İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

08.12.2000 - Ramazan, Oruçlu Ölmek, Sadaka

08.12.2000 - Ramazan, Oruçlu Ölmek, Sadaka
Günün Sohbeti

08.12.2000 - Ramazan, Oruçlu Ölmek, Sadaka

14.03.2025
16 dk 52 sn

Es-selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.

Aziz ve sevgili dinleyiciler;

Ramazanınız hayırlı geçsin, mübarek olsun. Allah ibadetlerinizi, oruçlarınızı, teravihlerinizi, iftarlarınızı, ziyafetlerinizi, sadakalarınızı, zekâtlarınızı, tüm hayır hasenâtınızı en güzel şekilde mükâfâtlandırsın. Dünya ve âhiretin her türlü hayırlarına cümlenizi erdirsin, sağlık âfiyet versin.

Ve men sâme yevmen ibtiğâe vechi'llâhi hutime lehû bihî dehale'l-cenneh.

İşte rivayetin bu kısmı, Ramazanımızla, orucumuzla ilgili cümlesi.

Efendimiz diyor ki;

"Kim bir gün Allah'ın zât-i pâki için rızasını kazanmak maksadıyla, O'nun vereceği sevabı düşünerek oruç tutarsa ve bu oruçla ömrü kapanırsa oruçluyken, o oruç üzere ölürse;

Dehale'l-cenneh. "Cennete girer."

Bu; Allah rızası için oruç tutmak, ibtiğâe vechi'llâh. "Allah'ın vech-i pâkini, zât-i pâkini, rızâ-ı şerîfini kazanmak niyetiyle oruç tutmak." Gösteriş, riya veyahut daha başka maddî veya süflî sebeplerle değil. Kimisi zayıflamak için perhiz gibi filan düşünüyor.

Niyet ne olacak?

Cenâb-ı Mevlâ'nın rızasını kazanmak olacak.

"Öyleyken, oruçluyken, o hâliyle ölürse."

Hutime lehû bihî. "Ömrü bununla mühürlenir, kapanır, biterse." Dehale'l-cenneh. "O da cennete girdi, demektir."

Dehale, "Girdi." demek.

"İlerideki bir şey girdi." sözüyle ifade edilince, bu işin kesinliğini gösteriyor; "Mutlaka girer." demek. "Girdi" demektir diye de tercüme edebiliriz.

Ve men tesaddaka bi-sadakatin ibtiğâe vechi'llâhi hutime lehû bihâ dehale'l-cenneh. "Kim Allah rızası için, 'Allah hoşnut, razı olsun' diyerek, rızâ-i bârî için, hâlis muhlis bir niyetle bir sadaka verirse, birisine maddî iyilik ihsan ederse, bağışlarsa ve bu sadakayı verdiği gün ölürse, son ameli bu olarak Allah ruhunu kabzederse, ömrü onunla mühürlenirse; o da cennete girer."

Tabi bu sadakada miktar zikredilmiyor. En aşağı haddi, sınırı, hududu yok. Çünkü dedelerimiz -Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsınlar, makamları âlâ olsun- ne güzel söylemişler:

"Az veren candan, çok veren maldan!" demişler.

Az veren de, fakir olduğu halde veriyor.

Neden veriyor?

Fakir, kendisinin ihtiyacı var; inancından veriyor, samimiyetinden veriyor. Onun azıcık vermesi çok kıymetli; çünkü o onu verdiği zaman yanında bir şey kalmayacak. Ötekisi çok zengin olduğundan, onun on katını, yüz katını verse bile, yine arkada bir sürü malı mülkü var. Berikisinin fedakârlığı daha fazla.

Fakirin fedakârlığı, yoktan vermek veya az olandan vermek veyahut kendisinin bayağı bir ihtiyacı varken çıkarıp vermek çok kıymetli.

Medine-i Münevvere'deki Müslümanlar, Mekke'den gelen kardeşlerini bağırlarına bastılar, onlara ikram ettiler, kolaylık gösterdiler, misafir ettiler.

Kur'ân-ı Kerîm'de onların medh ü senâsı nasıl geçiyor?

Allahu Teâlâ hazretleri nasıl anlatıyor?

