17.03.1985 - Nafile Oruç, Aşure Orucu, Sabır, Müslüman Örnek Olmalı

17.03.1985 - Nafile Oruç, Aşure Orucu, Sabır, Müslüman Örnek Olmalı
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm
El-Hamdülillâhi rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh, alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih.
Es-Salâtü ve's-selâmu alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîne Muhammedini'l-Mustafâ ve âlihî ve sahbihî ve mentebiahû bi-ihsânin zevi's-sıdkı ve'l-vefâ.
Emmâ ba'd:
Fa'lemu eyyühe'l-ihvân fe inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr ve bi's-senedili muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:
Men sâme yevme'l-erbiâi ve'l-hamîsi ve'l-cumuati sümme tesaddeka yevme'l-cumuati bimâ kalle min mâlihî ev kesüre ğufire lehû küllü zenbin amilehû hattâ yesîre ke-yevme veledethü ümmühû.
Bu hadîs-i şerîf de İbn Abbas radıyallahu anh, İbn Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet edilmiş.
İnsan hiç olmazsa arada bazı haftalar bunu yapmalı. Önümüzdeki hafta mesela isterseniz tatbik edebileceğiniz bir şey...
Men sâme yevme'l-erbiâi ve'l-hamîsi ve'l-cumuati. "Kim çarşamba, perşembe, cuma günü peş peşe oruç tutarsa..."
Sümme tesaddeka yevme'l-cumuati bimâ kalle min mâlihî ev kesüre. "Sonra cuma günü olunca malından az veya çok bir miktar sadaka da verirse, tasaddukta da bulunursa..." Ğufire lehû küllü zenbin amilehû. "O kulun işlemiş olduğu her günah bağışlanır." Hattâ yesîre ke-yevme veledethü ümmühû. "Anasının onu doğurduğu gün nasıl günahsızdı, -bebecik olduğu zaman- o günkü gibi günahsız oluncaya kadar Allah her günahları bağışlar."
Hep oruçtan geldi ama epeyce kârlı; ovuşturun bakalım ellerinizi...
Men sâme yevme'z-zîneti edreke mâ fâtehû min siyâmi's-seneti. Ya'nî yevme âşûrâe.
Abdullah b. Amr b. Âs'tan rivayet edilmiş.
"Her kim ziynet günü oruç tutarsa..."
Edreke mâ fâtehû min siyâmi's-seneti. "Geçmiş senenin kaçırmış olduğu sevaplı oruçlarının sevabını yakalar."
Neymiş bu ziynet günü?
Ya'nî yevme âşûrâ'. "Aşure günü."
Muharrem'in 10'udur. Aşure günü orucu hakkında bu hadîs-i şerîf vârid olmuş. O gün oruç tutan, senenin geçmiş vakitlerinde tutması mümkün olsaydı sevap kazanacaktı, tüh kaçırdı, işte o kaçırdıklarını yakalar.
Biz Aşure gününü bir gün evvelden başlarız, 9'unda ve 10'unda tutarız veyahut 10'unda ve 11'inde tutarız, ondan biraz farklı olsun diye. İslâm'da taklit yok. Müslüman kendisi başlı başına her şeyi tamam kâmil bir insandır. Müslümanın içi tamamdır, nurludur; dışı tamamdır, nurludur; işi tamamdır, nurludur; fikri, aklı, her şeyi güzeldir. Başka hiçbir şeye Allah bizi muhtaç etmemiş. Allah İslâm ile beraber bize her nimeti vermiş.
Bak ne güzel, şu hadis kitabını okudukça Resûlullah Efendimiz her şeyi bize öğretmiş; ne güzel, Allah'a hamd ü senâlar olsun...
Eski ümmetlerin hallerini düşünüyorum, acıyorum. Peygamberlerinden böyle şeyler kalmamış ki... Hiçbir şey kalmamış, kitapları bile karıştırılmış. Eğrisi doğrusu birbirine karışmış. Onlar ne bilecekler böyle âdâbı, erkânı?
