İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

10.01.1997 - Ramazanın İlk Günleri, Orucun Önemi, Namaz

10.01.1997 - Ramazanın İlk Günleri, Orucun Önemi, Namaz
Günün Sohbeti

10.01.1997 - Ramazanın İlk Günleri, Orucun Önemi, Namaz

19.02.2026
15 dk

Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri;

Allah-u Teâlâ Hazretleri hayır ve bereket dolu bu ayı hepinizin hakkında sebeb-i mağfiret ve sebeb-i duhûl-i cennet eylesin. Allah’ın affına mazhar olun. Cennetiyle cemâliyle müşerref olun diye temenni ediyorum.

On bir ayın sultanı Ramazan geldi oruç tutuyoruz. Bu çok büyük bir nimet. Ramazan ayı, Ümmet-i Muhammed'in ayıdır. Sıralama şöyle; "Receb ayı Allah-u Teâlâ hazretlerinin kullarını affettiği ay, Şaban ayı Peygamber Efendimiz'in ayı, Ramazan ayı da ümmetinin ayı" diye hadîs-i şerîfte Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz tarafından bizim özel affımıza, mağfiretimize tahsis edilmiş, kendi ayımız olduğu belirtilen bir ay içindeyiz.

Mânevî pek çok hayrın, fırsatın kulların üzerine saçıldığı, önlerine güzel fırsatların, yolların açıldığı mübarek bir ayın ilk günlerindeyiz.

Ramazan'da oruç tutmak var, bir. Bir de geceleri teravih namazı kılmak var. Bunu herkes biliyor. Gündüz aç duruluyor, oruç tutuluyor; akşamleyin de camilere koşuluyor, teravih namazı kılınıyor.

İtikâf var. Kadir gecesi var; Kadir gecesini kaçırmamak, ondan istifade etmek konuları var.

Sevgili dinleyiciler öncelikle size bazı görmüş olduğum önemli yanlışları hatırlatmak istiyorum. "Bunlar yanlıştır, bilinsin, yapılmasın." diye işin başındayken, daha birinci gündeyken hatırlatmak istediğim şeyler bunlar:

Birincisi; Ramazan'da oruç tutmak sadece yemek içmekten [uzak durmak] ve aileler için birtakım yasaklardan ibâret sanılıyor. Su içmediği zaman, yemek yemediği zaman orucu tuttum sanıyor. Halbuki böyle değil! Orucu tutmuş olmak için Allah'ın kabul edeceği, reddetmeyeceği makbul bir oruç tutmak için insanın yemek içmekten başka şeyleri de yapmamaya dikkat etmesi lazım.

Neler mesela?

Gıybet etmemesi lazım. Gıybet çünkü haram, günah. Gözüyle harama bakmaması lazım. Çünkü onu yaptığı zaman orucun sevabının gideceğini hadîs-i şerîfler bildiriyor. Diliyle günah olan sözleri söylememesi lazım. Yani orucu sadece midesine tutturmayacak, bütün âzâlarına tutturacak. Hatta güzel bir söz var... Biliyorsunuz, aslında su helal bir madde, içilebilir. Şarap, çeşitli sarhoş edici içkiler haram ama su haram değil. Haram olmadığı halde oruçlu insan hayatın temeli olan önemli bir maddeyi bile "oruç tutuyorum" diye içmiyor.

Şimdi helal olan şeyi "oruç tutuyorum" diye içmezken bir müslüman, zaten aslında haram olan bir şeyi oruçluyken yaparsa olur mu?

Olmaz! Bu hususta Peygamber Efendimiz'in kesin ifadeleri, şiddetli tavsiyeleri var. "Akşama aç ve susuz kalmaktan başka eline bir şey geçmeyebilir!" diye tehditli ifadeler var.

İnsan oruç tutarken güzel, uyanık bir müslüman olarak müteyakkız davranacak. Her şeyine dikkat edecek. Gözüne dikkat edecek, harama bakmaması için; dilini tutacak, kalp kırıcı söz, yalan söylememek, gıybet vesaire yapmamak için; elini tutacak, kimseye ezâ cefâ vermemek, üzmemek için... Her âzâsını Allah'ın rızasını kazanacak şekilde kullanmaya dikkat edecek.

Bazıları bunlara dikkat etmiyor. Yani oruç aç kalmak, susuz kalmaktan ibarettir; eski kötü konuşmalara devam, eski kötü alışkanlık olarak harama bakmaya devam, günah işleri yapmaya devam... Böyle olmaz.

Böyle olduğu zaman ne olur?

Akşama hiçbir şey eline geçmez; sadece aç ve susuz kalmış olur, boşa gitmiş olur. Oruç tuttum sanmaktayken insan, sevap kazandığını ummaktayken eline hiçbir şey geçmemiş olur. Hâib ve hâsır olur, mahrum olur. Bir de Allah'ın gazabına uğrar, oruçlu olduğu halde yine günahları bırakmadı diye. Bu sefer böyle güzel fırsatlar varken bunların içinde iyilik yapması gerekirken, iyiliği de bırakıp bir de kötülük yaparsa cezası büyük olur. Bu önemli bir nokta.

Şöyle söyleyelim: Orucu sadece mide tutmayacak, göz de oruç tutacak, harama bakmayacak; kulak da oruç tutacak, haramı dinlemeyecek; el de oruç tutacak, harama el uzatmayacak; ayak da oruç tutacak, harama doğru yürümeyecek, haram faaliyetlere katılmayacak. Demek ki orucu böylece derli toplu tutmaya dikkat etmek lazım. Ramazan'ın başında bunu hatırlatıyoruz. Kardeşlerimiz sakın işi böylece aç ve susuz kalmaktan ibaret diye değerlendirmesin.

İkinci bir nokta; bazıları bunları gündüz yapıyor. Oruç tuttu diye akşamleyin günahlara devam... Şeytan boş durmamış, bu gibi şeyler olmuş. Mesela İstanbul'da Şehzadebaşı denilen bir semt var. Eskiden burası tiyatroların olduğu bir eğlence merkeziymiş. Şimdi Beyoğlu'nun olduğu gibi veyahut Boğaz'daki bazı yerlerin olduğu gibi. O zaman orada eğlence yerleri varmış. Gündüz oruç tutup ondan sonra kalkıp Allah'ın haram kıldığı şeyleri seyrederse, haram faaliyetlere katılırsa bu anlamsız, yalan yanlış bir şey olur. Orucu gündüz tutmak yeterli değil, insanın gecesini de günahlardan koruması lazım. Bu da iyi anlaşılmıyor. Akşam iftarla beraber sanki haramlar, günahlar serbestmiş gibi bir acayip mantık oluyor ve akşamdan sonra, hatta teravihi kıldıktan sonra "hadi bakalım hangi eğlence yerine gidelim? Nerede daha çok güleriz, nerede daha çok eğleniriz?.." diye yanlış bir tutum içinde oluyor.

Buna mukabil güzel tutum içinde olanlar da var. Mesela ben eskiden oturduğumuz mahallerde bazı komşular, tanıdıklar hatırlarım veyahut geçtiğimiz yerlerde görürüm. Bazı yerler -iş sahipleri- kâğıt asıyorlar, dükkânlarını kapatmışlar: "Ramazan dolayısıyla faaliyetlerimizi kapattık." diyorlar. Kahvehâne veyahut daha başka eğlence yerleri veya meyhane filan gibi içki satılan yerlerde dahi bunları görüp şaşırdığımız oluyor. Bu yine Ramazan'a saygının bir alameti. Ramazan'da hiç olmazsa o dükkânın sahibi, bu yaptığı işin yanlışlığını bildiği için o işleri tatil ediyor.

Demek ki Ramazan'da dikkat edeceğimiz ikinci nokta; "gündüz oruç tuttuk, akşam serbest" gibi bir yanlış mantığa düşmemeliyiz, düşmemelisiniz. Gündüz oruçla sevap kazandığınız gibi geceleyin de sevabınızı korumaya, günahlardan uzak durmaya gayret etmelisiniz.

Tabii "teravih namazlarını kılacağız" deyince burada bir başka hatırlatmak istediğim husus hemen ön plana geliyor. Teravih namazları bazı yerde çok hızlı kılınır. Hatta bazı imamlara jet gibi hızlı kıldırdığı için "jet imam" adı veriyorlar. Halbuki tâdil-i erkân dediğimiz çok önemli bir husus var; namazları kılarken ağır ağır, vakur vakur, ciddi ciddi, saygılı bir şekilde, sakin sakin namaz kılınması lazım, tadını çıkara çıkara, ağır ağır kılmak lazım. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz birisinin acele namaz kıldığını gördü, yanına çağırdı;

"Ey filanca, sen namazını yeniden kıl çünkü sen namaz kılmadın." Dedi.

Halbuki kılmıştı gözünün önünde, selam vermişti. Yani "Sen namazını kıldın ama kabul olmadı, lâyık-ı vechile kılmadın, usulüne uygun kılmadın, makbul olmadı." demek istedi. O da;

"Peki yâ Resûlallah." dedi. Bir daha kıldı namazı. Ama alışmış hızlı kılmaya, yine böyle hızlı hızlı kıldı, bitirdi, Peygamber Efendimiz'in yanına geldi. Peygamber Efendimiz dedi ki;

"Yine olmadı. Yine sen namazı kılmamış gibi oldun, yeniden kıl." buyurdu.

Bu tekrar hızlı kılınca; "Bak" dedi... Namaz'da biliyorsunuz ayakta durmak var, "kıyâm" diyoruz. Eğilmek var, "rükû" diyoruz. Doğrulmak var, secdeye varmak var, iki secdenin arasında tekrar doğrulup, biraz durup ikinci secdeyi öyle yapmak meselesi var. Bunların her birinde sakinleşeceksin, hareketleri birbirine bağlamayacaksın, arada bir duraklama olacak, tam duraklama olacak, dışarıdan bakan bir insan 'bu duruyor' diyecek. Ondan sonra ötekisine yani ikinci harekete geçeceksin. Namazın rükûsunu, kıyâmını, sücûdunu, kâdesini birbirine bağlayıp hızlı hızlı kıldığı zaman olmaz.

Sonra ben duyuyorum, yanımda secde eden kimse... Tabii secdede Sübhâne rabbiye'l-âlâ, sübhâne rabbiye'l-âlâ, sübhâne rabbiye'l-âlâ diyoruz, bayağı bir zaman geçiyor. Fakat yanımdakine bakıyorum; Sub, sub, sub... Allah-u Ekber. Sub, Sub, Sub... Allah-u Ekber... Yani Sübhâne rabbiye'l-âlâ demesi mümkün olmayan kısa bir zamanda sub sesi duyuluyor. Ondan sonra başını kaldırıyor, indiriyor. Allah-u Ekber, Allah-u Ekber...

Nedir bu acele? Ne lüzum var bu kadar aceleye?

Bu bittikten sonra kahveye gidiyor, evine gidiyor, çay içiyor, boş vakit geçiriyor.

Namazdan bu kadar aceleyle gitmek neden yani? Namazı bu kadar aceleye getirmek neden? Kabul olmayacak şekilde hızlı kılmak neden?

Şeytandan. El -aceletü mine'ş-şeytân.

Hayırlı işlerde, ibadetlerde böyle hızlı, acele edip de işi şuuruna varmadan, makbul olmayacak şekilde tatsız, gevşek, eksik, kusurlu yapmak, zamanını çalmak, verilmesi gereken zamanı vermemek, kısıtlamak, kırpıştırmak, kesmek; bunların hiçbirisi doğru değil.

O halde namazı imam kardeşlerimiz sakin sakin, tâdil-i erkâna riayetle kıldırsın. Hızlı kıldırmak hüner değil, bu bir. Eğer bir yerde hızlı namaz kılınıyorsa, çok hızlı kılınıyorsa, cemaat ikaz etsin, "bak bu tâdil-i erkâna aykırıdır." diye. Ve sakin kılınan, takvâ ile, huşû ile, hudû ile namaz kıldıran camilerde namaz kılmaya o zaman daha dikkat etmek lazım. Çünkü ötekisi hızlı kılındığı için Peygamber Efendimiz'in ifadesine uygun şekilde hareket edilmediğinden kabul olmayacak, diye kabul olacak şekilde kılınan yerleri tercih etmek lazım.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Ramazân-ı şerîfte Kur'ân-ı Kerîm'i Cebrail aleyhisselam'a bir kere okurdu, -mukâbele- o dinlerdi. Böylece hafızasını kuvvetlendirmiş ve tekrarını yapmış olurdu. Onun için teravih namazı içinde Ramazan boyunca her gün bir cüz okuyarak hatim indirmek de güzel bir şey. Bunu yapabilirse imam efendiler, teravihi hatimle kıldırmalı. Hatimle kıldırmak ile hatim yapmadan kısa sûreler okuyarak, âyetler okuyarak kıldırmak arasında çok büyük bir fark yoktur. Ama hatimle kıldırmanın çok büyük sevabı vardır. Zaman bakımından birazcık uzundur. Fakat Kur'ân-ı Kerîm'in tekrar edilmiş olması ve namaz içinde bir hatim indirilmesini dinlemiş olmak, okumuş olmak sevabı vardır. Onun için buna da beldelerde gayret edilmesini tavsiye ederim. Hafız efendiler çalışsınlar, korkmasınlar...

Deniliyor ki;

"Halk Elem-tere'den aşağısını öğrensin, onunla kıldırın."

Bunu da doğru görmüyorum ben, âcizâne kardeşiniz olarak. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'in pek çok âyetleri, sûreleri var; hepsinin hakkını vermek lazım, oradan oradan okumak lazım. Birilerini çok söyleyip de ötekileri söylememek herhalde uygun bir şey olmaz.

Aziz ve sevgili kardeşlerim.

Ramazan'da ayrıca bir başka özellik var.

Ramazan'da yapılan hayırların mükâfatı fazla veriliyor. Onun için Ramazan'da sadakayı fazla vermeli. Kur'ân-ı Kerîm okumalı. Hayırlı ziyaretler yapmalı. Kabir ziyaretleri yapmalı. Büyüklere saygı göstermeli, küçüklere sevgi göstermeli. Ramazan bizim her türlü sevaplı güzel hareketlerimizi çok yaptığımız, çok yaparak çok sevap kazandığımız bir ay olması lazım. Çeşitli hayırları yapmakta gayret göstermenizi de tavsiye edeceğim.

Allah-u Teâla Hazretleri bu ayın; hayrındandan, feyzinden, bereketinden, ikramlarından, ihsanlarından, lezzetlerinden, mükâfatlarından cümlenizi hissedar eylesin siz de onlara erin. Allah mahrum eylemesin, yardım eylesin, tevfîkini refîk eylesin; cümlenizi, cümlemizi sevdiği kulları zümresine dâhil eylesin, sevmediği herhangi bir işi yapmaktan şiddetle bizi korusun. Şeytana, nefse uymaktan korusun. Yolunda dâim, zikrine müdâvim, ibadetini yapan hayırlı, edepli,feyizli, salih, velî, mahbub, makbul, matlub, müeddeb, zarif, âbid, zahid kullar olmayı nasip eylesin. Hem bu dünyada aziz ve bahtiyar eylesin hem âhirette taltif eyleyip cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin. Peygamber-i zîşânımıza Firdevs-i Âlâ'da cümlenizi komşu eylesin aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.

Ramazanınız tekrar tekrar mübarek olsun. Allah nice nice Ramazanları idrak etmenizi, sevdiği kullar olmanızı nasip eylesin.

Bi-hürmeti habîbihî Muhammedini'l-Mustafâ ve bi-hürmeti esrâr-ı sûreti'l-fâtiha.

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA