İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

18.09.1999 - Namaz, Müslümanın Vasıfları, İlim İslamın Hayatıdır

18.09.1999 - Namaz, Müslümanın Vasıfları, İlim İslamın Hayatıdır
Günün Sohbeti

18.09.1999 - Namaz, Müslümanın Vasıfları, İlim İslamın Hayatıdır

15.08.2024
11 dk 9 sn

el-Hamdülillâhirabbi'l-âlemîn

Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmu sultânih.

es-Salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ ve senedinâ ve tac-i ruûsinâ ve tabîb-i kulûbinâ Muhammedini'l-Mustafâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ecmaîne't-tayyibîne'tâhirîn.

Emmâ ba'd:

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Sabah namazı önemli bir namazdır. Yatsı ve sabah namazı daha büyük bir fedakârlık göstererek kılınan namaz olduğu için cemaate giderek bu namazlara riayet edenlere, camilere giderek eda edenlere çok büyük sevap verilir. Peygamber Efendimiz münafıkların bu iki namaza takat getiremediğini beyan ediyor. Çünkü uykusundan fedakârlık yapamaz, zahmete giremez. Bir münafığın göz boyamak için camiye gelivermesi gündüz kolaydır ama sabahleyin yatağını yorganını bırakıp namaza gelmek onlara zor oluyormuş.

Bu namazların sevabı büyüktür. Allah kabul eylesin.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bizim rehberimizdir, önderimizdir, serverimiz, muallimiz, mürebbimizdir, örneğimizdir. İslâm dini Allahu Teâlâ hazretlerinin bize gönderdiği talimattır. Hayat-ı dünyayı yaşamanın reçetesidir, talimatıdır. Bu hayat-ı dünya böyle yaşanmalı, demektir. Bir talimnamedir, yönergedir. Onun için müslüman dünya yaşantısını, hayatını kendine özgü, kendine has, mahsus bir şekilde sürdürür.

Müslümanın kendine özgü, kendine has bir yaşam tarzı vardır. Yaşamını tasarlama, planlama özelliği vardır. Kendisinin özel düşünme âlemi, zihniyeti vardır. Müslüman; müslümanca düşünür, müslüamanca yaşar, müslümanca davranır. Müslüman, müslümanca davranış üretir. Müslüman, müslüman olmayanı taklit etmez. Müslüman, insanlığın önüne geçer, onları Cenâb-ı Hakk'ın yoluna sevk eder. Sevk edicidir, yol göstericidir, yönlendiricidir. Başkasının yönüne, sözüne uymaz. Çünkü kendisinin özel değer âlemi, değerler dünyası vardır. Kendisinin özel değerlendirmeleri vardır.

Bizim için hayat; zevkimizin, nefsimizin, keyfimizin istediği şeyleri yapabilmek değildir. Hayatta amacımız bu değildir!

Bizim hayattaki amacımız Cenâb-ı Hakk'ın rızasını kazanmaktır. Cenâb-ı Hakk'ın rızasını kazanmak için de zahmete girmektir, masrafa girmektir, fedekarlık yapmaktır. Almak değil vermektir, menfaat kazanmak değil menfaatlerinden feragat etmektir. Bu maddeci dünyacıların düşünce tarzına tamamen aykırıdır. Biz buradan ayrılıyoruz. Onlar için hayat tamamen bizim düşündüğümüzün karşısında başka türlü sürdürülmelidir. Onların amaçları başkadır. Onlar gününü gün etmek ister, zevkini yaşamak isterler. Çalışırken de zevkini yaşayacağı parayı kazanmak için çalışır. Onun için çılgınca eğlenir, her yoldan kazanmaya kendi kendine ruhsat verir. Nasıl kazanırsan kazan, başkalarının gözyaşı pahasına, başkalarının feryâd u figânı üzerine bile bina edilse başkalarının sömürülmesi, öldürülmesi pahasına bile olsa kazanmayı düşünür. Fabrikasının ürünleri satılsın diye iki milleti harbe sokar. İlaçları satılsın bir ülkede diye hastalık mikrobu yayar. Çünkü amacı kazançtır. Sorumluluk duygusu yoktur. Bir gün bu yaptıklarımın suçlu olarak ellerim kelepçeli esir gibi bağlı olarak hesabını vereceğim, diye düşünmez! Biz de daima o hesabı düşünürüz.

İslâm'ın ana düşüncesinde, temelinde âhiretteki hesap vardır, din günü vardır. Biz Cenâb-ı Mevlâ'nın huzuruna varacağımızı ve herkesin dünyadaki icraatına göre karşılık bulacağını [biliriz].

Din: Karşılık

Yevmü'd-dîn, "karşılığın verildiği gün" demektir. The day of religion, "Dinin günü" mânasına değildir. Din, "karşılık" demektir. Onun için Arapça'da;

Kemâ tedînû tüdân. "Ne yaparsan onun karşılığını bulursun, ne ekersen onu biçersin!" denilir.

Din, kelimesinden dâne-yedînü fiili.

Biz daima ettiğimizin karşılığını bulacağımızı bildiğimiz için iyi işler yapmaya çalışıyoruz. Bizim için başkalarının bizim iyiliğimizi bilmesi, anlaması, takdir etmesi önemli değildir. Allah bilsin yeter, deriz. Dedelerimiz; "İyilik yapıp da denize at, balık bilmese de Hâlık bilir." diye söylemiştir. Denize at kimse bilmesin. İyiliği yap, denize at; gark olsun gitsin. Ama "Cenâb-ı Hak bilir! diye düşünürüz.

