehenneme hattâ yahruce mimmâ kâle.
Sadaka Resûlullâh fi mâ kâl ev kemâ kâl.
Bu hadîs-i şerîfte müslümanların içtimaî ahlâklarının, yardımlaşmalarının bir başka çeşidini işaret buyruluyor.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; "Kim bir mü'mini onun gıybetini eden, onu çekiştiren, kötüleyen bir münafığın karşısında durup -o mü'mini- himaye ederse, korursa; Allah da kardeşini gıyabında, aleyhinde konuşan kimseye karşı savunan, koruyan kimseye mükâfat olarak bir melek ba's eder, tayin eder, halk eder, gönderir."
Cehennemin ateşinden o melek, o kişiyi; onun etini, vücudunu, cehennem ateşi yakmasın diye korur.
Neden?
Bu, dünyadayken bir kardeşini onun olmadığı bir yerde savunmuştu. Karşısındaki münafık onun gıybetini yaparken, kötülerken savundu diye Allah da onu kıyamette, kıyamet gününde cehennem ateşinden korur.
"Kim bir müslümana onu lekelemek, kötülemek, batırmak için bir iftira atarsa…" Şu şöyledir, bu böyledir, suçludur vs. ama öyle bir şey yok, onu batırmak, karalamak için böyle yalan söylüyor. O zaman Allahu Teâlâ hazretleri onu nasıl cezalandırır?
"Allah onu cehennemin köprüsü üzerinde hapseder. Söylediğinin yalan olduğunu söyleyip itiraf edinceye, ‘Hayır, öyle değil.' deyinceye kadar, söylediğinden dönünceye, söylediğinin cezasını çekinceye kadar cehennemin köprüsü üzerinde hapseder. Altı cehennem, alevler ateşler fokur fokur kaynıyor… Aşağı düşecek diye Allah onu korkutur."
Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Onun için toplum görevlerimizden birisi kardeşlerimizi her yönden korumaktır. Fakirlikten, yoksulluktan koruyacağız, sıkıntıdan, hastalıktan koruyacağız, üzüntüden, iftiradan koruyacağız.
Daha başka?
Gıybetten koruyacağız. Mü'min mü'mini yalandan dolandan koruyacak, kollayacak. O yokken, onun olmadığı yerde onun fahrî müdafii olacak, fahriyen, Allah rızası için onu savunacak.
Çünkü bazen, bazı kötü yetişmiş insanlar haksız sözler söylüyorlar, yalan söylüyorlar. İşleri yalan, meslekleri yalan! Birisinin gıybetini ediyor, birisini batırıyor, birisini lekeliyor, birisini üzüyor… Allah'tan korkmuyor, onun aleyhinde çalışma yapabiliyor. Böyle insanlar oluyor. Eskiden toplum bunları, yalancıları tespit ederdi ve onların mahkemelerde şehadetlerini, şâhitliklerini bile kabul etmezdi.
Yalancılık çok kötüydü, herkes dürüsttü. İslâm'da dürüstlük çok önemliydi, doğru söz söylemek çok önemliydi. Çocukları da bu konuda çok iyi terbiye ederlerdi.
Bir de toplumda herkes eşit terbiyeyi görmeyebilir; annesi yok, babası yok veyahut kötü bir aileden yetişmiş, kötü bir toplumdan gelmiş, gıybete alışmış... Toplum onu hemen terbiye eder. "Gıybet etme, aleyhinde konuşma, burada olmayanın aleyhinde konuşmak doğru değil." filan diye onun o münafığın, o yalancının söylediğinin karşısında durmak lazım.
Birisinin aleyhinde ötekini konuşturmamak lazım! Haklı bile olsa! Haklı olan şeyi bile konuşmak doğru değil.
"Gördüysen git, ilk önce ona söyle, hatta hiç kimseye söylemeden git, onun o kusurunu düzeltmeye çalış, düzeltmeye çalışmıyorsun, arkasından konuşuyorsun… İslâm'da böyle şey yok!.." diye, gıybeti, iftirayı önlemeye çalışması lazım. Müslümanın toplumsal kardeşlik vazifelerinden, İslâmî hizmetlerden birisi, bu.
Kardeşimizi nasıl koruyacağız?
Başkası onun aleyhinde konuştuğu zaman dahi koruyacağız. Gıyabında, yokken bile koruyacağız. Varken de koruyacağız, varken daha çok koruyacağız; olmadığı zaman da koruyacağız.
"Ziyanı yok, kendisi burada yok. Söylesin, ne olacak?"
İt ürür, kervan yürür! Olmaz! Olmadığı halde onu savunmak lazım, bunun sevabı var. Allah rızası için onun savunmasını yapmak gerekiyor.
Allahu Teâlâ hazretleri evlatlarımızı mü'min-i kâmil, âlim-i fâzıl yetiştirmeyi hepimize nasip eylesin. Hepimizi ilmiyle âmil olan, ihlâslı müslümanlar eylesin. Allah, dîn-i mübîn-i İslâm'a canımız gibi severek, sımsıkı sarılarak, var gücümüzle yardım ederek Allah'ın rızasını kazanmayı cümlemize nasip eylesin. İki cihanda sevdiği kullarıyla beraber eylesin, onlarla haşreylesin, cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin
Ben kardeşinizi de duadan unutmamanızı tekrar hatırlatırım. Allah her şeyi gönlünüzce, muradlarınız üzere versin, dileklerinizi ihsan eylesin. İki cihanda aziz olun.
es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
12.07.1996 -
Güzel Ahlak, İbadetleri
12.06.1998 -
Mümini Himaye Etmek,
