İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

12.07.1996 - Güzel Ahlak, İbadetleri Bilinçli Yapmak, Akıllı İnsan

12.07.1996 - Güzel Ahlak, İbadetleri Bilinçli Yapmak, Akıllı İnsan
Günün Sohbeti

12.07.1996 - Güzel Ahlak, İbadetleri Bilinçli Yapmak, Akıllı İnsan

05.05.2024
16 dk 41 sn

Esselamu Aleyküm verahmetullahi ve berekatühü. Allah gününüzü hayreylesin

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hz. Âişe-i Sıddıka validemiz, annemiz; mü'minlerin annesi. O da çok doğru sözlü, doğru özlü, yüksek makamlı, âlime, fazıla, kâmile bir hanım idi. Hanımların numûne-i imtisâli idi. Bilgin idi, bilginliğin ötesinde bir durumu vardı. Birçok kimse kendisine gelirdi; hem fıkıhtan, hem ferâizden, hem hadisten, hem tefsirden mesele sorarlardı; ayrıca kendisinin şimdi "hobi" dediğimiz özel merakları vardı.

Mesela tıbbı çok iyi bilirdi. Ben onun için genç kızlara, hanımlara tavsiye ediyorum; " Hz. Âişe validemiz gibi olmaya çalışın." diyorum.

Hz. Âişe-i Sıddıka validemiz Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'den ne nakletmiş, hangi hadisi nakletmiş; onu okuyalım:

İnne'r-racüle le-yudrikü bi-husni hulukıhî derecâti kâimi'l-leyli ve sâimi'n-nehâr.

Atasözü gibi, kısa ve özlü olduğu için duvara yazılacak, çok mühim bir kâide; hiç unutmayacağımız esaslı bir bilgi.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

İnne'r-racüle "Hiç şüphe yok ki bir adam" le-yudrikü "mutlaka erişir" bi-husni hulukıhî "huylarının güzelliği ile" derecâti kâimi'l-leyl "geceleyin kalkıp kâim olanların" ve sâimi'n-nehâr "ve gündüzleri oruç tutan insanların derecelerine erişir."

İyi bir Müslümanlığı anlatmak için ne deriz?

"Gündüz sâim, gece kâim" deriz.

Sâim, siyam; "oruç tutan" demek. Gündüz sâim; gündüzleri oruç tutuyor

İnsanlar Ramazan'da niçin oruç tutar?

Farz olduğu için tutar.

İnsan Ramazan'ın dışında niçin oruç tutar?

"Nafile oruç" diyoruz, "tatavvû oruç" diyoruz, "fazilet oruçları" diyoruz.

Bu oruçları tuttuğu zaman "Sevap kazanacağım." diye tutar.

Faydası ne?

Orucun umumi faydası, insanın nefsine hâkim olabilme kaabiliyetini takviye etmesidir; nefsini yenecek, kendisine hâkim olacak, kendisini kontrol edebilecek iradesi kuvvetli bir insan hâline gelebilmesini sağlamasıdır.

Biliyorsunuz bazen "Çocukların, gençlerin de gözlerinin önünde manzaralar meydana gelsin." diye anlatıyorum.

Hani masallarda padişahın küçük oğlu, yedi başlı bir ejderha ile karşılaşır. Kılıcını çeker, bu yedi başlı ejderhanın başlarını birer ikişer vurur, keser; ondan sonra milleti kurtarır, ejderhanın esir almış olduğu insanları o ejderhadan kurtarır. Bizim de içimizde bir ejderha var.

Polis kardeşlerimiz tebessümle dinlesinler; hani "İnsanın içinde trafik canavarı var." diyorlar.

Levhalarda fırlamış dişleri ile korkunç bir canavar görünüyor; onun gibi insanın içinde trafik canavarı değil, her şeyin canavarı olan, trafik canavarlığını da meydana koyan nefsi var, nefs-i emmâresi var.

Nefsi emmâre bir canavar gibi haksız şekilde araba sürdürtür, kâideleri çiğnettirir, geçilmeyecek yerde geçirttirir, sürat yapılmayacak yerde sürat yaptırır, yarış yaptırır, çeşitli işler yaptırır, kazalara sebep olur.

Trafik canavarının da kökünde yine nefis var. Öteki canavarlıklar, haksızlıklar, hırsızlıklar, arsızlıklar, yüzsüzlüklerin de kökeni araştırılırsa işin içinden insanın nefsi çıkıyor. İnsanın nefsi; "insanın kendisi, egosu, kendi benliğidir."

İnsan iyi terbiye edilmediği zaman, arzularının peşinde koştuğu zaman kötü şeyler yapması doğal. Çünkü insanın nefsi yemek ister, içmek ister, keyif ister, safa ister; başkalarının aleyhine de olsa bu işleri yapmak ve götürmek diler.

Onun için bunun ıslah edilmesi lazım, işte oruç ona yarıyor.

Evet, iyi bir insanı anlatırken; "gündüz sâim" diyoruz. Bu, hadislerde de böyle geçer.

Gece kâim; kâim de "ayakta duran" demek. Burada ayakta durmaktan maksat, kalkıp da namaz kılmak. Biliyorsunuz geceleyin herkes uyuduğu zaman insan kalkıp abdest alırsa, teheccüd namazı kılarsa, gece namazı kılarsa çok sevaplıdır.

Çünkü gece namazının tesiri çok yüksektir. Çünkü insanın gönlünü, ruhunu dinlendirir, kalbini yıkar, nurlandırır, tertemiz yapar. "Yıkar." sözü Türkçe'de hem yıkmaktan, hem yıkamaktan "yıkar" diye geliyor.

Bu fiil yıkamaktan. Kalbini yıkayıp tertemiz, pırıl pırıl yapar.

Onun için gece ibadeti çok önemli oluyor.

Gündüz sâim, gündüz oruçlu; gece kâim, kalkmış, uyumamış, namaz kılıyor.

İşte böyle bir insan ne kadar sevap alacak?

Gündüz oruç tuttuğu için sevap alacak, nefsini ıslah ettiği için sevap alacak; geceleyin uykudan fedakârlık edip Mevlâsının dergâhına yönelip gözyaşlarıyla tatlı tatlı ibadet ettiği için sevap kazanacak.

Ama bakın Peygamber Efendimiz ne buyuruyor?

Adam güzel huyu ile muhakkak ve muhakkak ki gündüzleri oruç tutup geçiren, geceleri kalkıp bütün gece namaz kılıp geçiren insanların derecelerine ulaşır. Güzel huy sahipleri... Bunları çok yapmadığı halde ulaşır. Belki arada yapıyordur, ama yapmamış bile olsa yapmış gibi sevap kazanır; güzel huylu, merhametli, tatlı dilli, geçimli, sabırlı, sebatlı, vefalı kimse…

İşte böyle güzel duygular, güzel huylar olması lazım.

Güzel duygular ve huylar insanı ne yapar?

Sevaplara gark eder, Allah'ın sevdiği kul eder. Böyle güzel huylu insan, huyları güzel oldu mu veyahut huyları güzel değilse güzelleştirdi mi ne olur?

Gündüzleri oruçlu, geceleri namazlı geçiren insanın derecesine ulaşır. O kadar sevaplar alır.

Demek ki güzel huylu olmaya gayret edeceğiz. Kötü huylarımız varsa onları atmaya çalışacağız, iyi huyları almaya çalışacağız.

Biliyorsunuz bizim Anadolu halkımız, müslüman halkımız, Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya kısacası müslüman ahâli tasavvufu sever.

Niçin sever?

Çünkü tasavvufun en önemli faaliyeti, yaptığı işlerin başında gelen birinci kalem; insanı, kâmil bir insan yapmanın yollarını öğretmesidir. Kötü huyları atacak, iyi huyları alacak; olgun, kâmil güzel huylu bir insan olacak. Tasavvuf bunu sağlıyor; sonunda da güzel huylu bir insan meydana geliyor.

Tasavvuf eğitimi geçirmiş bir insan karşımızda melek gibi nur yüzlü, tatlı dilli, hayırsever bir insan oluyor.

Tasavvufu herkes seviyor; ondan seviyor. Tasavvufu güzel ahlaklı mutasavvıflardan dolayı seviyor; Yunus Emreler'den, Mevlânâlar'dan seviyor.

İşte bu nefis terbiyesi onu sağlıyor; bu güzel halleri sağlıyor; güzel ahlâk böyle bir eğitimden sonra ele geçiyor, tasavvufî bir eğitimden sonra ele geçiyor.

Her şeyin öğretilmesi lazım. Merhameti öğretmek lazım, cömertliği öğretmek lazım. Çocuklarımıza; "Acaba tarih öğrendin mi, coğrafya öğrendin mi, matematik öğrendin mi?" diye soruyoruz ve öğretmek için de bazen kurslara gönderiyoruz. "Üniversite hazırlık kursları" diyoruz, "yaz kursu" diyoruz.

Bir takım dersleri öğretmek için çocukları gönderiyoruz da, acaba bazı huyları, güzel huyları ahlâk-ı hamîde'yi şöyle duvara yazıp da; "Çocuğuma şunu öğrettim de şu kaldı, şunu öğrettim şu kaldı." diye yanına çarpı işareti, tamam işareti koyduğumuz, bir sıralama yaptığımız ve öğretmeyi arzu edip arzuladığımız bir huylar listesi var mı?

Güzel huylar listesi var mı?

Benim çocuk sınıfını geçti, tamam o dersleri öğrenmiş, imtihanları vermiş sınıfını geçmiş ama şu huyları öğrenip de mânevî sınıfını da geçti mi?

Anne babasına saygılı, sevgili, itaatli mi?

Bunlar da birazcık tasavvufun kıyıdan köşeden öğretilmesi demek.

Demek ki ilkokul iyi geçinme gibi şeyleri çocuklara öğretmek amacında, güzel! İyi bir şey bu, gelişme.

Eskiden olmayan yeni ilaveler bunlar. Çocuğun hem maddî bakımdan bilgi sahibi olması lazım, hem de mânevî bir takım güzel huyları, alışkanlıkları kazanması lazım.

Bizim Milli Eğitimimiz'de "güzel huy" dediğimiz zaman ne anlıyoruz?

Bunlar İslâm'ın, "güzel huy" dediğimiz zaman sunduğu, söylediği şeyler mi?

Onu eğitimin sonucuna bakarak kararlaştırabiliriz. Lise mezunu bir çocuk nasıl bir duruma geliyor? Annesine babasına karşı nasıl, çevresine karşı nasıl, derslerine karşı nasıl, iş yapma kabiliyeti nasıl, eğlencesi nasıl?

Allah korusun, Allah etmesin, afyona, uyuşturucuya alışmış mı, havâî mi vesaire? Eğitimimizin bunları sağlayacak hâle getirilmesi lazım. Ahlâkı öğretecek bir noktaya getirilmesi gerekiyor.

Bir hadîs-i şerîf daha okuyarak sohbetimi bu üçüncü hadîs-i şerîfle bitirmek istiyorum, Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;

İnne'r-racüle yesûmu ve yusallî ve yehuccü ve ya'temiru fe izâ kâne yevmü'l-kıyâmeti u'tıye bi-kadri aklihî.

Halkımız arasında akla, felsefeye düşünmeye önem vermek başta gelir; düşünce, tefekkür, felsefe takdir edilir. "Felsefe" Arapça'sı, "düşünmek" Türkçe'si; bunları severiz.

İbn Ömer radıyallahu anhümâ'dan, Hz. Ömer'in oğlu Hz. Abdullah'tan rivayet edilmiş:

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; Bir adam oruç tutar, namaz kılar, hac eder, umre yapar bir sevap alır.

Fe izâ kâne yevmü'l-kıyâmeti "Kıyamet olduğu zaman" diyor Peygamber Efendimiz bu hadisi şerifin metnine göre u'tıye bi-kadri aklihî. "aklının derecesine göre bunların sevabı kendisine verilir."

Eşit değil; hac yaptın al şu kadar, umre yaptın al bu kadar, namaz kıldın al şu kadar; maktu' diyoruz ya hani, fix diyorlar. Maktu' "bir miktar, şu kadar" diye değil. Kişinin aklına göre mükâfâtı değişik olarak veriliyor. Az akıllıya az sevap veriliyor, akılsıza hiç verilmiyor, çok akıllıya çok sevap veriliyor.

Buradaki "akıl" sözünün ne olduğunu da hatırlatalım; "yaptığı ibadeti akletmesi, aklını, duygularını işin içine iyice, samimiyetle sokarak, derinden derine hissede hissede, şuurlu şuurlu yapması" demek.

Öyle olduğu zaman mükâfâtı çok oluyor. O olmadığı zaman olmuyor.

Acaba akılsız, şuursuz, hissiz, duygusuz ibadet yapılır mı?

Maalesef yapılır; ibadetler alışkanlık hâline gelirse basmakalıp şekiller halinde, formalite halinde, şekilcilik hâline dönüşür. Hele bir de insan Arapça bilmezse, söylediği sözlerin ne anlama geldiğini, yaptığı hareketlerin ne anlama geldiğini düşünmezse o zaman yaptığı ibadetlerden hiç zevk alamaz.

