26.05.1995 - Hicri Yıl Geliyor, Zilhiccenin Son Günü ve Aşure, Muharrem Ayının Kıymeti

26.05.1995 - Hicri Yıl Geliyor, Zilhiccenin Son Günü ve Aşure, Muharrem Ayının Kıymeti
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri;
Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, dünyada, âhirette sizin ve sevdiklerinizin üzerine olsun diye geniş, güzel bir dua temenni ediyorum, Rabbim'den diliyorum. Allah hepinizden razı olsun.
Hicrî yılının son ayının son günlerinde bulunuyoruz. Zilhicce ayı bitecek ve hicrî ayların birincisi olan Muharrem başlayacak. Bu münasebetle o günlerde yapılıp kazanılabilecek bir takım sevaplı amellerden bahsetmek istiyorum.
Hz. Âişe-i Sıddîka validemiz bildiriyor: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz daha Mekke'deyken Âşûrâ günü oruç tutardı. Kureyşliler de hürmet ederlermiş. Çünkü Kureyşliler netice itibariyle peygamber soyundan gelme kabile, İsmail aleyhisselam'ın evlatları. Tabi onlar da babalarından, dedelerinden duydukları güzel şeyleri icra ediyorlardı. Kureyşliler tutardı. Âşûrâ günü orucunu Peygamber Efendimiz de tutardı.
Âşûrâ gününde Kureyş niye oruç tutardı? İsmail aleyhisselam, İbrahim aleyhisselam niye tutardı? "Peygamber Efendimiz niye onların yaptığı gibi o güne hürmet ederek oruç tutmuş, ibadet etmiş?" diye bir soru hatıra gelirse bu hususta bilgiler var.
Allah-u Teâlâ hazretleri bu Âşûrâ günü -Muharrem'in onuncu gününde- on peygambere on ikramda bulunmuş. Bayram olacak, onlar için çok sevaplı olacak on ikramda bulunmuş; bu da Âşûrâ gününün tarihi olmuş oluyor, geriye doğru tarihçesi olmuş oluyor. Bir kere Âdem atamız aleyhisselam'ın, Allah-u Teâlâ hazretlerinin onun tevbesini kabul edip bağışladığını bildirdiği günmüş; birinci hatıra bu.
İkinci hatıra; -Kur'ân-ı Kerîm'de İdris aleyhisselam'ın mekân-ı âliye ref ettiğini bildiriyor:
Ve refa'nâhu mekânen aliyyâ.
İşte o gün de Âşûrâ günüymüş. İdris aleyhisselam'a da bir ikram.
Üçüncüsü; Nuh aleyhisselam'ın gemisinin o dalgalardan, tufanın mâcerâsından selamete erip artık karaya oturup "elhamdülillah tufan bitti, tehlike geçti" diye gemiden selametle indikleri gün olduğundan âşûrânın Nuh aleyhisselam'dan kalma bir tarihi var.
Dördünsüsü; İbrahim aleyhisselam bu günde doğmuş ve bu günde Allah-u Teâlâ hazretleri ona yüksek makam verip onu halîlullah eylemiş. Kendisine Halil, dost edinmiş ve bu gün de Nemrut'un ateşine atıldığı halde Allah onu yaktırmamış, ateşten kurtarmış. Tabi İbrahim aleyhisselam'ın da bu günü unutması mümkün değil. Bu günün şükranı olarak bu günü hatırından çıkarmayıp ibadet etmesi normal. Evlatlarının da öyle yapması, İsmail aleyhisselam neslinin de öyle yapması gayet normal.
Beşincisi; Allah-u Teâlâ hazretleri Davud aleyhisselam'ın tevbesini bu günde kabul etmiş.
Altıncısı; Süleyman aleyhisselam'a hükümdarlığı bu günde vermiş.
Yedincisi; Eyüb aleyhisselam yıllarca hasta durmuş ama sabretmiş. Teni kurtlanmış, kimse yanına gelemez olmuş. O hastalıktan Allah onu bu âşûrâ gününde kurtarmış; onun için de sevaplı, sevinçli gün oluyor.
Sekizincisi; Musa aleyhisselam'ı denizden, Firavun'dan kurtarıp denizi yarıp Firavun'u gark ettiği, boğduğu bildiriliyor. Musa aleyhisselam ve kavmi de; "elhamdülillah peygamber ve ümmeti olarak Firavun'dan kurtulduk" diye çok sevinirler.
Dokuzuncusu; "Yunus aleyhisselam balığın karnından bu günde kurtuldu." diye rivayet ediliyor.
Onuncusu, İsa aleyhisselam'ın semaya bu ayda ref olunduğu bildiriliyor.
Onuncusu hakkında da bir rivayette; Peygamber Efendimiz bu günde doğdu diye geçiyor. Rebîülevvel'de doğdu diye rivayet var ama bu günde doğduğu da bildiriliyor. Biz böylece bu hem Hicrî yılbaşımız olan Muharrem ayının ilk gününü hatırlatmış olduk hem de bu Muharrem ayının neden muhterem, mukaddes, sevaplı ve önemli olduğundan bahsetmiş olduk. Âşûrâ gününden bahsetmiş olduk.
