00.00.2000 - Orucu Hemen Açmak, Hurma ile Oruç Açmak, Oruçluyken Kötü Söz Söylemeyin

00.00.2000 - Orucu Hemen Açmak, Hurma ile Oruç Açmak, Oruçluyken Kötü Söz Söylemeyin
el-Hamdü lillahi Rabbi’l-âlemîn. Nahmeduhû bi-cemî’i mehâmidih. Ve’s-salâtü ve’s-selâmu alâ-seyyidinâ Muhammedin ve âl’ihi ve sahbihî ve men tebi’ahû bi-ihsânin ecma’îne’t-tayyibîne’t-tâhirîn.
Emmâ ba’dü;
Fekâle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.
وعن عمر بن الخطاب، رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "إذا أقبل الليل من ههنا وأدبر النهار من ههنا، وغربت الشمس، فقد أفطر الصائم" ((متفق عليه)
Fe an umera ibni’l-hattâb radıyallahu anhu kâle kâle resûlullahi sallallahu aleyhi ve selleme. İzâ akbale’l-leylü min hâhünâ ve edbera’n-nehâru min hâhünâ ve ğarabeti’ş-şemsü fe-kad aftera’s-sâim.
Müttefekün aleyh.
Hz. Ömer radıyallahu anh; aşere-i mübeşşereden, hulefa-i resûlüllahın ikincisi, Peygamber sallallahu aleyhi vessellemin şöyle dediğini rivayet ediyor bize. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;
İzâ akbale’l-leylü min hâhünâ. Gece buradan gelmeye başladığı zaman, yani doğudan.
Ve edbera’n-nehâru min hâhünâ. Gündüz de buradan yavaş yavaş gitmeye başladığı zaman, yani batıdan.
Ve ğarabeti’ş-şemsü. Güneş de battığı zaman
Fe-kad aftera’s-sâim. İşte o zaman oruçlu, iftar eder.
Biliyorsunuz güneşin battığı yerde ışık vardır ama o zaman doğuya bakarsınız orası artık kararmaya başlamıştır, çünkü gece geliyor. Güneş gidiyor, gece geliyor yavaş yavaş. Gece doğudan doğru geliyor, kaplıyor her tarafı. Gündüz de batıdan kalkıp gidiyor öbür taraflara doğru batıya doğru, güneş de oradan batıyor, işte o zaman iftar edilir, iftarın vakti budur.
Allah’ın en sevdiği kullar kimlerdi?
İftarda çabuk davanlar, acele edenler, geciktirmeyenlerdi.
وعن أبي إبراهيم عبد الله بن أبي أوفى، رضي الله عنهما قال: سرنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو صائم فلم غربت الشمس قال لبعض القوم: "يا فلان انزل فاجدح لنا، فقال: يا رسول الله لو أمسيت؟ قال: "انزل فاجدح لنا" قال: إن عليك نهارًا، قال: "انزل فاجدح لنا" قال: فنزل فجدح لهم فشرب رسول الله صلى الله عليه وسلم ثم قال: "إذا رأيتم الليل قد أقبل من ههنا، فقد أفطر الصائم" وأشار بيده قبل المشرق. ((متفق عليه))
Ve an ebî ibrahim abdullah b. ebû evfâ radıyallahu anhümâ kâle sirnâ me’a resûlillahi sallallahu aleyhi ve selleme ve hüve sâimün. Fe-lemmâ ğarabeti’ş-şemsü kâle li-ba’di’l-kavm. Yâ fülân inzil fecdah lenâ. Fe-kâle yâ rasûlallahi lev emseyte kâle inzil fecdah lenâ kâle inne aleyke nehâran kâle inzil fecdah lenâ kâle fe-nezele fe-cedaha lehüm fe-şeribe resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. Sümme kâle izâ raeytümü’l-leyle kad akbele min hâhünâ fe-kad eftara’s-sâim ve eşare bi-yedihî kıbele’l-meşrık.
Muttefekün aleyh.
İmam Buhârî ve İmam Müslim rahnetullahi aleyhima, beraber iki büyük âlim kitaplarına yazmışlar ki; onlar en sahih hadîsleri toplamışlardır o eserlerinde. Abdullah b. Ebû Evfâ radıyallahu anhumadan. Kendisi de babası da sahabi olan ravi anlatıyor ki;
Sirnâ me’a resûlillahi sallallahu aleyhi ve selleme. Resûlllah sallallahu aleyhi vessellem ile, bir yere gidiyorduk.
Ve hüve sâimün. Resûllallah Efendimiz de oruçluydu. Biliyorsunuz seferde olduğu zaman oruç tutmak mecburiyet değildir. Ya sefer mesafesi olmayan bir yere gidiyordu Peygamber Efendimiz ya da Ramazan olunca isterse tutar, istemezse tutmaz tutuyordu belki, ama sefer mesafesi de olmamış olabilir.
Fe-lemmâ ğarabeti’ş-şemsü. Güneş batınca, ufuktan güneş battığı zaman görünmüyor, güneş battığı zaman.
Kâle li-ba’di’l-kavm.Ahaliden yanındakilerden birisine dedi ki; bad birisi demek, yani bazısı diye tercüme yanlış olur. Cemaatten birisine dedi ki;
Yâ fülân. Adını söyledi ey filanca kişi, inzil, bineğinden aşağıya in.
Fecdah lenâ. Bize yemek hazırla yani bu kavrulmuş unu, suyla karıştırıp çorba gibi yapıyor buna deniliyor bu.
Fecdah lenâ dediği yani çorbamsı bulamaç, un bulamacı yap dedi.
Fekâle. O şahış kişi dedi ki;
Fe-kâle yâ rasûlallahi lev emseyte. Ey Allah’ın Resûlu biraz akşam olsa dedi, çünkü ortalık biraz aydınlık gibiydi, yani güneş battı ama, bizi de böyle oluyor bakıyoruz böyle bazen akşam vakti Allah Allah eğer saati bilmesek güneşin battığı saati, daha yarım saat var falan deriz. Halbuki o sırada iftar vakti geliyor yani aldanmış demek ki o kişi, yani biraz daha akşamı bulsan, akşamlasan ya Resûllallah dedi.
Kâle inzil fecdah lenâ. İn, bize şu bulamacı hazırla dedi, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vessellem ikinci defa.
Kâle inne aleyke nehâran. Senin üzerinde daha gündüz var gökyüzünde Ya Resûllallah, daha gece tam olmadı diye tekrar ikaz etmek istedi.
Kâle inzil fecdah lenâ. İn bineğinden aşağıya şu bulamacı hazırla dedi, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vessellem.
Kâle fe-nezele fe-cedaha. İndi kişi ve unla karıştırarak çorbayı yaptı.
Fe-şeribe resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. Peygamber sallallahu aleyhi vessellem bundan içti, yani iftarını yaptı. Yani dikkat edersiniz Peygamber Efendimiz acele iftar yapıyor, ötekisi de biraz daha karanlık olsa, biraz daha gece bastırsa diye geriye gitmek istiyor ama efendimiz ısrar ediyor öyle olmamasını, iftarı erken yapmak önemli olmuş oluyor yani.
Fe-şeribe resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. Peygamber efendimiz içti o bulamaçtan, un bulamacından,
Sümme kâle. Sonra da dedi ki;
İzâ raeytümü’l-leyle kad akbele min hâhünâ. Gecenin bu taraftan geldiğini gördüğünüz zaman, yani doğu tarafını. Oranın karardığını gördüğünüz zaman.
Fe-kad eftara’s-sâim. İşte o zaman oruçlu iftar etmiş olur, etmesi lazım. Yani tam ortalığa karanlık çöksün, kapkaranlık olsun öyle şey yok. Hemen yapacak iftarı, güneş batar batmaz, deniz kenarındasın, güneş geliyor suyun içine cız bile yapmıyor, suyun içine giriyor buhar çıkmıyor, böyle yavaş yavaş hop kaybolduğunu görürsün. Tamam en son kaşının da görünmediği zaman tamam. Hemen hurmayı ağzına at veya orucunu aç. Böyle biraz daha gündüz var, aydınlık biraz daha geçse vakit, ihtiyat, öyle şey yok. Peygamber Efendimizin,
İftarda acele etmesi, bariz olarak tavsiyesi görülüyor.
وعن سلمان بن عامر الضبي الصحابي، رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: "إذا أفطر أحدكم، فليفطر على تمر فإن لم يجد فليفطر على ماء فإنه طهور" ((رواه أبو داود، والترمذي وقال: حديث حسن صحيح))
Ve an selmân ibni âmir ed-dabbiyyi’s-sahabiyyi radıyallahu anhu ani-n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme kâle.
Selmân İbni Âmir ed-Dabbî' isimli sahabiden peygamber efendimizin şöyle buyurduğu rivayet olunmuş. Bu bizim Selmân-ı Fârisî değil o farisi bu Dabbi. İsimleri benziyor. İkisinin ismi de Selmân ama birisi Selmân el Fârisî, öbürü Selmân İbn Âmir ed-Dabbî' dad ile.
İzâ eftara ehadüküm fe’l-yuftır alâ temrin. Sizden biriniz iftar edeceği zaman; varsa, hurma ile orucunu açsın. Çünkü hurma tatlı bir meyve, kuru ve tatlı. Vücuduna hemen tatlılığı geçer ve insan dinçleşir.
Fe-in lem yecid. Eğer hurma bulamazsa, çünkü hurma bulmak da kolay olmuyordu.
Fe-l’yuftır alâ mâin. O zaman su ile iftar etsin.
Fe-innehû tahûrun. Çünkü su temizleyicidir, tertemiz yapar. Hem kendisi temizdir. Tahur demek; hem kendisi çok temiz manasına, hem de temizleyici manasına. Mesela abdest alıyor suyla su temizleyici. Tahir temizleyici, kendisi temiz.
Mutahhir. Temizleyici demek.
Tahûr da faul vezninde sıfat-ı müşebbehe, çok temiz demek, temizleyici demek. İçtiği zaman insanı temizler. Hatta bana dediler ki, şişmanlığa bir çareyi şöyle bulmuş; sabahleyin dört bardak su içecekmiş, böyle büyük bardakla, dört bardak peş peşe. Ondan yarım saat sonra yemek yiyecekmiş. İstediği yemeği yesin, o temizliyormuş mideyi vs. falan. Ondan sonra zayıflıyormuş insan. Bu temizlenmesi önemli yani.
Evet üçüncü hadîs-i şerîfe geldik.
وعن أنس رضي الله عنه قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يفطر قبل أن يصلي على رطبات، فإن لم تكن رطبات فتميرات فإن لم تكن تميرات حسا حسوات من ماء. ((رواه أبو داود والترمذي وقال: حديث حسن)).
Ve an enesin radıyallahu anhu kâle. Kâne resûlullahi sallallahu aleyhi ve selleme yuftiru kable en yusalliye alâ rutabât. Fe-in lem tekün rutabâtün fe-tümeyrât. Fe-in lem tekün tümeyrâtun hasâ hasavâtin min mâin.
Revaihu Ebû Dâvud ve Tirmizî ve kâle hadîsün hasen.
Ebû Dâvud ve Tirmizî rahmetullahi aleyhuma rivayet etmişler, bu son okuduğum hadîs-i şerîfi ve Tirmizî hadîsi hasen demiş. Enes radıyallahu anhdan rivayet ediliyor. Peygamber sallallahu aleyhi vessellem Efendimiz.
Kâne resûlullahi sallallahu aleyhi ve selleme yuftiru kable en yusalliye. Akşam namazını kılmadan evvel, iftarını yapardı. Önce iftarı yapardı, acele etmesinin bir şeyi de bu. Yani namazı kılıvereyim de hem biraz daha zaman geçmiş, öyle mantık yok yani. Resûlullahın uygulaması böyle. Namazdan önce, iftarını yapardı.
Alâ rutabât. Yaş hurma ile yapardı. Yaş hurma, çok hoş bir hurmadır. Siz burada hep kurularını görüyorsunuz. Ama hurma taze olduğu zaman, yaş olduğu zaman çok güzel olur.
Rutabât, galiba ucu böyle yaş oluyor bir tarafı da kurumaya başlıyor, kurulu yaşlı oluyor, yani kaymaklı kadayıf gibi oluyor. Bir tarafı yumuşak bir tarafı kuru, bir taraftan çıtırdıyor bir taraftan da ıslaklığı oluyor, iki şey yiyormuş gibi oluyor insan. Çok güzel. Taze hurma varsa onunla açardı. Eğer;
Fe-in lem tekün rutabâtün. Böyle taze hurma olmazsa, mevcut bulunmazsa,
Fe-tümeyrât. O zaman kuru hurmacıklarla açardı, kuru hurmacıkla. Kuru da bazen takır takır kurur, bazen eti de azalır filan yani güzeli taze olanı. Herhalde o yarısı olgun, yarısı olmamış olana ‘belah’ adını veriyorlar. Hurmanın otuz kırk tane ismi varmış. Yani artık şöyle oldu, böyle oldu falan çeşitli isimler. Kılıcın kaç tane ismi var, bulutun kaç tane ismi var. Bulutuna bakıyor her buluta bulut demiyor. Hepsinin ismi değişik, arapların âdeti öyle.
إذا كان يوم صوم أحدكم فلا يرفث ولا يصخب، فإن سابه أحد أو قاتله، فليقل: إني صائم
İzâ kâne yevmü savmi ehadiküm fe-lâ yerfüs ve lâ yeshab fe-in sâbbehû ehadün ev kâtelehu fe’l-yekul innî sâimün.
Muttefekun aleyh.
Ebû Hüreyre radıyallahu anhten, Peygamber sallallahu aleyhi vessellem Efendimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiş;
İzâ kâne yevmü savmi ehadiküm. Sizden birinizin oruç tutma günü olduğu zaman, oruç tuttuğu gün yani.
Fe-lâ yerfüs. Sövüp saymalı konuşma yapmasın, kötü söz, çirkin söz konuşmasın.
Ve lâ yeshab. Bağırıp çağırmasın.
Fe-in sâbbehû ehadün. Birisi onunla kavgalaşırsa, küfürleşirse, sövmeye kalkarsa kavga etmek isterse ona;
Fe’l-yekul innâ sâimün. Ben oruçluyum, sana uymam, ben oruçluyum desin.
وعنه قال: قال النبي صلى الله عليه وسلم: " من لم يدع قول الزور والعمل به فليس لله حاجة في أن يدع طعامه وشرابه" ((رواه البخاري)).
Ve anhu radıyallahu anhu kâle kâle’n-nebiyyün sallallahu aleyhi ve selleme.
Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anhdan rivayet olunmuş ki, Peygamber Efendimiz buyurmuş;
Men lem yeda’ kavle’z-zûri ve’l-amele bihî fe-leyse lillahi hâcetün fî en yede’a ta’âmehû ve şerâbehû. Revahul Buhârî.
Ebû Hüreyre radıyallahu anhden, Peygamber sallallahu aleyhi vessellemin, şöyle buyurduğu rivayet edilmiş;
Kim, yalan söylemeyi bırakmazsa;
Men lem yeda’ kavle’z-zûri. Yalan söylemeyi bırakmazsa.
Ve’l-amele bihî. Yalanla iş görmeyi bırakmazsa, yani sahtekarlığı, yalan dolan işi bırakmazsa.
Fe-leyse lillahi hâcetün.Allah’ın ihtiyacı yoktur, bir ihtiyacı yoktur.
Fî en yede’a ta’âmehû ve şerâbehû. O kulun yemesini, içmesini, bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur. Madem yalan söylemeyi bırakmıyor, madem yalan dolan iş yapmayı bırakmıyor, onun oruç tutmasına lüzum yoktur. Allah’ın onun orucuna, aç kalmasına, susuz kalmasına ihtiyacı yoktur. Yani doğru konuşacak, doğru iş yapacak, eğri büğrü iş yapmayacak. O zaman şeyin kıymeti kalmıyor.
Gelelim ilginç bir konuya;
وعن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: "إذا نسي أحدكم فأكل أو شرب فليتم صومه فإنما أطعمه الله وسقاه" ((متفق عليه))
Ve an ebî hüreyrete radıyallahu anhu ani’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme kâle. İzâ nesiye ehadüküm fe-ekele ev şeribe fe’l-yütimme savmehû fe-innemâ at’amehullahu ve sakâhu.
Muttefakun aleyh.
İmam Buhârî ve Müslim rivayet etmişler ki; Peygamber Efendimiz buyurmuş;
İzâ nesiye ehadüküm.Sizden biriniz unutursa, unutmuş ise.
Neyi?
Oruçlu olduğunu.
Oruçlu olduğunu unuttu, farkında değil.
Fe-ekele ev şeribe.Ya bir şeyler yediyse veyahut birşey içtiyse,
Fe’l-yütimme savmehû. Orucun bozuldu sanmasın, orucuna devam etsin. E oturdu bir güzel yedi içti, bir bardak içti, iki bardak içti, sonradan aklına geldi veya yemek yedi, ondan sonra güzelce karnını doyurdu, tepe gibi oldu karnı, baksana ne kadar pantolonun iliklerini çözüyor ne olursa olsun, orucunu tamamlasın, unutmuşsa ama. Hatırladığı anda, ağzındaki bile yutmayacak çıkartacak. Aklına geldiği zaman oruçlu olduğu, çıkartması lazım. Çıkartmaz da yutarsa, o zaman 61 gün oruç tutar, o zaman çok fena, yani hatırladığı zaman yutmak yok ama unutmuş sonradan aklına gelmiş.
O zaman ne diyor?
Orucunu tamamlasın diyor Peygamber Efendimiz.
Fe-innemâ. Çünkü sadece ve sadece
At’amehullahu. Allah, ona ziyafet çekmiştir.
Ve sakâhu.Su ikram etmiştir, o kadar. Allah unutturmuş, Allah yedirmiş, hem karnını doyuruyor hem de orucunu kabul ediyor Cenâb-ı Hak.
Çünkü erhamurrahîmin, ekremü’l ekremin. Çünkü rabbimiz çok lütfu keremi, merhameti fazla.
Elhamdûlillah. Allah’ın nimetleri üzerimize çok.
Allah şükretmeyi nasip etsin. Sevdiği kul eylesin. Kendisine ibadetle vakit geçirmemizi nasip etsin.
El Fâtiha.
00.00.2000 -
Yeni Hilali Görünce
00.00.2000 -
İftarı Geciktirmemenin Önemi