Bunların hepsinin üzerinde derin derin düşünmesi lazım, anlamını kavraması lazım. Elini kaldırdığı zaman; elini ön tarafa bağladığı zaman, el pençe divan duruyor; Allah'ın huzurunda olduğunu hissetmesi lazım. Secde yaptığı zaman, rükû yaptığı zaman her ibadetin anlamını derin derin düşünmesi lazım. Maalesef bunlar düşünmeden yapılabiliyor, alışkanlık hâline getirilebiliyor.

İbadetlerin, iyi şeylerin insanda itiyat hâline gelmesi iyidir ama basmakalıp olarak yapılması kötüdür. İtiyat hâline gelmiş de olsa her ibadeti şuurla, gözyaşları içinde, duya duya yapması lazım. Onu yapmadığı zaman eksik kalır.

Bunu takviye eden bir hadîs-i şerîfi daha, bunun parçası olarak okuyayım ve anlatayım:

İnne'r-recule le yentaliku ile'l-mescid . "Adam mescide gider." Fe yusallî. "Orada namaz da kılar." Ve salâtühû lâ ta'dilü indallâhi cenâha baûdah. "Ama kıldığı namaz Allah'ın katında, Allah'ın indinde bir sivrisinek ağırlığı kadar ağırlık taşımaz."

Sevabı yok, teraziye konulsa hiçbir ağırlığı yok; sevap verilmeyecek.

Ve inne'r-racule le ye'tî'l-mescide fe-yusallî. "Başka bir adam da yine aynı mescide gider, namaz kılar." Ve salâtühû ta'dilu cebele uhud. "Onun namazı ise Uhud dağı kadar muazzam, muhteşem ağır sevap kazanmasına sebep olur." İzâ kâne ahsenehümâ aklâ. "Akılca daha iyi, daha güzel durumda olduğu zaman böyle olur."

Akıllıca olunduğu zaman Uhud dağı kadar ağır, muazzam, heybetli sevaplar kazanır. "Akılsızca yaptığı zaman sivrisinek kadar hafif bir sevap alır veya almaz veya çok az alır." demek.

Kîle keyfe yekûnü ahsenühumâ aklâ. "'Akıllı kılmak için ne şart lazım?' diye Peygamber Efendimiz'e sormuşlar."

Bu sorunun cevabı bizim için de önemli, buyurmuş ki;

Kâle evreuhümâ an mehârimi'llâh ve ehrasahümâ alâ esbâbi'l-hayr. "Allah'ın haram kıldığı şeylerden sakınmakta daha titiz olanı ve Allah'ın hayır olarak kabul ettiği bir şeyleri, hayır kazanmaya sebep olacak güzel işleri yapmakta daha gayretli olanı daha akıllı sayılır. " Ve in kâne dûnehû fi'l-ameli ve't-tatavvu'. "İcraatta ve itaatte, ibadet ve itaatte sayısal bakımdan, dış görünüş bakımından az bile olsa, eğer Allah'ın haram kıldığı şeylerden kaçınmakta daha titiz, daha dikkatli ise; hayırları işlemekte daha gayretli ise, o zaman daha akıllı demektir."

Demek ki akıl; bir insanın beyninde, kafasında, gönlünde olan pırıl pırıl bir meleke olarak tarif edilmiyor. O melekenin nereye kullanıldığı mühim, o kabiliyetin nereye harcandığı önemli. Eğer Allah'ın haram kıldıklarından kaçınıyorsa akıllı adam. Allah'ın "hayır" dediği şeyleri yapmakta gayretli ise akıllı adam.

Demek ki Peygamber Efendimiz, bu hadîs-i şerîfte akıllı insanı âdeta, "haramlardan kaçmakta daha dikkatli, hayırları işlemekte daha gayretli" olarak tarif etmiş oluyor.

Allah bizleri, hayırları işlemekte gayretli eylesin.

Hayırların çeşitleri sonsuzdur; çeşit çeşit hayırlar vardır. Yoldan taşı alıp kenara koymak bile bir hayırdır. Bunların derecesi yüksek olanları vardır, az olanları vardır.

Allah bizi hayırları yapmaya gayretli eylesin ve şerlerden, günahlardan, haramlardan kaçınmakta da daha dikkatli eylesin, takvâ ve verâ sahibi eylesin. Böylece haramlardan sakınan titiz müslüman olmayı Allah cümlemize nasip etsin. Böylece sevdiği kul olmayı nasip etsin. Böylece hem dünya hem âhirette mesut ve bahtiyar olmayı nasip etsin.

Duadan unutmayın.

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA