İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

05.12.2000 - Ramazan Ayı, Şehitler, Sıddıklar Gibi Kimseler

05.12.2000 - Ramazan Ayı, Şehitler, Sıddıklar Gibi Kimseler
Günün Sohbeti

05.12.2000 - Ramazan Ayı, Şehitler, Sıddıklar Gibi Kimseler

25.02.2026
14 dk 50 sn

Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû!

Aziz ve sevgili mü'min kardeşlerim, sevgili dinleyiciler!

Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Cenâb-ı Hak bu güzel, mübarek, feyizli Ramazan ayının bütün güzelliklerinden sizleri hissedâr eylesin, hisseyâb eylesin, faydalandırsın; rahmetine erdirsin, iki cihanda aziz olun.

Amr b. Mürre el-Cühenî radıyallahu anh diyor ki;

Câe raculün ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem fe-kâle: Yâ Resûlallah! E raeyte in şehidtü en lâ ilâhe illallah ve enneke Resûlullah ve salleytü's-salavâti'l-hamse ve eddeytü'z-zekâte ve sumtu ramadâne ve kumtuhû fe-mimmen ene? Kâle: Mine's-sıddîkîne ve'ş-şühedâ'.

Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.

Bu hadîs-i şerîfi İbn Huzeyme ve İbn Hibban Sahihlerinde kaydetmişler, Bezzar'da da var.

Amr b. Mürre -Cüheyne kabilesinden- diyor ki;

Câe raculün ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem. "Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine -mü'min- bir adam geldi."

Fe-kâle. "Dedi ki:"

Soru soruyor:

Yâ Resûlallah! E raeyte in şehidtü en lâ ilâhe illallah. "Yâ Resûlallah! Gördün mü, bakar mısın, baktın mı?"

Ama bu, Arapça'da "Ne dersin?" mânasına bir tabir.

"Şöyle bir insanı görsen, böyle bir durum olsa, bunu görsen ne dersin? Şöyle bir kimse hakkında ne dersin?"

E raeyte in şehidtü en lâ ilâhe illallah. "Eğer ben Allah'tan başka ilâh olmadığına şehadet etsem, eşhedü en lâ ilâhe illallah desem..." Ve enneke Resûlullah. "'Sen de Allah'ın hak peygamberisin, Allah'ın gönderdiği resûlüsün!' desem..."

"Bu şehadeteyni söylesem, söylemiş olsam..."

Ve salleytü's-salavâti'l-hamse. "Beş vakit namazı kılmış olsam..." Ve eddeytü'z-zekâte. "Zekâtı da ödemiş olsam..." Ve sumtu ramadâne ve kumtuhû. "Ramazan'ın gündüzünde orucumu tutsam, gecesinde ibadetimi yapsam, namazlarımı -yani teravihi- kılsam..."

Fe-mimmen ene? "Ben hangi zümreden olurum, kimlerden olurum?" diye soruyu sordu.

"Böyle yapsam ne dersin yâ Resûlallah? Kelime-i şehadet getirsem, Allah'ın birliğini söylesem, senin hak peygamber olduğunu ifade etsem, imanımı ikrar eylesem, beş vakit namazımı kılsam, zekâtımı ödesem, Ramazan'da gündüzleri oruç tutsam, geceleri de senin sünnetin olan namazı kılsam kimlerden olurum?" diye sordu.

Efendimiz'in cevabı çok büyük bir müjde:

Kâle: Mine's-sıddîkîne ve'ş-şühedâ'. "Sen o zaman sıddıklardan ve şehitlerdensin, o zümredensin."

"Bu dediklerini yaparsan o zümreden sayılırsın, onların arasına katılırsın, bu dört şeyi yaptığın takdirde onlardansın demektir." diye müjdeledi.

