22.12.2000 - İlim

22.12.2000 - İlim
Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû,
Aziz ve sevgili izleyiciler ve dinleyiciler! Cenâb-ı Hakk'ın her türlü lütfu, ikramı, selâmı, üzerinize olsun... Dünyada ahirette cümlenizi Rabbim mes'ud ve bahtiyar eylesin...
Ramazan’ın son haftasına girdik. Nasıl söyleyelim, sevinçli bir hüzün... Bir taraftan Ramazan’ın güzelliklerinden sevinçlere gark oluyoruz, bir taraftan da, yavaş yavaş ayrılık sezilmeğe, görülmeğe başlandığı için mahzunluk oluyor. Çünkü Peygamber sas hadis-i şerifinde buyurmuş:
"İnsanlar Ramazan’ın içindeki faydaları, feyizleri, sevapları bilselerdi, bütün senenin Ramazan olmasını temenni ederlerdi."
Bütün senenin Ramazan olmasını hakîkaten isteyecek kadar güzellikleri görüyor insan, memnun oluyor. Ama ne yapalım, işte o da bir ay, sonuna geldik. Allah güzel geçirmeyi, Ramazan’ın bütün güzelliklerinden âzâmî derecede hissemend, hissedâr olmayı, hisseyâb olmayı cümlemize, bütün dinleyicilerimize, temennî ediyorum mü’min kardeşlerimize nasîb etsin...
Ramazan’dan bir şey alamadan, gàfil, câhil, mahrum sonuna ulaşmaktan, Allah cümlemize korusun...
Peygamber SAS Efendimiz'den Abdullah ibn-i Abbas RA; Hazret-i Abbas'ın oğlu, genç ama büyük alim Hazret-i Abdullah rivayet etmiş. Deylemî Müsnedül-Firdevs isimli eserinde kaydetmiş ki, Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:
Akrabün-nâsi min derecetin-nübüvveh, ehlül-cihâdi ve ehlül-ilm.
İlim ehli. Onlar da insanlara peygamberlerin getirmiş olduğu bilgileri öğretiyorlar. İnsanları peygamberlerin öğrettiği bilgilere kılavuzluk ediyorlar, götürüyorlar, 'İşte bak, peygamberler böyle demiş!' diyorlar."
Ulemâ'nın yaptığı nedir? Peygamberlerin anlattıklarını, buyruklarını duymamış olanlara iletmek oluyor. Onun için onların da vazifesi, peygamberlerin -salâvâtullàhi aleyhim ecmaîn- vazifelerinin devamı olmuş oluyor. Evet, peygamber ahirete göçmüş oluyor ama, vazife tabii ümmette devam edecek, işte öyle devam ediyor. Onun için onların da yaptıkları çok daha önemli...
Çünkü ilimle bir insanı kazanıyorsunuz, cihadla bir insanı öldürüyorsunuz. Yâni savaşta karşı tarafa bir insan geliyor, düşman; öldürüyorsunuz. İlimde karşı tarafınıza bir insan geliyor; ikna ederseniz, kazanıyorsunuz.
Bir keresinde bir seriyye, askerî birlik, yakaladığı bir kervanı esirlerle, mallarla beraber getirdi. Azılı bir düşman var esir alınanların içinde. Peygamber Efendimiz onu ikna etmek için uğraşmaya başladı:
"Bak şirk fenadır, Allah'ın şeriki, naziri yoktur. İmana gel!.." vs.
O da diretiyor. Yâni pek yanaşacak gibi görünmüyor. Hazreti Ömer sabırsızlık göstermiş, tabii r.a cennetlik, mübarek, demiş:
"Yâ Rasûlallah, bunun lâf anlayacağı, kabul edeceği yok, sen bana bırak! Emret, ben bunun kafasını keseyim." demiş.
Peygamber Efendimiz hiç ona aldırmadan iknasına devam etmiş, İslâm'ı anlatmış. Kişi de "İslâm nedir?" diye sorunca, güzelliklerini anlatınca, Müslüman olmuş. Müslüman olunca Peygamber Efendimiz diyor ki:
"Bak senin dediğin gibi hemen kafasını vursaydık, cehenneme gidecekti. Ama ikna oldu, şimdi cennetlik bir insan. Hem yaşıyor hem de cennetlik bir insan kazanmış olduk."
Onun için ilim çok önemli aziz ve muhterem kardeşlerim.
Aziz dinleyiciler, sevgili kardeşlerim! En sevaplı yatırım, en mühim iş ilim öğrenmek ve öğretmek ve ilim müessesesi kurmak... Biz orada bulunduğumuz müddetçe, sözümüz geçtiği yerlerde, bize danışıldığı zaman, ilmi yükseltmeye gayret ettik. Hangi arkadaşımız meslek sorsa bana, ben onun önündeki seçenekleri sorduğum zaman, mümkünse ilim yoluna girmesini ve bilgisini en son noktaya getirmesini tavsiye ettim:
"İlimde en ileri dereceye var, mümkünse öğretici kimse ol! ilmi bil ve başkalarına öğreten kimse ol! En sevaplı iş budur." diye tavsiye ettim.
İlim yolunda çalışmamıza devam edelim! İlmi anlatmaya, öğretmeye, yaymaya gayret edelim!..
Bir noktada sizi ikaz etmek istiyorum aziz ve sevgili izleyiciler ve dinleyiciler! Hanımlarınız, çocuklarınız, hatta bizzat kendiniz; gönlünüz var, kafanız var... İnsan bilgileri gönlüne alıyor, kafasına alıyor, yerleştiriyor. İç alemi aldığı izlenimlerle, bilgilerle, tecrübelerle, hayat boyu kazandığı yeni bilgilerle zenginleşiyor. İçi bir büyük bilgi hazinesi haline geliyor insanın.
Şimdi bu boş olan iç dünyamız, yâni gönül dünyamız, kafa dünyamız, siz bir şey doldurmadığınız zaman boş kalmaz. Nasıl bir mekân havasız kalmadığı gibi, her tarafı kapalı olsa bile sağdan, soldan, yarıktan, gedikten hava gelip de orası gene havalı olduğu gibi; nasıl suyun içine bir maddeyi, böyle hacimli bir şeyi soktuğunuz zaman, deliğinden, gediğinden içinin suyla dolması kaçınılmaz ise; ne kadar kapatmaya çalışsanız, bir yerlerinden su sızıp içi su dolarsa; siz eğer gönül aleminizi, kafa aleminizi güzel, hayırlı bir şeylerle doldurmazsanız, orayı başkaları kötü, çirkin, pis, günah olan çirkinliklerle doldurur.
Gönlünüz, kafanız pırıl pırıl, pür nur olması için, öyle istiyorsanız, tertemiz olmasını istiyorsanız, güzel şeyleri boyna dolduracaksınız, boş bırakmayacaksınız. Hem çocuğunuzun hem hanımınızın hem de bizzat kendinizin böyle yeni yeni bilgiler kazanmasına her an çalışacaksınız.
Boş bırakırsanız, bir şey öğretmezseniz, başkaları boş durmaz; oraya küfür gelir, şirk gelir, şeytanî fikirler gelir, hunharca fikriler gelir, gaddarca fikirler gelir, zulümler gelir ve insanın iç âlemi berbat olur. Yâni böyle mikroplu, pis, içine girilmez, girildiği zaman bulaşıcı hastalıklara tutulacak gibi tehlikeli bir mekân haline gelir insanın içi... Aman çocuklarınızı iyi yetiştirin! Aman içinize, iç dünyanıza iyi bilgiler yerleştirin!..
Bu radyolar, bu televizyonlar, bu mecmualar, dergiler, gazeteler... Onların hepsini çok iyi seçmeniz lâzım! Çünkü sizin iç âleminize oralardan bir şeyler girecek. Aman, çirkin, pis şeyler girmesin. Aman içiniz Allah'ın sevmediği bilgilerle; yâni işe yaramaz, ahirete hiç faydası olmayan boş şeylerle dolmasın!..
Arap şairleri cahiliye zamanında, yaptıkları yağmalarla, kandırdıkları kadınlarla, yaptıkları ıyş u nûşla, zevk ü sefayla, zinayla övünürlermiş şiirlerinde. Cahiliye şiirleri, cahiliye devrinin adamlarının hayatlarının şiire aksi... Diyor ki Peygamber Efendimiz:
"Bir insanın içinin böyle şiirlerle dolması, irinle, kusmukla dolmasından daha fenâdır."
Çünkü o zaman, içkiden, şaraptan, zinadan, kumardan, yağmadan öldürmeden, kavgadan bahsedilince, öyle şeyler hep kafaya gelecek. Aman çocuklarınızın içine fikir mikrobu, düşünce mikrobu, yanlış bilgi mikrobu girmesin diye çok dikkatli davranın ve mutlaka boş bırakmayın! Siz güzel fikirleri, bilgileri yerleştirin! Siz yerleştirmezseniz, başkaları kötü şeyler yerleştirecek diye acele eyleyin!..
Allah Ramazan’ın bütün mükâfatlarından, dağıtılan o güzel ilâhî mükâfatlardan hepinizi bol bol alanlardan eylesin. Onları kazananlardan eylesin. Tabii dualarınızı yaparken, ibadetlerinizi yaparken, ben kardeşinizi de duadan unutmamanızı hassaten rica ediyorum. Bu da benim kazancım.
Allah hepinizden razı olsun!
Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû!..
22.12.2000 -
Kadir Gecesi Temennileri
22.12.2000 -
Havf ve Reca
