20.01.1995 - Hayrın ve İyiliğin Çeşitleri, Radyo ve Dernek Çalışmaları

20.01.1995 - Hayrın ve İyiliğin Çeşitleri, Radyo ve Dernek Çalışmaları
es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
En büyük iyilik iman etmektir. Bir insan; eşhedü en lâ ilâhe illallah diyecek, Allah'ın varlığına inanacak, Allah'ın varlığına inanınca da Allah'ın gönderdiği elçisi Muhammed-i Mustafâ'ya tâbi olacak. Çünkü Allah elçi göndermiş, haberi onunla vermiş, kitabı ona indirmiş.
Sonra ne demesi lazım?
Ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûluhû.
En büyük hayrı yaptı. Tehlikeli bir âlemden kendisini kurtardı, ayrı bir âleme girdi. Dalgalı bir ummanda, kayalık bir sahilde azgın dalgaların kendisini kaldırıp, kayalara vurup parçalayacağı bir yerde, kendisini birden salim bir şekilde sahile ulaştırmış oldu. Selamet kıyısına erdi, ayağını bastı. O korkunç dalgalardan; ahtapotların, köpek balıklarının, tehlikeli dalgaların olduğu, boğulma tehlikesi olan yerden kendisini kurtardı. En büyük hayır iman etmek!
Ondan sonraki en büyük hayır; başkalarının imana gelmesine, irfana ermesine sebep olacak çalışmalar yapmaktır.
Onun için en üstün hizmet irşat hizmetidir! En büyük hizmet Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in varisleri olan mübarek mürşid-i kâmillerin hizmetidir. Çünkü onlar insanların toptan, kökten kurtulmasına sebep oluyorlar. Bir insanın zihniyeti değişirse, kalbi tertemiz olursa, o insanın bütün bilgisiyle, bütün ömrü boyunca yaptığı faaliyetlere siz ayrı güzel bir yön vermiş oluyorsunuz. En güzel iyiliği yapmış oluyorsunuz. Bundan daha güzeli olamaz!
Binaenaleyh insan yetiştirmek, irşat etmek, insan kazanmak, insanları mü'min yapmaya çalışmak, insanlara İslâm'ı anlatmak çok önemli bir hayır olmuş olur. Bu hususta İslâm'ı çok iyi bilen insanların önde gelen çalışmaları var, olmalı fakat herkese de kendi seviyesinde, tahsilinde, yaşında ve kendi mevki, makam ve sorumluluk seviyesinde bir yük düşer. Mesela insanları irşat etmek; mürşid-i kâmillere, Peygamber Efendimiz'in varisi olan mübarek evliyâullaha vazifedir ama sen de evinin reisi isen sen de hanımına ve çocuklarına karşı elbette birtakım görevlerle görevlisin. Onları sevk etmek, doğru yola çekmek, iyi yetiştirmek zorundasın. Onun için Kur'ân-ı Kerîm'de;
Kû enfûseküm ve ehlî'küm nâran. "Kendinizi ve aile efradınızı cehennemden koruyun." buyurulmuş.
Demek ki aile reislerinin; evlatlarını, hanımlarını, yakınlarını, akrabalarını, evinde bulunan, misafir olan teyze, hala, yeğen, kuzen... onları cehennemden koruyacak çalışmalar yapması lazım. Bunu hepimiz iyi yapmak durumundayız. Bir anne baba evladını iyi müslüman, iyi mü'min yetiştirmeli ve iyi mü'min yetişmesi için de elinden gelen her türlü gayreti göstermeli, her türlü çalışmayı yapmalı, her türlü dikkati sarf etmeli. Bu güzel bir çalışma!
İnsanların irşat edilmesi, doğru yola gelmesinden sonra yapılacak hayır nedir?
Bir insanı sevindirecek olan herhangi bir jest ve hareket, ona verilecek bir şey. Bu da bir hayırdır. Onun için İslâm'ın ibadet anlayışı sadece insanın kendi şahsî, derunî hayatına bırakılmamıştır. İslâm'da insan biraz da cemiyete döndürülmüştür. "Hadi bakalım, gözünü içinden dışarıya çevir de biraz da etrafındaki insanları düşün." diye İslâm'ın beş büyük emrinden birisi de zekât olmuştur. Zenginlere; malının bir miktarını çıkartıp fukarâya vermesi Allah tarafından bir farz, önemli bir hizmet, önemli bir dinî görev olarak yüklenmiştir.
Bu da çok önemli! Bu hayırlarla birçok güzel çalışmalar yapılabilir.
Bir insanın yemesine, giyinmesine, korunmasına yardımcı olmak güzel bir çalışmadır. Aç bir insana bir şey verdiğin zaman teşekkür eder; "Karnım doydu, çok acıkmıştım, sağ ol…" der. Susamışsa tam susadığı, dudakları kuruduğu, hararetle içinin yandığı zamanda bir meşrubat verdiğin zaman, "Çok teşekkür ederim, çok makbule geçti..." der. Ama asıl güzel çalışma insanların eğitimi için birtakım müesseseler kurmaktır.
Onun için biz de sizlere Akra mikrofonlarından sesleniyoruz. Bu radyoyu niçin kurduk. İnsanları eğitmek için kurduk. Yayınların size en yakın en samimi bir çeşidi de radyo yayınıdır. Radyo eğitimde çok güzel bir araç oluyor. Çünkü insan kulağına takıyor kimseyi üzmeden, gürültü patırtı çıkarmadan radyo yayınını dinleyebiliyor. Bisiklete binip bir yere gidiyor veyahut yolda yürüyor; yürürken dinleyebiliyor. İş yerinde radyoyu karşısına koyuyor iş yaparken birtakım şeyler öğrenebiliyor. Vaktini çifte faaliyetle karlı geçirebiliyor. Hem eli iş üretiyor maddeten kar sağlıyor hem de kulağı hayrı dinliyor, bir şeyler öğreniyor ahiret yönünden kar elde ediyor, sevap kazanıyor. Binaenaleyh eğitim müesseseleri kurmak çok önemli. Bu radyoyu kurmuş olmaktan son derece mutluyuz. Demek ki bu güzel bir hayr.
Muhterem kardeşlerim!
Bunun dışında hayırlar sadece insanlara yapılmaz. Olgun bir müslüman hayrı bütün canlılara yapar. Bizim evliyâullah büyüklerimiz insanlara hizmet ettikleri kadar hayvanlara da, çevreye de hizmet etmişler. Hasta hayvanlara bakmışlar, göç edemeyen leylekler için vakıflar kurmuşlar. Kuşlar için yaptırdıkları taş binalarının, köşklerinin köşelerine kuş köşkleri, küçüçük evcikler yapmışlar. Serçeler, kuşlar orada yuva yapıyorlar, cıvıl cıvıl ötüşüyorlar... Yaralı köpeklere, hasta kedilere bakmışlar. "Karınca bile ezmemek…" bizim dilimize bir tabir olarak girmiş.
Ne kadar güzel duygular!
Ayrıca İslâm'ın bitkilerle ilgili çok güzel emirleri var. Mesela hacı ihrama giriyor. Mukaddes yerlere vardığı zaman yapmaması gereken birçok yasak var. Onlardan birisi de Harem-i Şerîf'in otlarını yolmamak, ağaçlarını kırmamak, koparmamak, kesmemek; yeşilliği yok etmemek!
Hac gibi önemli bir hizmette ne kadar güzel, ince bir şey! İnsan bundan, çok dersler çıkartılabilir. İnsan; "Ben İslâm'ın beş emrinden birisi olan haccı yaparken Harem-i Şerîf'in otlarını bile yolamıyorum, ağaçlarını kıramıyorum, kesemiyorum. Demek ki onları hiçbir zaman yapmamam lazım." diye ders çıkartabilir.
Onun için biz de çevre dernekleri kuruyoruz. Türkiye'de daha Çevre Bakanlığı kurulmadan biz çevre dernekleri kurduk. Çünkü çevrenin güzel olmasını, bitkilerin korunmasını, ağaçların, yeşilliğin çok olmasını çok candan istiyoruz. Çevremizi yeşillikler içinde görmek istiyoruz. Yeşili seviyoruz. Bir de yeşilin İslâm dini ile özel bir ilişkisi var. Yeşil, sanki İslâm'ın bir sembolü gibi oluyor.
O bakımdan hayır sadece insanoğluna olmaz; insan başka mahlûklara da hayır yapar. Atına iyi bakar, dövmez. Koyununa, kuzusuna, kedisine, köpeğine iyi bakar... Çevresinde ağaç diker… O ağaçların çok sevabı var; meyvesi yendikçe, gölgesinde oturuldukça diken insan sevap kazanıyor.
Böylece insandan başlayarak insanın çevresindeki canlı varlıklara, bitkilere, ağaçlara, çevreye kadar yayılan sonsuz, bitmeyen bir liste halinde hayırlar yapmaya çalışacağız. Onun için Kur'ân-ı Kerîm'de;
Yâ eyyühellezine amenü'r-keû vescudû va'budû rabbeküm vef'alü'l-hayra le alleküm tüflihûn. "…Hayır yapın ki felah bulasınız." diye buyruluyor.
Bu, bazı alimlere göre aynı zamanda bir secde âyetidir.
Secde âyetleri dinlendiği zaman secde yapılır.
Vef'alü'l-hayra le alleküm tüflihûn. "Hayır yapın ki felah bulasınız; felaha eresiniz, iflah olasınız."
Onun için amacınız, kalbiniz hayır yapma duygusu ile dolu olsun, kafanız hayırlarla dolu olsun. Hayırları iyi planlayın, biz de planlamaya çalışıyoruz. Hayrın planlı yapılması çok önemli! Zaten hayırları planlama komisyonu var, ama inşaallah daha derin bir şekilde çalışarak her türlü hayrı çok güzel yapacağız. Türkiye içinde ve dışında, beş kıtada, deryalarda, karalarda, havalarda inşaallah çeşitli hayırlar yapacağız.
Allah'tan dileğimiz; bizi hayırları yapmaya muvaffak eylemesidir. Çünkü o gücün, kuvvetin sahibi O'dur. O nasip ederse hayır yapabiliyoruz.
O halde hayrı işlemeye çalışacağız. Hayrın çeşitlerini düşüneceğiz, arayacağız, bulacağız.
Tek başımıza da yapabiliriz ama hayrı topluca yapmak konusunda bir kollektif çalışma daha büyük hayırların yapılmasına sebep olacağından, kolektif çalışmayı da çok faydalı ve önemli gördüğümüz için vakıflar kurduk.
Hayırları kolektif yaparsanız, hayrın şümulü, tesir alanı genişler.
Aynı zamanda:
Sadece hayır yapan insanlar yarım insan demektir; şerri de engelleyen bir yapıya sahip olmak ve geminin batmaması için şerlilerin de faaliyet yollarını kesmek ve tıkamak, şerlileri de hayra döndürmeye çalışmak lazımdır. Bu da irşadın öbür tarafıdır.
Allah cümlemizin basiretimizi açsın, hakkı hak olarak görmemizi nasip eylesin. Ona uyup onu uygulamayı, hayatımızı hayırla geçirmemizi nasip eylesin. Batılı batıl olarak, şerri şer olarak, görüp şerden korunmayı; şerden uzak durmayı ve şerri yeryüzünden kaldırmak için de organize, güzel çalışmalar yapmayı nasip eylesin.
Mutlu bir ömür sürmenizi nasip etsin. Cennetin anahtarı olan hayırları işleyip, cennetin kapısını açıp cennete girmeyi nasip eylesin. Huzuruna; cehennemden âzat ettiği, sokmadığı, azap göstermediği, gazabına uğramayan, sevdiği, razı olduğu kul olarak varmayı nasip eylesin. Sizleri ve sevdiklerinizi cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin.
es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
18.04.1997 -
Kurban Bayramı, Bayram
10.11.1995 -
Mümin Kulların Kaza