Bizim için bu önümüzdeki günlerde hatırınızda tutacağınız; kaleminizi elinize alıp takviminize not edeceğiniz işaret edeceğiniz bir husus var, onu size okuyayım.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuş ki:
Kâle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efdalü sıyâmin ba'de şehri Ramazân şehru'llâhi'l-lezî yedûnehü'l-Muharrem. "Ramazan'dan sonra tutulan sevaplı oruçlar içinde en faziletlisi, insanların ‘Muharrem' diye isimlendirdikleri işte o ayda tutulan oruçtur."
Muharrem ayında oruç tutmaya gayret edelim, rağbet edelim; kalbimiz nurlansın, nefsimiz ıslah olsun. Ramazan değil ama Ramazan gibi bir güzel havayı yaşayalım.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz devamında şöyle buyurmuş:
Ve efdalü's-salâti ba'de'l-mefrûdati ve fî cevfi'l-leyl. "Farz olanlardan sonra namazların da en faziletlisi, geceleyin kılınan namazlardan sonra kılınan namazlar."
Geceleyin kılınan namaz hakkında hadîs-i şerîfler var, çok sevap. Geceleyin kalkıyorsunuz, uykunuzu bölüyorsunuz, abdest alıyorsunuz, seccadenizi yayıyorsunuz; gözyaşları içinde, hâlisâne, kimse görmeden, Rabbiniz'le baş başa gece namazı kılıyorsunuz. Çok sevaplı bir namaz. Farz namazlar da çok sevaplı. Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem;
"Farz namazlarla geceleyin kılınan namazdan sonra en faziletli namaz salâtü yevmi âşûrâ -Âşûrâ günü- namazıdır." buyurmuş.
Muharrem'de oruç tutmak hususunda gayretinizin artmasını kardeşiniz olarak size hatırlatmak istiyorum.
Farz olmayan namazlara da rağbet etmenizi hatırlatmış oluyorum. Abdülkadir-i Geylânî Efendimiz'in o güzel kitabından faydalanarak bu bilgileri size aktararak.
Bir hadîs-i şerîf daha var.
An ibn Abbas radıyallahu anhümâ. "Hz. Abbas'ın oğlu Abdullah radıyallahu anh rivayet etmiş:"
Kâle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. "Ona salât u selâm olsun. Sevgili Peygamberimiz Efendimiz Muhammed-i Mustafa hazretleri şöyle buyurmuşlar:"
Men sâme âhıre yevmin min zilhicce. "Kim Zilhicce'nin son gününde oruç tutarsa" Ve evvele yevmin mine'l-Muharrem. "Ve Muharrem'in ilk gününde kim oruç tutarsa…"
Ne yapmış olur?
Fe-kad hateme senete'l-mâdiye bi-savmin ve'stefteha's-senete müstakbilete bi savmin
"Geçmiş olan senesini oruçla mühürlemiş, kaldırmış, bohçalamış, kapatmış olur. Güzel bir ibadetle kapatmış olur ve yeni yıla da, oruçla başlamış siftah etmiş olur."
Bu çok güzel bir şeydir, Efendimiz tavsiye ediyor.
Ve ceale'l-lâhu azze ve celle lehüm keffârete hamsîne seneten. "Elli yılın günahına kefaret eyler." diye yapılan rivayeti Abdulkadir-i Geylânî Efendimiz bu kitabında kaydetmiş. Elli yıllık günaha kefaret olması dolayısıyla ben bunu size hatırlatmayı bir vazife telakki ettim. İnsan yeni gelmiş seneye oruçla başlamış olacak. Bizim için güzel bir jest oluyor. Niyetimiz açıklanmış oluyor.
"Yâ Rabbi! Bu geçirdiğim seneyi ibadetle kapatmak istiyorum, hatalarım olmuştur ama beni bağışla." diyoruz. yeni seneye de oruçla başlamış oluyoruz. "Yâ Rabbi! Bundan sonraki ömrümü senin rızana uygun ibadetle, taatle geçirmek istiyorum. Çok zayıfım, ne kadar gayret etsem sana layık kulluk edemiyorum, eksiğim, kusurum çoktur, beni bağışla, niyetim budur." diye niyetimizi göstermiş oluyoruz.
Hoş bir şey!
Sevgili dinleyiciler bizim ne yapmamız gerekiyor. Allah nasip ederse hepimiz oruç tutalım. Bu hadîs-i şerîfe göre tavsiye edilmiş olan bir işi yapmış olacağız. Eski seneyi ibadetle kapatmak, oruç ibadetiyle, yeni seneyi oruç ibadeti ile açmak.
Muharrem ayının muhterem, mukaddes bir ay olduğunu bilerek kendimize çeki düzen vereceğiz.
Allah-u Teâla Hazretleri bizi iki cihanda bahtiyar eylesin. Cümlemizi cennetiyle cemâliyle taltif eylesin, müşerref eylesin. Mükâfatlarına gark eylesin. İki cihanda saadete nâil eylesin.
Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
26.05.1995 -
Muharrem, Aşure Ayı
26.05.1995 -
Hicri Yıl Geliyor,