Bir şeye şahit, bir delil getirmek gerektiği zaman; "Cenâb-ı Allah biliyor ki… Vallahi, Allah şahidimiz olsun, Allah biliyor ki…"deriz. Allah'ın bizim her yaptığımızı bildiğini, bizi her an gördüğünü, her zaman bizimle olduğunu düşünürüz. Sorumluluk duygusuyla hareket ederiz.

İyiliğimizi saklarız. Çünkü gösterişin dünyevî, maddeci bir davranış, ahlâk olduğunu biliriz. Sömürü aracı olduğunu biliriz. Gösterişin sonucunda insanlarda alkış ve menfaat toplanacağı için gösterişin aksine hareket ederiz. Hatta gösterişsizliği düstur ediniriz. Hatta yaptığımız icraatı söylememeyi, saklamayı esas alırız.

"Kaç defa haca gittin hacı efendi?" dersin. Boynunu büker; "Bilmiyorum ki Cenâb-ı Hak kabul etti mi?.." der. Sayısını söylemez.

"Bu gün oruçlu musun?" dersin; hık mık der, Allah kabul etsin der. "Oruç tuttum." dememeye çalışır.

İyiliklerini saklar.

İyi bir müslüman, hakiki bir müslüman cevherdir. Emsali bulunmaz bir mücevherdir. İyi bir müslüman, İslâm'ı hazmetmiş olan, Allah'a inanmış bir müslüman iksirdir, iksir-i âzamdır. Hangi maddeyi içine soksan altın yapan maddeye iksir derlermiş. Müslüman öyledir. Neyi tutsa altın eder, altın yapar. Hakiki müslüman; müslüman olabilmiş insan, mü'min-i kâmil olmuş insan, her davranışı Cenâb-ı Hakk'ın rızasına uygun olarak müslümanca yapabilmiş insan ahlâkını müslümanlaştırılmış, nefs-i emmâresini müslüman edebilmiş insan [iksir gibidir]. Yoksa nefis içerde aynı nefsanî, şehevanî zihniyetle çalışmaya devam ediyorsa o zaman ürünler sakat çıkar.

Kötü insanların faaliyetlerinden kötü ürünler çıkar. Mikropların üremesinden, bakterilerin faaliyetlerin tahammür olur, fermantasyon olur. Kötülerin icadından kötü şeyler olur. Kötü demirden iyi kılıç yapılmaz. Cevherin güzel olması lazım, has olması, safîleşmesi lazım. Onun için biz her şeyimizi Allah rızası için yapmak azmindeyiz, kararındayız ve yolundayız. Onun için her işte; "Cenâb-ı Hak bu konuda ne buyurmuş?" diye düşünmek, aramak, bulmak, bilmek zorundayız. Cenâb-ı Hakk'ın isteğini, hükmünü bilmek zorundayız. Hükmünü bilince de onu uygulamak zorundayız. Peygamber Efendimiz ne tavsiye etmiş, nasıl yapmış; onu öğrenmek, onu uygulamak durumundayız. Onun için İslâm ilimle yaşar. İlim, İslâm'ın hayatıdır.

el-İlmü hayâtü'l-islâm. "İlim; İslâm'ın hayatıdır, canıdır."

Hayat ne demek?

Can.

Can gittiği zaman ne olur? Canlı bir varlığın canı gittiği zaman ne olur?..

Ölür.

İlim gittiği zaman İslâm ne olur?

Ölür. Ruhsuz bir ceset gibi olur!

Birisi, yakını öldüğü zaman ağlamış:

"Niye ağlıyorsun?" demişler.

"Hayretteyim, az önce konuştum. Bu adama ne oldu? Aynı kalp damar, aynı kol bacak, aynı kas kemik… Az önce aramızdaydı. Şimdi yok! Bu ne müthiş bir olay!.." demiş.

Hayat müthiş bir olaydır. Hayatın bitmesi de müthiş bir hadisedir, insanı heyecanlandıran bir hadisedir.

İslâm'ın hayatı cahillikle, ilimsizlikle gider. İslâm, İslâm'ı bilmeyen müntesipleri yüzünden çok şaibe altında kalır. İslâm bilmeyen müslümanlar yüzünden İslâm'a çok sözler söylenir. İslâm çok töhmet altında kalır. Hâlbuki İslâm ayıplardan müberradır. Her ne kadar ayıp varsa sakat müslümanlardadır. Müslümanlığı anlayamamış insanlarda, anlayamadığı hâlde "Ben müslümanım." diye ortaya çıkmış insanlardadır.

Onun için bu zaman müslümanları, Müslümanlığını biraz saklamalıdır ki İslâm'a töhmet olmasın. Aman "Ben müslümanım." falan diye söylemeyin. Çünkü; "Müslümanlar hep böyle kusurlu mudur, derbeder midir, cahil midir, perişan mıdır, hep böyle şaşkın mıdır, acayip midir?!.." demesinler.

Güzel müslüman ol ki "ben müslümanım." dediğin zaman başkaları da; "Ben de müslüman olmalıyım. Yahu İslâm ne kadar güzelmiş! Ben de müslüman olayım…" desin.

Benim bir doktor tanıdığım vardı, Ankara'da Hacettepe'de profesör. Amerika'da tahsil görmüş.

"Benim Amerikalı hocam beni sevdiğinden neredeyse beni görüp müslüman olacaktı!" demişti.

Belki de bu çalışkan olduğundan dürüst, temiz, saygılı olduğundan öyle demiş idi. Belki de müslüman olmuştur. "Sizin yolunuz hak yol, ben de müslüman oluyorum." demiştir.

Allah bize İslâm'ı tam anlamayı, tam uygulamayı nasip etsin.

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtü.

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA