10.02.1995 - Köle Azat Etmek, Bu Ayda 4 Şeyi Artırın

10.02.1995 - Köle Azat Etmek, Bu Ayda 4 Şeyi Artırın
Ramazanınız mübarek olsun aziz ve sevgili Akra dinleyicileri;
Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi dünyada ve âhirette üzerinize olsun.
Efendimiz köleleri çok düşünürdü; âzat olmaları konusunda, onlara iyilik yapılması konusunda teşvikleri vardı. Burada da diyor ki:
''Kim kölesine vazifeyi, hizmeti hafifletirse bu ayda Allah onu mağfiret eder ve onu cehennemden âzat eder.''
‘Kölesine acıdı, Ramazan'da hizmeti hafifletti, onu çok yormadı diye efendiyi mağfiret eder ve cehennemden âzat eder.' diyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretleri köleleri de kayırıyor. Raûf ve Rahîm sıfatlarına sahip ya; o önemli sıfatlar... Kur'ân-ı Kerîm'de ona verilmiş sıfatlar.
Peygamber Efendimiz'in tavsiyesine geldik. Hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz diyor ki;
''Bu ayda dört şeyi arttırın, çok yapın.'' Hasletâni yurdûne bihâ Rabbeküm. ''Bunlardan iki tanesi ile Rabbinizi kendinizden razı edersiniz; yani Allah'ın rızasını kazanırsınız.'' Ve hasletâni. ''Diğer iki tanesiyle de'' lâ gınâ leküm anhümâ. ''İki tanesi de sizin ihtiyacınız olan şeylerdir; onlardan müstağni kalamazsınız, size mutlaka lazım olan iki şeydir.''
Fe-emme'l-hasletânilletâni türdûne bihâ Rabbeküm.
“Rabbinizi kendinizden razı edeceğiniz iki şey nedir?”
Fe-şehâdetü en lâ ilâhe illallah. ''Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmek.'' Eşhedü en lâ ilâhe illallah demektir; Lâ ilâhe illallah demektir. Eşhedü sözünü söyleyerek de söylemeyerek de Kelime-i Tevhid çok önemli!
Muhterem kardeşlerim!
Yirminci yüzyılın medeniyetin bu kadar ilerlediği şu zamanında hâlâ güneşe tapan insanlar var. Buyurun işte Japonlar, Çinliler güneşe tapıyorlar. Hâlâ öküze tapanlar var, buyurun Hintliler, Budistler, vesaireler. Ne kadar yalan yanlış şeylere tapan insanlar var. Hatta kendilerine ilâhî kitap indirilmiş hristiyanların bile puta tapması ne kadar ayıp, ne kadar yanlış. Üçleme yapması, teslis dediğimiz trinite ne kadar yanlış. Onun için biz diyoruz ki;
Lâ ilâhe illallah.
''Allah var, şerîki, nazîri yok; o tektir. Allah'tan gayri mâbud yoktur.'' diyoruz. İşte bunu deyince Allah kulundan razı oluyor. Allah'ı razı etmek için söylenmesi gereken bir söz. Onun için Lâ ilâhe illallahı çok söyleyin.
Bu arada ben de şimdi taşı gediğine koyayım. Türkiye'de tasavvufa karşı insanlar da var. Ben de onlara demiştim ki:
''Ramazan tasavvuf ayıdır.'' Kur'ân-ı Kerîm'den, hadîs-i şerîflerden delillerini gösteriyorum; sözlerimi onun için söylüyorum. ''Ramazan tasavvuf ayı'' demiştim; buyurun işte Ramazan tasavvuf ayı. Resûlullah Efendimiz çok Lâ ilâhe illallah demeyi teşvik ediyor, tavsiye ediyor. ''Bunu yaparsanız Allah'ın rızasını kazanırsınız, Allah'ı kendinizden razı etmeye sebep olur.'' diye teşvik ediyor. İşte gördünüz mü? Ramazan nasıl tasavvuf ayıymış, ortaya çıkıyor.
Yapılacak şeylerden birisi Lâ ilâhe illallah veya Eşhedü en lâ ilâhe illallah demek, çok demek. Bir de dervişin tesbihine de çatarlar, çok söylemesini hoş görmezler. Ama Resûlullah Efendimiz tavsiye ediyor ve çok hikmetleri var.
Testeksirû! ''Çoğaltın, yapabildiğiniz kadar çok yapın.'' diyor. Ve testağfirûnehû. ''Ve Allah'tan mağfiret isteyeceksiniz.'' Tevbe ve istiğfar edeceksiniz; bunu da Allah çok sever. ''Affet beni Allah'ım!'' demek, ''Beni mağfiret eyle Yâ Rabbi!'' demek, ''Affetmeyi seversin, beni afv u mağfiret eyle Yâ Rabbi!'' demek.
Estağfirullâh el-azîm ve etûbu ileyh. Bu da Allah'ı sizden razı edecek olan bir ifade, bir söz; bu da çok güzel.
Neden?
Kul hatasını anlıyor, Mevlâsını biliyor ve O’ndan af diliyor. Ne kadar güzel bir şey…
Bizim kardeşlerimizden bakanlık da yapmış olan bir kardeşimizdi galiba; yeğenini Hocamız'a getirmiş, elini öptürmüş. Demiş ki;
''Hocam yalnız bizim bu yeğenin bir kusuru var.''
''Nedir?'' demiş?
''Bu, sadece imtihan vakitlerinde imtihanları geçeyim diye abdest alır, namaz kılar.'' demiş. Yani ayıp; neden ayıp? Her zaman kılmıyor da başı sıkışınca namazı kılıyor, muntazaman kılması gerekirken sadece imtihan zamanlarında kılıyor. Ayıpladığı için, yeğeni bu kusuru bıraksın diye, mahcup olsun da düzeltsin diye böyle söylemiş. Ama Hocamız'ın cevabı çok hoşuma gitti. Hocamız buyurmuş ki;
''Aferin bak, başı sıkıştığı zaman nereye müracaat edeceğini nasıl biliyor.''
İmtihanda, başı sıkıştı geçmesi lazım, heyecanlı bir iş. Geçerse sınıfı geçecek, mezun olacak, iş güç sahibi olacak. Geçemezse sınıfta kalacak, okuldan atılırsa anası babası ne kadar üzülür. ''Bak başı dara gelince nereye müracaat edeceğini bilmesi ne kadar güzel.'' demiş. Bu da Hocamız'ın kemâlâtından bir numune. O kişiyi mahcup etmedi. Evet, ayıptır doğrusu. Bir insanın alaca namaz kılması, bazen kılıp bazen kılmaması yanlıştır.
İnsana; ''namaz kılmak madem güzel, o halde niye devamlı kılmıyorsun?'' derler. Ayıptır ama Hocamız onu mahcup etmiyor. Teşvik ediyor; bir de güzel tarafını, haklı tarafını söyleyerek teşvik ediyor.
İşte kul da başı sıkışınca nereye müracaat edeceğini bilmiş olduğundan “estağfirullah” demekle hatasını itiraf etmek, tevâzudur.
Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz diye bir şairin mısraı var. Noksanını biliyor, hatasını anlıyor, boynunu büküyor, Mevlâsına yöneliyor. Allah-u Teâlâ hazretleri bunu seviyor, kulundan razı oluyor. Kul günahlıydı; O’ndan afv ü mağfiret istiyor. Ortada bir suç var da affını istiyor. Suçluluğunu anlayıp Allah'ın affettiğini bilip de O’na yönelmesi, Allah'ın rızasını kazanmasına sebep oluyor.
Bu izahlarımızı özetleyecek olursak, Peygamber Efendimiz, bu ayda ne tavsiye ediyor?
Dervişlik tavsiye ediyor. “Çok lâ ilâhe illalah deyin, çok estağfirullah” deyin demiş oluyor. Sonra,
Ve emme'lletâni lâ gınâ leküm anhümâ. ''Kendisinden vazgeçmeyeceğiniz iki tanesine gelince'' Fe-tes'elûnallâhe'l-cennete ve teûzûne bihî mine'n-nâr. Vazgeçmeyeceğimiz iki şey nedir? ''Onlar da, Allah'tan cenneti istemek ve cehennemden Allah'a sığınmak.''
Tabi vazgeçemeyiz bundan; cenneti istiyoruz. Cennete girmeden olur mu? Ve cehennemden Allah'a sığınmak, cehenneme girmemeyi istemek. Cehenneme girip cayır cayır yanmak ne kadar fena bir şey! ''Aman Yâ Rabbi! Beni cehenneme atma. Yâ Rabbi! Cennetine dâhil eyle.'' diye istemek
Ve men eşbe'a fîhi sâimen sakâhullâhu Teâlâ min havdî meşreben lâ yazmau be’dehâ ebedâ.
Burada son cümleyi söylüyoruz. Cenneti isteyip cehennemden Allah'a sığınmaktan sonra Efendimiz bir kere daha o konuya dönmüş.
''Ramazan gününde kim oruçluyu doyurursa Allah-u Teâlâ hazretleri ona, benim havz-ı kevserimden bir kadeh sunar, öyle bir kâse sunar; o da öyle bir içer ki.'' Lâ yazmau ba'dehâ ebedâ. ''Bir susuzluk duymaz. İliklerine kadar lezzet dolar ve suya kanar. Kevser şarabını içtikten sonra artık bir daha dudak kuruması, susuzluk çekmesi, iç yanması olmaz.''
Allah-u Teâlâ hazretleri cümlemizi cennetine dâhil eylesin, cehennemden âzat eylesin ve Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in o mübarek havz-ı kevserinden, o nurdan kâselerle doya doya nûş etmeyi sizlere de bizlere de nasip eylesin.
Allah-u Teâlâ hazretleri, cümlemizin Ramazanlarını mübarek eylesin. Oruçlarınızı, teravihlerinizı, hayrât u hasenâtınızı, iftarlarınızı, ziyafetlerinizi, ibadet ve taatlerinizi kabul eylesin. Cehennemden âzat olan, rahmetine nail olan, mağfiretine mazhar olan kullarından olmayı nasip eylesin. Nice nice nice Ramazanlara sıhhat ve afiyetle ulaşın. Allah-u Teâlâ hazretleri sizi sevdiklerinizle beraber bahtiyar eylesin. Her şey gönlünüzce, muradınızca, Allah'tan dilediğiniz şekilde olsun.
Esselâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtühû
10.02.1995 -
Oruç, Teravih, İtikaf
10.01.1997 -
Ramazanın İlk Günleri,