Onlar bizden o bakımdan çok geri, biz bu bakımdan çok zenginiz.
Zengin olan, kıymetli olan, güzel olan mı çirkine tâbi olacak?
Biz güzel olduğumuza göre... Temizlik bizde her çeşidi var; ibadetin her çeşidi, güzelliği var...
Müslüman olmuş bir Avrupalı, soruyorlar:
"Niye müslüman oldun?"
Diyor ki;
"Ben memuriyetim dolayısıyla Uzakdoğu'da bulundum, Hindistan'ı gördüm, Hindiçin'i gördüm, Laos'u, Tayland'ı vesaireyi gördüm, oraları biliyorum. Oraların ahâlisini de inceledim. Kendim de Avrupa'da yetiştim, Avrupa'yı da biliyorum. Başka dinlerin ibadetlerine baktım; mânasız, hiç ipe sapa gelir tarafları yok. Ama müslümanların her ibadetini ibretli, hikmetli, faydalı gördüm."
Namazımız günde beş vakit; vakitleri isabetli, güzel. Sabah güne başladığın zaman, öğlen iş ortasında, günün ortasında, ikindi tam işin ortasında, akşam güneş batarken, yatsı tam yatma vaktinde... Günün beş kritik zamanı... Zamanı güzel. Hareketleri güzel; ayakta duruyorsun, el pençe divan duruyorsun, Allah'a rükû ediyorsun, ondan sonra secde ediyorsun. Ne güzel... Şekilleri güzel, mânası güzel, sözleri güzel... Müslümanların namazına hayran kalmış, ibadetine hayran kalmış, kaldırmış parmağını, müslüman olmuş.
Orucu güzel... Orucumuz ne kadar güzel bir ibadet; müslüman egzersizle kendi kendini terbiye ediyor, nefsini dizginlemeyi öğreniyor, irade terbiyesi. Avrupalı bunu yapmak için milyonlar harcıyor da beceremiyor. Müslüman bunu dininin gereği olarak [yapıyor.]
Haccımız ne kadar güzel... Dünya müslümanları toplanıyor, yılda bir kongresi var, orada toplanıyor gibi oluyor. Sonra o peygamberler diyarına gidiyorsun, o kumların arasında o Arafat dağında, o mübarek yerlerde ne feyizler, ne lütuflar, ne ikramlar...
Allah tekrar tekrar nasip eylesin.
İnsan oraya kapkara gidiyor, pırıl pırıl, ışıklanmış, nurlanmış dönüyor. Hepsi güzel...
Zekât... Zekâtın güzelliğine doyum mu olur?
Zengin, kardeşi için parasını ayırıyor, mecbur olmadığı halde fukarâya veriyor. Kendisi kazanmış olduğu halde, kendisinin öz malı olduğu halde, ötekisinin olmadığı halde vazife olarak çıkartıp veriyor. Ne güzel...
Her ibadetimiz güzel, her emri güzel...
Resûlullah'ın hadislerindeki her cümlesine bakın; her birisi bin atasözü kuvvetinde! Her sözü ne derya imiş Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in ki 15 cilt, 20 cilt, 100 cilt... hadislerini oku oku bitmiyor. Ağzını açtığı zaman inciler, mercanlar, elmaslar, yakutlar saçılmış etrafa... Her şeyi, her günü, her hâli [kaydedilmiş.]
Elhamdülillah alâ ni'meti'l-İslâm. "Yâ Rabbi! İslâm nimetine hamd ü senâlar olsun!"
Yâ Rabbi! Bizi müslüman yarattın, müslüman yaşat! Yâ Rabbi! Bizi müslüman yaşatıyorsun, müslüman öldür; huzuruna müslüman olarak, sevdiğin razı olduğun kul olarak gelmeyi nasip et!
Men sabere ale'l-kûti'ş-şedîd sabren cemîlen eskenehu'llâhu mine'l-firdevsi haysü şâe.
El-Berâ b. Âzib radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş.
Bu hadîs-i şerîf sabırla ilgili.
Men sabere. "Her kim ki sabreder..." Ale'l-kûti'ş-şedîd. "Şiddetli bir kıt kanaat azığa kim sabrederse..."
Geçimi dar; giyeceği, yiyeceği az... Dehşetli sıkıntı, mâlî tazyik altında...
"Kim böyle bir duruma sabrederse..."
Sabren cemîlen. "Güzel bir sabırla sabrederse..."
Kimisi başına bir bela geldiği zaman açıyor ağzını, yumuyor gözünü, edepsiz, kulluğa yakışmayacak şeyler söylüyor.
Öyle değil. Sabren cemîlen. "Güzel sabır." Boynunu büküyor, kimseden bir şey istemiyor; "Bu da geçer." diyor, Allah'ın verdiği rızka kanaat ediyor, hırsızlık yapmıyor, arsızlık yapmıyor, isyan etmiyor, herkesin eline yakasına yapışıp "Ver bana! Ver bana!" diye dilenmiyor.
"Sabr-ı cemîl ile kim sabrederse..."
Eskenehu'llâhu mine'l-firdevsi haysü şâ'. "Allah onu Firdevs cennetinde nereyi dilerse orada iskân eder."
"Buyur, cennetimin her tarafı sana serbest... Buyur, neresini beğenirsen, seversen..." diye cenneti nasip eder.
Onun için, müslüman her ânı kâr olan insandır. Sıkıntıda sabreder, kazanır; nimette şükreder, kazanır; her anda kazanması mümkündür.
Allah bizi sabredecek sıkıntılarla, meşakkatlerle terbiye etmesin. Lütfuyla perverde eylesin. İki cihanda aziz bahtiyar eylesin; âfiyette, saadette, selâmette eylesin.
Eğer hasbelkader...
Ne demek hasbelkader?
Allah'ın takdiri gereği, olur ya imtihan sorusu öyle çıktı, ne yapalım...
"Hocam bu soruyu niye bana sordun?"
"Ben hocayım, sorarım. Sen talebesin, cevap vereceksen ver, vermezsen imtihanı kaybetin. Çık dışarıya!" der, gider.
Hocaya; "Niye bu soruyu sordun?" denmez.
Hocaya denmez de kâinatın yaratıcısı Allahu Teâlâ hazretlerine; "Yâ Rabbi! Bana bunu niye takdir ettin?" diyebilir misin?
Ne haddine!..
Lâ yüs'elü ammâ yef'alü.
Sorgu sual edilecek makam mı o makam?
Müslüman sabr-ı cemîlle sabredecek. O zaman ecr-i cemîl alır, ecr-i cezîl alır, çok sevap kazanır.
Allahu Teâlâ hazretleri fakirlik göstermesin. Fakirliğe dayanmak zordur. Allah elimizi bol eylesin, geniş eylesin. Dünyanın öteki yerlerindeki müslüman kardeşlerimize de hayırlar ihsan eylesin. Afrika'da açlıktan kırılan kardeşlerimiz var, onlara yardımcı olmamızı nasip eylesin.
Kendimizi toparlayalım da inşaallah daha bizi ne hizmetler bekliyor... Biz adam olacağız, burada adam olacağız da daha yapacağımız ne hizmetler var... O zavallı zenciler bizden medet umar, o Asyalılar bizden medet umar... Dünyanın her yerinde... Avrupalı bizden medet umuyor. Amerikalı bizden medet umuyor...
İsveç'ten gelmiş de;
"Ya bizim memlekette intiharlar çok."
İntihar ediyor boyuna... Adamların yiyeceği içeceği var, parası var pul var, sosyal imkânları var, garantileri var, çalışmayan insana bile maaş bağlı; intihar ediyor!
Niye intihar ediyorsun?
Her şeyi var; intihar ediyor.
Neden?
İntihar nerede az oluyor?
Türkiye'de az oluyor.
Uçağa atlamışlar, geliyorlar;
"Ya sizde intihar neden az oluyor?"
Niye az olacak; bizde İslâm vardı, İslâm!
İslâm'da kula can emanettir, Allah'ın emanetidir. Bu vücut bize emanettir. Biz emanete o gözle bakarız. Biz yemek yerken bile; "Aman şu emaneti hor kullanmayayım, Allah benden sorar." diye, ona [dikkat ederiz.] Gerçi şu devirde yaşayanların çoğu unuttu ama... O hızla gidiyoruz da ondan intihar az. Yoksa biz hiç intihar etmeyiz; çünkü intihar etti mi insan cehenneme gider. Ondan, o imandan.
Sen de gel, İslâm'ı İsveç'e al, öğret, o zaman intihar kesilir.
Avrupa bizden medet umuyor.
Avustralya'ya gittim. Orada müslüman olmuş birisi bizim arkadaşlara anlatmış, öyle kabiliyetli bir insanmış ki bakan yapacaklar, o kadar kıymetli bir insan.
"İyi ki ben sizi görmeden evvel müslüman oldum. Sizi görseydim belki müslüman olmaya karar veremezdim." demiş.
Bizim hâlimiz o kadar fena ki gören müslüman olacaksa vazgeçiyor.
Aklımızı başımıza devşirelim! Temiz pak olalım. İntizamlı olalım. Tatlı dilli olalım. Şuurlu olalım. Akıllı olalım. Basiretli olalım. Müslüman olacak bir insanı kaçırtsak, bizim yüzümüzden kaçsa büyük vebal!
Sevinerek söylenecek bir şey: Bir doktor kardeşimiz Amerika'ya ihtisasa gitmiş. Hocası onun güzel ahlâkından müslüman olmayı sevmiş. Olmuş mu olmamış mı bilmiyorum. Müslüman olayazmış, neredeyse müslüman olacakmış.
İşte müslümanın böyle olması lazım. Vazifeye muntazam geliyor, işi muntazam yapıyor, çalışıyor, edepli, terbiyeli... Etrafındakiler âşık, hayran; "Bunların dini hak dindir, böyle bir insanın dini hak dindir, ben de böyle olayım, ben de bu nura kavuşayım."
Böyle bir insanın müslüman olmasına vesile olursan kendine dünyadan ve dünyanın içindeki her şeye sahip olmaktan daha büyük bir kazanç kazanmış olursun. Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfte öyle buyurmuş.
Allah bize hem hâlimizle başkalarına iyi numune olanlardan eylesin, hem de çalışıp da başkalarını İslâm'a çekenlerden eylesin.
"Hocam ben başkasına söz geçiremem." der, biliyorum. Umumiyetle ben böyle söylüyorum, onlar da öyle düşünüyorlar.
Kendi çocuğuna sahip ol, o da aynı hesaptan... O çocuk kâfir olacakken onu müslüman yetiştirirsen ondan da o ecri alırsın. Karına sahip ol, müslüman olsun, ondan o ecri alırsın. Kadınsan kocana sahip ol, idare et, ne yapacaksan yap, onu çek çevir, müslüman eyle. Akrabandan sözünü dinleyen bir kimseye, işçine, etrafındaki komşuna bu işi yap. Hep beraber çalışacağız.
Allahu Teâlâ hazretleri bizi şu İslâm'ın güzelliklerini anlayan hakiki müslümanlardan eylesin. Elindeki nimetin kadrini kıymetini bilmeyen cahil ve gafillerden eylemesin. Okuduklarımızdan feyz almayı, ibret almayı, faydalanmayı ve Allahu Teâlâ hazretlerinin sevdiği razı olduğu salih amelleri işlemeyi, hayrât u hasenât yapmayı Allah bizlere nasip eylesin.
Bi-hürmeti Resûlihi'l-müctebâ Muhammedini'l-Mustafâ...
Fâtiha-ı şerîfe mea'l-Besmele.
17.05.1996 -
Geçmiş Sene İçin
16.05.1997 -
Aşure ve Muharrem