Ve yü'sirûne alâ enfüsihim ve lev kâne bihim hasâsah. "Kendisi muhtaçken, kendisinin zaten ihtiyacı varken, kardeşini kendisine tercih ediyor da ona veriyor."

Kendisi yemiyor, yediriyor; giymiyor, giydiriyor.

İşte bu samimiyetin, ihlâsın, imanın, imandan doğan uhrevî kardeşliğin bir sonucudur. Mü'min insanlar yemez, yedirir; giymez, giydirir. Dünya ehli insanlar bunu anlayamaz.

Aziz ve sevgili dinleyiciler ve izleyiciler;

İslâm bu kadar güzel olduğu halde, şu şeytanın başarısına bakın ki çalışmalarının sonucuna bakın ki bu kadar güzel olan İslâm'ı ortadan kaldırmak için var gücüyle çalışan, milyonlarca, milyarlarca şeytanın yardakçısı, destekçisi, yardımcısı insan var! İslâm'ın aleyhine çalışıyorlar. Bu aleyhinde çalıştığın İslâm, insanların saadetinin kaynağı. Hem dünyada hem âhirette saadet, huzur, rahat, hoşluk kaynağı. Sen bununla uğraşıyorsun!

Deli divane, mecnun, bir hastanın kendisine tam şifayı verecek olan ilacı, şişeyi pat diye yere çalması, bardağı itip suyu dökmesi gibi bir şey. Şifayı reddediyor. Hasta, asır hasta, insanlar hasta ama ilaç kendilerine getirildiği zaman reddetmeye çalışıyorlar.

Bu bir imtihan. Bu, Cenâb-ı Hakk'ın bir imtihanı.

Allahu Teâlâ hazretleri, peygamberler gönderiyor, hakkı öğretiyor. Ama bir taraftan da şeytan, insanları hakkın karşısında durmaya çekiyor. Bir de bakıyorsunuz o kadar akıllı, uslu, tahsilli insanlar... Mesela -tahsil beğenilen bir şey- bakıyorsunuz satanist olmuş.

Satanist ne demek?

"Şeytancı, şeytan taraftarı" demek.

Satanist olmuş.

Neden!

Tabi ben bilmiyorum bu satanistlerin fikirleri neler? Nasıl aldatıyorlar? Gençleri nasıl kendilerine çekiyorlar? Esrar mı kullanıyorlar, topluca cinsel âlemler mi yapıyorlar, ne oluyor, ne kalıyor!

Okumadım fakat sonuç itibariyle bakıyorsunuz, insanlar kandırılıyor. Şeytanın kulu oluyor, şeytanın emrini tutuyor, günahı seve seve işliyor. Dünya ve âhirette kendisini, ailesini, toplumunu milletini, ümmetini, bütün insanlığı saadete kavuşturacak olan güzel işleri yapmaktan bucak bucak kaçıyor ve düşman oluyor. İslâm'a düşman oluyor.

Burada bir arkadaş anlattı. Kendi bulunduğu şehirde -buraya geldi, tatlı tatlı, samimi samimî konuştu, hoşuma gitti- bir kardeşe kendisi nasihat etmiş, nasihat etmiş. Sonunda çocukcağız tevbekâr olmuş, namaza başlamış; kötülükleri bırakmış, iyi bir insan olmuş.

Buralarda çocuklar, delikanlılar kötü olduğu zaman, çok fena kötü oluyorlar. Az kötülükle kalmıyorlar, esrar içiyorlar vesaire... Hem sağlıkları tehlikeye giriyor hem de her şeyleri mahvoluyor, aile bağları vesaireleri mahvoluyor. Tabi sonuç itibariyle kurtarmış, namaza başlamış.

Olay, bundan sonraki ikinci adım ilginç; arkadaşın bize anlattığını duyunca hayretler içinde kaldım.

O çocuğun babası gelmiş, buna kızmış:

"Sen benim oğlumu niye böyle yaptın?" demiş.

Kurtarıyor, iyi bir insan yapıyor, mü'min insan yapıyor. Tabi Allah'ın izniyle, hidayeti Allah veriyor ama bu da çalışmış, ikna etmiş. Mü'min insan yapıyor, babası karşısına geliyor; "Öyle kalsaydı daha iyiydi." diyormuş.

İslâm'a bu düşmanlık, bu anlayışsızlık, bu güzellikleri anlayamamak, bu zevksizlik, bu değer hükümlerinin tamamen ters hâle dönmesi çok ilginç! İncelenmesi gereken bir olay! Alim kardeşlerimiz bu meseleleri incelesinler.

Bu insanlar, bu küfrü, şirki, inkârı nasıl sevip de, nasıl bunun içine seve seve dalıyorlar, balıklama atlıyorlar? İsteyerek nasıl yapıyorlar, nerelerinden tutuyorlar? Şeytan bunları nasıl kandırıyor? Küfre düşmenin şeytan tarafından kandırılmanın oluşum tarzı, mekanizması, şekli, şemâili nasıl?

Bunu bilmekte fayda var, hayret edilecek bir şey!

Tabi biliyorsunuz Allahu Teâlâ hazretleri korur. Şeytanın tesiri olmayabilir.

Kime?

İman eden ve Cenâb-ı Hakk'a tevekkül eden kimselere şeytanın tesir edemeyeceğini, âyet-i kerîme bildiriyor:

İnnehû leyse lehû sultânün ale'llezîne âmenû ve alâ rabbihim yetevekkelûn. "İman edip de, Rabbine tevekkül edenlere şeytan bir zarar veremiyor, kandıramıyor."

Bakıyoruz, 21. Yüzyıl'da bunca müstehcen neşriyat, bunca bar, pavyon, bunca gelişmiş eğlence, keyif, zevk, safa sanayi; gazinolar, barlar, pavyonlar, ışıklar, danslar, müzikler... İnsanları idman meydanlarına, stadyumlara dolduran, çılgınca zıplatan, hoplatan şeyler...

Bu kadar şeyler olurken, bunların karşısında bazı insanlar nasıl sapasağlam duruyor, ahlâkları bozulmuyor, dürüstlüğünden bir şey kaybetmiyor; vatanseverliğinden, çalışkanlığından herkes istifade ediyor.

Bu nasıl oluyor?

Kalan niye kalıyor?

İmanından, Cenâb-ı Hakk'a tevekkül ettiğinden, iyi müslüman olduğundan kalıyor.

Sapıtan nereden gidiyor?

İmanının eksikliğinden, Cenâb-ı Hakk'a dayanmamasından, nefsine tâbi olmasından, nefsini ıslah etmemesinden...

Bu gerçeklerin hepsi âyet-i kerîmelerde, hadîs-i şerîfelerde hepsi anlatılıyor ama Kur'an'ı okumuyor.

Kur'ân-ı Kerîm; şifâun. Yani "Bir şifadır." Kendisi okunduğu zaman maddî, mânevî her türlü içtimâî, toplumsal ve kişisel her türlü derdin devası var. Ana ilaçlar Kur'ân-ı Kerîm'de mevcut, imanda mevcut ve onların faydasını da mü'minler görüyorlar.

Bakıyorsunuz İmam-Hatip Okulu çocukları birinci oluyor.

Neden?

Yüksek İslâm enstitüsü mezunları bakıyorsunuz çok üstün başarı sağlıyor.

Neden?

İmanından.

Çünkü iman, bir ciddiyet getiriyor, gayret getiriyor. Başarının oluşması için gerekli her şey olduğundan başarı kazanıyor.

Bakıyorsunuz ötekisi, ikişer sene ikişer sene okuyarak sınıfları ite kaka geçiyor, özel okullarda parayla diploma alıyor. Ondan sonra anasının babasının parası zoruyla yurtdışına gidiyor. Oralarda da eğlenerek, barlarda, pavyonlarda vakit geçirerek böyle bir alelusul, uyduruk diploma alıyor ama bir şey bilmiyor.

Benim hayatta karşılaştığım çok kimseler vardı. Mesela askerlik yaptığımız zaman karşılaştığım bazı kimseler vardı. Kimisi çıkıyordu; "Ben iki fakülte bitirdim!" diyordu. Kimisi, "Ben iki doktora yaptım!" diyordu. Bir doktora değil, bir ihtisas değil, iki tane birden yapmış.

"Ooo, aferin!" diyorsunuz.

Tabi saygı gösteriyorsunuz. "Avrupa'da okudum!" diyor, "İki tane doktora yaptım!" diyor, saygı gösteriyorsunuz; tamam.

Ama ondan sonra beraber yaşıyorsunuz, davranışlarını görüyorsunuz, hareketlerini görüyorsunuz. Bilgisinin kullanılacağı zaman, kendisine; "Hadi sen bu işi biliyordun, gel bakalım, yap!" diyorsunuz. Hiç bir şey yok! Hayret ediyorsunuz.

Teknik Üniversite mezunu, sigorta telini takmasını, bağlamasını bilmiyor. Muhasebeden, yüksek ticaretten mezun, en basit şeyleri bilmiyor.

Hadi biraz da gerçekten bahsedelim:

İmam-Hatip'ten mezun, ilâhiyattan mezun, cuma namazı kıldıramıyor, bir hutbe okuyamıyor. "Bir aşr-ı şerîf oku!" diyorsun, okuyamıyor.

Yani bunlar nedir?

İnsan çalışmadığı zaman bir şey olmuyor.

Ve en leyse li'l-insâni illâ mâ seâ. Ve enne sa'yehû sefve yürâ. "Neye çalışırsa neye gayret ederse onu elde eder." Futbola çalışıyor, çalışıyor yıldız oluyor. Haltere çalışıyor, çalışıyor dünya birincisi oluyor. Çalışmadan olmuyor. Çalışmaları bıraktığı zaman başarısızlığa düşüyor.

Onun için Allahu Teâlâ hazretleri İslâm'ın kıymetini bilip tam müslüman olmayı nasip eylesin. Öyle yarım yamalak, dörtte bir, onda bir, yüzde bir, tenzilatlı tarife Müslümanlık olmaz. Müslümanlık tam olur. Tam olursa Allah sever. Eksik olduğu kadar, eksikliğinin hesabını Allah sorar.

Tabi Cenâb-ı Hakk'a layıkıyla, O'nun dergâh-ı izzetine, şânına layık bir şekilde güzel kulluk yapmak, kulların tâkatlerinin üstündedir ama tam yapmaya çalışacak, her şeyi yapmaya çalışacak. Boş vererek, yarım gün sevaplı işler yapıp yarım gün de günahlı işler yaparak; akşam camide, gece hırsızlıkta, sabah arsızlıkta, yüzsüzlükte bilmem ne... Böyle tezat, birbirine ters düşen acayip işler...

Hem "Müslümanım!" diyor, hem kâfirleri seviyor. Hem "Hacca gittim!" diyor, hem ona uygun olmayan işler yapıyor. "Hacıyım" diyor, acı işler yapıyor, hacıya yakışan işler yapmıyor. "Aydınım!" diyor, cahillik yapıyor. Her yerde kendi iddia ettiği vasfına uygun olmayan haller görüyoruz.

Rabbimiz bizi korusun. Tevfîkini refîk eylesin. Yolunda daim eylesin. Ve şu güzel günlerin güzelliklerinden, mükâfâtlarından, feyizlerinden, mânevî ikramlarından nasipleri bizlere çok çok ihsan eylesin, payları bize çok çok versin.

Bugünlerden istifade edip kâmil müslüman olmayı -kalp gözü açılmış, gerçekleri gören, olgun, kâmil, yetişmiş, ham tarafı kalmamış, güzel müslüman olmayı- güzel hareketler yapmayı nasip etsin.

Tabi insan inanacak, salih amel işleyecek, ihlâsla işleyecek.

Bir şeyler öğrendikten sonra asıl sonuç nedir?

O öğrendiklerini uygulamaktır. Onları hayatında uygulayıp, İslâm'a faydalı olup, ömrünü Allahu Teâlâ hazretlerinin rızasına uygun geçirip, huzuruna sevdiği kullar olarak varmayı, Allah cümlemize nasip eylesin aziz ve sevgili dinleyiciler ve izleyiciler.

Es-selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA