İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

24.12.1998 - Ramazan Orucunun Tutulmadığı Durumlar, İbadetlerin Kazası

24.12.1998 - Ramazan Orucunun Tutulmadığı Durumlar, İbadetlerin Kazası
Günün Sohbeti

24.12.1998 - Ramazan Orucunun Tutulmadığı Durumlar, İbadetlerin Kazası

27.03.2023
13 dk 5 sn

Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!.. Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki;

Men eftera yevmen min ramadâne min ğayri ruhsatin ve lâ maradin lem yakdi anhü siyâmü'ddehri küllihî ve in sâmehû.

Bu hadis-i şerif, Buhârî'nin, Ahmed b. Hanbel'in, Tirmizî'nin, Ebû Dâvûd'un, İbn Mâce'nin, Dârimî'nin kitaplarında kaydedilmiş Mişkât'ta olan bir hadîs-i şerîf.

Bazı kimseler çeşitli sebeplerle oruç tutmayabiliyorlar. Müslüman, Âmentü'ye inanmış, kelime-i şehadet getirmiş, müslüman anneden babadan ama İslâmî terbiyesini almamış, takvâsı eksik, dinî bakımdan ibadetlerine bağlı değil, gevşek, ibadetlerini muntazam bir şekilde, ciddi bir müslüman olarak, müttakî bir müslüman olarak yapmıyor.

Şimdi böyle bir kimsenin durumu hakkında Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ın rivayet ettiği, sağlam kaynaklarda yazılmış bu hadîs-i şerîfin mealini söyleyelim:

Men eftera yevmen min ramadâne. "Kim Ramazan'dan bir günü yemek yerse, oruç tutmadan geçirirse." Min ğayri ruhsatin ve lâ maradin. "Bir müsaadesi, mâzereti, bir hastalığı olmadan..."

Yani hastalığı yok, bir mazereti de yok ama Ramazan orucunu tutmuyor, yiyor. Ramazan'da oruç tutması lazım gelirken oruç tutmuyor, yemek yiyor.

Ruhsat ne olur?

Mesela yolcu ise bir insan, seferde iken Ramazan orucunu tutmayabilir. Çünkü yolculuğun sıkıntıları, meşakkatleri içinde belki iftar edemez, belki yemek bulamaz. Tabii çeşitli sebepleri var. Seyahat halindeki yolculukta böyle bir ruhsat var. Ramazan'da mazeretli olur, sonra öder. Ama tutsa da olabilir. Tuttuğu takdirde tutması mümkün ama ruhsatı da var, isterse tutmayabilir de...

Veya hasta ise hastalığı dolayısıyla, tabîb-i müslim-i hâzık, müslüman bir doktor söyleyecek. Müslüman olmayan bir doktor belki orucun önemini, kıymetini bilmediği için, belki de oruca karşı olduğundan, müslümana karşı olduğundan, "Tutma, sana dokunur." diyebilir. Öyle değil, müslüman bir doktor olacak. İkincisi; hâzık bir doktor olacak, mesleğinde mâhir olacak. "Tutma, bu sana dokunur. Oruç tuttuğun zaman sen zarar görürsün." dediği zaman hakikaten tecrübeli bir doktor olacak.

Avustralya'daki hoca kardeşlerimizden birisi anlattı. İlâhiyattan benim talebem olur.

"Hocam burada Avustralyalı İngiliz'in birisine anlattım: ‘İşte biz Ramazan'da oruç tutarız, yemek yemeyiz, su içmeyiz.' dedim."

"Vayy!.. Peki, ne vakitten ne vakite?.."

"Sabah erken güneş doğmadan, şu vakitten akşam güneş batınca şu vakte kadar..."

"Hiih, vayy!.. Bu kadar oruç tutulur mu, bu kadar aç kalınır mı?" dedi.

Adam sanıyor ki bunları yemezse insan ölecek. Hayır, hiçbir şey olmuyor. Hatta daha uzun zaman aç kalanlar var. İnsan böyle yemek yemeden oruç tuttu diye başına öyle bir hal gelmiyor. Ama o ölecek sanıyor kendisini, sanki oruç tutsa ölecek... Zor geliyor.

Veyahut şeytan usta bir aldatıcı olduğu için herkesin kafasına girer, aklını çeler, bir mazeret uydurur, bir bahane bulur ona... "Sen ağır işte çalışıyorsun, dizin titriyor, yoruluyorsun, işini güzel yapamıyorsun..." vesaire bir bahane uydurur.

Böyle bahanelere ne denir?

Beynamaz özrü, -bînamaz demek daha doğrusu- uyduruk mazeret, sağlam mazeret değil, Allah'ın kabul edeceği bir mazeret değil de işte aslında mazeret olmayan, kaytarma, kaçma, kaçınma vesilesi...

Bazıları bir bahane buluyorlar, bir şeyler söylüyorlar. Öyle herkesin kendi kendine düşündüğü şey geçerli değil. Böyle geçerli olmadan, hasta değil, bir ruhsatı yok, dinin müsaade ettiği bir özel durum yok, tutmadı; ne olacak?

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

"Böyle hasta olmadığı halde, sağlam bir sebep olmadığı halde Ramazan'dan bir gün yemek yese, herkes oruçlu iken oruç tutmasa, bir günü oruçsuz geçirse…" "Savm-ı dehr denilen yılın her gününü, bütün senesini ömrü boyunca oruçlu geçirse, tutsa, bu ona karşı gelmez." Yani Ramazan'dan kaçırdığı bir günü ondan sonra artık telafi etmek imkânı olmuyor.

Neden?

Kaçtı bir kere, fırsat elden gitti. Onu yamamak, telafi etmek, onun sevabını tekrar kazanmak mümkün olmuyor.

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Onun için Ramazan'a sımsıkı sarılmak lazım!

Hem de orucun pek çok sıhhî faydası da var...

Elhamdülillah, -yakınımda olan arkadaşlarım bilirler- midemde rahatsızlık vardı. Doktor arkadaşlar bizi muayeneden geçirmişlerdi. Aman şunun perhizi, aman şuna dikkat... Ramazan gelince hepsi geçiyor, hiçbir rahatsızlık kalmıyor. Hatta hastalıklar tedavi oluyor.

Ramazan muhteşem bir ay... Maddeten de vücuda faydası var, tıbbî bakımdan da faydası var, ruhî bakımdan da faydası var... Sayılamayacak kadar çok faydaları var. Allah onun için emretmiş.

Allahu Teâlâ hazretleri kullarına kötü şey emretmez. Dilese, emretse kimse O'na herhangi bir şekilde; "Niye bunu böyle emrettin?" diyebilecek durumda değil tabii. Allah ne dilerse, ne emrederse kullar onu tutmak durumunda...

Rabbenâ lime ketebte aleyne'l-kıtâl.

Mesela kâfirler, münafıklar Peygamber Efendimiz'in zamanında;

"Yâ Rabbi, niye bize savaşmayı farz kıldın?" demişler.

Öyle şey olur mu?

Allah ne emrettiyse, emri baş üstüne diye tutulması lazım! Ama Allahu Teâlâ hazretleri kötü şey emretmiyor. Kullarının iyiliğine, maddeten ve mânen, dünyevî bakımdan da faydalı olacak şeyleri emrediyor. Oruç da öyle faydalı şeylerden...

O faydalı şeyi insan bir sebeple tutmuyor. Kulun vazifesi Allah'a itaat etmektir. Allah'a itaat etmesi gerektiği halde itaat etmiyor, tutmuyor. Sonradan pişman olsa, aklı başına gelse, "Dur ben şunu tutayım da sevabını tamir edeyim, kaçırdığımı tekrar kazanayım!" diye uğraşsa, [ömrünün] bütün senelerini oruçla geçirse yine telafi edemez. Çünkü o zamanında olacaktı. Ramazan'ın özel zamanının faydaları vardır. O faydaları kaçırmış olduğundan artık onu bir daha elde etmesi mümkün olmaz.

Bir insan hiç niyet etmeden oruçsuz gezse Ramazan'dan borcu kalıyor. Bir gün tutmadı, bir gün borç kalıyor. Onu sonra ödeyecek. Aklı başına geldiği, uslandığı, pişman olduğu zaman, Allah'ın rızasını istiyorsa gözyaşı dökecek, "Affet beni yâ Rabbi!" diyecek, kaza edecek. Tutulmayan oruçlar kaza edilir. Kılınmayan namazlar kaza edilir. Bu dünyada, ölmeden evvel, bu dünyadayken yine borcunu ödemeyi emrediyor Allah... Tutulmayan oruçların ödenmesi de farzdır, kılınmayan namazların ödenmesi de farzdır. Yani o da Allah'ın emridir.

"Tutamamıştım yâ Rabbi, o zaman çok delişmendim, çok akılsızdım, idrak edememiştim. Şimdi akıllandım, dünyayı anladım, hayatı anladım. Şimdi artık iyi kulun olmak istiyorum."

"Tamam, o eski kılmadıklarını kıl, tutmadığın oruçları tut!"

Onların ödenmesi de farzdır. Ama tabii vaktinde kılınan namazın, vaktinde tutulan orucun sevabını elde edemez.

Cemaatin de çok sevabı var. Bir insan namazını evde kıldı, camide kılmadı. Camide kılsaydı 27 kat sevap alacaktı; evde kıldı, bir kat sevap alıyor. Eğer mahalle mescidinde namaz kılarsa 27 kat sevap alır. Cuma namazı kılınan bir camide kılarsa o vaktin namazını, o zaman 50 kat sevap alır.

Gidemedi, kılmadı, tembellik etti, kaçırdı. Televizyon seyretti, gazete okudu, şeytan vakti geçirttirdi, camide kılmadı. Evde kıldığı camidekinin 27'de 1'i gibi oluyor. Gitseydi 27 kat, 50 kat sevap alacaktı, şimdi burada bir sevap alıyor.

-hadîs-i şerîfleri bildiği için birisi Salihlerden bir kimse cemaatle namaza gidememiş,- aynı namazı evinde 27 defa kılmış. O sevaba erişti mi acaba? Gece uyuduğu zaman rüya görmüş, rüyada bakmış ki önde mübarek atlılar güzel bir amaca doğru at koşturuyorlar, güzel bir yere hızla gidiyorlar. Bu da onlara yetişmek istiyor, atını koşturuyor ama onların çok gerisinde kalıyor. Ötekiler çok ileride, ne kadar dehlediyse atını, kamçıladıysa onlara yetişemiyor, arkada kalıyor. Öndekilerden birisi dönmüş demiş ki;

"Sen boşuna uğraşma, ne kadar koştursan bize yetişemezsin çünkü biz namazı camide kıldık."

Yani demek isteniyor ki bu rüya ile:

Camide kılmak 27 kat sevap; evde 27 defa o namazı kılsa o sevaba erişebilir mi?

Yine erişemez. İşte o önde giden atlılar gibi olur.

Her şeyi vaktinde yapmak lazım, emredildiği şekilde yapmak lazım. Emredildiği zamanda emredildiği usûl üzere yapmak lazım. Namazın evvel vaktinde kılınması çok önemli... Bu bir edeptir, bir terbiyedir. Müslümanın bu edebi, bu terbiyeyi, bu alışkanlığı kazanması lazım. Kendisine bunu kural haline getirmesi lazım. "Allah ne emrettiyse O'nun emrettiği vech ile yapacağım. Emri kendi keyfime göre değiştirerek değil, Allah'ın emrettiği şekilde yapacağım." demesi lazım.

Allah'a itaat etmesi lazım, itaatli olması lazım. Semi'nâ ve eta'nâ demesi lazım!

Ne demek semi'nâ ve eta'nâ?

"Yâ Rabbi, emirlerini duyduk, emrin başımız üstüne; itaat ettik, uyduk, aynen uygulayacağız, kabul yâ Rabbi!" demek.

Allahu Teâlâ hazretleri kulluğu güzel yapmaya cümlemizi muvaffak eylesin. Bu güzel, mübarek, şerefli, feyizli ayın maddî mânevî güzelliklerini sezip, tadıp onlardan kısmetini, hissesini eksiksiz almayı nasip eylesin.

Cennetiyle, cemâliyle cümlemizi müşerref eylesin.

Bütün Ümmet-i Muhammed'e umûmi olarak rahmetiyle tecelli eylesin. Hastalarımıza âcilen şifalar, devâlar bahşeylesin. Dertlilerimizin dertlerine çareler ihsân eylesin. Mağdur kardeşlerimizi mağdûriyetten, mazlum kardeşlerimizi zulümden kurtarsın. Esir kardeşlerimizi esaretten halâs eylesin, hürriyetlerine kavuştursun.

Gönüllerimizin muradlarını ihsan eylesin. Cennetiyle, cemaliyle cümlemizi müşerref eylesin. Hem dünyada hem âhirette aziz ve bahtiyar eylesin...

Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA