26.05.1995 - Muharrem, Aşure Ayı

26.05.1995 - Muharrem, Aşure Ayı
Bismillâhirrahmânirrahîm
Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn. Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmaîn. Ve men tebiahü bi ihsânin ilâ yevmi’d-dîn
Emmâ ba’d
Muharrem, haram aylardan birisidir o bakımından önemlidir. Yılbaşı olduğu için önemli, bir... Mukaddes bir ay olduğu, sevaplı bir ay olduğu için önemli, iki...
Üçüncüsü de; içinde Âşûrâ günü dediğimiz belirgin, an'anevî bir gün var, o bakımdan önemli. Dinî bakımdan Âşûrâ günü, Âşûrâ gecesi önemli olduğu için Muharrem ayı bizim için üçüncü kez önem arz ediyor.
Alimlerimiz âşûrâ kelimesinin üzerinde durmuşlar. "Muharremin içindeki o güne niçin âşûrâ demişler?" sorusu üzerine çeşitli bilgiler verilmiş. Bunlardan birisi çok sevdiğim Abdülkadir-i Geylânî Efendimiz'in Gunyetü't-tâlibîn tarîki'l-Hak isimli çok güzel bir eseri var. Çok güzel bilgiler ihtiva ediyor, çeşitli konulara temas edilip başka kitaplarda bulunmayan teferruatlı bilgiler veriliyor. Orada “meclis fi fadâili yevmü âşûrâ” diye bu âşûrâ gününün faziletlerine dair bir bölüm ayırmış, ayrı bir oturum açmış. Yani kitabında bir oturumda söylenecek bir vaaz konusu hazırlamış. Kitabının bölümlerine meclis demiş, rahmetullahi aleyh. Allah şefaatine erdirsin, büyük evliyâ.
Âşûrâ, aşera ile ilgili. Aşera Arapça'da "on" demek. Â-şû-râ üç hecesi de uzun. Bu Âşûrâ günü Muharrem'in onuncu günüdür. Onun için âşûrâ deniliyor, normalde ilk akla gelen bu. Ama bir de bazılarından rivayetler yapmış.
"Âşûrâ'nın Âşûrâ diye yani on kelimesiyle ilgili bir isim almasının sebebi başka. Allah-u Teâlâ hazretleri; o güne denk getirerek bu bizim Ümmet-i Muhammed'e, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e on büyük ikram yapmış. Onun için bu âşûrâ, bu isimle isimlendirilmiş." diyor, onları sıralıyor.
Bir; "Allah'ın bu ümmete ikramlarından birisi Receb ayıdır." deniliyor. Hakikaten Receb ayının ilk haftasından o ileride gelecek Muharrem, Safer, Rebîülevvel, Rebîülâhir, Cumâdelevvel, Cumâdelâhir, Receb. Receb yedinci ay oluyor, ileride altı-yedi ay sonra gelecek. Fakat bu Receb bir ikram.
Neden?
Receb şehrullah'tır ve Allah-u Teâlâ hazretleri bu ayda tevbeleri kabul ediyor.
Onun için Peygamber Efendimiz'in ümmetine Receb ayı bir ikramdır.
İkincisi; şehru Şa'bân'dır. “Şaban ayıdır" diyor. Çünkü bu Şaban ayı, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in ayıdır ve bu ayın kıymeti Peygamber Efendimiz'den dolayı fazladır ve o ayın içinde de Şaban'ın on dördünü, on beşine bağlayan gece, Berat gecesi vardır. O da çok mühim bir gece. Dinî kandillerimizden birisi, o da bir ikram; iki.
Ve's-sâlisetü bi-şehr-i Ramazân. "Allah'ın bu ümmete üçüncü ikramı Ramazan ayıdır."
Hakikaten Ramazan ayı onbir ayın sultanı ve çok muhteşem bir aydır. Özlüyoruz, sevgisi hasreti yüreğimizde; "gelse de o güzel günleri tekrar yaşasak" diye temenni ediyoruz. Bütün senenin Ramazan olmasını temenni ediyoruz. Ramazan da büyük bir ikram; üçüncü bu.
Ve'r-râbiatü leyletü'l-kadr. "Allah'ın bu ümmete dördüncü ikramı Kadir gecesidir."
Onu da Ramazan'ın içine saklamış, gününü belli etmemiş. "Kullar ibadet etsinler, ‘Kadir gecesine isabet ettik.' diye güvenmesinler, 'çok sevap kazandık.' artık yan gelip yatalım demesinler" diye saklandığı belirtiliyor. O da büyük bir ikram. Elhamdülillah ki Ramazan'da ibadetlerimize dikkat edersek, hele hele Ramazan'ın son on gününde itikâfa girersek gecemizi gündüzümüzü camide ibadetle geçirirsek bir gece Kadir gecesine rastlayacağız ve tabi onu ihyâ etmiş olacağız. Büyük bir ikram, başka ümmetlerde olmayan bir ikram! Dördüncüsü bu.
Ve'l-hâmisetü yevmü'l-fıtr. "Allah'ın bu ümmete beşinci ikramı bayram günüdür, Ramazan Bayramı günüdür."
Bütün Ramazan oruç tutmuş olan âbid, zahid ve sevgili kullarına Allah'ın hem dünyada bayram ettirdiği, hem sevap vererek bayram ettirdiği, hem de âhirette mükâfat vereceği bir gündür. O bakımdan Ramazan bayramı da beşinci ikram.