Bu sayılanları bir daha hatırlayalım:

Eşhedü en lâ ilâhe illallah demek; hepimizin söylediği, candan inanarak söylediğimiz, bütün kalbimizle inandığımız bir iman cümlesi. Allah'ın varlığını, birliğini biliyorum ve bunun için şehadet de ederim, şahitlik de yaparım; her yerde her zaman söylerim, herkese bildiririm, anlatırım: Lâ ilâhe illallah. "Allah'tan başka tanrı yok!" Başkasına tapmak, ibadet etmek yanlış, günah, zulüm ve çok büyük cezaya çarpılmanın sebebi.

Bunu yapıyoruz, elhamdülillah; bizler, sizler, dinleyenler, mü'min kardeşlerim buna candan inanıyoruz, tereddütsüz inanıyoruz, biliyoruz.

Evet, dünya üzerinde maalesef dünyanın büyük kalabalık çoğunluğu bu imana erişebilmiş değil. Buna erişememiş de sahip olduğu iman nasıl? Bilim açısından, dinler tarihi açısından; bir ilim adamının, hakikati arayan bir insanın baktığı zaman kabul edebileceği noktadan kabul edilebilirliği nasıl?

Aya tapıyorlar, güneşe tapıyorlar; var. Yanlış! Çünkü ay gibi, güneş gibi nice gök cisimleri var, güneşten kat kat büyük cisimler var. Niye güneşe tapıyor? Sonra, güneşin nesi var? Fezada onun gibi sayısız gök cisimleri var; niye güneşe tapıyor? Sonra, güneş ne yapmış? Güneş de bizim dünyamız gibi, ötekiler gibi yaratılmış bir şey. Kendisi yeri göğü yaratan değil ki... Yanlış!

Bazıları ineğe tapıyor; halen tapıyor, tapmakta, yirmi birinci yüzyılda tapıyor! Bazıları kobra yılanına tapıyor. Affedersiniz, tenâsül cihazına dinî bir ibadet olarak tapınan inanç grupları var. Eskimolar beyaz ayıya tapıyor, kutsal biliyor. Kimisi -eski Mısırlılardan- timsahlara tapmış. Kimisi kendi kendine hayalinden uydurmuş; "şarap tanrısı" demiş, "deniz tanrısı" demiş, "harp tanrısı" demiş; her kavrama bir hayal uydurmuş, ona tapmış, onu ilâh sanmış. Yanlış! Yanlışlığı besbelli...

Kimisi de "Allah'ın oğlu" diyor. Allahu Teâlâ hazretleri hanım edinmedi ki, evlilik diye bir şey bahis konusu değil ki çocuğu olsun! İnsanların, cinlerin, diğer varlıkların tenâsülü, nesillerinin devam etmesi için olan bir şey. İnsanlar etraflarında çok olan bu şeyden yakıştırma yapıyorlar. Cenâb-ı Hak böyle bir isnattan münezzeh...

Sübhâneke tebârekte ve teâleyte ammâ yekûlü'z-zâlimûne ulüvven kebîrâ.

Çok büyük zulüm, çok büyük haksızlık...

İnne'ş-şirke le-zulmün azîm.

Şirke düştü mü insan, zulüm çok büyük boyutlarda oluyor.

O da değil, o da değil, o da değil; elbette Rabbü'l-âlemîn; yeri göğü yaratan, semâvâtı, arzı, insi, cinni, her şeyi yaratan Allah... Her şeye kanunlarını koymuş. Biliyoruz ki her şey düzenli. Ayın, güneşin hareketi, rüzgârlar, bulutlar, atomlar, büyük âlemler, küçük âlemler, feza âlemleri, fizik kanunları, kimya kanunları, hayat kanunları, yaşamın kanunları; her şey muntazam çalışıyor. Demek ki bu intizamı, bu kanunları koyan bir yüce kudret sahibi, ilim sahibi, sanat sahibi, kâdir-i mutlak büyük varlık var.

Lâ ilâhe illallah. Tamam, bunu cân u gönülden biz diyoruz. Ötekilere de anlatmak bizim vazifemiz. Nasıl Peygamber Efendimiz çevresindeki insanlara anlattı; yetinmedi, çevredeki devletlere -Mısır'a, Bizans'a, İran'a, Bahreyn'e, Habeşistan'a- elçiler gönderdi, mektuplar yazdı, onlara da anlattı; İslâm'ı her tarafa yayacak çalışmaları yaptı, bize yol gösterdi, yön gösterdi; biz de bütün insanlığa, her yere lâ ilâhe illallah'ı anlatmaya gitmeliyiz, yayılmalıyız.

Üniversitedeki hocalığım zamanından beri, o zamanlardan beri talebelerime söylerim:

"Aman Türkiye içinde sıkışıp kalmayın, dış ülkelere açılın! O ülkeleri tanıyın; tarihini, coğrafyasını, dilini, edebiyatını, örfünü, âdetini öğrenin. Oralardan tanıdıklar edinin. Böylece cihana hâkim olalım, cihana ilim irfan götürelim!" diye söylerim.

Bunu yapan kardeşlerimiz de var, Allah razı olsun.

Bu bir vazife. En büyük vazifeniz; Lâ ilâhe illallah'ı herkese anlatmak!

Bunu her zaman söylüyorum.

Bunun için de vesileler olabilir; memuriyetler, ticaretler, geziler, seyahatler olabilir. Görgü için, bilgi için, dinlenmek için... Ama nereye giderseniz, hangi halde olursanız olun, lâ ilâhe illallah'ı tanıtacaksınız, anlatacaksınız. Lâ ilâhe illallah Muhammedü'r-resûlullah'ı, Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû'yü güzelce anlatacaksınız!

Tabii, Peygamber Efendimiz'in Allah'ın peygamberi olduğunu anlatmak için de Peygamber Efendimiz'in güzel hayatını; müstesna, şahâne, şaheser hadîs-i şerîflerini, sünnetini öğreneceksiniz. Onu öğrendiğiniz zaman her derdinizin devasını orada göreceksiniz, bulacaksınız. "Aa! Peygamber Efendimiz bunu da buyurmuş! Aa! Şu mesele zihnime takılıyordu, bak onun da cevabı varmış..." diyeceksiniz. Resûlullah'ın sîretini, sünnetini, şemâilini öğrenip onları da tanıtma vazifesi olacak.

Bunu gücümüz yettiğince şu anda söylüyoruz, yapıyoruz, tamam. Hadîs-i şerîfte o zâtın sorduğu gibi şehadeti getiriyoruz. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammede'r-resûlullah diyoruz.

Ve salleytü salavâti'l-hamse. "Beş vakit namazımı kılarsam." diyor.

Kılanlar kılıyor, kılmayanlara Allah hidayet versin. Ne tembellikten bu namazı kılmazlar, bilmem. Tabii, yetiştirilmeler etkili oluyor. Beş vakit namaz çok geliyor. Musa aleyhisselam, Peygamber Efendimiz Miraç'tayken; "Ben bu insanları senden önce tanıdım, denedim; bu 50 vakit namazı kılamazlar, Rabbine niyaz eyle, bunun miktarını indirsin." diye diye 50 vakit, 40'a; 40, 30'a; 30, 20'ye, 10'a; 10, 5'e inmiş. O kadar tahfif, yani vazifeyi hafifletme, kolaylaştırma Cenâb-ı Hakk'ın lütfuyla beş vakit olmuş.

Namazı sabahleyin evinde kılacaksın veya camide, neyse; memuriyet başlamadan, iş başlamadan önce kılarsın. Dişini fırçaladığın gibi, yüzünü yıkadığın gibi, tıraş olduğun gibi, ütünü yaptığın gibi, hazırlıklarını yaptığın, kahvaltını yaptığın gibi namazını kılacaksın. Öğleyin, öğle tatili, herkes yemek yiyor; öğle tatilinde namazını kılacaksın. Akşam ve yatsıda yine evdesin, onları kılacaksın. Bir ikindi var, yollarda geçiyor, işin sonuna doğru; ona da biraz gayret göstereceksin. Çünkü bunların sonsuz güzellikleri, faydaları var. Yapmayanların bunu da yapması lazım!

Allah şu Ramazan'ın feyziyle, bereketiyle bu hususta tembellik yapanlara hidayet ihsan eylesin, aşk ve şevk versin. Onlar da namazın "mü'minin mirâcı" olduğunu duyarak, ne kadar güzel bir ibadet olduğunu tada tada, seze seze Cenâb-ı Hakk'a güzelce namazları kılmaya başlasınlar.

Kılanlar kılıyor, Allah kabul etsin. Kılmayanlara da Allah hidayet ihsan eylesin.

Ve eddeytü'z-zekâte. "Zekâtı da verirsem..."

Zengin olanlar zekâtı veriyorlar.

Ramazan'da son on günü kaldı, aman zekâtınızı verin! Aman zekâtı Ramazan'da vermeye özel bir gayret gösterin! Çünkü Ramazan'da verilen zekât, başka zamanlarda verilenden kat kat daha fazla sevaplı; 70 kat daha fazla sevaplı oluyor. Bu farkı kaçırmamak lazım! Aman zekâtınızı hesaplayın! Hesabın üstünde kat kat fazlasıyla zekâtlarınızı ödeyin de malınız mânevî bakımdan temizlensin. Başkasının hakkını yemiş olmayın. Fakirin hakkını malınızın içinden çıkarmış olun. Malınızın bereketi artsın. Budanmış bir ağaç gibi fazla meyve verir. Zekâtı verilmeyen mal da telef olur, zarara uğrar. Aman zekâtınızı da verin!

Tamam, verenler de veriyor. Yani yapılamayan şeyler değil; kelime-i şehadet, beş vakit namaz, zekât...

Ve sumtu ramadâne ve kumtuhû. "Ramazan'da gündüzleri oruç tutsam ve kalksam..."

Burada kumtu, kâme fiilinden, lugat olarak "ayağa kalkmak" demek. Peygamber Efendimiz’ in dilinde ve dinimizin ıstılâhı olduğu zaman, "kalkmak, namaz kılmak" demek.

Kalkınca ne yapıyor; ayakta yalı kazığı gibi dikilip mi duruyor?

Hayır, namaza kalkıyor.

Gece kalktı, ne demek?

"Gece namazına kalktı, gece namazı kıldı." demek.

Sumtu ramadâne ve kumtuhû. "Ramazan'ı tuttum ve kalktım."

"Ramazan'da gündüz oruç tuttum, gece de -sünnet olan- namazları kıldım."

Fe-mimmen ene? "Kimlerdenim o zaman?" diye soruyor.

Bunların hepsini yapabiliriz.

Burada dikkat edilirse, İslâm'ın şartları anlatılıyor. Bize "İslâm'ın şartları" diye öğretilenlerden sadece hac yok. Hac da belki bunun ifade edildiği zamandan sonra farz olduğundandır. O da olacak tabii, o da İslâm'ın temellerinden birisi.

"Bunları yaparsam kimlerden olurum, hangi zümreye katılırım, hangi zümreden sayılırım?" deyince;

"Sıddıklardan, şehitlerden sayılırsın, onlardan olursun." buyurmuş Peygamber Efendimiz.

O öyle olur da bunları aynen yapan başka insanlar olmaz mı?

Onlar da aynen öyle olur. Yani siz de sıddıklardan, şehitlerden olursunuz. Sıddıklarla, şehitlerle beraber olursunuz. Peygamber Efendimiz'in Hamd Sancağı altında onların zümresinde haşrolursunuz. Ondan sonra cennetiyle cemâliyle müşerref olursunuz.

Aman vazifelerinizi güzel yapmaya gayret edin! Ramazan'ı kaçırmayın, fırsatları elden kaçırmayın, zamanlarınızı ziyan etmeyin!

Allahu Teâlâ hazretleri iki cihanda cümlenizi aziz ve bahtiyar eylesin. Cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin. Rıdvân-ı ekberine vâsıl eylesin.

Aziz ve sevgili dinleyiciler,

Es-selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû!

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA