01.12.2000 - Ramazanın Başı, İbadetler, Oruç

01.12.2000 - Ramazanın Başı, İbadetler, Oruç
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.
Aziz ve sevgili dinleyiciler,
Ramazanınız hoş geçsin. Cenâb-ı Hak bu mübarek ayda ikram ettiği, ihsan ettiği hayırların cümlesinden en çok şekilde istifade etmeyi cümlenize, hepimize, kardeşlerimize nasip eylesin. Allah hepinizden razı olsun. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun.
Abdullah b. Ömer radıyallahu anhümâ'dan, bu hadîs-i şerifi Taberânî Evsat'ında kaydetmiş, Beyhakî kaydetmiş, İbn Hibban da Sahîh'inde kaydetmiş.
Peygamber Efendimiz'in mübarek sözlerini teberrüken okuyalım; çünkü esas olan odur. Onun açıklamaları vesaireleri bizim sözlerimizdir.
Aslını ilk önce bir dinleyelim:
Kâle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.
El-A'mâlü indallâhi azze ve celle seb'ûn: Amelâni mûcibâni ve amelâni ve amelün bi-aşri emsâlihî ve amelün bi-seb'i mietin ve amelün lâ ya'lemü sevâbe âmilihî illa'llâhu teâlâ azze ve celle. Fe-emme'l-mûcibâni: Fe-men lekıya'llâhu ya'büdühû muhlisen lâ-yüşrikü bihî şey'en vecebet lehü'l-cennetü. Ve men lekıya'llâhu kad eşreke bihî vecebet lehü'n-nârü. Ve men amile seyyieten cüziye bihâ ve men erâde en-ya' mele haseneten fe-lem-ya'melhâ cüziye mislehâ. Ve men amile haseneten cüziye aşran. Ve men enfaka mâlehû fî-sebîlillâhi duifet lehû nafakatühû: ed-dirhemü bi-seb'i mietin ve'd-dînâri bi-seb'i mietin. Ve's-sıyâmü li'llâhi azze ve celle lâ ya'lemü sevâbe âmilihî illa'llâhu azze ve celle.
Sadaka Resûlullâh fî-mâ-kâl ev ke-mâ-kâl.
Hz. Ömer Efendimiz’in oğlu mübarek Abdullah radıyallahu anh'ın rivayet ettiği bu hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:
El-A'mâlü inda'llâhi azze ve celle seb'ûn. "Allahu Teâlâ hazretlerinin nazarında, Allah katında, Allah'ın yanında kulların işlenen ibadetleri, amelleri, icraatları yedi tabakadır, yedi çeşittir." Amelâni mûcibâni. "Bunun iki tanesi, kulun yaptığı iki amel gerektiricidir."
Neyi gerektirdiğini sonra açıklamada göreceğiz.
Ve amelâni bi-emsâlihimâ. "Kulların amellerinden iki amel daha vardır, bunlar da insana misliyle mukabele, aynen, bire bir mükafat kazandırır." Ve amelün bi-aşri emsâlihî. "Bir tanesi de kul bir şey yapar; Allahu Teâlâ hazretleri on misli mükâfat verir." Ve amelün bi-seb'i mietin. "Bir de kulun bir ameli, icraatı, ibadeti vardır ki onun mükâfatı bire yedi yüzdür." Ve amelün lâ ya'lemü sevâbe âmilihî illa'llâhu teâlâ azze ve celle. "Kulun bir ameli, ibadeti de vardır ki onun sevabının ne kadar olduğunu Azîz ve Celîl olan Allah'tan başkası bilmez." diyor.
Efendimiz önce kapalı olarak söylüyor. Kapalı olarak söylenen söz, merak uyandırır: "Acaba şu neymiş? Acaba bu neymiş?" diye dinleyenler, daha büyük bir aşkla, şevkle, merakla dinlerler. Siz de herhalde "Mükâfatlandırılışına göre yedi tabakaya ayrılan, bu yedi tür amel, ibadet, icraat, faaliyet nelerdir?" diye merak ediyorsunuzdur. Şimdi Efendimiz'in açıklamasından biz de size anlatalım:
Fe-emme'l-mûcibâni. "İki tanesi gerektirici, icap ettirici ameldi."
Efendimiz bunları söylüyor.
Fe-men lekıya'llâhu ya'büdühû muhlisan lâ-yüşrikü bihî şey'en. "Her kim ki Allahu Teâlâ hazretlerine ihlâsla ibadet ediyorken, hiçbir şeyi ona şerik koşmamışken, şirke düşmemişken Allah'a kavuşursa. " Vecebet lehü'l-cennetü."Onun böyle yaşamı, böyle ibadet edişi, ona cenneti gerekli kılar. Böyle bir kul cennete girer."
Allah hepimize ihlâs ile hâlis muhlis, yalnız ve yalnız, sadece ve sadece Allah'a kulluk etmeyi; kula kul olmamayı veya tağuta, gayrullaha kulluk etmemeyi nasip etsin. Şirk koşmadan sırf kendisine, kulluk etmeyi nasip etsin. Çok önemli bu, her şeyin temeli. Çünkü şirk koştu mu Allah müşrikleri cehenneme atacak, kesin; cennetine sokmayacak, kesin; affetmeyecek, kesin. Bunlar Kur'ân-ı Kerîm'de kesin olarak belirtilmiştir. Çok tehlikeli. Cümle cihan halkının, hiç şirke düşmemeye son derece dikkat etmesi lazım.
Elhamdülillah, biz Müslümanlar, “lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah” diye, Allah'ın varlığını birliğini söylüyoruz, inanıyoruz ve şirk koşmuyoruz. Elhamdülillah biz hâlis muhlis ehl-i tevhidiz. İnşaallah bu asır, bu binyıl "Tevhid Asrı" olacak ve zamanla şirk tamamen yeryüzünden kalkacak.
Bir gerektirici amel bu; insan şirk koşmadan, ihlâsla yaşar Allah'a kavuşursa ölürse cennet ona gerekli olur, vacib olur. Demek gerektirici şeyin birisi bu.
Ve men lekıya'llâhu kad eşreke bihî. "Buna mukabil, bir kimse de müşrik olarak, şirk koşmuş olarak Allah'a kavuşursa müşrik olarak, kâfir olarak ölürse. " Vecebet lehü'n-nârü. "Ona da cehennem vacib olur, gerekli olur."
Dikkat ederseniz, burada Kur’an-ı Kerim’in ifadelerini açıklamamız lazım ki iyice bilinsin:
Kim Allah'a şirk koşmuş olarak yaşar, inancı var, dini var ama şirk koşmuş olarak yaşamış. Öyle de olsa şirk koşarak ibadet etmiş bile olsa vecebet lehü'n-nârü "Bu yaşam tarzı da ona cehennemi gerekli kılar."
Gerekli kılan iki amelin ikincisi bu. Bu da mutlaka cehenneme girer, cehennem buna vacib olur. İşte vacib kılıcı iki amel bu: İmanla göçerse cennet vacib olur; küfürle, şirkle göçerse, cehennem vacib olur. Mutlaka, gerekli, mutlaka öyle olur.
Gelelim ikinci sınıfa, misli misline, birebir karşılığı verilen amele;
Ve men amile seyyieten cüz'iye bihâ. "Kim bir kötülük işlerse misline bir ceza alır, bir günah kazanır."
Günahın, seyyie'nin karşılığı bir ilâhî ceza tahakkuk eder. Bire bir, kötülüğün karşılığı bir ceza.
Ve men erâde en-ya'mele haseneten. "Bir de iyi bir şeyi yapmaya niyet etti. " Fe-lem-ya'melhâ. "Yapamadı, yapmadı, fırsat olmadı, ömrü yetmedi, gücü yetmedi, ulaşamadı, olamadı." Cüziye mislehâ. "Yapamayana da o niyet ettiği işi yapmış gibi, bire bir, misli misline sevabı verilir."
Mesela ben cân u gönülden istiyorum ki kendi başıma, hiç kimsenin parasını almadan, sırf kendi hayrıma bir cami yaptırayım. Bunu cân u gönülden istiyorum ama yapamadım. Yapamadan ölürse insan, niyet ettiği için misli misline mükâfatlandırılır. Mesela "Falanca kimseye gideyim, şu kadar hayır yapayım!" dedi, yapamadı. Niyet ettiği için misli misline sevap alır. Bunun gibi sayısız misaller bulunabilir.
Gelelim beşinci amele:
Ve men amile haseneten. "Kim bir iyilik işlerse ibadet, taat, Allah'ın sevdiği hayırlı, güzel bir icraatı yaparsa, hasene işlerse." Cüziye aşran. "On misli mükâfat verir Allah."
Bire bir vermez, bire on verir. İyiliği yapan kimse yüzde yüz kâr etmez, yüzde bin kâr eder.
Altıncı çeşidi. "Hatırda iyi kalsın." diye rakamları kendimiz söylüyoruz. Peygamber Efendimiz hadîs-i şerifte; "Bu altıncı." diye ifade etmiyor ama biz "Takip edilsin." diye rakamları söylüyoruz.
Ve men enfaka mâlehû fî-sebîlillâhi. "Kim malını Allah yolunda infak ederse."
Ne demek?
"Parasını Allah yoluna hayır olarak verirse." demek.
Allah yolu nedir? Onu açıklayacağım.
Duifet lehû nafakatühû. "Nafakası, o verdiği hayrı hasenâtı bu kişiye kat kat, kat kat artırılır. " Ed-Dirhemü bi-seb'i mietin. "Dirhemi 700 dirhem mukabili, 700 dirhem vermiş gibi, 700 misli mükâfatlandırılır. " Ve'd-dînâru bi-seb'i mietin. "Dinarı 700 misli."
Lira harcamışsa 700 lira, kuruş harcamışsa 700 kuruş, altın harcamışsa 700 altın, dolar harcamışsa 700 dolar, mark harcamışsa 700 mark geliyor.
Bu fî-sebîlillâh harcamak ne olur?
Hadîs-i şerîflerden öğrendiğimiz fî-sebîlillâh'ları sayalım:
En başta cihada para verirse, Allah yolunda cihada masraf yaparsa bu fî-sebîlillâh cihattır. Bunun sevabı bire 700'dür.
Başka fî-sebîlillâh nedir?
Hac ve umreye harcanan paralar. Hac yolu, umre yolu da fî-sebîlillâh'tır. Oraya harcanan paralar da bire 700 olur.
Başka?
İlme harcanan para da bire 700'dür. "Çocuğunu okutsun." diye, "Öğrensin, alim olsun." diye falanca yere gönderdi, filanca alimin dersine kattı; onun masrafına da katlanıyor. İlim yolu da bire 700'dür. Böyle bire 700 olma şekli, çeşitli şekillerde olabilir. Etti altı. Yedincisi de bizim bu Ramazanımızla, orucumuzla ilgili:
Ve's-sıyâmu li'llâhi azze ve celle. "Oruç ise Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ hazretlerinindir, onun içindir." diyor Peygamber Efendimiz.
Bir kelimenin başına li gelirse, "için" mânasına da gelir. "Oruç Allah içindir. " Bütün ibadetler Allah için yapılıyor ama bir de li harfi gelirse "O onun malıdır. " demektir, mülkiyet ifade eder:
"Oruç Allah'ındır."
Lâ ya'lemü sevâbe âmilihî illa'llâhu azze ve celle. "Oruç tutanın sevabının ne miktar olduğunu, Azîz ve Celîl olan Allah'tan gayrısı bilmez."
Bu ne demek?
Bi-gayr-i hisâb demek, "Hesaba sığmaz." demek. Çünkü oruç sabırdır. Sabrın bi-gayri hisâb olduğunu da Kur'ân-ı Kerîm'den biliyoruz. 700'den de fazladır.
Onun için aziz ve muhterem kardeşlerim, Allah'ın çok çok sevdiği, çok sevap kazandırıcı, çok güzel bir ibadet olan orucumuzu, güzel bir oruç olarak tutmaya çok dikkat edelim.
Güzel bir oruç.
Güzel bir oruç nasıl olur?
Güzel bir oruç sadece aç ve susuz kalmak değil; bütün âzâsına, gözüne, kulağına, eline, midesine, ayağına günah yaptırmamak, hepsini günahtan korumak, hepsinde perhiz yapmak. Midesine haramı sokmamak.
Rabbimiz cennetiyle cemâliyle cümlemizi müşerref eylesin. Allah hayırlara hepinizi muvaffak eylesin.
Hepinizden ben kardeşiniz için de ibadetlerinizde dua etmenizi rica ediyorum.
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
01.12.2000 -
Ramazanın Başı, Oruç
01.03.1981 -
Recep, Şaban ve