Ve's-sâdisetü eyyâmü'l-aşir "Allah'ın bu ümmete altıncı ikramı, Zilhicce'nin ilk on günüdür." diyor.
"Bunları kardeşlerim bilsinler, zamanı gelince değerlendirsinler." diye bu teferruatı sizlere nakletmeyi, bunları saymayı istedim, iyi ve faydalı gördüm.
Zilhicce ayının içinde haccediyoruz. Zilhicce'nin onuncu günü Kurban bayramı oluyor. Ama o onuncu gününe kadar, birden ona kadar olan geceler -dokuz gece on gündüz- eyyâmü aşr çok sevaplı ve bununla ilgili çok hadisler var.
Siz de o günlerde oruç tutmanın, ibadet etmenin, hayır yapmanın ne kadar sevaplı olduğunu bilir ve böylece sevapları işler, o günleri değerlendirirsiniz.
Hadis kitaplarında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Âşûrâ orucunu tutmaya dair hadîs-i şerîfleri var. Bunu kendisi tutmuş, bize de hadîs-i şerîflerinde tavsiye etmiş. Farz oruçlardan ayrı, sevap kazanmak için senenin bazı günlerinde biz de oruçlar tutuyoruz. "Âşûrâ günü oruç tutarız.
Âşûrâ gününde Kureyş niye oruç tutardı? İsmail aleyhisselam, İbrahim aleyhisselam niye tutardı? "Peygamber Efendimiz niye onların yaptığı gibi o güne hürmet ederek oruç tutmuş, ibadet etmiş?" diye bir soru hatıra gelirse bu hususta bilgiler var.
Allah-u Teâlâ hazretleri bu Âşûrâ günü, Muharrem'in onuncu gününde on peygambere on ikramda bulunmuş. Bayram olacak, onlar için çok sevaplı olacak on ikramda bulunmuş; bu da Âşûrâ gününün tarihi olmuş oluyor, geriye doğru tarihçesi olmuş oluyor. Bir kere Âdem atamız aleyhisselam'ın, Allah-u Teâlâ hazretlerinin O’nun tevbesini kabul edip bağışladığını bildirdiği günmüş; birinci hatıra bu.
İkinci hatıra; Kur'ân-ı Kerîm'de İdris aleyhisselam'ın mekân-ı âliye ref ettiğini bildiriyor:
Ve refa'nâhu mekânen aliyyâ.
İşte o gün de Âşûrâ günüymüş. İdris aleyhisselam'a da bir ikram.
Üçüncüsü; Nuh aleyhisselam'ın gemisinin o dalgalardan, tufanın mâcerâsından selamete erip artık karaya oturup "elhamdülillah tufan bitti, tehlike geçti" diye gemiden selametle indikleri gün olduğundan âşûrânın Nuh aleyhisselam'dan kalma bir tarihi var.
Dördünsüsü; İbrahim aleyhisselam bu günde doğmuş ve bu günde Allah-u Teâlâ hazretleri ona yüksek makam verip O’nu halîlullah eylemiş. Kendisine Halil, dost edinmiş ve bu gün de Nemrut'un ateşine atıldığı halde Allah onu yaktırmamış, ateşten kurtarmış. Tabi İbrahim aleyhisselam'ın da bu günü unutması mümkün değil. Bu günün şükranı olarak bu günü hatırından çıkarmayıp ibadet etmesi normal. Evlatlarının da öyle yapması, İsmail aleyhisselam neslinin de öyle yapması gayet normal.
Beşincisi; Allah-u Teâlâ hazretleri Davud aleyhisselam'ın tevbesini bu günde kabul etmiş.
Altıncısı; Süleyman aleyhisselam'a hükümdarlığı bu günde vermiş.
Yedincisi, Eyüb aleyhisselam yıllarca hasta durmuş ama sabretmişti. Teni kurtlanmış, kimse yanına gelemez olmuş. O hastalıktan Allah onu bu âşûrâ gününde kurtarmış; onun için de sevaplı, sevinçli gün oluyor.
Sekizincisi; Musa aleyhisselam'ı denizden, Firavun'dan kurtarıp denizi yarıp Firavun'u gark ettiği, boğduğu bildiriliyor. Musa aleyhisselam ve kavmi de; "elhamdülillah peygamber ve ümmeti olarak Firavun'dan kurtulduk." diye çok sevinirler.
Dokuzuncusu; "Yunus aleyhisselam balığın karnından bu günde kurtuldu." diye rivayet ediliyor.
Onuncusu; İsa aleyhisselam'ın semaya bu ayda ref olunduğu bildiriliyor.
Onuncusu hakkında da bir rivayette; Peygamber Efendimiz bu günde doğdu diye geçiyor. Rebîülevvel'de doğdu diye rivayet var ama bu günde doğduğu da bildiriliyor. Muharrem ayının neden muhterem, mukaddes, sevaplı ve önemli olduğundan bahsetmiş olduk. Âşûrâ gününden bahsetmiş olduk. Âşûrâ gününde bizde de güzel âdetler vardır.
Muharrem ayının muhterem, mukaddes bir ay olduğunu bilerek kendimize çeki düzen vereceğiz.
Allah-u Teâlâ hazretleri bizi iki cihanda bahtiyar eylesin. Âhirette de o mübarek büyüklerimize kavuştursun. Onlara cennette komşu eylesin. Cümlemizi cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin, mübarek eylesin. İki cihanda saadete nail eylesin
Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
30.05.1995 -
1 Muharrem, Hicri
26.05.1995 -
Hicri Yıl Geliyor,
